Duygu Nedir?

  • Konbuyu başlatan emine38
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Araştırma Sonuçları kategorisinde emine38 tarafından oluşturulan Duygu Nedir? başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 9,203 kez görüntülenmiş, 21 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Araştırma Sonuçları
Konu Başlığı Duygu Nedir?
Konbuyu başlatan emine38
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan crt
E

emine38

Kullanıcı
5 Nis 2007
En iyi cevaplar
0
0
Bir yüzyılı aşkın bir süredir psikologlar ve felsefeciler ”duygu”’nun ne anlama geldiği konusunda tartışıyorlar. Oxford ingilizce sözlüğü, duygu’yu ”herhangi bir zihin, his, tutku çalkantısı ya da devinimi; herhangi bir şiddetli ya da uyarılmış zihinsel durum” olarak tanımlıyor. Amerikalı psikolog Dr. Daniel Goleman duyguyu bir his ve bu hisse özgü belirli düşünceler, psikolojik ve biyolojik haller ve bir dizi hareket eğilimi anlamında kullanıyor. Karşımları, çeşitlemeleri, mutasyonlarıyla yüzlerce duygudan söz edebiliriz. Tüm araştırmacılar aynı kanıda olmasa da bazı kuramcılar temel duygu kümeleri olduğunu öne sürüyor. Bu kümelerin başlıca adayları ve bazı üyeleri şöyle:
Öfke: hiddet, hakaret, içerleme, gazap, tükenme, kızma, sinirlenme, hınç, kin, rahatsızlık, alınganlık, düşmanlık ve belki de en uç noktada, patolojik nefret ve şiddet.

Üzüntü: acı, keder, neşesizlik, kasvet, melankoli, kendine acıma, yalnızlık, can sıkıntısı, umutsuzluk ve patolojik olduğunda şiddetli depresyon.

Korku: kaygı, kuruntu, sinirlilik, tasa, hayret, şüphe, uyanıklık, vicdan azabı, huzursuzluk, çekinme, ürkme, dehşet; patolojik olduğunda isefobi ve panik.

Zevk: mutluluk, coşku, rahatlama, tatmin, haz, sevinç, eğlenme, gurur, tensel zevk, heyecan, vecd hali, hoşnutluk, kendinden geçme, aşırı zindelik, kapris ve en uç noktada mani.

Sevgi: kabul görme, dostluk, güven, iyilik, yakın ilgi, sadakat, hayranlık, aşırı tutkunluk, muhabbet.

Şaşkınlık: şok, hayret, afallama, merak.

İğrenme: hor görme, aşağılama, küçümseme, tiksinme, nefret etme, hoşlanmama, itici bulma.

Utanç: suçluluk, mahcubiyet, hayal kırıklığı, pişmanlık, küçük düşme, üzülme, çile ve nedamet.

California Üniversitesi’nden Paul Ekman’ın keşfine göre belirli yüz ifadelerinden dördünün (korku, öfke, üzüntü, zevk) sinema ya da televizyonla karşılaşmamış oldukları tahmin edilen okuma yazma bilmeyenler de dahil olmak üzere, dünyanın değişik kültürlerinden insanlar tarafından tanınmasın de duyguların evrenselliğini gösterdiğini ileri sürmüştür. Ekman, Yeni Gine’nin ücra yaylalarında tecrit edilmiş halde yaşayan Taş Devri’nden kalma Fore kavmine varıncaya en uzak kültürlerin insanlarına göstermiş ve nerede olurlarsa olsunlar, insanların aynı temel duyguları tanıdığı görmüştür.
Dr Daniel Goleman da duyguları kümeler ya da boyutlar bağlamında düşünmekte ; öfke, üzüntü, korku, zevk, sevgi, utanç ve benzeri başlıca kümeleri duygusal hayatımızın sonsuz çeşitliliğinin bir kanıtı olarak görmektedir.Bu kümelerden her birinin özünde, temel bir duygusal çekirdek bulunduğunu ve bu çekirdekten temel duygunun akrabaların sayısız mutasyonlarla halkalar halinde yayıldığı vurgulamaktadır.
Dr. Goleman dış halkalarda ruh halleri olduğunu; teknik açıdan bunların duygudan çok daha sessiz ve kalıcı olduğunu belirtmektedir.(bütün gün öfkenin hararetine kapılmak ender rastlanan bir durumken, örneğin hırçın ve sinirli bir ruh hali içinde bulunmak o kadar ender görülen bir hal değildir ve bu ruh hali daha kısa süreli öfke nöbetlerini kolayca başlatabilir).
Ruh halinin ötesinde mizaç, yani insanları melankolik, çekingen ya da neşeli yapan belli bir duygu ya da ruh halini uyandırma eğilimi vardır. Bu tür duygusal yatkınlıkların ötesinde de; klinik depresyon-ya da insanın kendisini zehirleyen bir duruma mahkum olduğunu hissettiği-sürekli kaygı gibi bariz duygu bozuklukları bulunmaktadır.

DUYGULAR NEYE YARAR?
Sosyobiyologlara göre duygularımız tehlike, acı bir kayıp, zorluklara karşın bir hedefe doğru ilerleme, eşine bağlanma ve bir aile kurma gibi yalnızca akla bırakılamayacak durum ve görevlerde yol göstericidir. Her duygu bizi bir şekilde hareket etmeye hazırlar; her biri insan hayatında tekrarlanan güçlüklerle baş edebilecek şekilde bizi yönlendirir.
Sizlere duyguların insanları canları pahasına dahi olsa nasıl yönlendirdiğine dair Amerika’da yaşanan trajik bir olayı aktarmak istiyoruz:
Beyin felci yüzünden tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş on bir yaşındaki kızları Andrea’ya hayatları adayan Gray ve Mary Jane Chauncey çiftinin son dakikalarına bir göz atalım. Chauncey ailesi, Louisiana’nın nehir bölgesinde bir çarpma sonucu hasar gören demiryolu köprüsünden nehre yuvarlanan Amtrak treninin yolcularındandı. Karı-koca öncelikle kızları düşünerek, Andrea’yı su alarak gittikçe batan trenden kurtarmak için ellerinden geleni yapıp bir şekilde onu camdan iterek kurtarma ekibine ulaştırdılar. Kendileri ise sulara gömülü vagonun içinde can verdiler.

Bu hikaye, son dakikalarında dahi çocukların hayatta kalması sağlamak için çabalayan bir anneyle babanın bir tür efsanevi cesaretini anlatıyor. Kuşkusuz tarihimiz çocukları uğruna yaşamları feda eden ailelerle ilgili bunun gibi sayısız örneklerle doludur. Böyle bir kriz anında bu tüyler ürpertici kararı veren aile açısından bu sevgiden başka birşey değildir. Duyguların amaç ve gücünü anlatan bu kahramanlık örneği, insana kendini feda ettiren sevginin ve aslında hissedilen her duygunun insan hayatındaki merkezi yerine tanıklık ediyor. Bu durum en derin hislerimizin, tutkularımızın, özlemlerimizin, temel rehberlerimiz olduğunu gösteriyor.
İnsan doğası duyguların gücünden soyutlayarak anlamaya çalışmak, üzücü bir dar görüşlülüktür. Salt zekâya, yani IQ’nun ölçtüğü şeye verdiğimiz değer ve önemde çok aşırıya gidildiği uzmanlarca belirtiliyor. Duygular bize hakim olduğu sürece, zekâ-iyi yada kötü-hiçbir yere varamaz.
İlk etik yasaları ve bildirileri-Hammuarbi Kanunu, Yahudilerin On Emri, İmparator Aşoka’nın Fermanları-duygusal yaşamı yumuşatma, ehlileştirme, evcilleştirme, çabaları olarak görülebilir.Aslında tüm duygular harekete geçmemizi sağlayan dürtülerdir; evrim, yaşamla baş edebilmemiz için bizi acil plan yapabilecek şekilde programlamıştır. Duygu (emotion) sözcüğünün kökü moteredir. Latince hareket etmek anlamına gelen fiile ”e-” ön eki getirildiğinde uzaklaşmak olur ki bu, her duygunun bir harekete yönelttiği fikrini vermektedir.

Psikologların ve sosyologların günümüzde yapmaya çalıştıkları şey duygunun yerine aklı koymaya değil, ikisi arasındaki akıllı dengeyi bulmaya çalışmaktır. Goleman, eski paradigmanın duyguların çekiminden bağımsız bir akıl idealini içerdiğini, yeni paradigmanın ise bizi zihinle kalbin uyumunu sağlamaya zorladığı belirtiyor ve ayrıca, yaşamımızda zihinle kalbin uyumunu sağlamak için öncelikle, duyguları zekice kullanmanın ne demek olduğunu daha iyi anlamamız gerektiğini vurguluyor.

Daniel Goleman, Duygusal Zekâ
Lawrence E. Shapiro, Yüksek EQ’lu bir çocuk yetiştirmek için
 
C

caylak_caylak

Kullanıcı
15 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
duygu çözümlenmesi çok zor olan bir histtir sadece insanlar bunu hisseder sadece
 
Ç

çiçek

Kullanıcı
4 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
duygu anlaşılması..çözülmesi garıb biişiii cok değişik bişi ya anlatılmas aslında yasanır
 
P

Paradoks

Kullanıcı
7 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
Duygu kelimesi söyle bir baktıgımızda basit görünebilir fakat icerisinde o kadar derinlemesine anlamlar varki bakın prof. dahi tanımlamakta güclük cekmekteler. Duygu tanımlanması cokk.. güc bir tavrandım hissedilir yasanırr iyi ve kötü... :-\

Saglam bir paylasım olmus tesekkürler...
 
D

diloş

Kullanıcı
8 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
paylaşım için teşekkürler gerçekten duygular üzerine güzel bir araştırma yapılmış... Duygular insanın hareketlerinin belirleyicisi ve karmaşık bir olgu gibi....... araştırmada da dediği gibi dünyadan soyutlamış gibi yaşayan insanlar bile duygulara aynı tepkiyi vermişler bu demek oluyor ki duygular standarta ortama ve durumlara bakmaz her insan içinde hareketlerinin belirleyicisidir kimin de daha az kiminde daha çok etkendir ama etkilidir
 
P

Paradoks

Kullanıcı
7 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
Ama artık cagımızda üzülerek söylüyorum duygusuz insalarda mevcut.. :-[ Umursamaz.. bencill.. Bunları kınıyorum arkadaslar... :mad:
 
D

diloş

Kullanıcı
8 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
yaaaa bu da var ama bencillikte bir duygu kötü olsada
 
Ç

çiçek

Kullanıcı
4 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
aliCAnn' Alıntı:
Ama artık cagımızda üzülerek söylüyorum duygusuz insalarda mevcut.. :-[ Umursamaz.. bencill.. Bunları kınıyorum arkadaslar... :mad:
haklısın alişim :)
 
E

emine38

Kullanıcı
5 Nis 2007
En iyi cevaplar
0
0
Yorumlarınız için  bende sizlere teşekkür ederim.Duygu olmdan kişi yaşayamaz bencillikte bir duygudur.O kişilerinde bencillik duygusu ne yazkki fazla oluyor.
 
Y

YA_MUR

Kullanıcı
20 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
kocaeli
anlatılmaz yaşanır duygu çünkü anlatılanlar yarım bırakır onu
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
Paylaşım için teşekkürler...

bende duygunun ve mantığın bir arada işlemesinden yanayım...Aslında his dediğim şey bana göre insanın biraz da kendine ayırdığı ,kendini dinlediğibir zamandır.Böylece bir işe kalkıştığında yada karar vermesi gerektiğinde duygu/hissine danışarak daha sonra da aklında muhakemesini yaparak vereceği nihai karardır...
 
C

catzilla

Kullanıcı
19 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
Türkiye
her ne kadar mantıklı olmaya gayret etsemde, duygularım ağır basıyor.
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
Baya güzel bir konu olmuş vesselam.
Gayette mantıklı geldi bana.
Teşekkürler konu için.
 
Üst