Serdar Yıldırım kullanıcısının son içeriği

  1. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    TİLKİ GÖRÜNÜMLÜ ÇAKAL Çakallar, tilkilere benzerler. Bir çakal varmış ki, tıpkısının aynısı tilki. Çakal bunun farkındaymış ve gençliğinden beri tilkilerin yanındaymış. Böylece aradan birkaç yıl geçmiş. Bir gün bu çakal, bir tilki arkadaşıyla konuşuyormuş. Söz dönmüş dolaşmış çakal – tilki...
  2. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    KAPLUMBAĞANIN İKİNCİ EVİ Kaplumbağanın biri, ev kiralamak için, aslanın emlak bürosuna gitmiş. Tilki, kurt ve sırtlan da oradaymış. Nasılsın, iyi misin faslından sonra kaplumbağa niyetini aslana söylemiş. Oradakiler buna çok şaşırmışlar. Aslan: “ Bir yaşıma daha girdim. Senin sırtında evin var...
  3. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    ÇEKİNGEN ÇEKİRGE Çekirgeler diyarında bir çekirge varmış ki, çok çekingenmiş. Toplantılara, şölenlere çağrılır ama katılmazmış. Parkta, bahçede dinlenirken, yanına biri gelecek diye ödü koparmış. Hayat bir tiyatro sahnesi dersen, bu tiyatroda yalnızları oynarmış. Çekirgeler diyarında evler...
  4. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    Klasik Türk Ve Dünya Masalları - Serdar Yıldırım PİRE İLE SİVRİSİNEK Zıplama yeteneğini kaybetmiş pireyle, uçma yeteneğini kaybetmiş sivrisinek yolda karşılaşmışlar. Bir ağacın altına oturup konuşmuşlar. İkisinin de paraları varmış ve ilk karşılaştıkları yere bakkal dükkânı açmışlar. Tatlı...
  5. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    Serdar Yıldırım Fabl Hikayeleri ŞANSSIZ KÖYLÜNÜN ŞANSI Köylünün birinin hiç şansı yokmuş. Doğuştan şanssızmış. İşleri ters gidermiş. Günlerce uğraşmış, tarlasını kazmış, tohum atmış. Sonbahar yağmurları başlamış ama çevredeki tarlalara yağmur yağmasına karşın, şanssız köylünün tarlasına bir...
  6. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    Dünya Klasikleri - Serdar Yıldırım ZÜRAFA İLE KARINCA Zürafa ile karınca arkadaş olmuşlar. Zürafaların ses telleri yokmuş, konuşamazlarmış ama bu zürafa konuşuyormuş: " Sen ne diyorsun arkadaş? Dünyada insan nüfusu çok fazla. Yedi milyar kadar var. Orta ölçekli bir şehir nüfusu üç milyon. "...
  7. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    KELOĞLAN DÜDÜK HELVA Bir varmış, bir yokmuş. Bir işte çalışmayan, gezip dolaşmayı seven bir Keloğlan varmış. Bu Keloğlan komşu kasabada gezerken, tellanın sesini duymuş: " Ey ahali, duyduk duymadık demen, yola çıkıverin hemen, menekşe sokağında, yengenin konağında helva günü yapılıyor. Buyrun...
  8. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    KELOĞLAN İLE BULUT Bir zamanlar Anadolu'da bir garip Keloğlan yaşarmış. Çalışmayı sevmezmiş ama bizim tarladan ürün toplanacak, gel bir el atıver Keloğlan, diyen konu komşunun yardımına koşarmış. Domates, biber, patlıcan toplarmış. İş bitince para veren olmaz, sadece öğle yemeği tarhana çorbası...
  9. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    KELOĞLAN CENGİZ HAN'IN HAZİNESİ Bir varmış, bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. İş bulup çalışmaz, gezer dururmuş. Yolda gördüğü kedileri, köpekleri kovalarmış. Sincaplara taş atar, ördeklerin peşinden bağırır, onların kaçışlarına bakarak eğlenirmiş. Keloğlan bir gün methini çok duyduğu Cengiz...
  10. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    KELOĞLAN SITMA SAVAŞI Eski zamanlarda bir ülkenin padişahının yüz tane çocuğu varmış. Bu çocukların ellisi oğlan, ellisi kızmış. Padişah oğlanlar büyüdükçe onları değişik şehirlere sancak beyi olarak göndermiş. Kızlarını ise, sevdikleri gençlerle evlendirmiş. Sadece biri, evlenmeye yanaşmamış...
  11. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    KELOĞLANI ÇARMIHA GERDİLER Keloğlan kasabaya tuz almaya gidiyormuş. Bakmış yolun ilerisinde arabın biri, evin etrafında dönüp duruyor. Keloğlan arabın yanına gelmiş ve arapla birlikte dönmeye başlamış. Keloğlan sormuş: " Ey arap, bu ev senin midir? " Arap cevap vermiş: " Evet, ev benimdir. Senin...
  12. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    KELOĞLAN SERDAR YILDIRIM'A KARŞI Bir adım, iki adım, üç adım. Dört yanına dört eder kırk dört adım. Keloğlan, İnegöl ile Yenice arasındaki göl kıyısında balık tutuyormuş. Tutuyormuş da kovası boşmuş. Sabah erkenden göl kıyısına geldiğinde öğle yemeği derdindeymiş. Öğlene kadar boş geçmiş, akşam...
  13. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    BEBEK KELOĞLAN Bakla, ye bakla at takla Limon, ye limon denizde somon Kavun, ye kavun derdinle avun Soğan, ye soğan gece yarısı Keloğlan'dır doğan. Ebe, oğlan doğdu der, sofada dokuz doğuran babaya. Baba koşar evinde on sekiz doğuran dedeye. Baba, oğlum oldu, baba oldum, der. Dede ayağa...
  14. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    AVCI KELOĞLAN Bir varmış, pir varmış, pir nereye varmış? Pir nereye varmışsa pire de oraya varmış. Daha sonra pir pireyi toprağa dikmiş. Pire toprakla birleşmiş. Pir kaçmış, pireyle toprak kovalamış. Toprak yaprağa dönüşünce pire yalnız kalmış. Bu sefer pireyle yaprak kaçmış, pir kovalamış...
  15. S

    Serdar Yıldırım Hikayeleri

    YUMURTACI KELOĞLAN Bir varmış, iki yokmuş. Eski zamanlarda bir Keloğlan varmış. Tembellikte, sakarlıkta üstüne yokmuş. Evlerinin bahçesindeki kümesin karşısında bütün gün yan gelir yatar, tavukları seyredermiş. Sadece seyretse iyi, tavuklara taş atar, onları korkutur, bağırmalarını, kaçışlarını...
Geri
Üst