Mevlâna (1207-1273)

  • Konbuyu başlatan SPARTALI
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kim, Neyi, Nasıl Başardı? kategorisinde SPARTALI tarafından oluşturulan Mevlâna (1207-1273) başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 9,235 kez görüntülenmiş, 21 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kim, Neyi, Nasıl Başardı?
Konu Başlığı Mevlâna (1207-1273)
Konbuyu başlatan SPARTALI
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan GulsahToptas
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
S

SPARTALI

Kullanıcı
6 Ocak 2009
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul




Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur.

Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.

Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'ten ayrıldı.

Sultânü'l-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış Mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaşmıştır. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.

Sultânü'l-Ulemâ Nişâbur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâbe'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldi. Karaman'da Subaşı Emir Musa'nın yaptırdıkları medreseye yerleşti.

1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldı. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun' u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devletinin egemenliği altında idi. Konya ise bu devletin başşehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve devletin hükümdarı Alâeddin Keykubad idi. Alâeddin Keykubad, Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.

Bahaeddin Veled, sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldi. Sultan Alâeddin onu muhteşem bir törenle karşıladı ve ona ikametgâh olarak Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni tahsis etti.

Sultânü'l-Ulemâ, 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi seçildi. Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'na bugünkü yerine defnedildi.

Sultânü'l-Ulemâ ölünce talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Medrese kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'te "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.

Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü Hakk'ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı.

Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine, yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
Paylaşım için teşekkür ederim. :)
Daha önce başka bir konu içinde paylaşmıştım ama tekrar bu konuda da paylaşmak istiyorum;
özellikle Mesnevi/ 6 kitap okunması gereken kitaplarımız arasında olmalıdır.
Çünkü hayata dair, hüzne, doğaya, kişiliğe, dostluklara bakışlarımıza vs.... dair çok güzel bilgiler, örneklendirmeler olarak günümüze aktarılmıştır.
Ve son kitaplara doğru Şems'ten de bahsetmektedir.
Çabuk değil sindirerek okunacak bilgiler vardır.
 
H

hayalhane

Kullanıcı
3 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
36
teşekkürler.
Bence Hz. Mevlana aşk konusunu dini yönde anlatan bir Hak Teala dostudur.Çok şanslıyız ki böyle bir Hak dostu TÜRK tür.
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Mevlanayı ve eserlerinin çoğunu hayranlıkla okumuşumdur, iç dünyamın şekillenmesinde en büyük payı olan yazarlarındandır.
 
H

hayalhane

Kullanıcı
3 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
36
umarım yanlış anlaşılmam ama sn. manas arkadaşım Hz. Mevlana bir yazar değildir.Hz. Mevlana bir din bilgini,bir din alimidir.Yazmış olduğu eseri Mesnevi ise gerçek hayatların birer aynası olan hikayeleriyle bizlere aslında bir masal anlatmıyor.Bizlere hikayeleriyle mesajlar verir.
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
hayalhane' Alıntı:
teşekkürler.
Bence Hz. Mevlana aşk konusunu dini yönde anlatan bir Hak Teala dostudur.Çok şanslıyız ki böyle bir Hak dostu TÜRK tür.
Hak Teala dostu/ aşık/ iyi bir dost ...
ama en çok iyi bir insan olmak, yardımsever olmak, çevrene saygılı olmak gibi bir çok insani özellikleri benzetmelerle anlatması belkii de en çok etkileyen kişiyi...
çünkü direk " sen şunu yapmalısın vs..." tabirleri her zaman itici olduğundan örneklemeleri genelde ya hayvan ve doğadan yada kendi ve dostluğundan..
 
S

SPARTALI

Kullanıcı
6 Ocak 2009
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Hepinize tessekkur ederi... katkıda buluna bilmeşşem ne mutlu bana...
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
hayalhane' Alıntı:
umarım yanlış anlaşılmam ama sn. manas arkadaşım Hz. Mevlana bir yazar değildir.Hz. Mevlana bir din bilgini,bir din alimidir.Yazmış olduğu eseri Mesnevi ise gerçek hayatların birer aynası olan hikayeleriyle bizlere aslında bir masal anlatmıyor.Bizlere hikayeleriyle mesajlar verir.
Kitap yazmamış mıdır kitapları yok mudur niye yazar demeyeyim anlamadım. Şuna itiraz edebilirsiniz sadece, Mevlanayı yazar diyerek geçiştiremeyiz onu ifade etmek için çok daha güzel ifadelerde bulunmalıyız deseniz anlarım sizi.
Benim burda yazar demem asla Mevlanayı yerme hor görme anlamnda değildir öküzün altında buzağı aramayalım.
 
H

hayalhane

Kullanıcı
3 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
36
estağfurullah ama Hz. Mevlana yı sadece yazar diye açıklarsanız ki günümüzde  çok çok iyi yazarlarız olduğu gibi ahlaki sınırlarımızın dışında yazılar yazan yayınlayayan YAZARLAR olduğu gibi afedersiniz sapık YAZARLARda var.Siz veya her hangi bir arkadaşım Hz. Mevlanayı yazar diye hitaplandırırsa Hz. Mevlana da bu tür deki yazarların arasına girmiş olurdeğilmi ama :)EĞER SİZİ KIRICI BİR SÖZ SÖYLEDİYSEM AFFOLA.SANIRIM KENDİMİ İYİ ANLAMDA İFADE EDEBİLMİŞİMDİR ;D
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Mevlanayı yazar diyerek geçiştirmek istemedim istemem de. Mevlananın neredeyse tüm eserlerini okuyan biri olarak bu şekilde değerlendirilmem hoşuma gitmedi sadece.
 
H

hayalhane

Kullanıcı
3 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
36
Ama ben sizi değerlendirmedim.Sadece Hz. Mevlana nın yazar denilmesi bana biraz garip geldi.Hz. Mevlana birkere yazar değil.Yazar demek birkonu hakkındaki bilgileri olan kişinin roman,hikaye vb. şeyleri yazmasıdır.Hz. Mevlana ise yazdığı eserlerde insanlara mesaj veriyor.Bu nedenle yazar denilmesi o nu diğer ahlaki sınırlar dışında yazan yazarların da arasına soktuğu için ben Hz. MEVLANA'ya yazar denilmesin ekarşıyım yanlış anlaşılmasın size DEĞİL.
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
hayalhane' Alıntı:
Ama ben sizi değerlendirmedim.Sadece Hz. Mevlana nın yazar denilmesi bana biraz garip geldi.Hz. Mevlana birkere yazar değil.Yazar demek birkonu hakkındaki bilgileri olan kişinin roman,hikaye vb. şeyleri yazmasıdır.Hz. Mevlana ise yazdığı eserlerde insanlara mesaj veriyor.Bu nedenle yazar denilmesi o nu diğer ahlaki sınırlar dışında yazan yazarların da arasına soktuğu için ben Hz. MEVLANA'ya yazar denilmesin ekarşıyım yanlış anlaşılmasın size DEĞİL.
Yanlış anlaşılma var sanırım Hayalhane.
Çünkü Manas'da anladığım kadarı ile diğer yazarlarla bir tutmuyor fakat günümüze kadar, yaşam biçimi, kitaplarını aktardığı için yazar kelimesi ile bize yorumunu aktarmak  istemiştir. :)
 
H

hayalhane

Kullanıcı
3 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
36
Ama Sn. Gülşah arkadaşım beni sen anlamışsındır umarım.Sence benim cevaplarımda bir hakaret veya bir eleştiri varmı?Çünkü günümüzdede ahlakı zayıf yazarlarda var.Bir Hak dostuna yazar denilerek bu tür yazarlar arasına girmesine karşı çıktım ben.Lütfen Manas arkadaşımın beni birazdaha anlayarak okumasını rica ederim
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
hayalhane' Alıntı:
Ama Sn. Gülşah arkadaşım beni sen anlamışsındır umarım.Sence benim cevaplarımda bir hakaret veya bir eleştiri varmı?Çünkü günümüzdede ahlakı zayıf yazarlarda var.Bir Hak dostuna yazar denilerek bu tür yazarlar arasına girmesine karşı çıktım ben.Lütfen Manas arkadaşımın beni birazdaha anlayarak okumasını rica ederim
Hakaret anlamında belirtmemiştim :)
Ve Mevlana'nın eserlerini okumuş biri olarak, sitesini arada ziyaret edip, bilgilerimi tazeleyen biri olarak demek istediğinizi anlıyorum  :) ama bir çok yorumunuzda aynı şeyi yazmışsınız ve Manas'sa size açıklamış zaten, kimse sizin dediğinizi yanlış anlamıyor ve önemli olan burada paylaşılan bilginin amacı değil mi?  ;) :)
 
H

hayalhane

Kullanıcı
3 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
36
EVET ben de sizi çok çok iyi anlıyorum.Ama Hz. Mevlana ya yazar demesi yerine daha uygun bir cümle daha kullana bilirdi.Ben bunu vede kendi düşüncemi anlatıp ifade etmeye çalıştım.Ben buradaki hatamı anlıyor ve sizlerden ÖZÜRDİLİYORUM.ama yine beni anladığınız için teşekkür ederim
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
hayalhane' Alıntı:
EVET ben de sizi çok çok iyi anlıyorum.Ama Hz. Mevlana ya yazar demesi yerine daha uygun bir cümle daha kullana bilirdi.Ben bunu vede kendi düşüncemi anlatıp ifade etmeye çalıştım.Ben buradaki hatamı anlıyor ve sizlerden ÖZÜRDİLİYORUM.ama yine beni anladığınız için teşekkür ederim

Özür dilenecek bir şey yok, sonuçta ortak fikirlerimizi paylaşıyoruz ve inanın demek istediğiniz anlaşılıyor  :)
Kendi açımdan "yazar mı değil mi ? " den çok bize aktardıkları  :)
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Sağaolasın GÜlşah ben yokken tercüman olmuşsun bana.
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Ayrıca "yazar" denilebilir, yazmıştır.
Değerlendirilir ve tarihte yerini alır.
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Sonuçta iyi kötü... bir eser bırakan yazan, yazar olarak adlandırılırsa ne zararı var? Hakları teslim edilmiyor mu?
Binlerce düşünür yazarak fikirlerini yaymaya çalışmdı mı?
Ve hepsi aynı değerde mi?
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst