Kore Savaşı ve Kar Altında Mehmed'im Yatar

  • Konbuyu başlatan mehmetd
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Araştırma Sonuçları kategorisinde mehmetd tarafından oluşturulan Kore Savaşı ve Kar Altında Mehmed'im Yatar başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 5,201 kez görüntülenmiş, 13 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Araştırma Sonuçları
Konu Başlığı Kore Savaşı ve Kar Altında Mehmed'im Yatar
Konbuyu başlatan mehmetd
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan crt
M

mehmetd

Kullanıcı
23 Şub 2007
En iyi cevaplar
0
0
On binlerce Mehmetçiğin drama dönüşen akıl almaz mücadelesi 92 yıl önce bugün Sarıkamış’ta başlamıştı. 132 doktor, 25 eczacı, 1 diş hekimi, 7 tıp öğrencisi olmak üzere toplam 165 sağlık personelinin öldüğü Sarıkamış Harekatı’ndaki ihmalkarlıklar tıp açısından da akıllara durgunluk veriyor.
Bugün, 92 yıl önce başlayan Sarıkamış Harekâtı’nın yıldönümü... Tarihe 93 Harbi olarak geçen 1878 Osmanlı-Rus savaşın rövanşı almak isterken on binlerce Mehmetçiğin drama dönüşen akıl almaz mücadelesinin ikinci günü...

Memorial Hastanesi Kardiyovasküler Cerrahisi Bölüm Başkanı Bingür Sönmez Hoca, güzel bir vefa örneği göstererek, tarihin en trajik sahnelerinden biri olan Sarıkamış Harekâtı’nın üzerindeki buzlaşmış ”ihmal tabakası”nı kırmayı başardı. Kendisinden öğrendiğime göre bu savaş sırasında, kurşun ve kar arasına sıkışıp kalan ve tifüs ateşiyle yanan askerlere sağlık hizmeti vermeye çalışılırken yaşananları bilmenin gerekli olduğuna inanıyorum.

”Kafkas Cephesi Komutanı Hasan İzzet Paşa’nın savaş için uygun mevsim olmadığı, askeri koşulların yetersiz olduğunu belirtmesine rağmen Enver Paşa, Ruslara karşı bir harekatın düzenlenmesi konusunda kararlıydı. Ama Erzurum valisi ile birlikte hastaneleri gezerken gördükleri karşısında suratı asıldı. Her yer pislik, düzensizlik ve yokluk içindeydi. Enver Paşa, hastane sorumlusu olan doktor yarbayı hastalara iyi bakılmadığından azarlamıştı. Hâlbuki sağlık malzemesi az, ilaçlar yetersizdi. Doktor, eğer yetecek miktarda ilaç ve sağlık malzemesi verilirse hastaneyi kısa zamanda düzene kavuşturabileceğini söyledi. Herkes Enver Paşa’nın yokluktan yakınan bu doktorun gönlünü alması, ilaç ve malzeme konusunda ona umut vermesini beklerken o Hasan İzzet Paşa’ya dönerek, ”Bunu er olarak cepheye gönderin.” demişti.

Harekâtın başlangıcında tüm hazırlıklar ’3 gün sonra Sarıkamış alınacak’ inancı ile yapıldığı için cephedeki tüm sağlık hizmetleri inanılmayacak kadar yetersiz idi. Yıllar sonra sağlık daire başkanı olan 91. Alay, 2. Tabur Tabibi Derviş Kuntman yayınlanan anılarında anlatıyor: ”25 Aralık’ta (1914) Pertek sırtlarına tırmanıyoruz. Sıhhiyecilerle beraber ben de taburu takip ediyorum. Birkaç neferin yaralanmış olduğunu gördüm. Hepsini sardım ve boyunlarına işaret takarak aşağı inip şoseyi takiben Oltu’ya gitmelerini tembih ettim. Bunlardan birisi çok iyi tanıdığım bir onbaşı idi. Kurşun tam göğsünden girmiş, arkasından çıkmıştı. Kurtulacağından emin değildim. Boynuna ağır yaralı etiketi takarak geriden bizi takip etmesi icap eden sıhhiye bölüğüne emanet ettim. Yanından ayrılırken onbaşı: ’Aman doktor beni bu dağ başında bırakma, şoseye indir.’ diye yalvardı. Ben de bu kahramanın son arzusunu yerine getirmek için 4 neferle sedye içinde şoseye indirdim.”

Aralık ayın son günlerinde ortaya çıkan tablodan panik içinde olan Enver Paşa da artık muhakeme hataları yapıyordu. ”Kızılkilise ve Bardız’da ağır yaralılar için hastaneler açılacak, hafif yaralılar İd ve Erzurum’a gönderilecek.” derken sağlam insanların yollarda donarak can verdikleri bu ortamda ağır yaralıların Kızılkilise ve Bardız’a nasıl gönderileceğini, at arabalarıyla bile yola çıkanların kaçta kaçın oralara varabileceğini hesaplayamıyordu. İhtiyat Süvari Tümen Komutanı Albay Aziz Samih İlter, hatıralarında şunları anlatıyor: ”Köprüköy’den Hasankale’ye geliyordum. Yolun hali tarife değer; kar yağmaya başlamıştı, her taraf donmuş, yolun üstü arabalar, hastalar, deve ve mekkârelerle yolun iki tarafı da bunların ölüleri ile doluydu. Hasankale’de bulunan 4 bin adet hastaya bakacak sadece bir doktor mevcuttur: Dr. Rıfkı Ali Bey. Hastaneler kafi değil, açıkta kalanlar bile vardır. Hastanenin önünde sedye içinde ölmüş bir jandarma neferi duruyordu. Doktor diyor ki: ”Bütün bu hastalara bakıp teşhis ve tedavi değil, hepsine bir bardak su vermeye bile yetişilemiyor.”

Harekatın sonlarına doğru aniden birçok nefer ölür. Çünkü 3 hafta boyunca hiç dinlenmeden yürüme, uykusuzluk ve açlık ve ölüm korkusunun getirdiği yıpranma sonucunda ortaya çıkan hızlı yaşlanma denilen bir tıp olayı sonucunda ölmüşlerdi. II. Dünya Savaşı’nda Alman askerlerinde saptanan bu durum, yapılan otopsilerde: Tüm iç organların renklerinin soluk olduğu, çevre yağ dokusunun inceldiği, karaciğerde kanamalar olduğu ve kemik iliğinin pelte haline geldiği tespit edilmiştir. Bu genç insanlarda en büyük değişiklik kalplerinde saptanmıştır. Kahverengine dönen kalbin büzüşerek küçüldüğü; fakat kulakçıkların anormal bir şekilde büyüdüğü anlaşılmıştır. Dr. Derviş Kuntman, hatıralarında şunları not etmiştir: ”17 Şubat 1915, İd kasabasında hastane açıldığı duydum ve yakın olduğu için gidip görmek ve arkadaşlarımla görüşmek istedim. Havanın soğuk ve her tarafın don olduğu bir günde hastanenin kapısı önünde büyük bir furgun arabası içinde birbiri üstüne yığılmış bir sürü cenaze gördüm ve şaşırdım kaldım. Hastanedeki doktorlar çaresizlik içindeydiler, her taraf buzdan taş kesildiğinden, mezar kazdırıp şehitleri defnetmek mümkün olmamıştı. Bu feci vaziyet karşısında içeriye giremedim ve ayakta arkadaşlarımdan telefatın pek çok olduğunu, Erzurum’da yüz kadar doktor öldüğünü, hatta Ordu Komutanı Hafız Hakkı Paşa’nın da tifüsten vefat ettiğini teessürle öğrendim.” Dr. Kuntman, hatıralarında, kendisinin ayakta kalabilmesini de Balkan Harbi’nde tifüse yakalanıp bağışıklık kazanmasına bağlıyor. Bu dram esnasında yaşamı kaybeden sağlık personelinin isim listesi halen Erzurum Çakmak Hastanesi üzerindeki mermer plaketlerde tarih sayfaları arasında yaşamaktadır. Ortaya çıkan sonuç şöyledir: 132 doktor, 25 eczacı, 1 dişhekimi, 7 tabip muavini (tıp öğrencisi) olmak üzere toplam 165 sağlık personeli yaşamı kaybetmiştir.

Dramın boyutları belirleyen, ilk ve tek rapor Genelkurmay Başkanlığı 1933 yılında verildi: ”150.000 mevcutlu 3. Ordu’dan sadece 12.000 kişi geri dönmüştür.” Geri dönen 12.000 kişinin de büyük bir bölümü yörelerine tifüs taşıyarak katliamın boyutları genişletmişlerdir. Artık maniler ağıta dönüşmüştür:

Sarıkamış üstünde kar/Kar altında Memed’im yatar/Gülüm donmuş kara dönmüş/Gören sanmış yârini sarar.

Rusların Kars Valisi Ziboviç, karlar erimeye başladığında Sarıkamış kaymakamına emir veriyor: Selim nahiyesindeki Türklerden 300 kişi amele çıkarız ve her 100 kişinin başında bir hoca bulunsun, Sarıkamış ormanlarındaki Türk askerlerinin cesetlerini toplayarak defnetsin. Bozat köyü imamı Molla Mustafa, yazdığı bir mektupta büyük hendekler kazılarak, bazısına 800, bazısına 500, bazısına 1.000 tane Türk şehidi gömdüklerini, her hendeğin başına sadece kaç şehidin defnolunduğunu yazabildiklerini, bu cenaze toplama işinin bir hafta sürdüğünü belirtmiştir.

Aziz şehitlerimiz önünde bir kez daha eğiliyorum.

Ruhları şad olsun... 
Sayı: 56
Bölüm: Önce Sağlık  ’Kar Altında Mehmed’im Yatar’

DOÇ. DR. CUMHUR KILINÇ  /zaman






 
A

alempenah

Kullanıcı
8 Nis 2007
En iyi cevaplar
0
0
izmir
İnsan hırsların esiri olduğu zaman gözü kimseyi görmez. Bizler ne zaman yanlışı haykırmakta geç kalmayacağız?
 
Z

zamansizyagmur01

Kullanıcı
14 Şub 2008
En iyi cevaplar
0
0
adana
RUH LARI ŞAD OLSUN...(AMİN)
 
R

roze

Kullanıcı
31 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Kayseri
Ne denilebilir ki. Malesef böyle acı bir olay yaşanmış, tarih sayfalarında yerini almış. Okuyunca çok kötü oldum. :'( :'(

Paylaşımın için tşkler Mehmet.
 
Y

yasinyarar

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Kore Savaşı 718 Türk şehidin sırrı
Kore Savaşı’nda Türk tugayının Kunuri'de verdiği ağır kaybın nedeni 56 yıl sonra ortaya çıktı. İşte askerlerimizi Çinliler’le karşı karşıya getirerek 718 şehit vermesine sebep olan olay.

Bölgeye ikinci kafilede tercüman olarak giden Tuna Baltacığlu büyük kayıpla ilgili ilginç bir neden gösterdi: ‘ABD’liler ‘Çekilin’ dedi. Tabii İngilizce. Kimse anlamamış...’

YAKIN tarihimizde Kore Savaşı olarak bilinen bir Uzakdoğu serüveni... 17 Ekim bu serüvenin 56’ncı yıldönümü. 1950’de başlayan ve 1953’te son bulduğunda ardında 4 milyona yakın asker ve sivil ölü bırakan bu savaşta Türk hanesine düşen şehit sayısı 741... O tarihte Güney Kore’nin Pusan şehrine çıkan ilk Türk tugayı en büyük kaybı 718 askeriyle Kunuri’deki çarpışmada verdi. Amerikalılar’ın çekildiği bir bölgede Türk tugayının ağır zayiat vermesinin nedeni bugüne kadar net olarak açıklanamadı.


TÜRLÜ İDDİALAR

KULAKTAN kulağa yayılan iddiaların sonuncusu ise tercüman olmadığı için Amerikalılar’la doğru iletişim kurulamaması nedeniyle zayiat verildiğiydi. Çarpışmadan sonra cepheye tercüman gönderilmesinin bu ağır zayiat sonrasına rastlaması adeta son tezi doğrular nitelikte. Cepheye gönderilen tercümanlardan Tuna Baltacıoğlu ve Refik Erduran da Yeni Aktüel’e tugayda yaşanan dil sorununu doğrulayan açıklamalar yaptı.

KUZEYE GİDECEKTİ

26 KASIM 1950’de Çin kuvvetlerinin Amerikan ikinci tümenine ve Güney Koreliler’e ağır kayıplar vermesiyle başlayan Kunuri Savaşı’nda, 9. Kolordu’ya bağlı Türk tugayının görevi kuzeydeki Tockhon’a girmekti. Ancak tugay Kunuri’de ağır kayıp verdi. Tercüman olarak sonradan gönderilen Tuna Baltacıoğlu ise bu kaybın nedenini şöye açıkladı: ‘Amerikalılar çekilin dedi. Tabii İngilizce. Kimse anlamamış.’

15 TERCÜMAN YOLLANDI

BALTACIOĞLU o günleri şöyle anlatıyor: ‘Tokchon’da düşman alayı olduğu bilgisi gelince, ABD’liler dönme emri verdi. Emir anlaşılamayınca Türk askerleri Çinliler’le karşı karşıya geldi ve büyük kayıp verildi. Bunun üzerine Genelkurmay bölgeye 15 tercüman gönderdi. Kunuri’de hiç tercüman yoktu. Geri çekilme emrini kimse anlamamış. Ardından acele tercüman istediler. Biz de bölgeye Kunuri Savaşı’ndan sonra gittik.’

DAYANMA KARARI

TERCÜMANLARIN arasında yer alan Refik Erduran da Kunuri muharebesi sırasında tugayda tercüman olmadığını ve tercüme sorunu yaşandığını doğruladı. Ancak Erduran kaybın nedenini ‘ABD dayanın demiş. Bizimkiler zaten dayanmaya karar vermiş. Çekilmeye niyet yokmuş. Biliyorsunuz Türk askeri zaten çekilmez...’ diye açıkladı.

HABERLEŞME AKSADI

‘KORE Savaşı’ adlı kitabın yazarı ve MİT’te 27 yıl çalıştıktan sonra emekli olan Bülent Ruscuklu ise konuyla ilgili araştırmalarında tercüme sorunundan dolayı kayıp verildiğine dair hiçbir bilgiye ve belgeye rastlamadığını belirtti. Ruscuklu’ya göre Kunuri muharebelerinde kayıpların artmasının nedenlerinden biri Birleşmiş Milletler’e bağlı birlikler arasında haberleşmenin kesilmesi ve aksaması.

DÜŞMANI YAVAŞLATTI

ÇİNLİLER’İN saldırısından sonra birliklerin dağıldığını anlatan Ruscuklu, edindiği bilgileri şöyle aktardı: ‘Tugay Komutanı Tahsin Yazıcı emrin tugayın durumuna uygun olmadığına kanaat getirerek sorumluluğu üzerine aldı. Yazıcı’nın hatasına rağmen Türk tugayının ayrıca ABD tümeni ve G. Kore tümeninin konumları düşmanın yaklaşmasını engelleyerek ordunun kuşatılmasına mani olmuştur. Türk tugayı geri çekilirken düşmanın ilerlemesini yavaşlatmış ve 9. Kolordu ve dolayısıyla 8. Ordu çekilebilme imkanı bulmuştur.’

Tuna Baltacıoğlu ve ‘Savaş içinde Barış’

1951-1952 yıllarında askerlik görevini yedek subay tercüman olarak Kore’de yapan Tuna Baltacıoğlu, savaşın anılarını ‘Savaş içinde Barış’ adlı kitabında kaleme aldı. 1924 İstanbul doğumlu Baltacıoğlu, 1944’te Robert Koleji’ni bitirdi. Babası İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu’nun kurduğu Yeni Adam Dergisi’nde öyküleri, karikatürleri ve çeşitli yazıları yayımlandı. 1959 yılında Altınyurt Spor Kulübü’nü kurdu. 1991-1996 yıllarında Cumhuriyet Gazetesi’nde çağdaş eğitim konusunda yazıları yayımlandı. Baltacıoğlu aynı zamanda ünlü voleybolcu Dünya Baltacıoğlu’nun da babası.

Star Gazetesi

kaynak: http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=191414
 
Y

yasinyarar

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
paylaşım için teşekkür ederim mehmet
 
C

crnkcclr

Kullanıcı
25 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
çok acı... yazık ki sadece ince bir sızıntı ile kalıyor yüreğimiz...
ve tarih ne yazık ki bizde hep tekerrür ediyor...
paylaşım için teşekkürler...
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
Konular içerik olarak aynı sadece konuyu aktaran yazarlar farklı olması nedeni ile tarafımdan birleştirilmiştir. :)
 
S

spestnaz

Kullanıcı
22 Eyl 2009
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
www.tarafsizim.com
Bizi 1920 lerde mandasına almaya çalışan diplomasi müptelası birkaç devletin nasıl bu kadar kucağına oturmuşuz anlamıyorum. . Sanki bizim anamıza, bacımıza tecavüz edenler; bizi birbirimize kırdıranlar; 600 yıllık koca çınarı acımadan yıkanlar onlar değilmiş gibi onların koruması oluyoruz. . Açıkçası ben tercüman işine inanmıyorum; çünkü onlar her fırsatta bizi batırmaya çalışıyorlar. .
                                                                                                        SAYGILAR. .
 
C

crt

Kullanıcı
11 Eyl 2009
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
www.sivilforum.com
Kore Savaşı ve Enver Paşa komutasında ki Sarıkamış harekatı ve onca mehmetciğin hazin sonu !
  Tarihin karanlık sayfalarında  hapsolan çok üzücü karanlık iki sayfadır !
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
E kafa aynı kafa. Ha enver paşaya kamuta eden zihniyet ha..
Neyse..
 
Üst