AYAKKABICI

  • Konbuyu başlatan zeyna007
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kişisel Gelişim Yazıları kategorisinde zeyna007 tarafından oluşturulan AYAKKABICI başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 4,305 kez görüntülenmiş, 15 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kişisel Gelişim Yazıları
Konu Başlığı AYAKKABICI
Konbuyu başlatan zeyna007
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan choco-prens
Z

zeyna007

Kullanıcı
16 Şub 2007
En iyi cevaplar
0
0
AYAKKABICI
Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir
çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor
ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir
dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk
vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle...
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu.
Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet
öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp:
Küçükk!. diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!.
Çocuk, ona dönerek:
Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama benim bir bacağım
doğuştan eksik.
Bence önemli değil!. diye atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan
yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da imânı.
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
Keşke imanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.
Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?
Çok basit!. dedi, adam. Eğer imanımız yoksa, cennete giremeyiz. Ama
ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükafat görecekler...
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar,
hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek:
Baktığın ayakkabı, sana yakışır!.. dedi. Denemek ister misin?
Çocuk, başı yanlara sallayıp:
Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün değil ki!.
İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!. dedi adam. Bu durumda 20
liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder.
Çocuk biraz düşünüp:
Ayakkabın diğer teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki?
Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım.
Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
Üstelik de öğrencisin değil mi? diye sordu.
İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır.
Tamam işte!. dedi adam. 5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5
lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım
gitti!.
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girdi. İçerdeki
raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısı giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek
Benim satış işlemim bitti!. dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.
Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?
Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan
haberin yok her halde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30- 40 lira eder.
Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları, üzerinden atabilmiş değildi.
Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
Bana göre 20 lira yeterli.. dedi. İndirim mevsimini başlattız ya!..
Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün malları bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı.
Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç
duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
Babam haklıymış! dedi. Sakat olduğum için, üzülmeme hiç gerek yok!...demişti
 
Z

zeyna007

Kullanıcı
16 Şub 2007
En iyi cevaplar
0
0
tesekkurler bencede oyle ii gunler
 
G

Gamzelim

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
www.kalbim.gen.tr
Insani duygulandiran, ama ayni zamandada düsündüren bir yazi...

Acaba gercekte kac kisi bu ayakkabici kadar ’duygulu’ ???
Günümüzde herkes kendi cikarini düsünüyor... Elbette bu ayakkabici gibi tatli insanlar vardir,... Ama cogunlugun bu yönde düsünmedigi kesin gibi geliyor bana...

Insallah yaniliyorumdur...

’Kisisel gelisim’ adina güzel bir paylasim... Insani para’dan baska seylerinde mutlu edebilecegini gösteren güzel bir ders diye düsünüyorum...


Paylastigin icin tesekkürler zeyna007
 
Safari

Safari

Kullanıcı
7 Haz 2007
En iyi cevaplar
0
36
İstanbul
Teşekkür ederim zeyna007..

Uzun zamandır ağlamamıştım..
 
G

greenhome

Kullanıcı
6 Haz 2007
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
zeyna yüreğine sağlık çok güzeldi ve ben böyle insanlar olduğunu biliyorum
 
B

busra_53

Kullanıcı
1 Tem 2007
En iyi cevaplar
0
0
cok güzel  ve aynı zamanda insanı düşündüren bir yazıydı.keske hayatımızda karsılastıımız insanlar böyle olsaydı...
 
E

eftelya

Kullanıcı
20 Nis 2007
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
                         para ile özgürlük
İnsan ne zaman özgürdür? Çok parası olduğunda mı, yoksa ahlakı olduğunda mı? Para ile her şeyi yapabilir miyiz? Öyle görünüyor. İstediğiniz yere tatile gidebilirsiniz.
İstediğiniz arabayı alabilirsiniz. İstediğiniz eşyalara sahip olabilirsiniz. İstediğiniz kadar eğlenebilirsiniz. Okula bile gitmeye gerek kalmaz gibi görünüyor. Bana sorarsanız sadece böyle görünüyor. Özgürlük seçeneklere ulaşabilme imkânına sahip olmaktır. Para bizi hayattaki seçeneklere ulaştırır gibi görünüyor; ama ahlak olmadığı zaman dünyanın tüm parası sizin olsa özgür olamazsız. Bu bir ikilem gibi görünüyor. Ahlak birçokları için sırlayıcı bir olgu gibi görünüyor. Tam tersine, ahlak insanı bu dünyada en çok özgürleştiren olgu olarak kabul edilebilir. Örneğin, borç alarak parasal varlığı artıran ve bunları ödememek için formüller geliştiren bir insan düşünelim. Ödeyebileceği halde borçları ödemeyen bu insan, borcunu ödemediği insanların önüne çıkma özgürlüğünü kaybetmiş demektir. Basit bir örnekle, mahalleden borç aldığız ve borcunuzu ödemediğiniz bir komşunuzun evine gitme özgürlüğünü kaybedersiniz. Yeterince çalışmadan, konuları öğrenmeden, kopya çekerek derslerini geçen bir öğrenci düşünelim. Diyelim ki söz konusu ders İngilizce olsun. Bu öğrenci ahlaklı bir birey gibi davranmadan elde ettiği sıf geçme hakkı sonucunda, İngilizce okuma, konuşma ve yazma özgürlüğünü kaybetmiştir. Çünkü dili öğrenememiştir. Bir genç eğer ahlaklı, kendine hakim değilse ve bu ailesi tarafından onaylanmamışsa, gece geç dönme ya da tek başına tatile çıkma özgürlüğünü kaybeder. Bir polis memuru düşünelim. Polis memurunun ahlaklı olması demek, ilk olarak meslek unvanı gereği, kural ve kanunlara diğer insanlardan daha fazla uyan bir memur demektir. Ancak kanunsuz ya da kurallara uygun olmayan şekilde davranan bir polis, itibar görme özgürlüğünü kaybedecektir. Örneğin, bir polis memuru rüşvet almaz; tam aksine rüşvetle iş görenleri yakalar. Ama ahlaksız davranıp rüşvet alacaksa, onun rüşvet aldığı bilenler, onu bir polis memuru olarak saymayacaklardır. Bu tespit edilirse polis memuru olarak çalışma özgürlüğünü de kaybeder. Çok zengin bir işadamı çalışanlarına hak ettikleri maaşı vermiyorsa, onları fazla çalıştırıyorsa, ahlaklı davranmadığı söylenebilir. Bu durumda çalışanlarından ellerinden gelenin en iyisini isteme özgürlüğü giderek azalır. Çalışanlar böyle bir patrona gönüllü olarak değil, zorunluluktan hizmet ederler. Ellerinden gelenin en iyisini değil, işlerini kerhen yaparlar. Tartı sırasında çalan bir kasap ya da bakkal, yeni müşteri kazanma özgürlüklerini günden güne kaybederler. Halbuki ahlaklı bir kasap ya da bakkal, doğru tartarak ürünlerini satıyorlarsa, sürekli olarak yeni müşteri kazanma özgürlüğüne sahiptirler.
Ahlaklı bir insan olmanın insanı özgürleştirdiğine ilişkin bu örnekler sizi ikna edemediyse, Bir zamanlar Türkiye’nin en zengin insanlarından birkaçı düşünelim. Cavit Çağlar ve Uzan Ailesi’nin bazı mensupları, kanunlar çerçevesinde ahlaklı davranmadıkları gerekçesiyle hapis cezası talebiyle yargılanıyorlar. Bazı başkaları doğdukları vatana, evlerine bile dönemiyorlar. Ahlaklı olmayan insanlar özellikle de rahat uyuma özgürlüklerini kaybediyor. Yalan söyleyerek ya da kendi meslek unvanların gereklerini yapmayarak ya da başka insanların paraları zimmetlerine geçirerek ya da toplumun ya da dinin ahlaksız olarak tanımladığı davranışları yapanlar birçok sorun yaşamaya başladıklarından geceleri rahatça uykuya dalma özgürlüklerini kaybediyor. Ahlaklı iseniz, cebinizde paranız olsun olmasın fevkalade özgür olduğunuzu söyleyebilirim. İstediğiniz yere gitmekte, ama en güzeli rahatça uykuya dalabilmekte...
                            MELİH ARAT
 
Z

zeyna007

Kullanıcı
16 Şub 2007
En iyi cevaplar
0
0
tesekkurler arkadaslar yorumlarınız için
eftelya saan da tesekkurler
 
G

gökteki yıldız

Kullanıcı
13 May 2009
En iyi cevaplar
0
0
Antalya
Ay ne kadar güzeldi hikaye  ;)
Umarım hepimiz adamın o yaşamış olduğu haklı sevinci yaşamaktan mahrum kalmayız hiç...
 
G

gurbetci_kiz

Kullanıcı
20 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
tskler ikiside cok guzeldi...
 
C

choco-prens

Kullanıcı
19 Ağu 2009
En iyi cevaplar
0
0
Allah kimsenin başına vermesin böyle bi durum
 
Üst