Okuduğumuz Kitaplardan En Beğendiğimiz bölümler...

  • Konbuyu başlatan emine38
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde En Son Okuduğum Kitap kategorisinde emine38 tarafından oluşturulan Okuduğumuz Kitaplardan En Beğendiğimiz bölümler... başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 204,010 kez görüntülenmiş, 518 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı En Son Okuduğum Kitap
Konu Başlığı Okuduğumuz Kitaplardan En Beğendiğimiz bölümler...
Konbuyu başlatan emine38
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Codex
H

hayalhane

Kullanıcı
3 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
36
İnan isimlerini pek hatıalrmıyorum içinde çok öykü vardı.
Yaz tatilinde ilk Yedek Parça Kitabını okudum. 4 Kitabını okudum yaz tatilinde.

Yedek Parça
Damda Deli Var
Biz Adam Olmayız
Yüz Liraya Bir Deli

şimdide bir de Mahallenin kısmetini okuyorumçYeni başladım. :D :D
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Hımmm anladım senin henüz büyümemiş bir çoçuk oldugunu unutmuşum roman tavsiye ediyorum üstelik kalın sayfalı e elbet zorlanmışındır-ama büyümenin vakti geldiiii-  :mad:
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
" 'Önce kelime vardı,' diye başlıyor Yohanna’ya göre İncil. Kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık... Kelimenin bittiği yerde başladı; Kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler, Yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, Kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve Kelimeler insanın aklına geldikçe, Yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu."



Bir silgi gibi tükendim ben,başkalarının yazdıklarını silmeye çalıştım..Mürekkeple yazmışlar oysa ben kurşunkalem silgisiydim azaldığımla kaldım!

Sayfa 598

Oğuz atay / Tutunamayanlar




 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
"Kavga, insanla kader arasında değil artık, insanla kelime arasında. Rüyaları o bayraklaştırıyor. Yığınlar onun için yaşıyor, onun için dövüşüyor, onun için ölüyorlar... Mukaddeslerin rengine bürünen bir bukalemun kelime, semavi kitapların şeytanı. Ve en tehlikelileri toprağımızda doğmayanlar.. Sol’la sağ, bu karanlık... kafilenin öncülerinden ikisi."


Bu Ülke - Cemil MERİÇ
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
"Tabular tabular.. Her adımda şuura dur emrini veren bir jandarma neferi. Her kapının arkasında, elinde bıçak, bekleyen bir harem ağası. Düşünme! Düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp, "efendim bizde filozof yetişmiyor" diye ah-u vahlar.."

Jurnal II - Cemil MERİÇ
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0

Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun? bütün hayatımca bu cam kırıklarını beyin zarımın üzerinde taşımak ve onları oynatmadan son derece hesaplı düşünmek zorundayım. bir filimde görmüştüm doktor : senin gibi gene bir doktor olan ve sözüm meclisten dışarı, delice planlar kuran frankeştayn adlı biri, büyük bir bilimadamını öldürerek, beynini çalıyordu. ona karşı koymak istiyen iyi niyetli bir genç adam da frankeştayn'la mücadele ederken, içinde beynin bulunduğu kavanoz kırılıyor ve cam kırıkları bu üstün beyne batıyordu. biliyorsun filmlerde böyle iyi niyetli genç adamlar olmasa her şeyin sonu çok kötü biter; üstelik bu işin sonu, iyi niyetli adam rağmen çok kötü bitti: cam kırıkları hiçbir zaman beynin üzerinden tam manasıyla temizlenemedi; çünkü beynin zarını zedelemesinden korkuldu. bence bu tehlike göze alınmalıydı; fakat o zaman bu, başka bir hikaye olurdu ve biliyorsun ki doktor, ben bütün hikayelerin başka türlü olmasını isterdim aslında. işte doktor, yukarda sözü geçen beyindir kafamın içindeki.



Oğuz ATAY / Tehlikeli oyunlar Sy:333
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Önümüzdeki hayat... Her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. Halbuki zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. Bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanıyorduk. Yahut bana öyle geliyordu.


Sait Fait ABASIYANIK / Sarnıç
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Yüreğimde küçük bir serçe ürkekliğinde sevdan. Dokunsam uçup gideceksen, bıraksam kaçacak. Pır pır eden yüreğim mi, yüreğime hapsolmuş küçük serçe mi bilmiyorum.

Kuşlar uçuyor üzerimden, ben kuşlar oluyorum. Özgür oluyorum alabildiğine, hapsolmuş oluyorum çaresizce. Bir tabak yeme üşüşen güvercin sürüsünden biri oluyorum itiş kakış, kafeste bülbül oluyorum.

Uzak diyarlara göç ediyorum mevsim dönerken, bir ağaç kavuğunda ömür tüketiyorum. Sürekli çekingen sürekli kaçmaya hazırım. Korkuyorum tetikteyim. Havalanıp giderken geride bıraktığım korkum oluyor, güvende hissediyorum.

Yüreğimde küçük bir serçe ürkekliğinde sevdan. Ben ne zaman yüreğime değmek istesem korkuyorum. Kaçacağımdan korkuyorum, kaçacağından korkuyorum. Güvende hissetmek için iç güdüsüne güvenen kuşlar gibi, her korktuğumda gidiyorum.



Sait Faik ABASIYANIK / Son Kuşlar..
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Yemek odasının kapısında durdu. Masaya elleri dayalı uyuklar vaziyetteki ölüyü seyretti. Onu uyuyor sanıyordu. Ağır ağır yürüdü. Omuzlarından tuttu. Dudaklarını soğumaya başlamış yanaklara sürdüğü zaman ürperdi.


Ölümün karşısında, ne yapsak, muvaffak olmuş bir aktörden farkımız olmayacak.O kadar, muvaffak olmuş bir aktör.


Sait Faik ABASIYANIK / Semaver
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Umutsuzluk susar..Kaldı ki susmak bile,eğer gözler konuşuyorsa bir anlam taşır..
---
Kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim
---
İnsanlarla uzun süre yaşayamıyorum. Sonsuzluğun payından bana biraz yalnızlık gerek
---
İnsan, kendisine bir mana vermeye çalışan tek mahluktur.
---
İnsan, kendi kendisinden saklamaya çalıştığı yanını sevmez.
---
İnsanı savunuyorum, çünkü düştüğünü gördüm...



Albert CAMUS /Yabancı
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Bir keresinde yukarıda bir gürültü olmuştu galiba, rüzgar bir kapıyı çarptı sanmıştım. Fakat nasıl olur? Onun tavan arasına çıkmasından günlerce sonra duymuştum bu sesi. Ve ben günlerce bir köşeye büzülüp kalmıştım. Hiçbir yere çıkamamıştım. Ateş etmişti demek. Yoksa kalbine...

Titreyerek eğildi: Kalbine bakmalıyım. Elbisesinin sol yanı çürümüştü; elinin hafif bir dokunuşuyla dağıldı. İçinden bir sürü hamamböceği çıkarak ortalığa yayıldı. Onun bakımıyla ilgilenmedim, elbiselerini hiç gözden geçirmedim; belki de dikmediğim bir sökükten yemeye başladılar hamamböcekleri onu. Deliği büyüttüler sonunda. Eliyle elbisenin altını yokladı. Neyse iç çamaşırlarından öteye geçememişler.

Derisi olduğu gibi duruyor. Teni çok sıcak sayılmaz ama kalbi yerindedir herhalde. Korkarak göğsünün sol yanına dokundu: İşte orada biliyorum. Başka türlü yaşayamazdım çünkü. (Çünkü'yü cümlenin başında söylemeliydim, şimdi kızacak. Evet, her an onun sözlerini düşünerek yaşadım, şimdi acaba ne der diye düşündüm.) Yalnız bu kadarı çürümüş. İyi. Şimdi onu nasıl inandırabilirim bütün bu süreyi onunla birlikte yaşadığıma? Onun unutmuş gibi yaşarken onu düşündüğüme? Anlamaz, görünüşe kapılır, anlamaz. Başkasına rastladığım için, bu yeni ilişkinin her şeyi unutturduğunu düşünür.Oysa her şeyi hatırlıyorum; tavan arasına çıktığı gün bu elbiseyi giydiğini bile. El fenerini ölünün üzerinde dolaştırdı: Örümcek ağlarının gerisinde sesli bir görünüşü var.

Yalnız ağların arasından elimi, onun kalbine götürdüğüm yer biraz karanlık. Rüya gibi bir resim. Birlikte hiç resim çektirmemiştik. Bir sürü şey gibi bunu da yapamadık nedense; bir türlü olmadı. Bir koşuşma, durmadan bir şeylerle uğraşma... Neden koşuyorduk, acelemiz neydi? Tavan arasına çıktığı güne kadar, bir şeyin arkasından hep başka bir şey yaptık, hiç durmadık, hiç tekrarlamadık. Sonra köşemde kaldım günlerce; ne yedim ne düşündüm. Sigara içtim durmadan.

Evi yaşanmaz bir duruma getirdim sonunda. Bir savaş sonu kargaşalığı sardı her yanı. Düzen içinde yaşamayı bir bakıma sevdiğim halde, dayanılmaz bir pislik ve pasaklılık içinde çırpındım. Belki de böylece kendimi cezalandırmış oldum. Sokağa fırlamak, 'ona' gitmek için, öldürücü bir ümitsizliğe düşmek istedim. Kim bilir? Belki de, kendim için böyle kötü şeyler düşünmemi istersin diye söylüyorum bunları. Fakat senin öleceğini, kendini öldüreceğini hiç düşünmedim. Uzak bir yerde, hiç olmazsa görünüşte sakin bir yaşantı içinde olacağını hayal ettim senin.

Işığın altından kaçmaya çabalayan bir hamamböceği takıldı gözüne, kendine geldi. El feneriyle izledi böceği: Çirkin yaratık, yukarı çıkmaya çalışıyordu ağlara takılarak. Böceğin ayakları, elbiseyi parçalar diye korktu. Yıllar geçmişti, küçük bir dokunuşa dayanamazdı, kim bilir? İşte, boynundan yukarı doğru çıkıyor, yanağında biraz sendeledi: Sakalı biraz uzamış da ondan; zaten her gün tıraş olmayı sevmezdi. Yanaktan yukarı çıkan böcek, şakağa doğru gözden kayboldu. El fenerini oraya tutsam mı?

Hayır. Korktu; fakat yarı karanlıkta kurşunun deliğini gördü. Titreyerek geri çekildiği sırada, aynı delikten çıktı hamamböceği: Bacaklarının arasında küçük, pürüzlü bir parça taşıyordu. Dehşete kapılarak feneri deliğin içine tuttu: Işınlar, kafatasının iç duvarlarında yansıdı. Eyvah! Böcekler beynini yemişlerdi, en yumuşak tarafını. Belki de hamamböceği son parçayı taşıyordu. Kendini tutamadı: "Seni çok mu yalnız bıraktılar sevgilim?" dedi. Aşağıdan, başka bir deliğin içinden sevgilisinin sesini duydu.

"Bir şey mi söyledin canım?"

Elini telaşla kitap sandığına soktu. "Hiç" diye karşılık verdi aceleyle. "Kendi kendime konuşuyordum."


Oğuz ATAY / Korkuyu Beklerken / Unutulan
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Bilim uzun ve çetin bir yoldur çocuklar. Bilimi yarı yolda bırakmayın, olur mu çocuklar? Oppenheimer gibi hissediyorsanız, bırakın yüksek binaları başkası yapsın, büyük barajlarda başkası çalışsın. Bazılarına çok uzaklardan bile görünen yüksek yapılar kurmak çekici gelecektir. Bırakınız bu işleri öyleleri yapsın. Bazıları da insanları çalıştırmak, büyük teşebbüsleri idare etmek ihtirası ile yanarak kuvvetli olmak isteyeceklerdir. Bırakınız parayla da onlar uğraşsın. Sizin kuvvetli olmak gibi bir derdiniz yoksa, siz de Leonardo Da Vinci gibi 'Kuvvet nedir?' diye merak ediyorsanız buyrun sizleri Mekanik kürsüsüne beklerim. Çünkü bazılarına göre 'Kuvvet' para ile organizasyonun çarpımına eşittir; bize göre de kuvvet ivme ve kütleyi ilgilendiren bir büyüklüktür. Bu iki formülü birbiriyle karıştırmayın olur mu çocuklar?



Oğuz ATAY/Bir bilim adamının romanı (Mustafa İNAN)
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
"Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum"



-Kemal oğlum, ben bu evi,hatıralarımı bırakamam,ne yapacağız?

-O zaman evi hatıralarımızla sergileyeceğimiz bir yere çevireceğiz Nesibe Hala,diyordum bende ona..


Masumiyet müzesi/Orhan PAMUK
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Yağmurun içindeki her günkü dünya: “Hadi çabuk ol. Yeter artık. Gel buraya. Bizimle beraber olman lazım. Böyle biteviye sütçü dükkânında kalıp, yeniden doğmuş numarasıyla oturamazsın. Seni bekliyoruz. Alıp götüreceğiz. Her şey, bütün insanlar seni bekliyor. Onların arasında oynadığın oyunu bitirmeye mecbursun. Yeniden doğulmaz. Doğsan bile n’olacak? Seni iki senede, iki senede değil, iki günde aynı insan ederiz. Aynı kendini düşünen, aynı haris, aynı kıskanç, aynı kötü huylu, aynı sarhoş, aynı budala oluverirsin. Seni aynı hastalıkla yıkmak için elimizde her şey var. Hem canım sen nasıl bir dünya istiyorsun? Görülmemiş, işitilmemiş, tadılmamış, yazılmamış, yaşanmamış... Olur mu böyle şey? Hadi gel. Dön her günkü hayatına.
Akşam artık süt içmeyeceksin.Sana halis içine su ile ispirto karıştırılmış pekmez içireceğiz.Öylesine hayattan hoşnut olacaksın ki,şimdiki gibi elle tutulmayan,-gözle görülmeyen,yalnız işte böyle araştır-sezeceğin ümitlerle yapılmamış ama belli,göze görünürşarapla başlayan yalancı kahramanlıklarla dolu ümitleri bulunca karşında,sabahki halinden utanacaksın.Yarın sabah yineherzamanki gibi ağzın küflü,yapış yapış bezgin uyandıracağım seni.


Sait FAİK ABASIYANIK/Şeçme hikayelerden Sütten alınmıştır.."
Haritada bir nokta" hikayesinide kesinlikle tavsiye ederim..
Kalemi yontuktan sonra tuttum öptüm.
"YAZMAZSAM DELİ OLACAKTIM... "


Bu sözü SAİT fAİK'in çıkış noktasıdır ve "haritada bir nokta" adlı öyküsünde neden yontup kalemi eline aldıgını da görürsünüz..
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Ah o andaki sesim!nasıl tanıyordum o sesi ve hıçkıran bütün vücudumu...Bütün ömrümce kaç defa rüyalarımdan kulaklarımda hep aynı gözyaşlarıyla ıslak bu sesle ve içimde bu korkuların ta kendisiyle uyanmıştım.. Korku... korku ve insan, korku ve insan tahlili, insanın insana hücumu. o hiç yere düşmanlık. Fakat neyi aldatabilirdim, kime anlatabilirdim? insan neyi anlatabilir?..


Ahmet Hamdi TANPINAR/Saatleri Ayarlama Enstitüsü
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Çevresine bakındı, yoktu. Oturma odasını da aradı, orada da yoktu. Bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken, bir sigara küllüğü yoktu.
Kadınlar da böyleydi. dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu.

Aylak adam/Yusuf ATILGAN
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
-Film iyiydi değil mi abi?
-İyiydi,dedi gülümseyip.
Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde;Sözle,yazıyla,resimle yada susarak!!!

Anayurt oteli/Yusuf ATILGAN
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
(...)Sırrını çözdüm hergelenin!
Bekçi,soran bakışlarla sözün gerisini bekliyordu.
Muhtar susmuştu oysa;gözlerini masadaki mühür kesesine dikmiş,Cennet'in oğlunu düşünüyordu...Artık ona göre oda bir yok'tu;hem de yok olmak yöntemi şimdikilerinden farklıydı...O ne asker hamdi ve ailesi gibi ansızın kaybolmuş,ne çerçi gibi gelip geçmiş,ne aynalı Fatma gibi dağlara yürüyüp gitmiş,ne de Güvercin gibi uçmuştu...
Hatta Cıngıl Nuri gibi ruhum sıkılıyor diyerek yılların arkasınada kaçmamıştı...Göz göre göre yok olmuştu o;kendi görünürlüğünün derinliklerine çekilmişti...
Her gün her yerde karşılaşacaktı eskisi gibi,sesi işitilip kokusu duyulacak,ama asla ona ulaşılmayacaktı...Herhalde kendi varlığına karışarak yok olmak en akıllıca yöntemdi...Belki de bu yüzden delirmişti Cennet'in oğlu;kendini kendine gömebilmesi için de herkesten akıllı davranması gerekmişti...

Gölgesizler/Hasan Ali TOPTAŞ
 
M

M

Kullanıcı
31 Tem 2008
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Alabilceklerini kendin al ve başkalarının senı avuçlarının içine almasına izin verme! Kendine ait olmak;yaşamda esas mesele budur.

Turgenyev-İlk Aşk
 
Üst