EVLİLER OKUYUN.....BEKARLAR DERS ALIN..... :)))

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Lal-Mim
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Evliligi toplumun dayattigi sekilde yasamamaktan...
topluma dayattığı şeyleri yaşamaktan evlilikler çatırdamıyormu zaten.. kendimiz içinmi yaşıyoruz, toplum içinmi  >:(,
paylaşımın için teşekkürler...
kendi kurallarımızı kendimiz koyalım... diyorum ve gidiyorum kendi kurallarıma  ;)
 
ayyy bu yazıyı okunca evlenesim geldi birden ::) ::) ama tek taraflı olmuyo karsıdakide anlayışlı olmalı böyle evlilik hepimize nasip olsun ;)
 
su perisi' Alıntı:
Evliligi toplumun dayattigi sekilde yasamamaktan...
topluma dayattığı şeyleri yaşamaktan evlilikler çatırdamıyormu zaten.. kendimiz içinmi yaşıyoruz, toplum içinmi  >:(,
paylaşımın için teşekkürler...
kendi kurallarımızı kendimiz koyalım... diyorum ve gidiyorum kendi kurallarıma  ;)
insanlar kendi kültürlerine büyüğe saygı küçüğe sevgi unsurlarını onların düşüncelerini toplumun dayatması olarak görürse kendi zararlı çıkar. arkadaşıma katılmıyorum ben on iki yıllık evliyim ve o dayatma (hayatın kuralları) yada (yaşanmış tecrübeler) çevremdeki insanların işime yarayacak sözlerini alıp hayatımın her alanında kullanmak her şeyi dahada güzelleştiriyo o toplumun dayatması dediğin şey bizim kültürümüz (tabii çağ dışı ve saçma düşüceler hariç) eşlerin kendi aralarındaki sorunu halledemediği zaman her iki taraftan birer şahitle sorunların konuşulmasını peygamber efendimiz söylemiş. su perisi arkadaşım bu tür düşüncelerinin kendin geliştikçe değişeceğini düşünüyorum. sende kendini geliştirmek gibi bi düşünce olmasaydı bu siteyi bulmazdın  ;) dimi sen sen ol çevrende bilmiş, görmüş, geçirmiş, sözü dinlenir büyüklerin varsa onları bol bol ziyaret et bence o gibi insanlar bulumaz hazinelerdir. Tabii bunlar benim düşüncelerim. ben çevremdeki yaşlılarla olmayı gençlerle olmaya tercih ederim. çünkü onlarla sohbet ettiğim gün illaki yeni bişey öğrendiğim gündür. sevgiyle kalın arkadaşlar
 
EVLILER OKUYUN.... BEKARLAR SİZ DE DERS ALIN.....


Evlilik , inanmadığım halde içerisinde 17seneyi bitirdiğim bir kurum benim için..
17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da...
Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor .
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan...
Nedir bu dayatmalar?
Erkeğin muhakkak kadından yaşça büyük olması , eğitim seviyesinin erkeğin lehine yada en azından eşit olması bunların sadece ikisi...
Olmaz,yürümez diyor toplum...
Erkek yaşça büyük olmalı ki, kadına 'höt' dediğinde oturmalı kadın...
Ya da yumuşatıyorlar;
Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum filan) küçük olmalıymış yaşı...
Eğitimde de boyle..
Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş,evde kalmakmış layıkı ....
EŞ’ iM BENDEN 2 YAŞ BüyüK; ne 'höt' dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü...
Yıllar içinde ben yaşlandıkça o genlesti,
-'Ooo Can bey kapmışsınız çıtırı ' esprilerine muhatap dahi oldum.
EŞ’ iM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..
Ne o bana bilmişlik tasladı , ne ben ona ezik baktım...
Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der bizim
Halil Çıbran...
Bunu unutmadık biz.
Ben konuşurken o dinledi,ben dinlerken o konuştu 17 sene.
O Öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklısı bi tanem...'dedik,
Öfke bitip fırtına durulduğunda 'ama bi de böyle düşün ' de dedik fikrimizi savunurken.
Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç için savaşan neferlerdik bu hayatta...
Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..
Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstündeki telefon, kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da ama...
Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven'...
Ve güvenin ardına saklanmış bir 'saygı' vardı daima...
Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede...
Eee Ülkeler neler gördü , biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık...
Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece, misafir odasında...
Gece yarısı kapı açıldı, esim; Ne yapıyorsun burda?' diye sordu
kapının eşiğinden, 'uyuyorum' dedim buz gibi bir sesle...
Gitti, gelmesi bir dakikasını almıştı elinde yastıkla... ' kay yana ‘ dedi daracık yatakta.
'Ne yapıyorsun?' dediğimde ' Benim yerim senin yanın,sen gelmezsen ben gelirim ' dedi...
Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek...
Ve bence doğrusu da bu... Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç...
Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize...
Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktık o listede...
Ama oyunun kurallarını biz koyduk...
Nede olsa bizim oyunumuzdu, oynanan...
Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bi oyun bence...
Topluma kulaklarını tıkayarak hem de...
Ne benim, ne de bizim sözlerimizle...
Sadece gönlünüzden geçtiğince ... Dediği gibi Ataol Behramoğlu' nun ;
'...Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün Evrene
karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir
Armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana...

Can DÜNDAR
__________________
 
hacer' Alıntı:
su perisi' Alıntı:
Evliligi toplumun dayattigi sekilde yasamamaktan...
topluma dayattığı şeyleri yaşamaktan evlilikler çatırdamıyormu zaten.. kendimiz içinmi yaşıyoruz, toplum içinmi  >:(,
paylaşımın için teşekkürler...
kendi kurallarımızı kendimiz koyalım... diyorum ve gidiyorum kendi kurallarıma  ;)
insanlar kendi kültürlerine büyüğe saygı küçüğe sevgi unsurlarını onların düşüncelerini toplumun dayatması olarak görürse kendi zararlı çıkar. arkadaşıma katılmıyorum ben on iki yıllık evliyim ve o dayatma (hayatın kuralları) yada (yaşanmış tecrübeler) çevremdeki insanların işime yarayacak sözlerini alıp hayatımın her alanında kullanmak her şeyi dahada güzelleştiriyo o toplumun dayatması dediğin şey bizim kültürümüz (tabii çağ dışı ve saçma düşüceler hariç) eşlerin kendi aralarındaki sorunu halledemediği zaman her iki taraftan birer şahitle sorunların konuşulmasını peygamber efendimiz söylemiş. su perisi arkadaşım bu tür düşüncelerinin kendin geliştikçe değişeceğini düşünüyorum. sende kendini geliştirmek gibi bi düşünce olmasaydı bu siteyi bulmazdın  ;) dimi sen sen ol çevrende bilmiş, görmüş, geçirmiş, sözü dinlenir büyüklerin varsa onları bol bol ziyaret et bence o gibi insanlar bulumaz hazinelerdir. Tabii bunlar benim düşüncelerim. ben çevremdeki yaşlılarla olmayı gençlerle olmaya tercih ederim. çünkü onlarla sohbet ettiğim gün illaki yeni bişey öğrendiğim gündür. sevgiyle kalın arkadaşlar

Bu mesajı ilk kayıt olduğumda yazmışım:) şimdi görünce şaşırdım.. :)
Konuyu pek iyi açıklamamışım sanırım...Evliligi toplumun dayattigi sekilde yasamamaktan kastım Can DÜNDAR'ında yukarda çok güzel belirtmiş olduğu görüşe katıldığımı şimdide söyleyebilirim...
Erkegin muhakkak kadindan yasça büyük olmasi, egitim
seviyesinin erkegin
lehine yada en azindan esit olmasi bunlarin sadece
ikisi...

Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmali
ki, kadina 'hot'
dediginde oturmali kadin... Yada yumusatiyorlar;

-Efendim kadin erkekten önce çöktügü için (hani dogum
felan) küçük
olmaliymis yasi...

Egitimde de böyle.. Kadinin çok okumusu bilmis olurmus,
evde kalmakmis
layiki....


Şimdi bana söylermisin bunların ne kadarı dogru dayatılan gerçekler,orasıda görecelidir,sana göre doğru olabilir ama bana göre degil...
Benim 18 seneden bu yıl 19'a adım atacagım  harika bir evliligim var...Evlilik kurumuna çok büyük saygım var...Saygının ve sevginin olduğu bir ailede mutlu olmamak içinde hiç bir mazeret kabul edilemez...Yukarda sayılan dayatmalar asla kabulum degildir,can dündarın kendi yaşadığı o güzel evlilik gibi çokda güzel bir evliliğim vardır,darısı evlenmeyenlerin başında,bir yastıkda birlikde kocamak üzere sevgi ve saygı bizden olsun  :)
 
Bak heyecandan bu konuyu bizimle paylaşan arkadaşımıza ve Can dündarın o güzel kalemine saglık diyemeden göndermişim:)

Böylesi güzel bir konuyu kaleme alanından,bizimle paylaşan yorum yapan herkese teşekkür ederim:)
 
Helal size :alkis2 Benimde inandığım şey; Mutlu olmak insanın elindedir ve umarım herkes kendini mutlu edebilir....
 
Hayat kisa gelen bir battaniye gibidir.

Yukari cekersin ayak parmaklarin isyan eder.

Asagi cekersin omuzlarin titrer . Ama yine de, neseli
insanlar dizlerini
karinlarina ceker, rahat bir uyku uyumayi
basarir..........
çok güzel bir yazı zaten can dündar dan da aksi beklenemez
 
Paradoks' Alıntı:
-'Ne yapiyosun burda?' diye sordu kapinin esiginden,
'uyuyorum' dedim buz
gibi bi sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasini almisti
elinde yastikla...
'kay yana' dedi daracik yatakta. 'ne yapiyosun?'
dedigimde 'benim yerim
senin yanin, sen gelmezsen ben gelirim' dedi...

:( İNANIN YÜREGİM TİTREDİ
aynen
 
ohh elizabeth .
tabi ki evlenmek .
kurumlar .
toplum rolleri .
kadın erkek .
meslek .
anne baba .
çevre .
para .
ideal .
saygı .
güven .
sevgi .
cinsellik .
ortak zamanlar .
insan ilişkisi...


evet herşey ve herşey evlilik için de gizli .
bu yazıyı hep severek okumuşumdur , şimde de teşekkür ederim .
 
Can Dündar yine üstatlığını konuşturmuş.Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da...
Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor. Evliliği toplumun dayattığı şekilde yaşamamaktan... Nedir bu dayatmalar? Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi...
Olmaz, yürümez diyor toplum. Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına 'höt' dediğinde oturmalı kadın.Ya da yumuşatıyorlar. Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı...
Eğitimde de böyle. Kadının çok okumuşu bilmişi olur muymuş, evde kalmakmış layıkı.Esim benden 2 yas büyük; ne 'höt' dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü. Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti.' Ooo Can bey kapmışınız çıtırı ' esprilerine muhatap dahi oldum. Eşim üç üniversite bitirdi; ben bir taneyi 9 senede bitirdim.Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım."Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır" der Halil Çibran.
Bunu unutmadık biz. Ben konuşurken o dinledi,ben dinlerken o konuştu 17 sene. O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o " haklısın bir tanem..." dedik, Öfke bitip fırtına durulduğunda " ama bi de böyle düşün " de dedik fikrimizi savunurken. Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, aynı amaç için savaşan neferlerdik bu hayatta.Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık.Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon , kim bu saatte arayan karsı cins diye sorgulamadık da ama. Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven' ve güvenin ardına saklanmış bir 'saygı' vardı daima.Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede. Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yasayacaktık.Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bir gece, misafir odasında. Gece yarısı kapı açıldı, eşim; 'Ne yapıyorsun burada?' diye sordu. Kapının eşiğinden, 'uyuyorum' dedim buz gibi bir sesle. Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı, elinde yastıkla.'kay yana' dedi daracık yatakta. 'ne yapıyorsun?' dediğimde 'benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim' dedi.
Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yatma saatine kadar sürecek. Ve bence doğrusu da bu.Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç. Kırsak da zaman zaman kalplerimizi,asla kin tutmadık birbirimize.Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktık o listede. Ama oyunun kurallarını biz koyduk. Ne de olsa bizim oyunumuz du oynanan. Evlilik; hesapsız içine alınması gereken bir oyun bence. Topluma kulaklarını tıkayarak hem de. Ne benim, ne de bizim sözlerimizle. Sadece gönlünüzden geçtiğince.
Dediği gibi Ataol Behramoğlu' nun ; ' Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

CAN DÜNDAR Hayat kısa gelen bir battaniye gibidir. Yukarı çekersin ayak parmakların isyan eder. Aşağı çekersin omuzların titrer. Ama yine de, neşeli insanlar dizlerini karınlarına çeker, rahat bir uyku uyumayı başarır.
 
Geri
Üst