Türkçe ile Yıkanmak

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan korsan
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

korsan

Kullanıcı
Katılım
18 Kas 2007
Puanları
36
Konum
Gaziantep
Bırakılırsa, her şey kirlenir. Üstümüz başımız, odamız evimiz, sokağımız şehrimiz, kullandığımız kullanmadığımız araçlar, hem de durdukları yerde pislenir. Bundandır, ‘temizlik’ işleri, gündelik yaşamımızda, olmazsa olmaz bir yer tutar.

Bırakalım bırakmayalım, dilimiz de kirlenir. Bütün diller gibi. Kullandığımız dilin kirlenmesi bir tek konuşmamızı yazmamızı etkisi altına alan bir durum olsa gene iyi: Aymazsak, düşüncelerimizi duygularımızı da bir kir tabakası kaplar. Ondandır, dilimize ve ifademize bulaşan, yanlışlarla ve savrukluklarla alanını genişleten, özensizliklerle gücünü pekiştiren dil kirlenmesi olgusu karşısında, ikidebir, arınma, temizlenme, yıkanma gereksinmesi duyarız.

Bir çoğumuz, bu süreğen tehlike karşısında önlem arayışlarına yöneliriz. Tetikte durmak gerekir. Birden fazla kaynağı vardır kirlenmenin, herbiri karşısında uyanık kalmayı başarmak kolay olmaz. Gündelik dille sınırlı değildir kirlenmenin yayılma siyaseti; tam tersine, “iş”i dil ile doğrudan bağlantılı olan kişiler aracılığıyla vuracaktır mührünü: Kitle iletişim araçlarından okullara, edebiyattan bilime sınırları zorlar, açar kirlenme. Mahallemize, hanemize sokulur, komşularımıza sıçrar, uğraş alanımızın penceresinden kapısından içeri sızar, gelir bir biçimde, bir oranda bize ulaşır.

İşi gücü okumak yazmak olan bir yazı adamı için özel bir korunma yolu yoktur dil kirlenmesinden. Sık sık yıkanmak, Türkçe’de yıkanmak sanırım tek çıkış yoludur. Gazeteler, televizyon kanalları, gündelik yaşamın çözdüğü düzgün dil kullanımları, giderek sözümona “meslektaş”larımın bozuk, savruk, yanlış, kısacası kirli “yapıt”ları, bir noktadan sonra, arınmayı zorunluluk katına çıkarır.

Bu eşikte, kitaplığımın raflarından hemen hep aynı kitapları çekip çıkarıyorum ben. Dıranas’ın “Şiirler”inden, Oktay Rifat’ın “Yeni Şiirler”inden parçalar okuyorum önce. Ardından, Vüsat O. Bener’in “Dost”undan, Tahsin Yücel’in “Ben Ve Öteki”sinden birer ikişer öykü seçiyorum. Gecenin sonunu, Hikmet Birand’ın “Alıç Ağacı İle Sohbetler”inden, Nermi Uygur’un “Bunalımdan Yaşama Kültürü”nden bölümlerle getiriyorum. O kitaplar yerine, bazan Ataç’ın, Bilge Karasu’nun yapıtlarını, Dağlarca’nın ya da Karacaoğlan’ın şiirlerini yeğlediğim de oluyor.

İlle de doğru, iyi, güzel Türkçe sağlamıyor bana arınma duygusunu. Kimi zamanlar, Akşit Göktürk’ün deyişiyle “çetin metin”lere başvurduğum oluyor, üstüme başıma bulaştığını gördüğüm kolaycılıktan sıyrılmak amacıyla: O vakit Leylâ Erbil’le, Ece Ayhan’a doğru sapıyorum.

Bana öyle geliyor ki, Türkçe gibi kirletilme oranı yüksek bir dili kuşatan ortama mesafeli durmak için, belli sıklıklarla, bizi arındırdığını, yıkadığını gördüğümüz metinlere yönelmemiz yabana atılacak bir çözüm yolu değil — şüphesiz, hepimizin aynı metinleri seçmesi gerekmez: Kimileri Melih Cevdet, Oktay Akbal, Salâh Birsel okuyarak arındırır kendini, kimileri de Tanpınar’a, Cemil Meriç’e, Cahit Zarifoğlu’na yönelmeyi yeğleyebilir.

Türkçe ile yıkanmak, kişinin usul usul tıkanan ciğerlerini açmasından öte bir davranış sayılmamalı. ‘Sağlıklı yaşam’ parolası gitgide yerleşiklik kazanır oldu; pek çok kişi beslenmesine özen gösteriyor, gövdesini diri tutmak için spor yapıyor, vitamin alıyor: Zihin ve duyarlık, dil ve ifade sağlığı daha az önemlidir, denilebilir mi?

Hor kullanılan gövde bir eşikte pes eder. Hor kullanılan Dil nasıl, neden ayak diresin?



Enis Batur
 
Bana öyle geliyor ki, Türkçe gibi kirletilme oranı yüksek bir dili kuşatan ortama mesafeli durmak için, belli sıklıklarla, bizi arındırdığını, yıkadığını gördüğümüz metinlere yönelmemiz yabana atılacak bir çözüm yolu değil
Suç Türkçe'nin değil, kullananların maalesef! Bu kadar özenti içerisinde, bu kadar bilgisiz olursak sonuç..
 
Çok yazık bize!
Anadilimizi kurtarmak savaşı içindeyiz.
Yazıklar olsun!
Sahip olduğumuz en önemli değer...
 
Haklısın didem, kendim için demiyorum keza o denli bilmem dil nasıl kullanır.
Ama bundan dem vurupta,uygulamada sınıfta kalanlara inanamıyorum.

Bilinçli bir şekilde her anlamda bilinçsizleştiriliyoruz.
Geçmiş olsun.
 
lakot' Alıntı:
Evet üzülüyorum bu kötü kullanımları görünce.Alınmayın ama kızlar sizin altınızdan çıktı bu işler  ;D

Hayır, buna katılmam. Bir telefon mesajına 3 mesaj sığdırabilme çabası ve zaten var olan anlamsız özenme ile başgösterdi sanırım.
 
lakot' Alıntı:
Evet üzülüyorum bu kötü kullanımları görünce.Alınmayın ama kızlar sizin altınızdan çıktı bu işler  ;D
Böyle bir konu nasıl kadın-erkek olayına çevrildi anlamadım doğrusu!
 
 Şöyle anlatayım intennette bu olayı başlatanlardan bahsediyorum.Kızlar profillerinde genellikle böyle kullanımlarla estetik verme çabasına girdiler.Bugün erkek arkadaşlarımdan kime sorsam abi kızlar böyle yazıyor , anladığı dil bu diyorlar  ;D  

 Bana pek hoş gelmesede konuyu uzatmadan kapamak istiyorum."Genellemeler herzaman yanlıştır".Kimse üstüne alınmasın.oke  ;)
 
Konu erkek/kadın olayına mizahi bir yaklaşımla döndürülmüş ancak uzatılmamıştır.
Lütfen Site Kuralları ihlali olmadan yorum yapılsın, önemli konudur. Teşekkürler.



 
lakot' Alıntı:
 Şöyle anlatayım intennette bu olayı başlatanlardan bahsediyorum.Kızlar profillerinde genellikle böyle kullanımlarla estetik verme çabasına girdiler.Bugün erkek arkadaşlarımdan kime sorsam abi kızlar böyle yazıyor , anladığı dil bu diyorlar  ;D  

 Bana pek hoş gelmesede konuyu uzatmadan kapamak istiyorum."Genellemeler herzaman yanlıştır".Kimse üstüne alınmasın.oke  ;)

İyide kızlar başlattı, erkekler ne yaptı?
Yav, kurtarmaya ÇALIŞILMAYAN bizim ANADİLİMİZ!
Bunu kaybedersek neleri kaybediyoruz, umurunda olan kaç kişi?
 
Türkçe ile yıkanmak, kişinin usul usul tıkanan ciğerlerini açmasından öte bir davranış sayılmamalı. ‘Sağlıklı yaşam’ parolası gitgide yerleşiklik kazanır oldu; pek çok kişi beslenmesine özen gösteriyor, gövdesini diri tutmak için spor yapıyor, vitamin alıyor: Zihin ve duyarlık, dil ve ifade sağlığı daha az önemlidir, denilebilir mi?

Hor kullanılan gövde bir eşikte pes eder. Hor kullanılan Dil nasıl, neden ayak diresin?



Perşembe akşamı, Televizyon kanallarından birinde Hakkı Devrim'de konuktu. Çoğumuz biliriz, H.Devrim'in "dil, Türkçe ve yazım/konuşma" hususunda hassas olduğunu.
ŞÖyle bir şey söyledi; biz daha " dahi ile dahi ( buradaki dahi-lerden birini farklı anlamda kast etmektedir )" arasında ki farkı bilmiyormuşuz ve şaştım kaldım, dedi. Düşünün artık...
O kadar kötü kullanılmkata ki "dil" düzgün konuşanları neredeyse kınayacağız, "ne biçim konuşuyorsun" diye...
 
Çok önemli bir konu isterim ki;tüm insanlar bunun bilincinde olabilsin,kültürel yozlaşmaya karşı önlemini alabilsin.
 
Geri
Üst