--->Kızılderili sözleri<---

  • Konbuyu başlatan hosap65
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kim Ne Söylemiş? kategorisinde hosap65 tarafından oluşturulan --->Kızılderili sözleri<--- başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 26,120 kez görüntülenmiş, 51 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kim Ne Söylemiş?
Konu Başlığı --->Kızılderili sözleri<---
Konbuyu başlatan hosap65
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan GulsahToptas
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Kızılderililer hakkında çok bir bilgim olmamasına ragmen,her zaman kanım kaynamıştır...Paylaşımında neden bu kadar yakın hissettiğimi anlamış oldum Yiğit...bilgilendirme için teşekkür ederim.. Bilirim ki sende, hem sözleri,hem yaşamları,hemde davranışları ile beğenirsin... :)
 
Ö

ölüdeniz

''Senin vicdanını senden başkası temsil edemez.'' Bu sözü sevdim ben

Konuyu dağıttığım için özür dilerim arkadaşlar
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
KIZILDERİLİ ATASÖZLERİ


Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim.
Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim.
Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz.
(Ute Kabilesi)

Ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez,
yaşayanlara ilave eder.
(Hopi Kabilesi)

Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap!
Eğer onu yenersem utanç duymayayım.
(Apache Kabilesi)

Şeytan hakkında konuşmayın.
Gençlerin kalbinde merak uyandırır.
(Siyu Kabilesi)

Bir kere "Al şunu" demek,
iki kere "Ben vereceğim" demekten iyidir.
(Kabilesi bilinmiyor)

Su gibi olmalıyız.
Her şeyden aşağıda,
ama kayadan bile kuvvetli.
(Siyu Kabilesi)

Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce
daima kendi makoseninin içine bak.
(Sauk Kabilesi)

Bir düşman çok, yüz dost azdır.
(Hopi Kabilesi)

Kehanet,
muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile
görmekten başka şey değildir.
Hava ya bulutlu olacaktır ya da güneş açacaktır.
(Cherokee Kabilesi)

Komşun hakkında hüküm vermeden önce,
iki ay onun makosenleriyle yürü.
(Cheyenne Kabilesi)

Doğum yapan her şey dişidir.
Kadınların ezelden beri bildiği kainatın dengelerini
erkekler de anlamaya başladıkları zaman,
dünya daha iyi bir dünya olmak üzere
değişmeye başlamış olacaktır.
(Mohawk Kabilesi)

Unutmayın!
Çocuklarınız sizin değildir.
Onları Yaratıcı'dan ödünç aldınız.
(Mohawk Kabilesi)

Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu,
hikmeti değil.
Halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal.
(Lumbee Kabilesi)

Aşkı tanıdığında, Yaratıcı'yı da tanırsın.
(Fox Kabilesi)

Allahın kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez,
çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır.
(Mohawk Kabilesi)



not:alınıtıdır
 
Ö

ölüdeniz

Ağlamaktan korkma! Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir.
Tanrı' nın kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez: çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır.
Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim.
Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz.

Ute Kabilesi
 
Y

yigitce

Kullanıcı
23 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
yigitce2007.spaces.live.com
Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim.
Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim.
Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz.
(Ute Kabilesi)


ne denir ki...
 
C

catzilla

-Ağlamaktan korkma. Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir.

-Arkamdan yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü böylece ikimiz de eşit oluruz.

-Bir düşman çok, yüz dost azdır.

-Derinin rengi insanları farklı kılmaz. İyi iyidir, kötü kötüdür. Büyük yaratıcı hepimizi kardeş olarak yaratmıştır.

-Gözün ile değil yüreğin ile hüküm ver.



bunları çok beğendimm...

teşekkürler arkadaşım :)



 
S

secretgirl

Kullanıcı
19 Eki 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
www.avril-turkey.tr.gg
REİS SEATTLE’NİN MEKTUBU


Washington Kentindeki Büyük Başkan bize silahlarla gelip, topraklarımızı satın almak istediğini bildiriyor. Büyük başkan bize aynı zamanda dostluk ve iyi niyet dolu sözler de gönderiyor. Bu dostça bir davranıştır. Zira biz onun bu dostluğa ihtiyacı olmadığını çok iyi biliriz.

Biz onun isteğini düşüneceğiz. Eğer biz satmaya razı olmazsak belki de o zaman beyaz adam tüfeği ile gelecek ve bizim topraklarımızı zorla alacaktır. Gökyüzü nasıl satılır? Ya da satın alınır? Ya toprakların sıcaklığı? Bunu tasarlamak bize yabancıdır. İnsan, havanın tazeliğine, suyun şakırtısına sahip olmazsa onu nasıl satabilir? Siz onu bizden nasıl satın alabilirsiniz? Biz kararımızı vereceğiz. Seattle Reis ne söylerse Washington'daki Başkan bunun doğruluğuna emin olmalıdır. Tıpkı beyaz kardeşimizin mevsimlerin tekrar geleceğine emin olduğu gibi. Benim sözlerim yıldızlara benzer. Onlar hiçbir zaman sönmez.

Bu dünyanın her bir parçası ulusum için kutsaldır. Parıldayan her çam yaprağı, her kumsallık kıyı, karanlık ormanlardaki sis, dağlardaki her geçit, vızıldayan her böcek… Ulusumun düşünce ve yaşantılarında kutsaldır. Ağaçların içinde yükselen özsuyu Kızılderili adamın anılarını da taşır. Beyazların ölüleri, yıldızların altında gezmek için uzaklara giderlerken doğdukları toprakları unuturlar. Fakat bizim ölülerimiz bu büyülü dünyayı hiçbir zaman unutmazlar. Çünkü bu dünya Kızılderililerin annesidir. Biz bu toprakların bir parçasıyız. O güzel kokulu çiçekler bizim kız kardeşlerimiz, Geyik, at ve büyük kartal da bizim erkek kardeşlerimizdir. Yüksek kayalıklar, yeşil çayırlar, tayların ve insanların vücutlarının ılıklığı aynı bir aileye aittir. Washington'daki büyük başkan bizden topraklarımızı istediği zaman işte bütün bunları bizden istemektedir. O bizden çok şey istemektedir.

Büyük başkan bize bir yer vereceğini ve bizim orada rahatça yaşayacağımızı söylüyor. Böylece o bizim babamız olacak biz onun çocukları. Böyle bir şey hiç olabilir mi?

Eskiden Tanrı bizim ulusumuzu severdi. Fakat Kızılderili çocuklarını terk etti. O, beyaz adama işlerinde yardım etsin diye makineler yolluyor. Beyaz adam için büyük köyler yapacak. O, geçen her günle birlikte sizin ulusunuzu daha güçlü yapacak. Beklenmeyen bir yağmurdan sonra ırmaklar nasıl taşarsa siz de öyle taşacak ve bu toprakları dolduracaksınız. Benim ulusum gel-git'in çekilen dalgalarına benzer. Fakat onlar bir daha geri dönmezler. Hayır. Biz başka başka ırklardanız. Çocuklarımız beraber oynamazlar. İhtiyarlarımızın anlattığı öyküler başka başkadır. Tanrının lütfu sizin üzerinizedir. Bizler yetim kaldık.


Biz topraklarımızı satmamız için yaptığınız teklifi bir kere daha düşüneceğiz. Bu hiç kolay olmayacak. Çünkü bu topraklar bize kutsaldır. Suların çıkardığı sesler atalarımızın öykülerini anlatır. Derelerin ve ırmakların parıltıları sudan kaynaklanmaz. Onlar atalarımızın parıltılarıdır. Bilmiyorum. Bizim davranışlarımız sizinkilerden farklıdır. Biz size bu toprakları sattığımız zaman biliniz ki onlar kutsaldır. Sizin çocuklarınız da onların kutsal olduklarını öğrenmelidirler.

Suların çıkardığı sesler bizim atalarımızın sesleridir. Irmaklar bizim kardeşimizdir. Onlar bizim susuzluğumuzu giderirler. Kayıklarımızı taşır ve balıkları ile bizim çocuklarımızı doyururlar. Topraklarımızı sattığımız zaman bunu hatırınızda tutmalısınız. Irmaklar sizin de kardeşlerinizdir. Ve siz şimdiden başlayarak ırmaklara karşı iyiliğinizi esirgememelisiniz. Öteki kardeşlerinize de. Kızılderili adam, onun topraklarına giren beyaz adam karşısında her yerde geriledi. Sabahın sisinin, dağların ötesinden doğan Güneşin önünden kaçtığı gibi.


Bu topraklarda babalarımızın külleri bulunmaktadır. Bu topraklar bize kutsaldır. Ama beyaz adamın bizim ne düşündüğümüzü anlamadığını da biliriz. Toprağın her bir parçası onun için aynıdır. O sanki gece gelir ve topraktan istediği şeyi alır ve gider. Toprak onun kardeşi değil düşmanıdır. Onu elde ettikten sonra daha ilerilere gider ve onu terk eder. Babalarının mezarlarını geride bırakır ve bir daha onlarla ilgilenmez. Babalarının mezarları ve çocuklarının doğum hakkı çabucak unutulur. O annesi olan toprağı ve kardeşi olan gökyüzünü talan edilecek şeyler veya birkaç koyuna veya birkaç inciye satılacak şeyler olarak görür. Onun açlığı dünyayı saracak ve geriye çölden başka bir şey kalmayacak.


Ben bilmiyorum. Bizim düşüncelerimiz farklıdır. Sizin şehirlerinizin görüntüsü Kızılderili adamın gözlerini ağrıtır. Belki de bu, onun bir vahşi olmasından ve bu gibi şeyleri anlayamamasından ileri gelir.Beyazların şehirlerinde sessizlik denen şey yoktur. Orada yaprakların seslerini veya böceklerin vızıltılarını duyamazsınız. Bütün bunlar benim bir vahşi olmamdan ve bunları anlayamamamdan kaynaklanır. Gürültü ve patırtı bizim kulaklarımızı tırmalar. Kuşların ötüşü veya geceleyin kurbağaların bağırışı olmadıktan sonra dünyada ne vardır? Indian, bir gölün üzerinden eserek gelen rüzgârın sesini ve taze kokusunu sever. Öğleyin yağan yağmurun taze çam yapraklarından süzüp getirdiği reçine kokusundan hoşlanır.

Kızılderili adam için hava kıymetlidir. Çünkü her şey aynı solunumdan pay alır. Hayvan, ağaç ve insan. Hepsinin teneffüs ettiği hava aynıdır. Beyaz adam soluduğu havanın farkında değilmiş gibi.Tıpkı ölmüş bir insanın kötü kokuları duymadığı gibi.


Fakat biz size topraklarımızı satarsak biliniz ki hava bizim için kıymetlidir.
Topraklarımızı satmak üzerine bir daha düşüneceğiz. Eğer buna karar verirsek bunun bir koşulu olacaktır: Beyaz adam topraklarımızdaki hayvanlara kardeşleri gibi muamele etmelidir.

Ben bir vahşiyim ve başka türlüsünü anlayamam. Ben şimdiye kadar beyaz adam tarafından öldürülüp bırakılmış binlerce ve binlerce manda (bizon) gördüm. Ben bir vahşiyim ve demir atın (lokomotif) sırf onun yoluna çıkmasın diye öldürülen mandadan daha kıymetli olduğunu anlayamam.Hayvanları olmadıktan sonra insanların ne önemi vardır? Eğer bütün hayvanlar onları bıraksalardı insanlar ruhlarının yalnızlığından ölmezler miydi? Hayvanların başına gelenler çok geçmeden insanların da başına gelecektir. Hayatta her şey birbirine bağlıdır. Toprağın başına gelenler, onun oğullarının da başına gelir. Sizler çocuklarınıza toprağa kıymet vermelerini öğretmelisiniz.Sizler de çocuklarınıza bizim çocuklarımıza öğrettiğimiz şeyleri öğretiniz. Toprak bizim annemizdir. Toprağın başına gelenler, onun oğullarının da başına gelir. Toprağa tükürürseniz kendi yüzünüze tükürmüş olursunuz. Zira biz biliyoruz ki toprak insana değil, insan toprağa aittir. Her şey bir aileyi birbirine bağlayan kan gibi birbirine bağlıdır. Toprağın başına gelenler, onun oğullarının da başına gelir. İnsan hayatın dokusunu yaratmamıştır. O dokunun bir parçasıdır. Hayır gündüzle gece bir arada yaşayamazlar.

Beyaz adamın topraklarımızı satın alması isteğini düşüneceğiz. Fakat benim ulusum soruyor:

Beyaz adam neyi satın almak istiyor? Gökyüzünün maviliği, toprakların sıcaklığı, koşan impalanın hızı nasıl satılabilir? Biz size bunları nasıl satabiliriz? Siz bunları nasıl alabilirsiniz? Kızıl derili adam bir kağıt parçasını imzaladığı ve onu beyaz adama verdiği için siz bu topraklara istediğiniz her şeyi yapabilir misiniz? Havanın serinliğine ve suyun parıltısına sahip değilsek onları size nasıl satabiliriz? Sonuncusu da öldürüldükten sonra mandaları nasıl satın alabilirsiniz? Biz teklifinizi düşüneceğiz. Biz satmaya razı olmadığımız takdirde beyaz adamın tüfeği ile gelip topraklarımızı alacağını bilmekteyiz. Biz vahşi insanlarız. Beyaz adam ise geçici olarak iktidardadır. O bütün dünyanın kendisine ait olduğunu ve kendisinin bir Tanrı olduğunu sanmaktadır.Biz sizin başka topraklara göç etmemiz teklifinizi düşüneceğiz. Orada sükun içinde kalan sayılı günlerimizi geçireceğiz.      Günlerimizin kalan kısmını nerede geçireceğimiz önemli değildir. Çocuklarımız babalarının gururlarının kırıldığını ve yenildiklerini gördüler.Savaşçılarımız utandırıldılar. Yenilgiden sonra günlerini miskince geçirdiler. Vücutlarını tatlı yemeklerle ve içkilerle zehirlediler. Günlerimizin geriye kalanını nerede geçireceğimizin bir önemi yoktur. Zaten geriye pek fazla zaman kalmamıştır. Birkaç kış geçtikten sonra geriye kendi uluslarının mezarlarında matem tutacak kimse de kalmayacak. O ulus ki bir vakitler gücü idi ve geleceğe umutla bakıyordu. Oysa şimdi ormanlarda başıboş dolaşmaktan başka yapacak bir şeyleri kalmadı.

Fakat ben ulusumun çöküşüne neden ağlayayım. Uluslar insanlardan oluşur. Başka şeyden değil. İnsanlar ise denizdeki dalgalar gibidir. Gelip geçerler. Onlara yol gösteren ve onlarla bir dost gibi konuşan bir Tanrıya sahip olan beyaz adam bile, herkes için belirlenmiş olan alın yazısından kaçamayacaktır. Belki de biz hepimiz kardeşiz. Yalnız biz, beyaz adamın da bir gün keşfedeceği bir şeyi şimdiden biliyoruz. Bizim Tanrımız da aynı Tanrıdır. Sizler bizim topraklarımıza sahip olacağınızı düşündüğünüz gibi ona da sahip olmayı düşünüyorsunuz. Fakat buna muktedir olamayacaksınız. O insanların Tanrısıdır. Kızılderililerin de beyazların da. O yüzden bu topraklar değerlidir. O toprakları yaralamak onun Tanrısını hor görmektir.Beyazlar da bir gün bu dünyadan göç edeceklerdir. Belki de bütün diğer ırklardan daha çabuk. Yataklarınızı zehirlemeye devam ederseniz bir gün kendi çöplerinizin içinde boğulacaksınız. Fakat batışınız sırasında etrafa çok parlak bir ışık salacaksınız. Bu sizi buraya getiren ve Kızılderili adama hakim olmanızı söyleyen Tanrının kudretinden gelecektir. Sizin bu kaderiniz bizim için bir muammadır.Bütün mandalar öldürüldükten sonra, yaban atları evcilleştirildikten, ormanların en gizli köşeleri bile insanların ağır kokuları ile kirletildikten, sevimli tepeler konuşan tellerle doldurulduktan sonra… Çalılıklar nerede? Kayboldular! Kartallar nerede? Gittiler! Hızla koşan taya, hızla koşan ava "allahaısmarladık" demek ne demektir? Bir yaşamın sonu sırf daha fazla şeye sahip olmaktan mı geçer? Tanrı sizin hayvanlara ve Kızılderililere hâkim olmanızı istedi. Fakat bunun sebebi bizim için muammadır. Biz beyaz adamı anlayamıyoruz. Belki beyaz adamın ne rüra gördüğünü veya uzun kış gecelerinde çocuklarına ne masal anlattığını bilseydik belki o zaman onu anlayabilirdik. Fakat biz yaban insanlarıyız ve beyaz adamın düşleri bize saklıdır. Bu yüzden biz kendi yolumuzdan gideceğiz. Biz her şeyden önce her insanın istediği gibi yaşama hakkını tanır ve sayarız.Bizi birbirimize bağlayan şeyler pek azdır. Biz sizin teklifinizi düşüneceğiz. Eğer ona evet dersek bu sırf bize vaat ettiğiniz toprakları güvenceye almak içindir. Belki de orada geriye kalan kısa günlerimizi alıştığımız biçimde geçiririz.

Size bu toprakları sattığımız zaman siz de onları bizim sevdiğimiz gibi seviniz. Onlarla ilgileniniz. Onları bu gün bulduğunuz gibi koruyunuz. Bütün kuvvetinizle, kalbinizle, ruhunuzla onları çocuklarınız için koruyunuz. Tanrının sizi sevdiği gibi siz de onları seviniz.
Çünkü biz bir şey biliyoruz:
Tanrımız aynı Tanrıdır. Bu dünya kutsaldır. Beyaz adam bile ortak kaderimizden kaçamaz. Biz hepimiz kardeşiz. Bunu zaman gösterecek.Son Kızılderili de bu dünyadan gittiği ve onun hatırası yalnız bir bulutun sonsuz çayırlar üzerindeki gölgesi olarak kaldığı zaman, babalarımızın ruhu bu kıyılarda ve bu ormanlarda yaşamaya devam edecektir. Çünkü onlar bu toprakları seviyorlardı.Yeni doğan bir bebeğin tıpkı annesinin kalp atışlarını sevdiği gibi…
                                                                                                        Duwarmish Kızılderililerinin Reisi

                                                                                                                              Reis Seattle

(Alıntıdır)



Ben çok etkilendim paylaşiim dedim :)
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Fakat biz size topraklarımızı satarsak biliniz ki hava bizim için kıymetlidir.
Topraklarımızı satmak üzerine bir daha düşüneceğiz. Eğer buna karar verirsek bunun bir koşulu olacaktır: Beyaz adam topraklarımızdaki hayvanlara kardeşleri gibi muamele etmelidir.

Ben bir vahşiyim ve başka türlüsünü anlayamam. Ben şimdiye kadar beyaz adam tarafından öldürülüp bırakılmış binlerce ve binlerce manda (bizon) gördüm. Ben bir vahşiyim ve demir atın (lokomotif) sırf onun yoluna çıkmasın diye öldürülen mandadan daha kıymetli olduğunu anlayamam.Hayvanları olmadıktan sonra insanların ne önemi vardır? Eğer bütün hayvanlar onları bıraksalardı insanlar ruhlarının yalnızlığından ölmezler miydi? Hayvanların başına gelenler çok geçmeden insanların da başına gelecektir. Hayatta her şey birbirine bağlıdır. Toprağın başına gelenler, onun oğullarının da başına gelir. Sizler çocuklarınıza toprağa kıymet vermelerini öğretmelisiniz.Sizler de çocuklarınıza bizim çocuklarımıza öğrettiğimiz şeyleri öğretiniz. Toprak bizim annemizdir. Toprağın başına gelenler, onun oğullarının da başına gelir. Toprağa tükürürseniz kendi yüzünüze tükürmüş olursunuz. Zira biz biliyoruz ki toprak insana değil, insan toprağa aittir. Her şey bir aileyi birbirine bağlayan kan gibi birbirine bağlıdır. Toprağın başına gelenler, onun oğullarının da başına gelir. İnsan hayatın dokusunu yaratmamıştır. O dokunun bir parçasıdır. Hayır gündüzle gece bir arada yaşayamazlar.
Bütünüyle mükemmeldi secretgirl, çok teşekkürler.
 
B

Beter_Bocek

Beyaz adam neyi satın almak istiyor? Gökyüzünün maviliği, toprakların sıcaklığı, koşan impalanın hızı nasıl satılabilir? Biz size bunları nasıl satabiliriz? Siz bunları nasıl alabilirsiniz? Kızıl derili adam bir kağıt parçasını imzaladığı ve onu beyaz adama verdiği için siz bu topraklara istediğiniz her şeyi yapabilir misiniz? Havanın serinliğine ve suyun parıltısına sahip değilsek onları size nasıl satabiliriz? Sonuncusu da öldürüldükten sonra mandaları nasıl satın alabilirsiniz? Biz teklifinizi düşüneceğiz. Biz satmaya razı olmadığımız takdirde beyaz adamın tüfeği ile gelip topraklarımızı alacağını bilmekteyiz. Biz vahşi insanlarız. Beyaz adam ise geçici olarak iktidardadır. O bütün dünyanın kendisine ait olduğunu ve kendisinin bir Tanrı olduğunu sanmaktadır.Biz sizin başka topraklara göç etmemiz teklifinizi düşüneceğiz. Orada sükun içinde kalan sayılı günlerimizi geçireceğiz.      Günlerimizin kalan kısmını nerede geçireceğimiz önemli değildir. Çocuklarımız babalarının gururlarının kırıldığını ve yenildiklerini gördüler.Savaşçılarımız utandırıldılar. Yenilgiden sonra günlerini miskince geçirdiler. Vücutlarını tatlı yemeklerle ve içkilerle zehirlediler. Günlerimizin geriye kalanını nerede geçireceğimizin bir önemi yoktur. Zaten geriye pek fazla zaman kalmamıştır.
:)
 
Y

yigitce

Kullanıcı
23 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
yigitce2007.spaces.live.com
Duwarmish Kızılderililerinin Reisi Seattle´nin tarihe gecmis sözlerini cok severim...
insani her yönüyle etkiliyor...
tesekkürler...
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
YALAN
Tohumdur.
Bire kirk verir.
Verdigi kirkin her biri
bir tohumdur ki
O da bire kirk verir.
***
BILGI de tohumdur.
Bire yüz verir.
Verdiği yüzün her biri
Bir tohumdur ki;
Sana bilgelik, torunlarına da ilham verir.
***
ZEKA
Sudur.
Tohumları yeşertir.
Yalanı da bilgiyi de.
***
YETENEK
Topraktir.
Ne ekersen onu biçersin.
Ekmezsen üzerinde ayrık otları biter.
***
EMEK
Güneştir.
Tohuma da suya da toprağa da hayat verir..
***
KADER
Çadırındaki kilim gibidir.
ipligini Ulu Manitu verir
Sen dokursun.
Deseni sendendir,
renkleri Tanrı'dan.
***
ŞANS
Doğal gübredir.
Boktan bir şeydir yani.
Ne zaman nereye düşeecegi belli olmaz.
Kilimine düşerse kirletir. Desenini değiştirir.
Her şeyi bombok eder.
Oysa toprağina düşerse besler.
 
Y

yigitce

Kullanıcı
23 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
yigitce2007.spaces.live.com
BILGI de tohumdur.
Bire yüz verir.
Verdiği yüzün her biri
Bir tohumdur ki;
Sana bilgelik, torunlarına da ilham verir.


okumak keyif veriyor ...tesekkürler peri...
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Güzel sözler, ayrıca belirteyim kızılderilileri severim, yakın bulurum bize...
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
Üç barış vardır: Birinci barış, en önemli barıştır. İnsan ruhundadır o. İnsan, kainatla ve kainatın bütün güçleri ile olan ilişkisini, beraberliğini farkettiğinde, kainatın merkezinde Büyük Ruh'un durduğunu ve bu merkezin her yerde, her birimizin içinde olduğunu farkettiğinde birinci barış sağlanmıştır. Bu gerçek barıştır, diğerleri sadece bunun akisleridir. İkinci barış iki fert arasında olan barıştır. Üçüncü barış ise iki millet arasında yapılır. Fakat hepsinden önce, anlamalısınız ki 'gerçek barış' dediğim birinci barış, insanın ruhundaki barış yoksa ne fertler ne de milletler arasında barış olabilir.



Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. Halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal (Lumbee Kabilesi)



Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.



Eğer sorsanız: 'Sessizlik nedir?' Cevap veririz: O Büyük Ruh' un sesidir. Yine sorsanız: 'Sessizliğin meyveleri nelerdir?' Cevap veririz: Kendi kendini kontrol, gerçek cesaret demek olan metanet, sabır, vakar ve saygı.'


not: başka bir siteden " birce " nickli kişinin yazısından alıntıdır.
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
Yanlışı gören ve önlemek için eli uzatmayan, yanlışı yapan kadar
suçludur.
Senin vicdanını senden başkası temsil edemez.

Bunlar son derece güzel sözler konu için teşekkürler.
 
Y

yigitce

Kullanıcı
23 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
yigitce2007.spaces.live.com
Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.

insani olmayı anlatan güzel bır söz...
paylasım ıcın tesekkürler...
 
C

crnkcclr

Kullanıcı
25 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
"Kızılderili gururla alçakgönüllülüğü karıştırmıştır. Onun karakterinde ve eğitiminde kibir ve küstahlık yoktur. Kızılderili, doğanın sessizliği karşısında konuşma yeteneğine sahip olmayı hiçbir zaman bir üstünlük ifadesi olarak görmemiştir. Başka bir deyişle ona göre konuşma Yaratıcı'nın sunduğu tehlikeli bir yetenektir. O, sessizliğin gücüne yürekten inanır. En mükemmel denge budur. Sessizlik sonsuz bir kararlılıktır; vücudun, zihnin ve ruhun dengesidir. Varlığın fırtınaları karşısında daldaki ya da göldeki yaprak gibi titremeden, sarsılmadan, kendini sakin tutabilen insanın zihninde kelimesiz bir destan vardır. Yaşamın ideal şekli ve tavrı budur. Sessizlik karakterin köşe taşıdır."
Ohiyesa, Sieux Kabilesi


"Tabiatın bahçelerinde küçük bir çocuk hayretiyle gezinirken, kuşların şakımasında, suların çağıldamasında ve çiçeklerin tatlı kokusunda Yüce Ruh'un fısıltılarını duyarım. Siz buna putperestlik mi diyorsunuz?"
Zitkala Sa, Sioux Kabilesi


Kızılderili herşeyi bir döngü içerisinde yapar. Çünkü dünyanın gücü her zaman döngüler içinde kendini gösterir, herşey dönmeye gayret eder. Bir zamanlar mutlu ve güçlü günlerimizde tüm kuvvetler bize kutsal bir çemberden gelirdi, o çember kırılmadığı müddetçe ulusumuz bayındır bir şekilde yaşardı. Evet, dünyanın gücü daire şeklinde çalışır. Gökyüzü yuvarlaktır, yeryüzünün de top gibi yuvarlak olduğunu duydum. Yıldızlarda yuvarlaktır. Büyük güç rüzgar döne döne eser. Kuşlar yuvalarını
daire şeklinde yaparlar, onların inancı da bizim inancımızın aynıdır. Güneş göğün bir ucundan diğerine gider gelir, böylece çember çizer. Ay da öyledir ve ikisi de yuvarlaktır. Mevsimler büyük bir döngü içinde değişir, oldukları yere daima geri gelirler. İnsanoğlunun yaşamı çocukluktan çocukluğa bir büyük dairedir. Herşey devri daim eder."
Kara Geyik, Sioux Kabilesi



"Yaşam nedir? Geceleyin bir ateşböceğinin saçtığı ışıktır. Kışın buffalonun soluğudur.
Otların arasında koşan ve günbatımında kaybolan gölgeciktir."
Karga Ayak, Sihasapa Kabilesi


"Zamanın başlangıcında davullar vardı. Dünya yaşamının temposunu tutturuyordu bu davullar. Gök gürültüsü, deniz kıyılarındaki düzenli gelgitler, birbirinden diğerine yavaşça geçiveren mevsimler, kuşların göç edişi, kış uykusuna yatan hayvanlar... Bu tempo içinde herşey kendi zamanını biliyor, akıl sır ermez bir şey bu. Bileğinizdeki kalp atışlarını bir dinleyin. Yaşamın temposunu yansıtır o atışlar.Eğer tempoda bir aksaklık varsa hastasınız demektir."
Jimalee Burton, Cherokee Kabilesi


Alıntıdır..
 
Üst