3 YILLIK AYAKKABININ SIRRI

  • Konbuyu başlatan HASAN DAVUTOĞLU
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Serbest Kürsü kategorisinde HASAN DAVUTOĞLU tarafından oluşturulan 3 YILLIK AYAKKABININ SIRRI başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 6,301 kez görüntülenmiş, 29 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Serbest Kürsü
Konu Başlığı 3 YILLIK AYAKKABININ SIRRI
Konbuyu başlatan HASAN DAVUTOĞLU
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan şeymanur
H

HASAN DAVUTOĞLU

Kullanıcı
4 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Güzellikler diyarından
Değerli okuyucu! Size bir masal anlatmak istiyorum. Bu, aslında gerçek hayattan alınmış bir hikayenin ta kendisidir! Hikayenin sonunu sizin tahmin etmenizi rica ediyorum. Böylece hem insanları ne kadar tanıdığınızı sınamış, hem de katılımcı kişiliğinizi kanıtlamış olacaksınız. Hikayenin sonunu, izninizle 1 hafta sonra yani 6 Eylül 2007 perşembe günü açıklamak istiyorum. Teşekkürler!

Bir varmış, bir yokmuş. Köyde yaşayan bir genç varmış. Kan hastasıymış. Bekarmış. Çalışmayı, üretmeyi çok seviyormuş. En çok da insanlara yardım etmeyi seviyormuş. Haktan, hukuktan yanaymış. Kişiliğin, insanların en değerli varlığı olduğunu savunuyormuş. Dürüstmüş. Disipline çok önem veriyormuş. Bu nedenlerden dolayı çalıştığı iş yerlerinde, özellikle yöneticiler tarafından pek sevilmezmiş. Sürekli iş değiştirmek zorunda kalıyormuş. Öyle ki 3 yıldır giydiği aynı ayakkabı, sahibinin değiştirdiği 3 ayrı iş yerine tanıklık etmiş.

Genç adam, 6 ayda bir yurt dışına gidermiş. Kazancını, sağlık tedavisi için harcıyormuş. Bir de elektronik ürün alımında harcama yapıyormuş. Gittiği ülkede, kendi karakterine benzer bir arkadaş edinmiş. Arkadaşı, elektronik ürün satışı yapan bir mağazada satış temsilcisiymiş. Erkekmiş!

Annesi, köye her dönüşünde, genç adama, sağlığının nasıl olduğunu sorarmış. Annesi bir de “Bu kez kendine yeni ayakkabı aldım mı?” diye sorar dururmuş. Her seferinde de olumsuz yanıt alırmış. Annesinin, “Paran kalmamışsa sana ben ayakkabı alayım” teklifini, sürekli reddedermiş, genç adam.

Köylü genç, kendisiyle barışıkmış. Karşısındakinin sorunlarına, kendi sorunlarından önce çözüm üretmeye çaba harcarmış. Kötü alışkanlığı yokmuş. Gece hayatını hiç sevmezmiş. Arkadaş seçiminde dikkatliymiş. Bu yüzden en sıkıntılı günlerinde ona yardım elini uzatabilecek sadece 2-3 arkadaşı olmuş. Gerçek dostum dediği ya öğretmeniymiş, ya doktoruymuş, ya da çalıştığı bir derginin genel yayın yönetmeniymiş. Arkadaşlığın güzelliklerini, akranlarında bulamamış. Yaşıtları, hatta ondan 3-5 yaş küçükler çoluk çocuk sahibi olurken, o hep, “doğru zamanda, doğru kişiyi” bekleyip durmuş.

Genç adam yine sağlık kontrolü için yurt dışına gitmiş.

Önceden e-posta ile bildirisini yaptığı elektronik ürünleri satın almak için arkadaşına uğramış. Elektronik ürün satışı yapan bir mağazada çalışan arkadaşına, kendi ülkesinin özgün yiyeceklerinden götürmüş. Onunla hasret gidermiş. Ayrılık zamanı gelmiş. Siparişlerini almış. Ödemesini yapmış. O esnada arkadaşının, “Yine elin dolu ülkene dönüyorsun” sözüne yanıt vermiş: “Biliyor musun? 6 ayda bir senden elektronik ürün aldığım, doğru. Ama 3 yıldır aynı ayakkabıyı giyiyorum!”

Genç, neden 3 yıldır giydiği ayakkabıyı yeniletmediğini açıklamak istemiş. Duygularını paylaşmak istediği arkadaşıyla o an yalnız değilmiş. Mağazadaki müşteriler ve diğer satış temsilcilerinin olduğu bir ortamda 3 yıllık ayakkabının sırrını açıklayamamış.

Sizce bu sır ne olabilir? HASAN DAVUTOĞLU
 
O

okyanusya

Kullanıcı
3 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
bence çocuk dış görünümüne değil kendi kişisel gelişimine ve insanlığa önem verdiği için yeni ayakkabı almıyor olabilir..
belkide insanları deniyordur onu ayakkabısına mı yoksa kişiliğine göre mi yargılaycaklar diye..ayakkabısına göre yargılayanlardan uzaklaşırken kişiliğine önem verenleri dost olarak seçiyor olabilir....
 
E

eftelya

Kullanıcı
20 Nis 2007
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
''dost başa düşman ayağa bakar'' derler ya...bundan yola çıkarak etrafındakileri seçiyor olabilir...yurt dişindaki arkadaşı da ayakkabılarını neden yeniletmediğini sormamış..arkadaşının kendisine dost olabileceğini düşünüp sırrını açıklamak istemiş olabılır...
hasan davutoğlu  bir hafta çok uzun daha kısa sürede açıklayamaz mısın? ;)
 
H

HASAN DAVUTOĞLU

Kullanıcı
4 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Güzellikler diyarından
Arkadaşlar, köylü gencin, ısrarla 3 yıldır aynı ayakkabıyı giymesinin sırrını merak ettiğinizi biliyorum. Ama yazımda da belirtmiş olduğum gibi gerçek hayatta yaşanmış bir örnekten yola çıkarak sizinle paylaşmak istediğim masalın 2 amacı var: Hem insanları ne kadar tanıdığımızı sınamalı, hem de katılımcı kişiliğimizi kanıtlayarak görüşlerimizi paylaşmalıyız.
Yaşınızı sorgulamıyorum! Geride bırakmış olduğumuz yılları düşündüğümüz zaman 1 haftanın aslında çok uzun süre olmadığını, gelip geçtiğini göreceğiz.
Masalıma renk katan görüşleriniz için teşekkürler!
 
S

smyye

Kullanıcı
1 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
tam olarak bilemiyorum ama bana o her 6 ayda bir aldığı elektronik aletlerle ilgili bişeymişş gibi geldi.yoksa niye her altı ayda bişey alsın ki.belki o aldığı eşyaler birilerine yardım amaçlıdır. ve onları aldıktan sonra kendisine para kalmıyodur.
ama buda değildir belki çünkü bir ayakkanı kaç paradır ki 3 yıl boyunca alamasın.sanki bu işte daha başka bişi ve daha önemli bir nokta var.ama ben yakalayamadım doğrusu.merakla bekliyorum cevabı. :-\
paylaşım için teşekkürler..
 
K

Kristal

Kullanıcı
28 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Mersin
Ayakkabıların aşınmasını gerektirecek bir durum olmadığından mı acaba.Yürüyemiyormuydu.
 
A

admuska

Kullanıcı
14 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Ankara
:) 3 yıl da bir şey mi ben ayakkabımı 7 senedir giyiyorum, dermişim. Bu insan idealist biri olduğundan kendinden önce, diğer insanları düşünüyor ve kendine yeni bir ayakkabı almayı düşünmüyordur ya da 3 yıldır giydiği  ayakkabı yaşadığı şeylerin tanığıdır da ondan yeni bir ayakkabı istemiyordur. Cevabını  çok merak ediyorum. TEŞEKKÜRLER..
 
M

M e l i k e

Kullanıcı
11 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Bursa
ayakkabısının onda bi anısı olabilir weya dış görünüşüne önem wermediğindendir..
merak ettim doğrusu...
 
O

okyanusya

Kullanıcı
3 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
arkadaşım 1 hafta oldu sanırım.
sonucu söylersin artık :)
 
K

Kristal

Kullanıcı
28 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Mersin
Açıklasanız artık bende merakla bekliyorum.
 
C

cvrzet

Kullanıcı
1 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
Ankara
hikaye çok iyi . cevap günü geldi merak ettik baya neymiş bu ayakkabının sırrı ?
 
H

HASAN DAVUTOĞLU

Kullanıcı
4 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Güzellikler diyarından
Genç, ülkesine geri dönmüş.

Ayakkabısının eski oluşundan dolayı yine alay edileceğini, dışlanacağını biliyormuş. Buna rağmen yeni ayakkabı almadan ülkesine geri gitmiş.

Genç adam tahmininde yanılmamış. Çalıştığı iş yerinde, bulunduğu ortamlarda ayakkabısına laf edenlere, “Dost başa, düşman ....!” der, dururmuş. Biliyormuş ki dış görünüşüyle karşısındakine değer verenlerin gerçek dost olamayacağını...

Köylü genç kan hastası olduğunu, kimseden saklamıyormuş. İleri derecede miyop hastasıymış, aynı zamanda. Göz doktorunun, dış görünüşü açısından ince cam veya lens kullanma tavsiyesini de her seferinde geri çeviriyormuş.

Genç adam, sürekli kendisini geliştirmek için, üretmek için çalışıp duruyormuş. Onun için yaşamın tanımı; üretmek + paylaşmak + desteklenmekmiş. Paylaşıma çok önem veriyormuş. Üretmek ise onu yaşama bağlayan tek gayeymiş. “Meyve veren ağaç taşlanır!” demiş, ataları. Bu bilinçle dışlanmak, taşlanmak hatta 9 köyden kovulmak pahasına da olsa çalışmaya, üretmeye devam ediyormuş. Aslında bir tek beklentisi varmış: “Ürettiklerimi destekleyecek, kendimi daha da geliştirmeme yardımcı olacak birini bulabilsem, ne iyi olurdu!”

Köylü genç, tedavi amacıyla her 6 ayda bir gittiği yurt dışından satın aldığı elektronik ürünlerine çok değer veriyormuş. Dış görünüşüyle onu değerlendirenlerin değil, aldığı elektronik ürünlerin, takip ettiği süreli bilgisayar dergilerinin ve okuduğu kitapların kendisini geliştirmeye yararlı olacağına inanıyormuş...

Yazılanlara inananlar için bu, gerçek hayattan alınmış, mesaj veren bir hikayedir. İnanmayanlar içinse sadece bir fıkradan ibarettir. Dikkate almaya bile değmez! HASAN DAVUTOĞLU
 
E

eftelya

Kullanıcı
20 Nis 2007
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Yazılanlara inananlar için bu, gerçek hayattan alınmış, mesaj veren bir hikayedir.

ben inanıyorum... ;)
 
Üst