Bu Bir Osmanlı Savaş Fermanıdır

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan senarist081
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
bu kahramanlıkları neden forum köşelerinden öğreniyoruz neden ders kitaplarına konmuyor?
neden çocuklarımıza gençlerimizee anlatılmıyor.    :'(
 
BU BİR OSMANLI SAVAŞ FERMANIDIR


Yıl 1912, İngilizler Hindistan'ı işgal eder, Hindistan Kralı
Osmanlı'dan yardım ister. Yıllardır savaş içinde olan Osmanlı bu
yardımı karşılıksız bırakmamakla birlikte 350 kişilik bir askeri
birliği gemiyle Hindistan'a gönderir. 350 kişilik birlikten 20 kadarı
hastalıktan yolda şehit olur, kalan 330 Osmanlı askeri Hindistan'a
çıkarlar ve İngilizlerle savaşmaya başlarlar.

Mühimmat açısından kısıtlı olan Osmanlı askerleri birkaç günlük
mücadeleden sonra teknolojik donanıma sahip İngiliz askerleri
karşısında yenik düşerler ve 40 kadarı esir alınır, diğerleri de
savaşta şehit olurlar. Savaş bittikten sonra bu 40 Osmanlı esir
askerini, İngilizler gemilerde çalıştırmaya başlarlar. Bir İngiliz
gemisi Avustralya'ya geldiğinde, esir iki Osmanlı askeri gemiden bir
yolunu bulup kaçarlar.

Bir sure sonra, adı Karadeniz diyarından Mentesoğlu Abdullah olan,
baba mesleği dondurmacılığa, Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet
de baba mesleği kasaplığa başlar.

1918'de Avustralya Çanakkale'ye asker çıkarır ve bizim iki Osmanlı
askeri olayı duyarlar ve hemen buluşur, durum değerlendirmesi
yaparlar.

Biz Osmanlı askeriyiz ve Avustralya'da yaşıyoruz. Avustralya devleti
Osmanlıya savaş açmış ve bizim ülkemizi işgale gitmiş, bundan dolayı
biz de Avustralya devletine savaş açalım derler.

Alırlar kağıdı, kalemi ve yazarlar:

Sayın Avustralya Başkanı, Ekselans Hazretleri,

Biz iki Osmanlı askeri, ülkenizde bulunuyoruz. Duyduk ki, devletimiz
Osmanlıya Avustralya devleti olarak savaş açmış ve Çanakkale'ye asker
göndermişsiniz. Bundan dolayı iki Osmanlı askeri olarak biz de
Avustralya devletine savaş açmış bulunmaktayız.

Bu bir " Osmanlı Savaş Fermanı "dır. Ekselanslarının bilgilerine duyurulur.

Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet,

Karadeniz diyarından Mentesoğlu Abdullah

İki Osmanlı askeri, Sidney' in 250 km uzağında Karlıdağlar denilen
bölgede önce virajlarda tren raylarını sökerek 3 tren devirirler.
Üçüncü trende askeri mühimmat bularak silahlanırlar. Aynı bölgede 8
karakol basar ve karakollardaki askerlerin tamamını vururlar.

Ne olduğunu bir turlu çözemeyen Avustralya devletının sonunda iki
Osmanlı askerinin yazmış olduğu mektup akıllarına gelir ve bölgeye 250
kadar asker gönderirler ve iki Osmanlı askeri araştırılmaya başlanır.
Birkaç günlük araştırmadan sonra sıcak çatışma olur

Ve iki Osmanlı askeri bu karlı dağlarda şehit edilir.

İki askerin şu an mezarı Sidney'e 250 km uzakta Karlıdaglar'da ve
mezarlarında fotoğraf çekmek yasak. Avustralyalılar iki Osmanlı
askeriyle savaştık demek zorlarına gittiği için bu askerlerimize
Hindistan asıllı diyorlar. Oysa Hindistan'da ne Karahisar diyarı, ne
de Karadeniz diyarı diye bir bölge yok.

Bu bilgi Hindistan büyükelçiliğinin açıklamasından çıkarılmıştır.
 
Düşünüyorumda  zamanında ne şehitler vermişiz..
Her ne kadar tarihi bilmek gerekiyorsada .. Yapılan onca kanlı savaşlar ve akan onca insan kanı nedendir pek anlam veremiyor tarih okurken çok sıkılıyorum..!
Neyse konu için yine de teşekürler..
 
evet anlamak ne mümkün;ama insan hırsı, daha fazlasına sahip olma,en iyisine sahip olma,en çoğuna sahip olma hırsı.Tarih okuyunca insan üzülüyor veya sıkılıyor olabilir ama; yaşadıığımız topraklar için, canlarını feda etmiş atalarımızı bilmemek öğrenmemek çok büyük bir vefasızlık olsa gerek.Ve biz o fedakarlık abidelerini her okuyuşumuzda vatanımızı,Allah gölgesinden bizleri ayırmasın o güzelim bayrağımızı daha çok seviyoruz.Tarihimizi hakkıyla okumak ,anlamak ve gelecek neslimizi bu konularda aydınlatmak temmenisi ile...Teşekkürler
 
Savaş  ve insanların öldürülmesine karşı olmamın vefasızlık ile herhangi bir ilgisi yok..!
Bu işin insani ve vicdani boyutu..
Ülkem v,bağımsızlığım ve bayrağıma karşı olan hassasiyetimi anlatmaya kalksam sayfalar yetmez ..
Dolayısıyla susmayı tercih ediyorum.
Teşekkürler..
 
Anlıyorum... kesinlikle beni yanlış anladınız sizin, vatanımızı,bayrağımızı sevdiğinize dair şüphem yok.Sizin düşüncelerinize bende katılıyorum.Niyetim, çok kızıyorum ve bu konudada dertliyim ve elimden geldiğince her fırsatta bu tür yazıları yazıyorum çünkü, görünen bir gerçek var o da, ben başta olmak  üzere :( ülkemizdeki genç kesimin bir çoğunun bu konulardaki duyarsızlığıdır.Bugün ülkemizde insanlarımızın bilinç altlarındaki tarihi bilgi ve değerlerin  hedef alındığı bir politika izleniyor,amacım denizde bir damla olarak hatırlatma...
Lütfen beni yanlış anlamayınız. :( Ne güzel işte sizlerin vesilesi ile bu tür şeyler yazıyoruz ve insanlar gelip tarihi bilgilerini yeniliyorlar.
Teşekkürler...
 
Hayır yanlış anlamadım ama sanırım yanlış anlaşıldım?
19. yy. ile 20. yy. başlarında yapılan tüm savaşları incelediğimizde ..
Kanlı savaşların esas nedeni,
Sömürge kolonileri oluşturmak..Askeri ,ekonomi alanda üstünlük sağlamak ..
Dini inançları yaymak vs.adına yapılmıştır..
Tarihi sorgulamak gibi bir niyetim olmadığı gibi haddime de düşmez..!
Savaşların neden ve sonuçlarından ziyade milyonlarca insanın savaşlarda ölmesi,öldürülmesinden rahatsızım .
Dolayısıyla olayların kişisel (insani) boyutuyla ilgileniyorum..(zaten Kendinigeliştir forumunda bulunmamızı amacı da bu)

Altını özellikle çizmek istediğim konu ise ulusça vermiş olduğumuz  bağımsızlık mücadelesi ve onun eseri olan Türkiye Cumhuriyeti ve ATATÜRK karşısında saygı ile eğiliyorum..

21.yüzyıldayız ve küreselleşen bir dünyada yaşıyoruz..
Geçmişe bağlı kalarak tarihin altın sayfalarına takılmak yerine ..
Evrensel düşünceyle ayrımcılığın ve kutuplaşmaların olmadığı bilim ve teknolojite atılımlar yapacak daha duyarlı genç nesillerin yetiştirilmesi taraftarıyım..
Bende teşekkür ediyorum..
 
Evet bu konudaki düşüncelerinizin bir çoğuna katılıyorum ve saygı duyuyorum...

Geçmişe bağlı kalarak tarihin altın sayfalarına takılmak yerine ..
Evrensel düşünceyle ayrımcılığın ve kutuplaşmaların olmadığı bilim ve teknolojite atılımlar yapacak daha duyarlı genç nesillerin yetiştirilmesi taraftarıyım..
Temennimiz, ilmin ve bilmin ışığında ülkemizi uluslarası alanda temsil edecek büyük başarılara imzalar atacak genç nesillerin yetişmesidir;
ancak bunlar gerçekleşirken tarihine bağlı kalıp, altın sayfalarla dolu olan Osmanlının torunu olduğu bilinciyle hareket edip bu başarılara imzalar atılması temennimin devamıdır.
Cemil MERİÇİN ifadesiyle:“Geçmiş, geleceğin malzemesidir.” Geçmiş, bugün ve gelecek, ‘tarihin sonsuz zinciri’ içinde, birbirine bitmez diyaloglarla bağlıdır.
Teşekkür ederim...
 
beyazdilekce' Alıntı:

ancak bunlar gerçekleşirken tarihine bağlı kalıp, altın sayfalarla dolu olan
Osmanlının torunu olduğu bilinciyle hareket edip bu başarılara imzalar atılması temennimin devamıdır
.

 

Kimin torunu olduğumuzdan öte Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bilinciyle hareket ediyor..
Hep beraber ATATÜRK'ün izinde  yolalalım diyorum..
Güzel yorumlarınız için gerçekten  teşekkürler
 
Ne diyebilirim ki... sanırım işte bu! bi insan ne derece bağlı olabilir damarlarındaki mirasa? bundan fazla olamaz sanıırım
 
Geri
Üst