GulsahToptas
Kullanıcı
Herkese göre değil !
Birçok insan yalnızca önüne hazır gelmiş çıktıyı kullanmayı, bilemediniz bazıları önüne geleni düzeltmeyi seviyor. Tasarım, iyileştirme onların derdi değil.
Bu nedenle “beyaz sayfa üzerinde çalışabilenler”, azınlıkta. İş yaşamının kelaynak kuşları onlar.
Bir organizasyon gereksinim duyduğu ürün, hizmet, sistem ve süreçleri dışardan hazır temin etmiş ve bu unsurların gelişimini o tarafa ihale etmişse, başarılı olması için “mükemmel uygulayıcı” olması belki yeterli olabiliyor.
Ancak böyle bir kaynak yoksa, organizasyonun “beyaz sayfa üzerinde çalışabilecek” uzmanlara gereksinimi daha da artıyor.
Gelin görün ki, ülkemizdeki çoğu kuruluşun bilgi birikimini temin edebileceği böyle bir kaynağı yok. Bilgilerini taştan çıkarıp kullanmaları gerekiyor. Bu meydan okumaya bir de bu organizasyonlarda “yoktan var edenlerin sayısı”nın azlığını eklediğinizde bilgi birikimini oluşturmak ve geliştirmeyi sürekli kılmak neredeyse imkânsız bir hal alıyor.
Hal böyle olunca da tasarım, yaratıcılık, iyileştirme çalışmaları bu organizasyonlarda şansa kalıyor ya da bu tür çalışmalar uzun zamana yayılıyor.
Beyaz sayfa üzerinde çalışabilen çalışan sayıları az olan kuruluşlar tasarım ve iyileştirme gereksinimlerini mecburen dış kaynaktan temin etme yoluna yöneliyorlar. Aslına bakarsanız böyle bir ortamda dış kaynağın da işi pek kolay değil. Tasarım ve geliştirme hizmeti veren bu firmalar hem tasarım yaparken kuruluş içinden gerekli desteği alamıyorlar hem de tasarlanan ürün, hizmet ya da sistemi kuruluş içinde devredecek kimseyi bulamıyorlar.
Sonuç; kör topal işleyen sistem ve süreçler, bir türlü oturtulamayan araştırma ve geliştirme faaliyetleri.
Geleceğini düşünen firmalar insan kaynakları yapılanmasını kurgularken kendi gereksinimlerine göre “beyaz sayfa üzerinde çalışabilecek” kadrolarını da hesaba katıyorlar. Bu kadrolar planlanıp oluşturulduktan sonra kimse bu çalışanlara bulaşıp onları operasyonların içine çekip tüm yatırımı mundar etmiyor. İyileştirme çalışmalarında bu çalışanlar katalizör ve lider olarak kullanılıyor, günlük telaşın içinde kurda kuşa yem edilmiyor.
İyileştirmeyi kültürünün bir unsuru haline getirmiş kuruluşlar zaman içinde pişen bu uzmanlar arasından liderlik özelliği olanları geleceğin yönetici adayları olarak seçiyor. Böylelikle beyaz sayfa üzerinde çalışabilen bu kişiler operasyonlara taze bir kan olup sürekli iyileştirme yaklaşımını kuruluşun kültürüne daha kolay enjekte edebiliyorlar.
Kavramsal alt yapısı olmayan her sistem ve yapı iman gücüyle, ite kaka bir yere gidebiliyor. Genellikle bu çabanın varacağı yer de hiç tatmin edici olmuyor.
Süreklilik ve kalıcılık için esas olan ürün, hizmet, sistem ve süreçlerde kendi bilgi birikimini oluşturmak hedef olmalı.
Sürekliliği ve başarıyı arzulayan kuruluşlar ne yapıp edip beyaz sayfa üzerinde çalışabilen uzmanlarına yatırım yapmayı bir maliyet unsuru olarak görmemeli, aksine geleceğin teminatı olarak bu kadroları artırmanın ve elde tutmanın yollarını bulmalı.
Hüseyin Adanalı
