BAMBU AĞACI VE ÇOCUK

  • Konbuyu başlatan ölüdeniz
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kişisel Gelişim Yazıları kategorisinde ölüdeniz tarafından oluşturulan BAMBU AĞACI VE ÇOCUK başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 4,392 kez görüntülenmiş, 8 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kişisel Gelişim Yazıları
Konu Başlığı BAMBU AĞACI VE ÇOCUK
Konbuyu başlatan ölüdeniz
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan ölüdeniz
Ö

ölüdeniz

Kullanıcı
2 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
uzay boşluğu
BAMBU AĞACI VE ÇOCUK

Çocuk tıpkı bambu ağacı gibidir. Önce hiçbir şey belli etmez. Fakat daha sonraları, sulandıkça ürün ortaya çıkar. Çinlilerin “Hayat Ağacı” adını verdikleri Bambu Ağacı’nın ilkin tohumu ekilir. Su verilir, gübrelenir. Toprağa atılan Bambu tohumu birinci yılda herhangi bir hareket göstermez. Tohum yeniden sulanır ve gübrelenir. Bambu tohumu ikinci yılda da toprağın altındadır, herhangi bir hareket göstermez. Üçüncü yılda da tohum sulanır ve gübrelenir. Yine hareket yoktur. Dördüncü yılda da aynı işlem yapılır, suyu verilir, gübresi verilir. Fakat tohum inat eder, sanki Çinliler sabırlı insanlardır. Beşinci yılda aynı işlemi tekrar ederler, tohumu beslemeyi sürdürürler. Nihayetinde 5 yıl boyunca hareket etmeyen Bambu tohumu 6’ncı yıla girerken yeşermeğe başlar, harcanan emeklerin karşılığını o kadar hızla verir ki, 5 yıl hiç kıpırdamayan tohum 1 ay gibi kısa bir sürede, sıkı durun!.. Tam 27 metreye ulaşır… Neredeyse bir minare boyudur bu.

Peki bu Bambu Ağacı 27 metreye 5 yılda mı ulaştı, yoksa 1 ayda mı? Elbette ki 5 yılda. 5 yıl boyunca suyu verilmeseydi, gübresi serpilmeseydi 1 ay gibi kısa sürede büyür müydü?

Ben, çocuğu Bambu Ağacı’na benzetiyorum. Çocuk emek ister, sabır ister. Ama bu emek ve sabırlardan sonra da bir anda inkişaf eder, etrafının gurur kaynağı olur, tabii önce anne babanın.

“Kim demiş Çocuk Küçük Bir Şeydir

Bir Çocuk Belki En Büyük Şeydir”

diyor Şair Abdülhak Hamit Tarhan. Bir tohum bence 27 metre boyundadır, bir çocuk benim gözümde devdir. Yeter ki sulansın, gübresi verilsin.

Nasıl ki Bambu Ağacı’nın yetiştiricisi çiftçiyse, çocuğun çiftçisi de anne babasıdır.

365 adım uzun bir yol gibi görünür. Oysa bir ömür göz önüne getirildiğinde 365 adım çok kısa bir süredir. Çünkü çocuğun hayatın da nice 365 günler geçecektir. Eğer bu 365 günlerin mutlu ve başarılı olması isteniliyorsa sıralayacağım 365 adımı lütfen anne babalar olarak dikkatle takip ediniz.




DİSİPLİN NEDİR? DEMOKRASİ NEDİR?

Toplumdaki herhangi bireye sorulsa acaba ne cevap verir? Sizi duyar gibi oluyorum. Şimdi bana diyorsunuz ki, “Canım bu soruyu birey ne bilsin, uzmana sormanız lâzım”. Ben de size diyorum ki, “Toplumdaki her birey annedir, babadır. Her anne baba uzmandır, uzman olmak zorundadır. Nasıl mı? Okuyarak. Hiçbir gerekçe ve mazeret okumanın önünde engel değildir. Nice kahramanlar savaşlarda dahi açıp kitap okumuşlardır. Her anne baba kitap okumak zorundadır. Her anne baba disiplin ve demokrasinin ne anlama geldiğini ve nasıl uygulanması gerektiğini bilmek zorundadır.”

Disiplin katı kurallar demek değildir; asık suratlılık da değildir, olmamalıdır.

Demokrasi (Aile içi demokrasisi) mutlak özgürlük, sınırsız yapabilirlik demek değildir, böyle olmamalıdır da.

Hoşgörüsüzlüğün, şiddet, kavga ve kargaşanın olduğu bir ailede çocuk huzurlu yetişemez. O da saldırgan ve hoşgörüsüz olur. Bu zafiyet çocuğu kötü alışkanlıklara iter. Esrar, eroin, alkol gibi.

Çarpık ve istikrarsız özgürlüğün yaşandığı ailede manevi oto kontroller sıfırdır. Bu özgürlüğün marifet olduğu sanılır. Anne baba çocuğunu mutlu, serbest ve özgür yetiştirdiğini zanneder. Oysa bu tür ailelerde iletişim karmaşık hâle gelir. Kimin ne dediği anlaşılmaz. Sükûnet ve konsantre durumu yoktur. Bu zafiyet çocuğu kötü alışkanlıklara iter; esrar, alkol, sigara gibi.

Ara, tenha sokaklar, köprü altları, uygunsuz mekânlar, bu tür ailelerde çarpık yetiştirilmiş çocuklarla doludur. Bu çocuklarımız ya aşırı demokrasinin kurbanıdırlar, ya da aşırı disiplinin.

Demokrasinin de disiplinin de özü şefkat olmalıdır. Toplum içi şiddeti, anarşiyi ve şımarıklığı doğuran serbestliğin hiç de gereği yoktur. Asıl olan toplumların kendi iç dinamikleridir, kendi özleridir, kendi iç vicdanlarıdır. Büyük önder Atatürk’ün yıllar önce söylediği şu ifadeler kayda değerdir: “Biz şu veya bu değiliz. Biz izmlerden anlamayız. Biz ne isek oyuz. Biz biziz… Biz doğrudan doğruya milletperveriz ve Türk Milliyetçisiyiz.” (Başbuğ Atatürk. Ali Koç, Yusuf Koç. Kamu Birlik Hareketi Eğitim Yayınları)

Atatürk, Türk ailesine, “Ben ne isem oyum” derken “Öz kültür” mesajını vermek istemiştir. Türk aileleri çocukların başarı ve huzuru için öz kültür, milli gelenek ve mukaddesatını çağın gerekleriyle yoğurmalıdır. Çocuklarımızın dimağlarının yegâne ilacı Türk kültür ve mukaddesatıyla yetişmeleridir.

365 Altın Anahtar’a geçmeden önce bir öykü nakletmek istiyorum:

Genç delikanlı eliyle gözlerinin nemini silerken sanki “Suçlu ben değilim, bana sebep olanlardır” der gibiydi.

Hâkim:

—Bak delikanlı! Babanı tanıyordum. Ünlü bir yazardı. Onu hatırlıyor musun?

Delikanlı:

—Onu çok iyi hatırlıyorum, diye cevap vermiş.

Hâkim çocuğu biraz daha yoklamak istemiş ve şöyle demiş:

—Mahkûm ediliyorsun. Yıllarca demir parmaklıklar ardında ömür tüketeceksin. Baban mükemmel bir insandı. Onun hakkında ne hatırlıyorsun?

Genç delikanlı biran daldı, sonra başını kaldırdı, cevap verdi:

—Babamla konuşmak için her yanına yaklaştığımda, yazdığı kitaptan başını kaldırarak bana bakar ve “Git başımdan, çok meşgulüm” derdi. Annem de, “Rahatsız etme babanı” derdi.

Çocuğun gözleri yine yaşardı ve anlatmaya devam etti:

—Ona arkadaşlık etmek için yaklaştığımda bana dönerek, “Çek git başımdan, bu kitabı bitirmeliyim!” derdi. Hâkim bey belki siz onu büyük bir yazar olarak hatırlarsınız, fakat ben onu kaybedilmiş bir arkadaş olarak hatırlıyorum.

Bu cevap karşısında Hâkim’in dudaklarından şu cümle döküldü:

—Çok yazık! Kitabını bitirdi ama oğlunu kaybetti!

ÖMER FARUK RECA
 
Ö

özlem1980

Kullanıcı
25 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
Ankara
tıpkı bu hikayedeki gibi işleri hayat koşuşturması yüzünden çocuklarını ihmal eden malesef çok anne baba var halbuki çocuk ilk eğitimini aileden ne ekersek onu biçeriz çocuk yetiştirmek emek sevgi işidir. :)
 
C

catzilla

Kullanıcı
19 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
Türkiye
neyin üstüne düşer, neye emek verirsek onun karşılığını mutlaka görürüz, bu durum çocuk yetiştirmektede geçerli, herşey için geçerli... Çocuğumuzla ilgili ileride üzülmek istemiyorsak, daha fazla ilgi, daha fazla sevgi... :)

Paylaşımın için, teşekkürler nihat
 
Safari

Safari

Kullanıcı
7 Haz 2007
En iyi cevaplar
0
36
İstanbul
Keşke bunları yazan beyfendi görünümlü vatandaş biraz da okusaydı.(!)
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
Hayatımız da ne kadar çok ailemizle ilgili sevgiyi,ilgiyi o kadar fazla ihmal ediyoruz ki... nasıl olsa ailemiz ya hep beraberiz ya, elbet bir gün konuşuruz,dinleriz ,ilgileriniz diye düşünüyoruz ama bu durum ülkemizde erkekler de daha fazla sanırsam.

Teşekkürler paylaşım için. :)
 
S

SUNFLOWERS

Kullanıcı
5 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
Paylaşımın için teşekkürler Nihat.. :D :D
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
Safari' Alıntı:
Keşke bunları yazan beyfendi görünümlü vatandaş biraz da okusaydı.(!)
Hocanın dediğini yap yaptıgını yapma diye bir deyim vardır :)
Sen dediğine bak. sayın modum
Ama bu ediyimi çürütücek 2 deyim daha var  ama burada yazmayayım.
Niko safarinin ne demek isteidğini ben anladım. kısmen haklı yani
 
Ö

ölüdeniz

Kullanıcı
2 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
uzay boşluğu
Korsan' Alıntı:
Safari' Alıntı:
Keşke bunları yazan beyfendi görünümlü vatandaş biraz da okusaydı.(!)
Hocanın dediğini yap yaptıgını yapma diye bir deyim vardır :)
Sen dediğine bak. sayın modum
Ama bu ediyimi çürütücek 2 deyim daha var  ama burada yazmayayım.
Niko safarinin ne demek isteidğini ben anladım. kısmen haklı yani
Bende anladımda korsan adamın kişiliğini tartışmıyorum sadece yazdığı bir konu hoşuma gitti burda paylaştım.eğerki burda yazarları tartışacak olsak sende biliyorsunki bir çok sevdiğimiz yazar kendilerine ait olmayan yazıları kendilerine mal etmişlerdir.ama bu bizim sorunumuz değil
 
Üst