Gelecekte kopyalanamayacak tek rekabet avantajı; insan

  • Konbuyu başlatan ölüdeniz
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kişisel Gelişim Yazıları kategorisinde ölüdeniz tarafından oluşturulan Gelecekte kopyalanamayacak tek rekabet avantajı; insan başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 2,160 kez görüntülenmiş, 1 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kişisel Gelişim Yazıları
Konu Başlığı Gelecekte kopyalanamayacak tek rekabet avantajı; insan
Konbuyu başlatan ölüdeniz
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan korsan
Ö

ölüdeniz

Kullanıcı
2 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
uzay boşluğu
           


Milenyum insanının iş ve sosyal yaşam temposu çok hızlı. Giderek daha da hızlanacak. Yurt dışından gelen ekonomik raporlar, "mortage krizinden kaynaklandı" diye başlayan dalganın, pek öyle hafif ve çabuk atlatılamayacağını söylüyor. Henüz dalga bizim kıyılara vurmadı. Vurana kadar iyice kırılır inşallah. Ancak globalizm bu inşallahlardan pek anlamıyor. RGEMonitor.com tarafından aktarılanlar, Amerika'da 30 yıldan beri görülmemiş seviyede bir krizin kapıdan içeri ilk adımlarını attığına dikkat çekiyor. Üstelik sıkıntının kısa sürede geçmesi beklenmiyor. Kontrolsüz şişirilen emlak piyasası, mortage, tüketicinin aşırı borçlandırılması baloncuklarının birer birer patlamasına, dikkat çekiliyor. Anlaşılan, zor günler yine kapıda...

Zorluklara, krizlere karşı durmak, kriz yoksa dahi müthiş rekabete dayanmak ve meşhur "sürdürülebilir büyümeyi" sağlamak gerekiyor. Teknik olarak yapılacaklar, öneriler etrafta uçuşuyor. Başa çıkabilmek için en kuvvetli rekabet avantajı ise hala insan! İnsan da coşku ve tutkuyla çalışabilen bir sistem. O zaman, heyecanı, iyi duyguları, güveni, sevmeyi, aşkı daha sık göreve çağırmak, hatta fazla mesai yaptırmak lazım... "İyi de koşturmaktan, mücadeleden bunları unuttuk!" diyenlere yardım için işte birkaç tarif... Internette "en büyüğü 10 yaşındaki bıdıklara –aşk nedir?- sorusuna verilen yanıtlar... " diye dolaşan mesajdan iç ısıtan alıntılar; 

- Aşk, sevgilimizle aramızda bi sürü kötü şey meydana gelmeden önce hissettiğimiz şeydir.
- Benim anneannem sırtından hasta olmuştu ve eğilemediği için ayak tırnaklarına oje süremiyordu, dedemin de parmakları hasta olmasına rağmen anneannemin ayak tırnaklarına hep oje sürüyordu. Bence aşk budur.
- Aşk birlikte yemeğe gittiğimiz zaman sevgilimizin kendi kızarmış patateslerini bizim tabağımıza koyması ve bizim tabağımızdan hiçbir şey almamasıdır.
- Aşk çok yorgun olduğumuzda bizi gülümseten bişeydir.
- Aşk, sevgilimiz bişey söylüyorsa yılbaşı hediyelerini açmayı bile bırakıp onu dinlemektir.
- 'Senden nefret ediyorum' dediğimiz birine ilerde aşık oluruz.
- Aşk sevgilimizin her şeyini bildikten sonra bile onunla çok iyi arkadaş olabilmektir.
- Birine aşıksanız, kirpikleriniz hareket ettikçe gözlerinizin içinden yıldızlar çıkar.

Ne kadar yalın, masum ve doğrular... Sadece aşık olunana, sevgiliye değil, herkese karşı hissedilmesinde büyük yarar olan evrensel doğrular... 

Bunlar da ünlü düşünür ve filozofların tarifleri; 
- Freud: "Yasam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktır"
- Geothe: "Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir"
- Holty: "Aşk kulübeyi altından bir saraya benzetir."
- Newton: "Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracaklarına duvar ördükleri için yalnız kalırlar."
- Madame De Scudery: "İnsan sevmeye başladı mı, yaşamaya da başlar."
- Shakespeare: "Değişiklikle karşılaşınca değişen aşk, aşk değildir... Aşk gözle değil ruhla görülür."


Gelecek daima bilinen ve bilinmeyenlerle, iyi ve kötülerle geliyor. Mutluluk, başarı tarifleri değişiyor. Galiba her zaman, her dönemde, her koşulda en değişmeyen, en çok aranan şey; heyecanlı, tutkulu insan olacak. Onu coşturan da aşk, sevgi, coşku... Ürün, hizmet, çalışma ortamında bunu yaratabilen, yaşatabilenler avantajı yakalayacaklar.

Ufuk Tarhan


Ayak parmağına oje sürecek dede veya ayağına öyle oje sürülecek nine olabilir miyiz bilmem ama bu konuların ciddiye alınmasında fayda var... Hem de çok!
 
Üst