okunması gereken temel eserler ve kim kimdir?

  • Konbuyu başlatan kırçiçeği
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kitap Önerileri kategorisinde kırçiçeği tarafından oluşturulan okunması gereken temel eserler ve kim kimdir? başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 4,735 kez görüntülenmiş, 8 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kitap Önerileri
Konu Başlığı okunması gereken temel eserler ve kim kimdir?
Konbuyu başlatan kırçiçeği
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan ilenay
K

kırçiçeği

Kullanıcı
26 Eki 2006
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Çocuk insan çiçeklerimize kendi özümüzü anlatmalıyız ....

Örnek olarak Dedem Korkut’u...

Sorsak bir kaç gencimize ;

*** Robin Sharma kim!

*** Dede Korkut kim !

Hangisini tanıdığı söyler ! ?

Tabiki ikisini de bilmeliyiz ama önce KENDİ ÖZÜMÜZÜ ....

Dağarcığımızda bulunması gerekli değil mi !

Haydi o zaman .....

Dede korkut ---- dedem korkut olarak bilinen KORKUT ATA,

Oğuzların Bayat boyundandır.

Oğuz’un bilicisi......

Oğuz ozanı ......

Ozanlar başı ...... nitelendirilir .....


Dede Korkut hikayelerinden edindiğimiz bilgilere göre :

--- Halk filozofu

--- Akıl hocası

--- Keramet sahibi

--- Ozan

--- Gelecekten haber veren bir kişiliktir .....

Kitaptaki ön sözden hz. Peygamberimizin zamanına yakın zamanda yaşamış olduğu anlaşılıyor ....

Türk edebiyatı tarihinin enbüyük alimi prof. Fuat Köprülü’nün derslerinde söylediği bir söz dede korkutun önemini belirtmektedir ...

’’ Bütün Türk edebiyatı terazinin bir kefesine , dede korkut’u öbür kefesine koysanız .... Dede Korkut ağır basar ..... ’’

Türk dilinin en güzel eserlerinin başında gelir .....

Dede Korkut bir milli destandır .....

Her hikaye , esas olarak bir beyin macerası olmakla birlikte , az veya

çok diğer beylerin de katıldıkları , hiç değilse bir vesile ile adların karıştığı olaylar dizisidir.

Beylerin çevresi ve yaşayışları canlandırılırken adetleri , gelenek ve görenekleri, çeşitli yönleri ile bütün Oğuz kavminin yaşamları bu hikayelerde görülmektedir ...

Hikayeleri birbirine bağlayan ve aralarında bir bütünlük meydana getiren esas nokta yaşanan SOSYAL tablodur ....

Yani yaşayışları ile , maceraları ile , inançları ile , yaşam görüşleri ile

Oğuz topluluğu kitabın konusunu meydana getirmektedir ....

Hikayeler........

1- Dirse han oğlu Boğaç han destanı

2- Salur kazanın evininyağmalandığı destan

3- Kam Pürenin oğlu Bamsı Beyrek destanı

4- Kazan bey oğlu Uruz beyin esir olduğu destan

5- Duha Koca oğlu Deli DUMRUL DESTANI

6- Kanglı Koca oğlu Kan Turalı destanı

7- Kazılık koca oğlu Yigenek destanı

8- Basat’ın Tepegözü öldürdüğü destan

9- Begil oğlu Emre’nin destanı

10- Uşun koca oğlu Segrek destanı

11- Salur Kazan esir olup oğlu Uruzun çıkardığı destan

12- İç Oğuz’a diş Oğuz’un asi olup Beyreğin öldüğü destan ....


Bendeniz fazlaca milliyetçi biriyimdir ....

1000 TEMEL ESERİN DEVLET kİTALARI ADI ALTINDA BASILDIĞINI DUYDUĞUMDA ÇOK DUYGU YOĞUNLUĞU YAŞAMIŞTIM ...

İlk kitabı elime aldım ki ....

DEDE KORKUT KİTABI ......

25.5. 1971 tarihinde ...... Gururla okuduğumu hatırlıyorum ....

Her türk genci mutlaka okumalı diye düşünüyorum .......

Sevgim sizlerle .....




 
K

kırçiçeği

Kullanıcı
26 Eki 2006
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Sait Faik Abasıyanık’ın ’’ son Kuşlar’’ hikayesini

neden okusun .....

Her güzelliği batıda aramaya öylesine alışmışız ki !


Çevreciler !

Yeşili koruduğunu söyleyenler ....

Dinleyin 55 yıl evvelki gerçeği ...

Son satırları aktarıyorum sizlere ...

’’ Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi .....’’


Kim bunlar acaba.....

Benden sonra kim yazacak ’’ varya ......

İşte dede Korkut da böyle ....

Dede Korkut destanı veya hikâyeleri Orta Asya’da şekillenmeye başlamış; Türklerin Müslüman olmalarından ve Anadolu’ya gelmelerinden sonra din ve çevre motiflerine göre bazı değişikliklere uğramıştır. Dede Korkut’un hikâyeleri, parça parça ve değişik versiyonlarda Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşamaktadır. Bugün Türkiye’de en yaygın olarak bilinen ve en geniş Dede Korkut hikâyeleri, 15-16, yüzyıllarda meçhul biri tarafından kağıda geçirilmiştir. ”Kitab-ı Dede Korkut” adlı bu eser, Azerbaycan ve doğu Anadolu’daki Oğuz Türklerinin arasında yaşayan Dede Korkut hikâyelerini kaydetmiştir.
Dede Korkut Simgesi, hikâyelerin değişmeyen motifidir. Oğuz boyların başı derde girdiğinde veya sevinçli bir durumu olduğunda ”Oğuz bilicisi” Dede Korkut’a danışır; o ne derse o yapılırdı. Çocuklara ad konulacağı zaman Dede Korkut çağrılırdı.
............................
Dede Korkut hikâyelerinde, örgün eğitimin henüz olmadığı dönemlerde Türk gençlerinin boy gelenekleri içinde ve büyükleri taklit yoluyla nasıl şekillendiğinin mükemmel örnekleri verilmektedir.

”Kız anadan görmeyince öğüt almaz,
Oğul babadan görmeyince sofra çekmez.
Oğul; babanın yerine yetişemedin. ”
...............................
Dede Korkut hikâyeleri, Türkler’in müslümanlığa geçiş dönemlerinde Oğuz beylerinin ve çocukların yiğitlik ve Müslümanlık özelliklerini kaynaştırarak nasıl bir gâzi tipinde yetiştiklerini, Orta Asya geleneklerinin başka toprak parçalarında, başka topluluklar arasında nasıl sürdürülmeke olduğunu ve bu arada İslamiyetin Türk milletine getirdiği dinamizmi de gösteren en güzel örneklerdir. Bu bakımdan eğitim tarihimizin ana kaynak eserlerindendir. ”

sevgimle ...
 
K

kırçiçeği

Kullanıcı
26 Eki 2006
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
21 yy da dünya insanı olmak önem kazanıyor .... evet bende katılıyorum ...

ama öncelikle kendi değerlerimizi en iyi şekilde araştırmalı ,öğrenmeli ve

paylaşmalıyız .....



daha sonra yabancı insanları tanımaya çalışmalıyız .......

milliyetçilik yapalım ve sadece bizim eserlerimizi okuyalım , bilelim demek istemiyorum ......

öncelikler listemize kendi değerlerimizi koymamız ve onları inceleyip

bilmemiz gerektiğini söylüyorum .......

ve sohbet köşemizde kendimize yakın bulduğumuz insanlarımız hakkında

birbirimizi bilgilendirmeye çalışalım diyorum .....



örnek olarak ben , başta Atatürk olmak üzere , Özdemir Asaf , Namık

Kemal , Orhan Veli , Attilla İlhan , Mehmet Akif , Aziz Nesin , Yunus

Emre , ......... ,....... hayranıyımdır .....

ilk önerimi yapıyorum .....


Nisan 2005 de ilk baskısı yapmış ve dört ay gibi kısa bir sürede onbirinci baskısı yapmış bir eseri sizlerle paylaşmak istiyorum ..

688 sayfalık bir roman.......


’ ŞU ÇILGIN TÜRKLER ...... ’

Yazarı Turgut Özakman ........


Sohbetlerde kitaba yapılan övgüler üzerine bu gün satın aldım...

688 inci sayfadaki son cümleyi izniniz ile aktarıyorum ....

’ Sevgili gençler !

İstiklal savaşı , dünyada ki en meşru , en ahlaklı , en haklı ,

en kutsal savaşlardan biridir.

Emperyalizmi ve yamakları dize getiren , bir enkazdan yepyeni , çağdaş bir devleti kurmayı başaran atalarızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarızın onurunu yalancılara çiğnetmeyin...

Sevgilerle ..... ’


Çok güzel bir davet bu ..... Duygulandım ......

Her çeşit baskın olduğu , yalan anlatımlar ile suçlandığımız

bu günlerde belgeler , kanıtlar ve ciddi tanıklara dayalı bu eser size güç

verecektir.....

Sevgim daima sizlerle....

Not : Okuduktan sonra duygularızı paylaşmanızı istiyorum .....

----------------------------------------------------------------------------------------
sizlerden de bu başlığa önerileriniz ile katılmanızı bekliyorum ......

yazar hakkında bizleri aydınlatız ......

çok keyif alacağımız bir bölüm oluşturalım .......

sevgimle .....

 
K

kırçiçeği

Kullanıcı
26 Eki 2006
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Bir toplum ancak değerlerine yeteri kadar sahip çıkarsa dünya sahnesinde kalabilir .....

kültür veya insani değerlerimiz .....

hey gidi Barış Manço , hey .......

çok hoş çizgiler çizdin , keyif alınacak hatta kıskanılacak görüntüler sundun yaşam sahnesinde .....

insanım adına , çocuklarımızın adlarına , yaşlılarımızın adına binlerce teşekkürler sana ... 


******************
insan değerlerimizden Oktay Sinanoğlu .......


zevk ile okuyalım ......


GULAY GUNAY 12/08/05 9:05

OKTAY SINANOGLU Kimdir

Lutfen yaziyi dikkatle ve sakin kafayla okuyun, inanin
benzeri biryaziyi kolay kolay okuyamazsiniz.
1935 yilinda dogdu. Adi Oktay Sinanoglu
1953/ 18 yas- Ataturk tarafindan 1928 yilinda
kurulmus TED Yenisehir Lisesini burslu olarak okudu ve birincilikle
bitirdi.Okulun bursuyla kimya muhendisligi okumak uzere ABD’ye gitti
1956/ 21 yas- ABD Kaliforniya Universitesi,Berkeley
kimya muhendisligi’ni birincilikle bitirdi.
1957/ 22 yas- Massachusetts Institute of Technology’yi
( MIT ) 8 ayda birincilikle bitirerek Yuksek kimya
Muhendisi oldu. 1960/25 yas- Yale Universitesinde ”asistant
professor” (yardimci docent) olarak calismaya basladi.
1961/ 26 yas- Atom ve molekullerin cok elektronlu
kurami ile ”associate professor” ( docent ) ve 50 yildir cozulemeyen bir
matematik kuramini bilim dunyasina kazandirdi ve ”full professor” (
profesor ) unvanini aldi.
Bu unvan ile MODER N UNIVERSITE TARIHININ VE YALE
UNIVERSITESININ TARIHININ (son 300 yildaki ) EN GENC
PROFESORU oldu.
1964/ 29 yas- ODTU ye danisman profesor oldu. Yale
Universitesinde ikinci bir kursuye daha profesor olarak atandi. Dunyada yeni
kurulmaya baslayan MOLEKULER BIYOLOJI dalinin ilk birkac profesorunden
biri oldu.(Watson ve Crick sarmal modelindeki dna sarmalinin cozelti icinde
o halde nasil durdugunu kesfeden adam - solvofobik
kuvvet)Amerikan Ulusal bilimler akademisine Uye olarak secildi. Buraya
secilen ilk ve tek Turk oldu. Iki defa Nobel’ e aday gosterildi. Defalarca
Nobel Akademisinin istegi
uzerine Nobel ’ e adaylar gosterdi. Dunyanin sayisiz
yerinde sayisiz buluslari ve teoremleri ile ilgili
sayisiz konferans verdi. Su anda 67 yasinda 26 yasindan beri devam
ettigi Yale Universitesinde Molekuler biyoloji ve kimya olmak
uzere iki kursude profesor ve son 7 senedir gorev
yaptigi Yildiz Teknik Universitesind e ise Kimya
dalinda olmak uzere bir kursude Profesor olarak
gorevini surduruyor.
”...Ben baktim , Turk Bayragi, Ataturk karsimda, cam
cerceveli oldugu icin bayragin ustunde kendi yansimami goruyorum. Icimden
yemin ettim, dedim ki: Gidecegim ve orada soz sahibi olacagim, ondan sonra
gelip o namussuzlarla burda ugrasacagim. O zaman
anlamistim ki burada kalirsam Amerika’nin
kolesi olurum, oraya gidersem Amerika’nin efendisi
olur, buraya gelip onlarla daha rahat mucadele ederim. Ve iste bizi
gonderdiler...” ”...Hicbir zaman Amerikan vatandasi
olmayi dusunmedim.
Aklimdan dahi gecmedi. Ben atalarimdan beri Turk
kimligimle varim. Ne yaptiysam o sayede
yaptim. Ona buna yaranayim diye degil.Otuz yilda bak
milleti ne hale soktular. Simdi de ’aclikla’ terbiye
ediyorlar. Ayarli basinin kose yazarlarindan biri gecenlerde Avrupa
Birligine girmenin yararlarindan diye
’O zaman bu ay yildizli pasaport ile Avrupa kapilarina
gitme nin utancindan kurtulacagim ’ diyor. Tanri, bu
millete acisin...”
”...Yildiz Teknikte kimyada bir takim hanimlar var
beyler var, profesor, docent. Disarida da vardir. Burada da var, entrikalar
doner, ona buna kostek olurlar. Birkaci dedikoducu
belli odama geliyorlar. Herkeste dahili
telefon var. Ankara’ya bile telefon edemiyorsun,
bilgisayardan baglanamiyorsun. Bolum baskanlarinin
telefonlari vardi onlar da benim yanimda ya. Suraya bir telefon bulun
bari dedim. Bilgi cagindayim diyorsunuz daha telefon cagina
gelmemissiniz diyorum.
Bilgisayara telefonu baglayamiyorsun. Internet yok. Uc
dort yil baglanti kurulmadi.Huseyin Afsar’a (bolum baskani) bari bir
telefon bulun dedim.
Bana direk telefonundan paralel hat cektirdi. Bazen o
yokken ariyorlar, telefonu acip sekreteriyim diyorum. Bolumde
iki tane merakli hanim var, ortalikta dolasip dedikodu yapiyorlar.
Bunlar bir gun odama geldiler o sirada da telefon caldi. Bu ne dediler. Ben
de saf saf telefon dedim. Ertesi gun
geldim, makas attirip kestirmisler, koridordan teli
kesmisler. Ben de zannediyorum ki, ben bunlar icin
firsatim, oyle konular var ki dunyada
herkes gelmis, Yale’de benden ogrenmis; Rusya’sindan,
Dogu blokundan Avrupasindan. Ben ayaklarina gelmisim,
yeni birsey ogrenin, yapin. Yok. Ozel ders actik,yepyeni seyleri
dunyada ilk defa anlatiyorum, disarda
herkesin benden ogrenmek istedigi seyleri Turkiye’de
Turkce anlatiyorum.
Alakasi olmayan, fizikten matematikten insanlar
geliyor, asil gelmesi gerekenler yok!..”
”... ABD icinden cok gocmus bir ulkedir, tabii pat
diye gocmez, arada bir canlanir, tekrar bir seyler olur ama icinden cok zayif
taraflari vardir.
Dunyada en buyuk borcu olan devlet mesela. Ic ve dis.
Ama bir devingen tarafi vardir, arada birsey cikarirlar bir sene oyle
idare ederler, sonra yine inise gecerler. Oyle pek gorundugu gibi bir guc
degildir.. ”...GENC LER, Turkiye’ de adet haline
gelmis gostermelik islerden kacinin.
Sirf universite bitirdi desinler diye, ananiz babaniz
Amerika’da mastir yapti diye ogunebilsin diye
yuksekogrenime gitmeyin.
Sonunda ancak kendinizi kandirirsiniz. Temel
gayeleriniz, kendinizin ufak cikarlari otesinde, kendiniz disinda, bu ulke, bu
ulus, Turk dunyasi,Avrasya,insanlik icin olsun. Yuksek hedefleriniz icin
calisin. O zaman, kendi durumunuz da kendiliginden
duzelecektir. Maddiyat ve maneviyati dengeleyin.
Formulunuz ’bilim’ + ’gonul’dur. Bu iki kanadin biri
eksik olursa ne kendinize ne de insanliga hayriniz dokunur. Gundelik
siyaset, cikar gruplari, disardan gudumlu gizli veya
acik ”cemiyet”lerden uzak durun.
Ataturkun dediklerini bol bol okuyun, onlari iste bu
gunler icin demis, yazmis. Turkiye’nin serefli,
refahli,itibarli ve bagimsiz gelecegi icin Ataturk yolumuzu cizmistir. Dis
ulkelerden, onlarin yerli kuyruklarindan
medet ummay in. Gayeleri bize yardimci olmak degil,
Turk adini tarihten silmektir. Dunyanin neresinde
olursaniz olun, kimliginizi, Turk dilini,
Turk tarih ve kultur bilincini, binlerce yillik
gelenegini kaybetmeyin. Dis ulkelerde ne kadar kimliginizi korursaniz
yabancilar da size o kadar itibar edecektir. Baskasini taklit etmeyin. Kendi
yolunuzu cizip azimle yuruyun.O zaman herkes sonradan sizi taklit edecektir.
Egitimde once bir meslek gercek bir beceri bir altin bilezik sahibi>
olmaya bakin. Ne yaparsaniz yapin en iyisini yapin.
Siyasetcinin bilimcinin en kotusu
olunacagina tamircinin parmakla gosterilen en iyisi
olmak yegdir. Bulabilirseniz Turk okuluna, egitimin
Turkce verildigi okullara gidin. Konulara merak sarin not icin
calismayin.
O meslekte yararli olacak bir yabanci dili ogrenin.
Bulbul gibi konusup yapancidan ayirt edilemez hale gelmek hic sart degil.
Unutmayin ki Turk olmak bir kafa gonul isidir. Turk
kulturuyle, diliyle, ata sevgisiyle
Turktur. Soy sop meselesi karistirarak, o herseyimizi
borclu oldugumuz serefli atalarimizi karalamaya
calisan ic dusmanlarin kitaplarina, yaygaralarina kulak asmayin.
Kultur genleri, irk genlerinden daha onemlidir.
Vatani, milleti icin her turlu fedakarliga hazir bir taban gerekiyor. Bu
taban son elli yilda hayli eritilmis, kafasi, gonlu karistirilmis, birbirine
dusen kesimler, disa bagimli sahte aydinlar,icinde
vataninin gelecegini dusunmeyen, daha da acisi vurdum-duymazlasmis
kalabaliklar olusturulmustur. Bu durumda gercek
bir onder cikabilse bile basarili olma sansi pek
azdir. Simdi yapilacak is hizla bu toplumun yeniden
kaynasmasina,bilinclesmesine, vatanini,
milletini kendisinden once dusunen insanlarin
cogalmasina onayak olmaktir.
Turkiyeyi tekrar Kuvayi Milliye ruhu, Ataturk ruhu
kurtaracaktir...”
OKTAY SINANOGLU, kimdir bu adam ?
”...bizi 17 yasimizda apar topar zorla Amerikaya
gonder diler; cirkin bir gaye ile, ’devsirme’ olalim diye gonderdiler; cok
sukur olmadik!.” diyen adam bu. Amerikanin tepesine oturan, dunya bilim
cevrelerinin pesinde kostugu adam bu. Dokuntulerini toplayanlarin Nobel
aldigi adam bu iste.
Isaret ettiginin Nobel aldigi adam bu iste. Yale
Universitesini, Amerikayi alt ust etmis,modern universite tarihine adini
yazdirmis adam bu iste. Bu adam bizim. Bu adam bizi
dusunuyor, bizi sayikliyor geceleri uyuyamiyor
ulkesi icin insanlari icin ve biz bu adami
tanimiyoruz. Cunku tanimamiza izin vermediler.
Bu adama 10 kere hakettigi halde Nobel bile vermediler
cunku bize gereken bir kivilcimdi bu.
Goreceksiniz ki istediginiz kivilcim orda var.
Goreceksiniz ki hala ve herzaman bu ulke icin gercekci
bir umut var. Goreceksiniz ki ne varsa bizde var, ruh
var, gonul var, gorunmeyen bir bag
var. Onlarda olmayan bir sey var, sonradan
kazanilamayacak birseyler var.
...Goreceksiniz ve uzuleceksiniz, ne yurtseverler var
bizden; ne dahiler var...Ne sesi var ne sedasi var...
Canim Turkiyem, donuyla birlikte bes para etmez,
sefil, sozum ona mankenlerin hayatini ezbere bil ama
Oktay Sinanoglu’nu tanima. Canim
Turkiyem, televoleyi kacirma, unluler ciftligini
kacirma ama bu adami kacir!
Canim Turkiyem, pastanelere ”patiseri”, lokantalara,
”restaurant”, magazalara ”shop” yazmaya devam et. D&R yaz sonra da
Tarzanca iletisim kurulamaz ingilizcenle ”dienar” diye
oku.
Canim Turkiyem, tepeden tirnaga, sat ulkeni,dilini,
degerlerini sat, kendi degerlerini asagila, nasil olsa
onlarinki daha iyidir. Sana laf edene ise ”fasist” de, ”milliyetci”
de, ”sagci” de ”solcu” de, ”komunist”
de,”dinci” de, de oglu de. Ama sakin ”YURTSEVER” deme!
Bu e-postayi yollayabildiginiz kadar kisiye
yollarsaniz, benden 1 kurus alamazsiniz. Sansinizin bundan sonra acilacagini da
garanti edemem. Yolladiginiz adam basina amerik an
dolari da alamazsiniz. Bizler bu ulkenin son sansiyiz.....


sevgimle ......       
 
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Turgut Özakman

1930’da Ankara’da doğdu. Orta öğrenimini Ankara Atatürk Lisesi’nde, yüksek öğrenimini Ankara Hukuk Fakültesi’nde yaptı. Kısa süre avukatlıktan sonra, Köln Tiyatro Bilimleri Enstitüsü’ne devam etti. Dönüşünde Devlet Tiyatrosu’nda dramaturg olarak çalıştı (1956). Basın Yayın Genel Müdürlüğü’ne girdi. Bonn Basın Ateşe Yardımcılığı, İç Basın Müdürlüğü, Ankara Radyosu Söz ve Temsil Yayınlan Şefliği yaptı. TRT kurulduktan sonra Merkez Program Dairesi Başkanı ve Genel Müdür Haber ve Program Yardımcısı oldu. 1969 sonunda TRT’den ayrıldı. 1983-87 yıllan arasında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü yaptı.

Kısaca Özakman’ı tanıttıktan sonra, özellikle açmış olduğunuz başlık için teşekkür ederim kırçiçeği.
Özellikle Oktay Sinaoğlu tanıtımı bir harikaydı. Sanırım size de e-posta yolu le gelmiş ancak paylaştığız için sağolun diyorum.

 
 
S

seca

Kullanıcı
1 Haz 2007
En iyi cevaplar
0
0
mersin
kırciceği paylastığın bu güzel bilgiler için teşekkürler canımcım...

Robin Sharma  ferrarisini satan bilge :)...

harika kişisel gelişim kitap serisi  :)

oktay sinanoğlu muhteşem bir profesör ve aydın...türkçenin güzel kullanımını destekleyen, üzerinde seminerler veren türkiyenin en genç profesörü (26 yasında)
:)
 
I

ilenay

Kullanıcı
28 May 2008
En iyi cevaplar
0
0
paylasım için tesekkurler  ;)
 
Üst