Kristal Denizaltı Ahmet ALTAN mutlaka okunmalı...

  • Konbuyu başlatan Lier22
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kitap Önerileri kategorisinde Lier22 tarafından oluşturulan Kristal Denizaltı Ahmet ALTAN mutlaka okunmalı... başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 4,977 kez görüntülenmiş, 5 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kitap Önerileri
Konu Başlığı Kristal Denizaltı Ahmet ALTAN mutlaka okunmalı...
Konbuyu başlatan Lier22
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan GulsahToptas
L

Lier22

Kullanıcı
19 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
0
tr
Pygmalion : Kusurlar bize daima keşfedilecek esrarlı bir alan sağlarlar, sarıldığımız kusurlu bir vücutta yalnızca bize ait, çekiciliği başkaları tarafından fark edilemeyecek, yalnızca bizim tarafımızdan sevilebilecek, benimseyip kendimizden bir parça haline getirebileceğimiz birçok ayrıntı bulabiliriz.
Güzel ve kusursuz bir vücut ise, sadece o vücutla övünen sahibinindir ve bize keşfedilecek özel hiçbir şey bırakmaz.
Kusursuz bir güzellik bana kalabalıklara açık düzenli bir parkı anımsatır hep, kusurlarda ise bir ormanın loş bir gölgelikle saklanmış esrarengiz cazibesinin bulunduğunu sanırım. Yarattığınıza bir heykelin kusursuz güzelliğini verdiniz, peki kişiliğini nasıl yapardınız, nasıl bir karakter verirdiniz ona?
Herhalde, eksikleri olmasına tahammül edemez, onu her koşulda davranması gerektiği gibi davranan, bilgili, zeki, zarif biri yapardınız.
Böylesine mükemmel olmasının onun doğallığını bozabileceğini düşünmez miydiniz?
Hiç ağlamayan, hiç kavga etmeyen, biraz önce söylediğinden arsız bir çocuk gülümsemesiyle vazgeçip tersini söylemeyen, resmi bir davetten çıkışta sizi bir kuytuluğa çekip 'öpsene beni' demeyen, 'bugün işe gitme, kırlara gidelim' diye tutturmayan, kıskançlık krizleri geçirmeyen bir kadın ister miydiniz gerçekten? Hiçbir çelişkisi olmayan, düz, akıllı, ani coşkulara ya da ani üzüntülere kapılmayan, sizi birdenbire boynunuzdan öpmeyen bir kadınla geçirmek ister miydiniz hayatınızı?Ya da çok akıllı, çok kibar, her öneriyi 'şimdi sırası değil' diye mantıklı bir biçimde cevaplayan, her kaprisinizi hep aynı olgun gülümseyişle karşılayan, öfkelenmeyen, siz manasız bir kavga çıkarmak için iştahla kıvranırken size o kavgayı bağışlamayan, düzeltebileceğiniz, eleştirebileceğiniz hiçbir yanı olmayan, hiç tembellik etmeyen, asla annesini özlemiş bir çocuk gibi bakmayan bir erkekle olmak ister miydiniz?
Ruhunu nasıl yapardınız?
İyi biri olmasını isterdiniz herhalde.
Kimse için kötülük düşünmeyen, kıskanmayan, övünmeyen, böbürlenmeyen, şımarıklık etmeyen, şiddet belirtisi göstermeyen, bencillik yapmayan, sizi aldatma ihtimali olmayan, sadık, vefalı, yalan söylemeyen, dürüst, saygılı, sevgi dolu, masum, bir su gibi berrak ve temiz birini mi isterdiniz?
ister miydiniz gerçekten?
Sizi güven ve huzur içinde yaşatacak birini mi yaratırdınız?
Eğer böyle birini istediğinizi, böyle birini yaratacağınızı söylüyorsanız, size, bugüne dek âşık olduğunuz insanları bir düşünmenizi önerebilirim.
Âşık olduklarınızdan kaçı masumdu, kaçının aldatmayacağından emindiniz, kaçı tam anlamıyla dürüsttü, kaçı bencil değildi, kaçı başkalarına bakmıyordu, kaçının yanında huzur kadar huzursuzluk da hissetmediniz?
Belki yanılıyorum ama ben, insanlara 'kendin için birini yarat' dediklerinde, en güzeli, en kusursuzu, en iyiyi, en mükemmeli yaratmak isteyeceklerinden endişeleniyorum; böyle bir kusursuzluk ve mükemmeliyet, gecesi olmayan bir gündüz gibi sürekli aydınlığıyla insanı bıktırır diye düşünüyorum.
Kötülüğü olmayan bir iyilik sıkıcıdır bence.
İyiliği olmayan bir kötülüğün sıkıcı olması gibi.
Sanırım, Tanrı'yı muhteşem kılan, onun iyilik ve kötülük arasında tarafsız kalması, iyiliği yarattığı gibi kötülüğü de, kusursuzluğu yaratabildiği gibi kusuru da yaratabilmesidir.

Ahmet ALTAN kadınları en iyi anlayan yazrlardan biri bence...Kitaptan bir konuyu aslında en beğendiğim bir bölümü burda paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz..
 
L

Lier22

Kullanıcı
19 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
0
tr
Çok mu içtensiniz?!..
Nasıl oynamak istiyorsunuz peki bu oyunu?..
Kavı yükseltsek gene oyuna girer misiniz?..
Yaherşeyi biliyorsam hayatınız hakkında, ya gizlediğiniz herşeyibiliyorsam, ya bütün düşüncelerinizi, sırlarınızı, küçüknumaralarınızı, değişen ses tonlarınızı, yalanlarınızı biliyorsam...
Ya sahtekarlıklarınızı biliyorsam...
Nasıl oynamak istiyorsunuz peki bu oyunu?..
Karşınızdaki, acımalı ve görmemezlikten mi gelmeli sizin kuytuluklarınızdakileri?..
Şefkat mi göstermeli?..
Yoksa derinliklerinizi görmeyen birilerini mi tercih edersiniz?..
Nasıl bir oyun arkadaşı arıyorsunuz?..
"Beni anlamıyorlar" derken, ne kadar anlaşılmak istiyorsunuz, herşeyinizin anlaşılmasını istiyor musunuz gerçekten?..
Hayır..herşeyin anlaşılmasını istemiyorsunuz...
Anlaşılmasını istediğiniz bir bölgeniz var değil mi, beğendiğiniz ve görenlerin beğeneceğine inandığınız...
İçtenlikle herkese açtığınızı söylediğiniz bi bölgeniz...
Zayıflıklarınızın,eksikliklerinizin, bilgisizliklerinizin, yeteneksizliklerinizin degörülmesini ve anlaşılmasını istiyor musunuz?..
Eğer, ruhunuzu çırılçıplak gören biri olsaydı, "Beni anlıyorlar" diye ağlayacak mıydınız?..
Anlaşılmakistiyor musunuz gerçekten?..Söylediğiniz her sözün arkasında saklı olano ikinci sözcüğü de anlasınlar istiyor musunuz?
Nereye kadar içten olabileceksiniz?
Nasıl oynamak istiyorsunuz bu oyunu?..
Haydi herkes birbiri hakkındaki gerçek düşüncelerini söylesin..
Ensevdiğiniz insan hakkındaki gerçek düşüncelerinizi söyleyin. Söyleyinve üç cümle sonra onu aslında o kadar da sevmediğinizi ya da aslındaonun o kadar sevgiyi hakeden biri olmadığını keşfedin...
Kendinizi anlatın bize...
Anlatırken neleri atlayıp geçtiğinizi fark edin...
RogerVaillant'ın "Kanun isimli romanın okumuş muydunuz? İtalya'nın güneyindeoynanan bi oyunun adıdır Kanun. Kazanan, kaybeden hakkında bilidiğibütün gerçekleri söylüyor. Bilinen ve söylenmeyen bütün sırlar ortayaçıkıyor...
Bütün kasaba birbirinin gizlisini kapalısını öğreniyor. Osakin görünen kasabanın üstüne örülmüş huzur örtüsünün altında neihanetler, ne yalanlar, ne fırtınalar yaşandığı ortaya çıkıyor...
Bir el böyle bir oyun oynayalım mı?..
Açalım mı kağıtlarımızı?..
Ya herşeyi biliyorsam hakkınızda?..
Ya bilinmesinden en çok korktuğunuz yönünüzü biliyorsam?..
Ya "anlıyor" isem sizi?..
Ya anlaşılmasını istediğiniz sınırların ötesine de geçiyorsa anladıklarım?..
Korkmaz mısınız?..
Nasıl oynamak istiyorsunuz bu oyunu?..
Alayedenler, kendileriyle de alay edildiğini, küçümseyenler, kendilerininde küçümsendiğini, suçlayanlar, kendilerinin de suçlandığınıöğrendiğinde ne yapacak?..
En aldırmaz duranlar, gizli gözyaşlarını gören birileri olduğunu anlayınca ne olacak?..
Sizi anlamadıkları için çok mu üzülüyorsunuz?..
Ya sizi anlarlarsa?..
Yasöylemekten utandığınız kıskançlıklarınızı, içinizi kemiren aşağılıkduygularınızı, başkalrının görmemesi için dualar ettiğinizyetersizliklerinizi fark ediyorlarsa?..
Hadi oyunun ilk turunu ben açayım..
Sahtekar olduğunuzu düşünüyorum..Sahtekar olmanıza diyeceğim yok, kim değil ki!..
Amaya asla sahtekarlık yapmıyormuş gibi davranmanıza ne diyeceğiz,sahtekar olmak değil de hiç sahtekarlık yapmıyormuş gibi durmak benceasıl büyük sahtekarlık...
Bir yerinizi özenle gizlerken, hiçbirşey gizlemiyor gibi davranmak ikiyüzlülük...
Hele"doğallık"tan sözetmeniz.. Hanginiz bir kunduzdan daha doğal olabilir,hanginiz bir tavşan yavrusundan daha doğal davranabilir ki?..Elbettehiçbiriniz...
Sizi bir insan yapan da bu kadar doğal olmamanız zaten...
Niye doğallığı bu kadar övüyorsunuz öyleyse?..
Çok doğalsınız, çok içtensizin, çük dürüstsünüz ve doğal olmayanlara, içten olmayanlara, dürüst olmayanlara kızıyorsunuz...
Biliyor musunuz sahtekar olduğunuzu düşünüyorum!..
Karşınızdakinin gözlerine baktığınızda, sizin hakkınızdaki herşeyi ama herşeyi bildiğini düşünün ve konuşmaya öyle devam edin.
Bunu düşündüğünüz andan itibaren tek kelime bile edemeyeceğinizi göreceksiniz...
Başkainsanlarla konuşabilmenizi, dostluk edebilmenizi, insanlarlasürdürdüğünüz bütün ilşkileri, sizin hakkınızda bilinmesi gerekenleribilmediklerine güvendiğiniz için sürdürebiliyorsunuz aslında...
Hayatınızı ve ilişkilerinizi sırlarınıza, sakladıklarınıza, hakkınızda bilinmeyenlere ve anlaşılmayanlara borçlusunuz...
Ama siz içtenlikten, doğallıktan, dürüstlükten söz ediyorsunuz...
Nasıl oynamak istiyorsunuz bu oyunu?..
Kendinizle ilgili ne anlatabilirsiniz bize?..
Hangi noktaya kadar anlatabilirsiniz ya da?..
Sınırlarınız ne kadar?..
Sınırlarınız yokmuş gibi davranmak istiyorsunuz.
Bilgilerinizsınırsız, yetenekleriniz sınırsız, zakanız sınırsız, dürüstlüğünüzsınırsız, içtenliğiniz sınırsız, doğallığınız sınırsızmış gibidavranmak hoşunuza gidiyor...
Ya herşeyi biliyorsam hakkınızda?..
Ya şu nada karşınızda oturan herşeyi biliyorsa?..
Ya sizi bütünüyle, gerçekten anlıyorsa?..
Roger Vaillant'ın yazdığı oyundan oynamak istiyor musunuz?..
Söyleyelim mi hepimiz birbirimiz hakkında bildiklerimizi?..
Kabul ediyor musunuz bu oyunu oynamayı?..
Vahşileşelim mi biraz?..
Karşınızda duranı en dibine kadar anlamak vahşiliktir çünkü...
Anlasınlar mı içinizde olup biteni?..
Anlatsınlar mı anladıklarını?..
Nasıl oynamak istiyorsunuz bu oyunu?..
Nereye kadar oynamak istiyorsunuz ya da?..
Doğallığını vahşet çizgisine kadar uzatabilecek misiniz?..
Siz vahşileşirken bir başka vahşinin de size yaklaştığını gördüğünüzde vahşetinizi sürdürebilecek misiniz?..
İçtenliğisizden bir adım öteye taşıyacak, açıksözlülüğü sizinkinden bir cümledaha uzğa ***ürecek, sizin anlaşılmasını istediğinizden bir nebze dahafazlasını anlayacak birisiyle karşılaşmaya hazır mısınız?..
Anlaşılmak istiyor musunuz?
Gerçekten anlaşılmak...
Ya herşeyi biliyorsan hakkınızda?..
Ya aklınızdan geçenleri biliyorsam?..
Ya çok derinlerde gizli olanı görüyorsam?..
Sever misiniz gerçekten sizi bu kadar anlayan biriniz?..
Anlaşılmak istediğinizden daha fazla anlaşılmaya razı mısınız?..
Bu oyunu nasıl oynamak istiyorsunuz?..
Yoksao kadar içten, o kadar doğal, o kadar dürüst olmadığınızı söyleyipiçtenliğe, doğallığa, dürstlüğe doğru biraz yaklaşmayı mı tercihedersiniz?..
Nasıl oynamak istiyorsunuz bu oyunu?..
Anlayalım mı sizi?..
Sizi anlamamak nezaketinde vaz mı geçelim?..
Karşınızdakinin sizinle ilgili herşeyi, ama herşeyi bildiğini, sizi gerçekten anladığını düşünün?..
Bakalım konuşmayı sürdürebilecek misiniz?..
Bir karar verin, nasıl oynayalım bu oyunu?...

Ahmet ALTAN

 
K

Kristal

Kullanıcı
28 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Mersin
Ahmet Altan hayranı olarak katılıyorum.Okunmaya değer.
 
A

ayben

Kullanıcı
16 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Teşekkürler paylaşımın için  :) 
Aman kızdırmayalım ;)
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
Ahmet Altan'ın birde "En Uzun Gece" romanı vardır. Ve okunmaya değer bir kitaptır. İlişki üzerine o kadar güzel anlatılmış ki duygular,bir solukta okuyup bitirmek istiyorsunuz. :)
 
Üst