” Kınalı Ali ”

  • Konbuyu başlatan mehmetd
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kim, Neyi, Nasıl Başardı? kategorisinde mehmetd tarafından oluşturulan ” Kınalı Ali ” başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 2,588 kez görüntülenmiş, 2 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kim, Neyi, Nasıl Başardı?
Konu Başlığı ” Kınalı Ali ”
Konbuyu başlatan mehmetd
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan seyhanbey
M

mehmetd

Kullanıcı
23 Şub 2007
En iyi cevaplar
0
0
Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da
onlarla Sohbet ediyor, ’ Nerelisin?’ gibi sorular soruyordu.
Gözleri bir ara, saçın ortası sararmış bir delikanlıya takıldı Yanına
çağırdı ve merakla sordu:

” Adın ne senin evladım?” dedi.

” Ali, komutanım” dedi.

” Nerelisin?”

” Tokatlıyım, komutanım, Tokat’ın Zile kazasındanım...”

” Peki evladım,bu kafanın hali ne?

Saçların ortası neden kırmızı boyalı böyle?”

” Cepheye gelmeden önce anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden yaktığı
da bilmiyorum.”

” Peki dedi üsteğmen. ”Gidebilirisin Kınalı Ali.”

O günden sonra Ali’nin adı Kınalı Ali oldu.

Cephede tüm arkadaşları Kınalı Ali demekle yetinmiyor, saçındaki kınayı da
alay konusu yapıyorlardı. Kınalı Ali, arkadaşlarına karşı sevecen ve dürüst
tutumu sayesinde, kısa sürede hepsinin sevgisini kazandı.
Bir gün memleketine mektup göndermek için arkadaşlarından yardım istedi.
” Anama, babama burada iyi olduğumu bildirmek istiyorum.

Ama okumam yazmam yok. Biriniz yardım edebilir misiniz?”
Biri değil, birçok arkadaşı yardıma geldi.
” Sen söyle biz yazalım” dediler.

Kınalı Ali söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, diğeri de Söylenenlerin doğru
yazılıp yazılmadığı denetliyordu.

” Sevgili anacığım, babacığım hasretle ellerinizden öperim. Ben burada çok
iyiyim, beni sakın merak etmeyin.”

Kız kardeşini, kendinden küçük erkek kardeşinin sağlığı ve hatırı
sorduktan sonra, köydeki herkesin burnunda tüttüğünü ve kimsenin kendisini
merak etmemesini söyledikten sonra, Biz burada var oldukça bilesiniz ki
düşman bir adım bile ilerleyemeyecektir tümcesi ile bitiriyordu.

Tam zarf kapatılırken Ali ” iki üç satır daha ekleteceğini” söyleyerek
Mektubun sonuna şunları yazdırdı.

” Anacığım, beni buraya gönderirken kafama kına yaktın ama, Burada
komutanlarım da, arkadaşlarımda benle hep dalga geçiyorlar. Cepheye gitmek
sırası yakında inşallah kardeşim Ahmet’e gelecek, Onu gönderirken sakın
kına yakma saçına. Burda onunla da dalga geçmesinler. Tekrar ellerinden
öperim anacığım.”

Gelibolu’da savaş giderek şiddetleniyordu. ingilizler kesin sonuç almak
için tüm güçleriyle yükleniyorlardı. Cephede savaşan askerlerimiz önceleri
birer, birer, sonraları beşer,beşer,

Onar, onar şehit oluyorlardı. Gelen destek güçleri de yeterli olmuyor,
onlarında sayıları giderek azalıyordu.

Gelibolu düşmek üzereydi. Kınalı Ali’nin komutanı bu durum karşısında
çaresizdi. Kendi bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Genç erlerine
insan bedeninin süngü ve mermilerle orak gibi biçildiği bu cepheye
göndermek zorunda kalmaması için Allah’a dua ediyordu.
Komutanları düşünceli ve sıkıntılı gören Kınalı Ali ve arkadaşları,
komutanlarına gidip, ondan kendilerini cepheye göndermesini
istediler.Askerlerinin ısrarları üzerine komutanları daha fazla direnemedi
ve ölüme gönderdiğini bile, bile bu isteklerini kabul etmek zorunda kaldı.
Kınalı Ali ve arkadaşları, sevinç çığlıkları atarak cepheye hayır,
bile,bile ölüme gidiyorlardı.

O gün güle oynaya Gelibolu cephesinde ölümle buluşacakları yere koşan
Kınalı Ali’nin bölüğünden tek kişi geri dönmedi. Gidenlerin tümü şehit
olmuştu. Bu olaydan kısa bir süre sonra Kınalı Ali’ye anne, babasından
mektup geldi. Onun yerine komutanı aldı mektubu ve buruk bir ifade ile
okumaya başladı. Cepheye gitmeden önce arkadaşlarına yazdırdığı mektubuna
aile adına babası yanıt veriyordu.

” Oğlum Ali, nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim, selam ederim. Öküzü
sattık, parasın yarısı sana gönderiyoruz, yarısı da yakında cepheye
gidecek küçük kardeşine veriyoruz. şimdi öküzün yerine tarlayı ben
sürüyorum. Fazla yorulmuyorum da. Sen sakın bizi düşünme.”
Babası mektupta köydeki herkesten akrabalarından haberler verdikten sonra
”şimdi * sana diyeceği var” diyerek sözü ona bırakıyordu.
Mektubun bundan sonraki bölümü Kınalı Ali’nin anasın ağzından yazılmıştı
şöyle diyordu anası:

” Oğlum Ali, yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler. Kardeşime de
yakma demişsin.

Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga
geçmesinler.

Bizde üç işe kına yakarlar;

1 - GELINLIK KIZA, GITSIN AILESINE, ÇOCUKLARINA KURBAN OLSUN DIYE

2 - KURBANLIK KOÇA, ALLAH’A KURBAN OLSUN DIYE

3 - ASKERE GIDEN YIĞITLERIMIZE, VATANA KURBAN OLSUN DIYE...

Gözlerinden öper, selam ederim. Allah’a emanet olun
” Ali’nin mektubu okunurken ve çevresindeki herkes onu dinlerken, hıçkıra,
hıçkıra ağlıyordu... ”

yeni hareket gazetesi
alıntı
     
 
K

kewser01

Kullanıcı
21 Kas 2006
En iyi cevaplar
0
0
Tokat
bunun kasetı var bızde dınlıyorum hep ama ben kınalı hasan olarak hatırlıyordum
 
S

seyhanbey

Kullanıcı
14 Nis 2007
En iyi cevaplar
0
0
Tokat
Ben Zile’de görev yapıyorum şu anda, bu hikayeyi Yozgat Sorgun olarak biliyordum daha önce ama gerçekten Tokat/Zile’ye aitmiş. Buraya geldikten sonra öğrendim. Belgeselini izledik gerçekten de Zile’ye aittir ve hikaye’de geçen kişinin torunu hayattadır. Yani Kınalı Ali’dir...
 
Üst