Eşinizle iletişimi öfkeyle kapatmayın: Sen beni sevmiyorsun zaten!

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan senarist081
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
S

senarist081

111eh3.jpg

Eşinizin geç kalacağını haber vermeden akşam vakti sizi bekletmesine üzüldünüz, hatta merak ettiniz. Geldiğinde öfkeyle karşıladınız ve gerçek sebebi öğrenmeden önce kendinize göre tahminleri sıralamaya başladınız. O da size ters ifadelerle karşılık verdi. İyi bir tartışma sebebi değil mi? Veya hasta olduğunuz bir gün eşinizden size bakmasını, bir şeyi yapmayı unutmanızı anlayışla karşılamasını bekliyordunuz ama olmadı.
Hatanızı yüzünüze vurup utandırdı. Siz de ona öfkeyle karşılık verip tartıştınız. Hasta halinizle iyi bir küsme sebebi sayılır. Evliliklerde yaşanan en büyük problem eşler arasındaki iletişimsizliktir. Kimi çiftler, anlaşmazlıklarını hiç konuşmadan olduğu gibi saklayıp gelecekte bir gün hesabını sormak üzere biriktirir. Birçok çift de sorunlar karşısında gerçek duygu ve düşüncelerini ifade etmek yerine öfke duygusuyla hareket eder. En küçük bir yanlış anlaşılma büyük tartışmalara dönüşür ve sen beni sevmiyorsun zaten veya sen beni bir kere bile anlamadın seviyesine gelir.

Gerçek duyguları öfke ile saklamak daha kolay ve rahat bir ifade biçimidir. Çünkü, üzüntü, hayal kırıklığı, utanma, kırılma, merak etme, endişelenme gibi duyguları doğrudan doğruya söylemek daha zordur. Öfke, hiç utanmadan, sıkılmadan, benliğe çok zarar vermeden ifade edilebiliyor. Benliğimize zarar veren ya da benliğimizin bir başkası tarafından zedelendiğini hissettiğimiz duygularımızı söylemiyoruz. Öfkelenerek, benliğimizin uğradığı zararları kapatmak için karşı tarafın benliğine zarar vermek istiyoruz. Bu yüzden de asıl duygularımız hep geri planda kalıyor. Duygularımızı ifade etmediğimiz için karşı taraf da savunmaya geçiyor ve en baştan iletişim yollarını kapatmış oluyoruz.

KENDİNİZE 'GERÇEKTEN NE HİSSEDİYORUM?' DİYE SORUN

Evliliklerde en önemli şey, kişiyi gerçekten ne rahatsız ediyorsa bunu tespit edip sorunu çözmeye çalışmaktır. Ancak bunun için de, öncelikle kişinin kendini tanıması, kendinin farkında olması gerekiyor. Benim gerçek duygularım, düşüncelerim nedir, bu davranışımın asıl sebebi ne? sorularına doğru cevapları vermek sorunların çözümünü kolaylaştırıyor. Belirli bir içgörü kazanmış olan kişi, yaşadığı durumun adını koyabilir. Neden sinirlendiğini, hangi duygusunun harekete geçtiğini daha iyi bilir ve ifade eder.


 
Güzel ve gerçekten önemli bir konuya değinmişsin :)
Teşekkürler Tarık.. :D :D

 
Çünkü, üzüntü, hayal kırıklığı, utanma, kırılma, merak etme, endişelenme gibi duyguları doğrudan doğruya söylemek daha zordur.
Buna katıldığımı söyleyemem.Sadece evlilikte değil beraberliklerde de hislerini açıkça belirtmeyenler sorunlarla boğuşur.

Hatayı söylemek öfke sebebi olmamalı.Eğer ki üslup kırıcı değilse.
Geç geldiğinde endişelenme sebebini söylemek sorun olmaz kanaatindeyim.Eşler arasında güven sağlanmışsa. :)
 
Tarık evli insanların güncel hayatında sürekli karşılaştığı bu sorunu güzel bir yazı ile paylaştığın için teşekkürler.
 
Buna katıldığımı söyleyemem.Sadece evlilikte değil beraberliklerde de hislerini açıkça belirtmeyenler sorunlarla boğuşur.

Hatayı söylemek öfke sebebi olmamalı.Eğer ki üslup kırıcı değilse.
Geç geldiğinde endişelenme sebebini söylemek sorun olmaz kanaatindeyim.Eşler arasında güven sağlanmışsa

Bir yerde eşlerden biri alevlenirken bir diğeri o alevi söndüren olmalı..Evliliklerde uzun bir birliktelik amaçlanıyorsa açık yüreklilik,dürüstlük gerekir..Akabinde sevgi ve saygı gibi kavramlar zaten ister istemez oluşacak,ilşkiyi ölümsüz kılacaktır..
 
Ben bu tarz yazılar okuduğumda şöyle düşünüyorum; kişiler öncelikle karşısındakinin de birey olduğunu,evlenmiş olmanın, imza atmanın , arkadaşlık zamanında gösterilen saygı ve sevginin sonu olmadığını hatta daha bir temkinli olup daha özverili olmalı, saygıyımızı yitirmemliyiz diye düşünüyorum.

Öfkeyle ilgili de Doğan Cüceloğlu'ndan dinlemiştim; kişi öfkelendiğinde o anda konuşmalı, içine atmamalı aksi taktirde birikimle patlamaher zaman daha kötü, kırıcı olabiliyor.
























 
Kimi çiftler, anlaşmazlıklarını hiç konuşmadan olduğu gibi saklayıp gelecekte bir gün hesabını sormak üzere biriktirir.
    karşıma çıkan insanlar genelde bu tarz yaklaşırlar...aslında o an paylaşsalar,olaylara biraz karşısındakinin penceresiyle baksalar belki de birçok sorun ortadan kalkacak.. :)
 
karşıma çıkan insanlar genelde bu tarz yaklaşırlar...aslında o an paylaşsalar,olaylara biraz karşısındakinin penceresiyle baksalar belki de birçok sorun ortadan kalkacak..

Doğru bir tespit,tebrikler Pınar.. ;)
 
Bencede eşler veya şahıslar sorunlarını dile getirmeli,karşılıklı paylaşmalı.İkili ilişkilerde sorunsuz bir ilişki için iletişim şart.
inanıyorumki ses tonu,söyleyiş şekli ,tarz,üslup ve cümleler doğru  ifade edilirse olumlu bir diyalog kurulur.Tartışma anında sarfedilen incitici sözler unutulmuyor.geçmişte neden tartıştığımı hatırlamadığım çok olay var.ama tartışma anında tarafıma söylenen ve inciten kelimeler hala hatırımda,yüreğimde
Bu konuda çok beğendiğim bir sözüde sizinle paylaşmak isterim.
Öfke gelir göz kararır,öfke gider yüz kızarır...

 
bencede sorunlari dille getirmeli her ne olursa olsun hangi konu olursa olsun icine atmamali icine atildigi zaman bir birikim oluyor ve sonu daha da kötü olur .
 
Bir sorunum oldugunda,konuşarak hallederim,asla ertelemem.. Konuşurken de,önce karşı tarafı dinler sonra söz hakkımı kullanırım.Ne demiş büyüklerimiz,"Öfkeyle kalkan,zararla oturur"  :) :)
 
Gerçekten çok önemli bir konu.Ama maalesef bir çok evliliklerde iletişimsizlik problemi var.Aslında karşılıklı bir konuşulsa halledilmeyecek sorun kalmaz.
Paylaşımınız için teşekkürler.
 
Geri
Üst