Sinemanın en romantik filmleri

  • Konbuyu başlatan su perisi
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Sinema kategorisinde su perisi tarafından oluşturulan Sinemanın en romantik filmleri başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 26,725 kez görüntülenmiş, 20 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Sinema
Konu Başlığı Sinemanın en romantik filmleri
Konbuyu başlatan su perisi
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan hatice şengül
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Sinema tarihinin en romantik filmleri izleyenlerini derinden etkilemeyi başardı.

Hayalet (Ghost)

Amerikan sinemasının en duygusal filmlerinden birisi… Sam (Patrick Swayze) ve Molly (Demi Moore) birbirlerine delicesine aşık bir çift. Yeni bir apartmana taşınan çift, yolda serseriler tarafından saldırıya uğruyor ve Sam kavga sırasında öldürülüyor. Ancak Sam bir hayalet olarak yaşamayı sürdürüyor ve sevgilisini tehlikelerden uzak tutmak ve kendi ölümünü planlayanları bulmak için işin inceliklerini öğrenmeye başlıyor.

Bu arada insanlarla bir falcı aracılığıyla iletişim kurmayı başaran Sam, adım adım 'öteki dünyaya' ilerlerken Molly'e daha çok aşık olmaktan kendisini alamıyor.


Subay ve Centilmen (An Officer and a Gentleman)

"Şeytanın Avukatı"nın yönetmeni Taylor Hackford'un 1982 yılında çektiği ünlü filmi. Zack Mayo (Richard Gere) askeri okula kaydolan genç bir adam. Zack, geçmişindeki kötü davranışlarından dolayı, Albay Foley tarafından eğitime alınıyor. Zack bu sırada Paula (Debra Winger) isimli bir kadınla tanışıyor ve geleceği konusunda bir seçim yapmak durumunda kalıyor.


Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind)

Joel Barish, iki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alıyor. Kadın, bir teknolojik deneye katılarak, ilişkilerini tamamen hafızasından silmiştir. Yani Barish'in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister...

Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdaheleyi durdurmak ister. Pişman olmuştur!


The Notebook

Sararmış bir not defterinden anlatılan ve yıllar önceden kopup gelen bir aşk hikayesi. 40'lı yıllarda ABD, Kuzey Karolayna'daki sahil kasabası Seabrook'a genç bir kız gelir. Ailesiyle geçireceği sakin bir yazı hayal eden Allie bir karnavalda tanıştığı Noah'la yakınlaşır. Noah kızı gördüğü anda hayatını birleştirmesi gereken insan olduğunu anlar.

Genç kız zengin bir ailen geldiği ve delikanlı da değirmende çalışan bir işçi olduğu halde geleceği hiç düşünmeden rüya gibi bir yaz geçirirler ve iyice aşık olurlar.

Yeni Bir Başlangıç (Jerry Maguire)

Jerry Maguire Uluslararası Spor İdaresi' nin (SMI) en üst cemsilcisi olarak camianın tartışmasız lideridir. Jerry güzel nişanlısı Avery Bishop' a bağlıdır ve iyi bir ilişkileri vardır. Tek sorun Jerry' nin kendini otomatik pilota bağlamış olmasıdır. Arkadaşlığı iyidir, ancak cinsellikte kötüdür.

Jerry SMI için yazdığı "Düşündüklerimiz ve Söyleyemediklerimiz : İşimizin Geleceğidir." Sloganı yüzünden işler karışır ve işten çıkarılır. İşinden atılmış ama kendine güvenli ve kim olduğunun farkında olarak herşeye sıfırdan başlamak zorunda kalır.


Ay Çarpması (Moonstruck)

Loretta Castorini (Cher) utangaç nişanlısını bekleyen biraz da evde kalmış, duygusal bir kadındır. Loretta beklediğinin gerçekleşmemesi sonucunda kapıldığı umutsuz duygular sonucunda nişanlısının biraz yabani gibi gözüken erkek kardeşi Ronny'e (Nicolas Cage) aşık oluyor. Ronny bir fırın işçisi olup, operaya ve hayata düşkün bir adamdır.

1988 Oscar ödüllerinde Cher, bu filmdeki rolüyle "En İyi Kadın Oyuncu" Oscar'ını kazanmıştı.

Titanic (Titanik)

Yüzyılımızın başları… Ademoğlunun doğa üzerindeki egemenliğinin göstergesi, insan elinden çıkmış en büyük ve en gösterişli yüzen araç olan Titanic yola koyuldu. Batmaz, sarsılmaz denilen bu büyük lüks yolcu gemisinde yolculuk yapmak, 20. Yüzyılın muhteşem bir rüyasıydı. Ancak bu büyük rüya sadece 4.5 gün serecek ve anısını bir sonraki yüzyıla bile taşıyacak büyüklükte bir kabusa dönüşecekti. İşte bugün bile heyecan uyandıran bu acı ancak bir o kadar da sinematografik felaket hikayesini bu kez James Cameron'un yönetiminde ve sinema tarihinin gördüğü en büyük bütçeyle gerçekleştirilmiş son versiyonuyla izliyoruz.

Geminin ilk ve son yolculuğuyla örtüşen, kısa soluklu ama ölümsüz bir aşk öyküsüne yer veren Cameron, Titanic kadar büyük bir aşk öyküsü merkez alarak, bu bildik felaketi farklı bir tarzda anlatmak istemiş. Aşıklar ise son dönemde yükselen yetenekli genç oyuncular kuşağının öne çıkan isimlerinden Kate Winslet ve Leonardo Di Caprio. 1998'de 14 dalda Oscar adayı olan Titanic, 11 dalda heykelcik kazandı.

Prenses Gelin (The Princess Bride)

William Goldman'ın romanından sinemaya uyarlanan film, bir kahraman tarafından kurtarılan güzel prensesin fantastik hikáyesini konu alıyor. Filmde imkansız bir aşkın öyküsü büyükbaba tarafından torununa anlatılıyor. Birçok festivalden ödüllerle dönen film, Willy De Ville'ın imzasını taşıyan 'Storybook Love' adlı şarkıyla ‘‘En İyi Film Müziği’’ dalında Oscar'a aday gösterildi.

Kefaret (Atonement)

1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır.

O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan da, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

Dört dalda Oscar adayı olan Aşk ve Gurur'un yönetmeni Joe Wright, bir başka kitap uyarlaması olan Kefaret ile yeniden romantizmin ve dramın sınırlarında dolaşıyor. Başrolde ise yine Aşk ve Gurur'da birlikte çalıştığı güzel yıldız Keira Knightley var.


Brokeback Dağı (Brokeback Mountain)

Genelde kadınlarla vakit geçirmeyi seven iki sert erkek, Brokeback Dağı civarında bir çiftlikte tanışır ve birlikte vakit geçirmeye başlar. Zamanla aralarındaki ilişki, dikkat çekici bir derinlik ve duygusal bir boyut kazanır.

Biri çiftçi, diğeri ise rodeo kovboyu, farklı karakterlerine rağmen birbirlerine bağlanırlar. Yaşam boyu sürecek olan bu ilişki, kimi zaman kopmalar ve ayrılıklar yaşayacak fakat yeniden iki aşığı buluşturacaktır. Ortaya, kulaktan kulağa yayılacak, aşka dair güçlü tonlar barındıran efsanevi bir hikaye çıkacaktır.

Pulitzer ödüllü E. Annie Proulx imzalı, kült bir kısa hikayeden uyarlandı. Ang Lee, Jane Austen'den Hulk'a uzanan farklı uyarlama denemelerine şimdi de uzun yıllar unutulmayacak, eşcinsel bir aşk hikayesi ekledi.

Amelie (Le Fabuleux destin d'Amélie Poulain)

Şarküteri, Kayıp Çocuklar Şehri ve Alien 4 yönetmeninden Fransa'yı altüst eden yeni film. Mösyö Poulain'in bahçesinde neler oldu? Paris sokaklarında yırtılmış portreleri dolaşan esrarengiz adam kim? Yakışıklı Nino'nun fotoğraf albümü ile alıp veremediği ne var? Ve hepsinin ötesinde Amélie Poulin'i kim mutlu edecek? Jean Pierre-Jeunet tüm bu günlük hayata dair sorulara varoluşçu yanıtlarla geliyor.


Kazablanka (Casablanca)
2. Dünya Savaşı sırasında Fas'ın Kazablanka kenti, Hitler'den kaçan Avrupa'lılarla rengarenk bir görünüm kazanmıştır. Rick Blaine (Humphrey Bogart), şehrin en popüler barını işletmektedir.

Bir gün eski aşkı Ilsa (Ingrid Bergman), direniş lideri kocası Victor Laszlo (Paul Henreid) ile çıkagelir. Rick, Ilsa ve Victor'un şehirden kaçmasını sağlayabilecek tek kişidir...

Sinema tarihinin klasikleşmiş çalışmalarından biri olan Kasablanka, hem unutulmaz bir aşk filmi klasiği olarak hem de Humphrey Bogart ve Ingrid Bergman'ın muhteşem oyunculukları ile beyinlere kazınmış bir yapım...

 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Ek olarak bir film daha eklemek isterim....tavsiye üzerine...


The Sheltering Sky - Çölde Çay (1990)



"Çölde geceyi görmediyseniz çölü de tam olarak görmüş sayılmazsınız"

Yönetmen: Bernardo Bertolucci

Oyuncular: John Malkovich
                  Debra Winger
                  Jill Bennett
                  Timothy Spall...

Konusu: Bernardo Bertolucci'nin Paul Bowles'un aynı adlı romanından uyarladığı, iki saatlik bir epik-film. Orjinal adı "Esirgeyen Gökyüzü" olarak çevrilebilen, bizde italyanca adından tercümeyle "çölde çay" diye gösterilen filmin konusu şöyle; Hayatlarında yenilik arayan bir Amerikalı çift (John Malkovich ve Debra Winger), İkinci Dünya Savaşı yıllarında Güney Amerika'ya tatile çıkıyorlar. Burada Amerika'da bulamadıkları özgürlükle karşılaşmayı uman çift, istedikleri egzotik mekanlara kavuşuyorlar ancak aralarındaki sorunlar ortamı gerginleştiriyor. Zaman ilerledikçe, birbirlerine ve kendilerine yabancılaşan çift, ihanetler, hastalıklar ve en sonunda da ölümle karşılaşıyor. Paul Bowles'un filmin başında ve sonunda göründüğü ve yaşamın kısalığı üzerine felsefi laflar ettiği "The Sheltering Sky" gösterildiği yıl eleştirmenlerin beğenmediği ancak Bertolucci sinemasının tüm tipik öğelerini barındıran çok önemli bir filmdir...

 
longcoming

longcoming

Kullanıcı
10 May 2008
En iyi cevaplar
0
0
Adana
Elli İlk Öpücüğü tek geçerim.
 
Z

zor_yilar

Kullanıcı
17 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Aşk Doktoru unutunuzYönetmen Andy Tennant

Senaryo Kevin Bisch
Oyuncular Will Smith, Eva Mendes, Amber Valletta, Kevin James, Julie Ann Emery
Filmin Türü  Komedi, Romantik 
Orijinal Adı Hitch.

konu:
Alex “Hitch” Hitchens sayısız erkeğe, hayallerinin kadınına nasıl yaklaşıp, onu nasıl elde edeceklerini öğreten New York’lu efsanevi bir “randevu doktoru”dur. Onun felsefesine göre, erkeklerin sadece üç randevuda diledikleri kadına kendilerini gösterip, ona ulaşma imkanı vardır.

Oysa ironik bir şekilde, kadınlar konusunda şansı ne kadar açık olursa olsun, Hitch’in hayatında özel bir kadın yoktur. Kolej yıllarında yaşadığı bir gönül yarası nedeniyle hala kırgındır; bir daha hiç aşık olmamaya ve bu nedenle üzülmemeye yemin etmiştir. Ama Allegra Cole isimli çekici bir ünlüye vurulan alçakgönüllü muhasebeci Albert’a yardım ederken, hayatının kadınını bulur. Bu, Allegra’nın her hareketini izleyen dedikodu köşesi yazarı güzel ve zeki Sara Melas’tan başkası değildir...


 
C

crnkcclr

Kullanıcı
25 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
Aşkın Gücü - What Dreams May Come
Yönetmen : Vincent Ward
Senaryo : Ronald Bass, Richard Matheson (Kitap)
Oyuncular : Robin Williams, Cuba Gooding Jr., Max von Sydow, Jessica Brooks Grant
Yapımcı : Barnet Bain
Görüntü Yönetmeni : Eduardo Serra
Müzik : Michael Kamen

Konusu: Chris Nielsen ve karısı, Annie kaçınılmaz bir şekilde birbirine bağlanmış olan, birbiri için yaratılmış bir çifttir. Bir otomobil kazasında çocukları öldüğünde Chris`in tutkusu ve şefkati Annie`yi yaşama bağlayan tek şey olarak kalır. Bir gün Chris de öldüğünde, acıya dayanamayan Annie kendi canına kıyar. Sevgilisine her ne pahasına olursa olsun bağlanmış olan Chris, Cennet`i terkeder ve karısıyla birlikte olmak için Cehennem`in derinliklerine doğru bir yolculuğa başlar.


 
S

syn

Kullanıcı
12 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Notebook diyorum başka bir film demiyorum aşk filmi sevenler mutlaka izlesinler Titanik'ten sonraki favoriniz o olabilir

bir tane de benden olsun

(A Walk to Remember) Uzaktaki Anılar
da şiddetle tavsiye olunur (Not: The Notebook daha fazla şiddetle tavsiye )

                                               


Tür :  Romantik / Dram
Yönetmen : Adam Shankman
Senaryo : Karen Janszen , Nicholas Sparks (Kitap)
Görüntü Yönetmeni : Julio Macat
Müzik : Mervyn Warren
Yapım : 2002, ABD , 100 dk.
Landon Carter (Shane West) yörenin en zengin ailelerinden birinin oğludur. Aynı zamanda çevrenin en sevilen ve tanınan gençlerindendir. Bir gün içinde bulunduğu grubun başı belaya girince, ceza olarak okulda sahnelenecek olan tiyatro oyununda görev almasına karar verilir.

Burada karşılaşacağı sessiz ve çekingen bir kız olan Jamie'ye (Mandy Moore) aşık olması ikisininde hayatını değiştirecektir.

                     
                         
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Paylaşımlarınız için teşekkürler:) bunlar şeçilmişler tabi zevkler tartışılmaz...Helede AŞKIN GÜCÜ dedin mi orda biter :) En çok begendiğim artist ve muhteşem oyunculuğu ve aşkın gücünün neler yaptıracağını anlatan harika bir filmdi...
AŞK DOKTORU'una unutmuş değilim:)Bazen hasta olup aşk doktoruna gitmeyi isterdim:)

Uzaktaki Anıları ilk defa duydum:) listeme aldım,izleyecegim ve yorumu buraya yapacağım:)
 
longcoming

longcoming

Kullanıcı
10 May 2008
En iyi cevaplar
0
0
Adana
Bu filmler içinde çok sönük kalıyor longcoming 
Paylaştığınız tüm filmleri seyretmedim.Seyrettiklerimi düşününce katıldığımı söyleyemem.
Elli ilk öpücükte beni en çok senaryo etkilemiştir.Sonuçta renkler ve zevkler tartışılmaz. :)

50 First Dates - (50 İlk Öpücük)

50 İlk Öpücük'ün ana karakterleri seviş-bırak zihniyetinde bir Kazanova olan Henry ile her gece hafızasının silinmesine yol açan ender bir nörolojik rahatsızlığa sahip sanat öğretmeni Lucy.

Soğuk deniz canlıları veterineri olan Henry Roth bütün geleceğini planlamıştır.Hawai'deki Deniz Yaşamı Parkı deniz hayvanlarına bakmadığı zamanlarda, tatil aşkı arayışındaki turistlerin kalbini çalmakla meşguldür. Henry için uzun süreli bir ilişki söz konusu değildir, zira böyle bir şey, 10 yıldır planladığı Alaska'ya tekneyle gidip morsların sualtı yaşamını inceleme hayallerini sekteye uğratır.

Henry, rüyalarını gerçekleştirmeye çok yaklaşmıştır ki, teknesi Sea Serpent (deniz Yılanı) bir talihsizlik yaşar ve Henry kendini Hukilau Café'de bulur. Buradaki müdavimler onu güvenmeyen bakışlarla süzerken, Henry'nin bakışlarıysa müşterilerden güzel Lucy Whitmore'a takılır.

Henry, tek başına kahvaltı eden Lucy'ye görür görmez çarpılır. Genç kızın gözlemeleri metodik bir biçimde kesip mükemmel çadırlar haline getirişi ilgisini çeker ve Henry, ertesi gün tekrar Hukilau'ya gider. Lucy yine yalnız oturmuştur ve bu kez gözlemelerini mükemmel kulübeler haline getirmektedir. Gözleme kabininin kapısı bir türlü kapanmayınca, Henry bu fırsattan yararlanır ve Lucy'nin yanına gidip, kürdandan bir kapı menteşesi yapar.

İki genç gözlemelerden ve deniz memelilerinden bahsederken, Henry, Lucy'ye gitgide daha büyük bir ilgi duymaya başlar. Oralı kızlarla çıkma konusundaki kuralını hiçe sayarak, Lucy'yi ertesi gün beraber kahvaltı etmeye davet eder. Ama bir sonraki gün Café'ye gidip, bir önceki günkü sohbetlerden söz edince, Lucy onun bir tür sapık olduğunu düşünür ve etraftan yardım ister. Henry'nin kim olduğu hakkında hiçbir fikri yoktur. Henry anlar ki eğer Lucy'nini sevgisini kazanmak istiyorsa, hayatı boyunca her gün tekrar sıfırdan başlamak zorundadır.
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Tabiki renkler ve zevkler asla tartışılmaz....Yarın en begendigim filmin videosunu bulursam ekleyecegim:))o zaman sizinde bir fikiriniz olmuş olur..İzlemenizi tavsiye ederim...Farkını daha iyi anlayacaksınız.. :)
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Tühhh tühhh:( ay ve de ay:((
Yav Love Story nasıl unutulmuş?:)))
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Zynep' Alıntı:
Tühhh tühhh:( ay ve de ay:((
Yav Love Story nasıl unutulmuş?:)))
Benim duymadığıma göre unutulması dogal:) Hikayeyi sevelim bakalım listeye aldım,izleyeyim de görelim sevip sevmeyeceğimizi:)

Başka varsa böylesi güzel filmler film alış verişi yapalım arkadaşlar,içeriğe uygun.. :)

 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
su perisi' Alıntı:
Zynep' Alıntı:
Tühhh tühhh:( ay ve de ay:((
Yav Love Story nasıl unutulmuş?:)))
Benim duymadığıma göre unutulması dogal:) Hikayeyi sevelim bakalım listeye aldım,izleyeyim de görelim sevip sevmeyeceğimizi:)

Başka varsa böylesi güzel filmler film alış verişi yapalım arkadaşlar,içeriğe uygun.. :)
Duymadın  mı gerçekten?
Ali Mc Graw Ryan O'Neal...
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Gerçi sen doğmamış olabilirsin Aşk Hikayesi filmi vizyona girdiğinde, ben bile pek anlamamıştım, Türk Filmine geldik sandıydım:)))

Buyur sana bilgiler;

Yönetmen: Arthur Hiller
Oyuncular
Ali MacGraw ... Jennifer Cavalleri
Ryan O'Neal ... Oliver Barrett IV
John Marley ... Phil Cavalleri
Ray Milland ... Oliver Barrett III
Russell Nype ... Dean Thompson
Katharine Balfour ... Mrs. Barrett
Sydney Walker ... Dr. Shapely
Robert Modica ... Dr. Addison
Walker Daniels ... Ray Stratton
Tommy Lee Jones ... Hank Simpson

Yapımcı: Howard G. Minsky
Görüntü Yönetmeni: Dick Kratina
Senaryo: Erich Segal
Müzik: Francis Lai
Tür: Drama, Romantik
Süre: 99 dak.


Ödüller:
En İyi Orjinal Müzik Oscar Ödülü 1971
En İyi Film Oscar Ödülü Adaylığı 1971
En İyi Yönetmen Oscar Ödülü Adaylığı 1971, En İyi Film Altın Küre Ödülü 1971
En İyi Kadın Altın Küre Ödülü 1971
En İyi Orjinal Müzik Altın Küre Ödülü 1971
En İyi Seneryo Altın Küre Ödülü 1971

Resmi görünce "ayyy tamam tamam" diyeceksin perim eminim:) Özellikle repliği okuyunca;

 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Demedim demedim..izlemeden nasıl diyebilirim.. :D kesin benim bebişlerimi büyüttüğüm seneye denk geldi,o yüzden bu filmi duymayışım ve izleyemeyişim... :-[
 
B

bloodelf

Kullanıcı
23 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Bursa
august rush filmini izledim bugün..çok hoş ve romantikti..filmin sonuna doğru tüğlerim diken diken oldu :)..gerçek bi aşk efsanesi gibiydi..
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
bloodelf' Alıntı:
august rush filmini izledim bugün..çok hoş ve romantikti..filmin sonuna doğru tüğlerim diken diken oldu :)..gerçek bi aşk efsanesi gibiydi..
Türkçe ismi;kalbini dinle...

Oyuncular

Freddie Highmore (August Rush) , Keri Russell (Lyla Novacek) , Jonathan Rhys Meyers (Louis Connelly) , Robin Williams (Maxwell ’Sihirbaz’ Wallace)



Lyla Novacek çok yetenekli bir viyolonselisttir. New York’taki bir konser çıkışında Washington Square’deki bir partiye katılır. Orada İrlandalı gitarist Louis Connelly ile tanışır. Müzik aşkını paylaşırlarken birbirlerine de aşık olurlar ve o gece birlikte olurlar.

Bir daha birbirlerini hiç görememiş olan bu ikilinin, o gecenin meyvesi olan çocukları August Rush ise yıllar sonra müziğin yardımıyla ailesini bulabileceğine inanır.



Güzel filme benziyor,listeye aldım,paylaşımın için teşekkürler...Cd cime gittiğimde karar vermekde zorlanıyorum,içerigi ve oyuncuları güzel olup film vasat çıkabiliyor,Ama böyle tavsiye üzeri olunca,söylendiği güzel bir film izleme fırsatını yakalamış oluyorum...
Benimde izleyip begendiğim duygusal filmler var aklıma gelince paylaşırım...
 
T

Tülay

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
www.kalbim.gen.tr
Çölde çay...
Kesinlikle izlenmesi gereken bir film...Etkileyici ve insanı hiç tahmin edemeyeceği duygulara götürüyor...
Ve... Kefaret cidden çok etkileyici bir filim konusunda çok butunluk var ve oyuncularda bir harika...
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Kefareti burda okudukdan sonra alıp izledim..O bütünlügü yakalayamadım ama bunun sebebi evdeki bütünsüzlüklük olabilir:)
 
Üst