Bir Kız Kulesi Öyküsü

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan ebruliyn
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

ebruliyn

Kullanıcı
Katılım
29 Nis 2008
Puanları
0
SUNAY AKIN'DAN BiR KIZ KULESi ÖYKÜSÜ

1827 yılında Almanya'nın Brandenburg kentinde Karl adında bir çocuk dünyaya gelir. Babası müzik öğretmeni olan Karl, aile içinde baş gösteren huzursuzluklardan dolayı bir Fransız yetimhanesine gönderilir. Daha sonra gemilerde miço olarak çalışır. Hamburg'tan kalkan bir gemiyle İstanbul'a giderken henüz 12 yaşındadır.

Gemi İstanbul'a geldiğinde denize atlayan Karl, Kız Kulesi'ne yüzerek kaçar. Kendisini kurtaran Kız Kulesi'nin bekçisine gemiye geri dönmek
istemediğini söyler. İki ülke arasında küçük bir politik sorun yaşanır. Ama Osmanlı sadrazamı Ali Paşa sorunu çözer ve Karl'ı korumasına alır. Karl Mehmet Ali adını alır. Mehmet Ali, Kırım, Bosna ve Karadağ savaşlarından sonra 2. Abdülhamit döneminde paşa unvanını alır.


Mehmet Ali Paşa, 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması'nda Osmanlı'yı temsil eden üç kişiden biri olur. Almanca, Fransızca, Yunanca, Farsça ve Arapça dillerinde şiirler yazan Mehmet Ali Paşa'nın dört kızı olur. Paşa'nın Leyla adındaki kızının da bir kızı olur; Celile.


Celile bir erkek çocuk doğurur: Şair Nâzım Hikmet! Görüldüğü gibi Karl'dan Nazım'a uzanan hikâyenin gösterdiği gibi, Kız Kulesi'nin her zaman hikâyeleri vardır. Eğer Kız Kulesi Karl'ı kurtarmasaydı, Nazım olmayacaktı.

Sunay AKIN

 
Tarih: 1 Ocak 1921...Sirkeciden kalkan "Yeni Dünya" isimli bir gemi Anadoluya Kuvai Milliyecileri götürmektedir. Gemide dört de şair vardır: Yusuf Ziya, Faruk Nafiz, Vala Nureddin ve Nazım Hikmet... Gemi Kız Kulesi önünde İngiliz askerlerince aranır.Arama üstünkörüdür ve geçiş
izni verilir.

1950 yılının sıcak bir Temmuz günü...Nazım Hikmet, hapishaneden çıktığı ilk günde bir arabanın içinde Kız Kulesine doğru yaklaşmaktadır. Üsküdara geldiklerinde gece olur. Her taraf zifiri karanlık. Deniz kıyısına geldiklerinde Kız Kulesi tam karşılarındadır. Büyük dedesi Mehmet Ali
Paşanın on iki yaşında yüzerek çıktığı Kız Kulesine Nazım Hikmet, on iki yıllık bir hapishane hayatından sonra ilk kez bakıyordu.

Nazım Hikmet, Kız Kulesinin karşısında eğildi ve elini denize daldırdı....Ve sonra yere uzanıp, denizdeki çırpıntıyı dinleyerek yıldızları seyre daldı. Arkadaşları Nazım Hikmete, on iki yıl boyunca hapishaneler ve hastaneler arasında geçen dolaşımda hep sorarlardı: "Özgürlüğüne
kavuştuğunda en fazla istediğin nedir? El birliğiyle sana hazırlayalım."

Nazım Hikmet, Kız Kulesinin karşısında elini denize soktuktan sonra yıldızları seyrederek, denizin müziğini dinlediğinde, bu sorunun yanıtını veriyordu.

Bir Not: Bu yazı Sunay Akının "İstanbulun Nazım Planı" adlı kitabının içindeki "Nazım Hikmet ve Kız Kulesi" adlı öyküsünden derlenmiştir. Öykü orada daha uzun ve daha ayrıntılıdır.

Sunay Akın'ın kitabını tavsiye ederim...

Yahya Kemalle Celile Hikmet'inde ilginç bir aşk hikayesi  vardır... Paylaşmalı aslında... :)

Kız kulesinin bendede güzel hatıraları vardır... Nazım kadar derin ve anlam yüklü olmasa da... Bir kız kulesi aşığıyım bende....

paylaşım için teşekkürler..

 
İstanbula geldim fakat kısa süreli olduğundan görmeyi istememe rağmen göremediğim yerlerden biriside kız kulesi.
Bu güzel paylaşımlardan dolayı Ebru ve Nil teşekkürler :)
 
Bu kız kulesini bende görücekmiyim acep.Bir öyküde benim olsun nolucak.
Teşekkürler.
 
Geri
Üst