Can Dündar'dan...

Çember çevrilir,
Su musluktan içilir,
Ağaçlara tırmanılırdı.

Bebekler bezden,
Silahlar tahtadan,
Resimler kömür karasından yapılırdı.

Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin
İsimleri konulur,
Saatli maarif okunurdu.
Komşuda pişen
Bize...
Bizde pişen komşuya düşerdi.

Geceler ayaz,
Sokaklar karanlık,
Yıldızlar parlak olurdu.

Turşu, salça, mantı
Evde yapılır,
Karpuz kuyuda soğutulurdu.
Erik ağacının çiçeği,
Pencere camımıza yaslanır,
Güz yaprakları bahçemize düşerdi.

Kardan adam yapılır,
Evlerde soba yakılır,
Kış gecelerinde masal anlatılırdı.

Merdiven çıkılır,
Aidat ödenmez,
Yönetici seçilmezdi.

Evler badanalı,
Sokaklar lambasız,
Mahalleler bekçili olurdu.

Ajans radyodan dinlenir,
Çizgi roman okunur,
Defterlere kenar süsü yapılırdı.

Hayat,
Arkası yarın gibiydi,
Kesintisizdi.
Her gün yaşanacak bir şey vardı.
Herkes kendi düşünü kurar,
Kendi hayatını oynardı.


ŞİMDİ

Şimdi,
Herkes
Yoğun,
Yorgun
Ve
Tek başına...


Can Dündar
 
Can Dündar'ın yazılarını büyük bir beğeniyle okuyorum. Onun gibisi az bulunur doğrusu...


Her seçim bir kaybediştir:

Çok kadın, hiç kadınmış..

Bunu anlayabilen erkek çok azdır...
Hatta yoktur bile... derken...

Bu yazı çıktı karşıma..
Demek ki neymiş?
Her zaman umut varmış..  ;D
 
Geri
Üst