Bir Yol Hikayesi

beyazdilekce

Kullanıcı
Katılım
1 Ara 2009
Puanları
0
Konum
Antalya
Cumartesi sabahı… Saat yediye geliyor. Her zaman ki gibi Bornova kavşağında Manisa otobüsünün gelmesini bekliyorum. Hava 4,1 derece ciddi anlamda donuyorum, ( bir İzmirli’ ye bu sıcaklık kutuplardaymış hissi verir.) isyanlardayım. Saatime bakıyorum otobüsün biraz geciktiğini fark ediyorum. Kaşlarım çatılıyor yine kendi kendime söylenmeye başlıyorum. Zaten bu aralar o kadar çok kendi kendime söyleniyorum ki kendimden sıkıldım. Evet, sonunda otobüs geldi, sıcak bir ortam. Süper! Oturur oturmaz kabanımı başımın altına yastık yapıp uyumaya hazırlanırken şoför mahallinden şen bir kahkaha yükseliyor. Tok ve gür bir ses tam bir ege şivesiyle;
“Zeytinli poçaları alıvedin mi, yoldeyiz geliyoz bak yeme!”
Sabahın yedisi deli mi bu adam derken muavin yaklaşıyor. Kaşlarım çatık suratsız bir şekilde: “Bir öğretmen “ diye parayı uzatıyorum. Yüzünde kocaman gülümseme ve hürmetle: “ Buyurun hocam “ diye paranın üzerini veriyor. Allah Allah muavin de delirmiş kesin duyanda ordinaryüsüm falan zanneder. Tekrardan başımı palto yastığıma koymuşken yine şoförün şen kahkahası… “Sabahın körü be adam bu kadar keyif verici ne olabilir ki” diye düşünürken arka fonda yine o ses:
“Babacım onun kablosu kısa geldiydi, yenisini alıvercem ben sana üzülme”
“Ulen doymadın gari paraya! Napçen bu gada pareyi?
Arkadaşı:
“60 yaşındasın hala otobüs tepesindesin. Sen napçen bu gada pareyi?” Yine kahkahalar… Artık bu laftan sonra bende gülmeye başlıyorum. Çatık kaşlardan eser kalmıyor.
Otobüsten inerken gidip yanına teşekkür ettim. Sabahın köründe bu kadar sevgi dolu ve hayatın karşısında umutla mutlulukla durduğu için. Şaşırdı tabi ve kendimden utandım. Altmış yaşındaydı. Kim bilir kaç yıldır yağmur, çamur, kar, sis, soğuk demeden İzmir-Manisa arası direksiyon sallıyordu. Ben ise daha yirmi yedimde bezgin ve somurtkandım. Silkelendim ve kendime geldim.
ALINTI(izgören)
 
gülümseyebilmek çok önemlidir,sıcak bir muhabbet insanın içini ısıtmaya yeterli olabilir..
birde hikaye bana çok tanıdık geldi :) bende İzmirliyim ve benzer bi olay yaşamıştım :)
ya ışığını yansıtacaksın yada karşındakinden alacaksın ışığını...
 
evet:) gülümseyebilmek çok önemli, ve bunu bir örnekle teyit edebiliriz.Bulunduğunuz ortamdaki birine durduk yere gülümseyin ve sonucu görün,belki karşıdaki bu delimi ne diye düşünebilir ama;şu bir gerçek oda sende mutlu oluyorsun bırakın deli olduğunu düşünsün çok önemli değil,mutlu oluyorsunya yeterr ;D
 
bende sabahın erken saatlerinde durakta bekleyen birine gülümsedim ve hiç tanımadğım halde günaydın dedim o biraz şaşırdı ama karşılıksız bırakmadı beni :) sonrasında her sabah gördüğüm için kısa süreli bir arkadaslığımız olmuştu ama kendimi çook iyi hissetmiştim
 
sabahları kaşları çatık insanları hiç sevmiyorum ... daha yeni güne başlamışken neyin bezginliğini yaşar ki insan ;işte böyle  hayat dolu olmalı insan :)
 
kahvekeyfi' Alıntı:
sabahları kaşları çatık insanları hiç sevmiyorum ... daha yeni güne başlamışken neyin bezginliğini yaşar ki insan ;işte böyle  hayat dolu olmalı insan :)
güne hangi yönde bi düşünceyle(pozitif veya negatif) başladıklarına bağlı olabilir mi acaba..
veya sabah erken kalkmaktan hoşlanmadıkları için..
 
:) benzer şeyleri bügün bende hissettim. hastanede karşılaştığım bir amcanın beyin damarlarındaki sorundan dolayı ameliyat sonrası yüzünün bir tarafı felç geçirmiş. Amcaya gülümsedim biraz sohbet ettik derken'' ha benim cüzel datli kizum geçenlerde anlamadan bir gence çarptım suratımın bir tarafı sert duruyor gençte beni kaş çattım sandı sonra yüzümün tamamını görünce afedersin bey amca diyip geçti. ''dedi. Oysa amca okadar tatlıydıki pamuk gibiydi her şeye rağmen tekrar ameliyat geçirecek olmasına rağmen gözleri pırıl pırıldı.. Amcama allah şifa versin, onlardan biraz pırıltı almak lazım..
 
Geri
Üst