Yılmaz Odabaşı

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kim, Neyi, Nasıl Başardı? kategorisinde korsan tarafından oluşturulan Yılmaz Odabaşı başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 7,389 kez görüntülenmiş, 14 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kim, Neyi, Nasıl Başardı?
Konu Başlığı Yılmaz Odabaşı
Konbuyu başlatan korsan
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan korsan
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep

1962-Diyarbakır doğumlu.İlk öğrenimini Diyarbakır, Ankara ve Gaziantep'te, Orta    öğrenimini Diyarbakır'da, Diyarbakır Lisesi'nde tamamladıktan sonra başladığı  İzmir Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini tutuklanınca yarım bıraktı. 1980’ de siyasal nedenlerle Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde bir yıl hapis yattı. Daha sonra İlaç firmalarında tıbbi mümessillik, kitapçılık ve Diyarbakır’da -1986-1994 yılları arası- Akajans Muhabirliği, UBA (Ulusal Basın Ajansı) Diyarbakır temsilciliği, Ortadoğu Haber Ajansı Haber Müdürlüğü, 2000’e Doğru dergisi Diyarbakır büro şefliği ve Türkish Daily News Gazetesi Güneydoğu temsilciliği yaptı. 1994 yılında gazeteciliği bırakarak Ankara’ya,2002 yılında ise Yalova'ya yerleşti.Halen Yalova'nın bir köyünde yaşıyor.

        1981’den 2005 yılına dek Türkiye ve yurtdışında çok sayıda dergi ve gazetede edebiyatın hemen her türünde yazdı. İlk şiir kitabı Siste Kalabalıklar 1985’te, ilk hikaye kitabı  Kül Aşklar 1991’de  yayınlandı. Şiirleri çeşitli dillere çevrildi; Irak’ın Duhok ve Almanya’nın Köln kentlerinde iki kitabı yayınlandı. Bugüne dek otuz kadar şiiri saygın müzik grupları ve besteciler tarafından yorumlandı. 1975-2000 yıllarını kapsayan Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi’ni derledi. Kitaplarının yanı sıra kendi sesinden iki şiir albümü çıktı ve 1987-1999 yılları arası yazdıklarıyla çok sayıda ödül aldı; aldığı başlıca ödüller:        

1987 TEMMUZ Dergisi -halk ödülleri-Şiir Yarışması Birincilik Ödülü,
1988 TAYAD Hikaye Yarışması Üçüncülük Ödülü,
1989 TAYAD Şiir Yarışması İkincilik Ödülü,
1990 CAHİT SITKI TARANCI Şiir Ödülü,
1992 Adana ALTIN KOZA Film Festivali Film Öyküsü Ödülü,
1992 ÇANKAYA BELEDİYESİ Çocuk Yazını Yarışması üçüncülük Ödülü,
1994 PETROL- İŞ SENDİKASI Şiir Yarışması İkincilik Ödülü,
1994 ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ  “Yılın Gazetecisi” Ödülü,
1996 PEN/ ONAT KUTLAR Film Öyküsü Yarışması Özel Ödülü,
1996 ADANA ALTIN KOZA Film Festivali Film Öyküsü Ödülü,
1998 SABRİ ALTINEL Şiir Yarışması Birincilik Ödülü,
1998 ve 1998 HUMAN RIGHT WATCH/ Hellman-Hammet “Baskıya
Karşı Cesaret” Ödülü, Nev York-ABD),
1999 ORHON MURAT ARIBURNU Şiir Yarışması 10. yıl Ödülü,
1999 İsveç P.E.N. Onur Üyeliği Ödülü.


      2000 yılından itibaren ödüllere katılmadı, şiir seçici kurullarında yer almadı.1994-2000 yılları arasında yazdık-ları ve söyledikleri için “Düşünce suçu” mahkumiyetleri nedeniyle değişik cezaevlerinde yatan Yılmaz Odabaşı’nın, şiirleri hakkında değişik üniversitelerde hazırlanıp onanan lisans tezlerinin yanı sıra, yaşam öyküsünü ve bibliyog-rafyasını konu edinen ve Dr. Ömer Uluçay’ın kaleme aldığı Asi ve Yalnız Yılmaz Odabaşı adlı bir inceleme kitabı yayınlandı.

     Yılmaz Odabaşı, bir dönem Özgür Gündem(1992), günlük Aydınlık(1993-94), Siyah Beyaz(1995-96) ve Birgün Gazetesi'nde(2004) köşe yazarlığı yaptı.Ayrıca 1996'da Cumhuriyet Gazetesi ve Kitap Eki'nde, 1998'de Radikal Kültür-sanat sayfasında, 2004'te bir süre Radikal İki'de, 2006'da Evrensel Gazetesi'nde yazdı.Daha sonra güncel yazmayı bıraktı.

     Bugüne dek 22 kitabı 114 kez yeniden basılan ve şiirin dışında edebiyatın farklı türlerinde de yayınlanmış yapıt-ları bulunan Yılmaz Odabaşı'nın kitapları, 500 bin adet resmi  satış grafiğine ulaşmış, son olarak 2005 yılı sonunda yayınlanan seçilmiş şiirlerinden oluşan Sakla Yamalarını Kalbim (Alkım Yay.) adlı kitabının ilk basımı 50 bin adet yapıılmıştır.

    2005'te -AB sponsorluğunda- İrlanda’da Munster Literature Centre adlı yayın merkezi tarafından bütün şiirle-rinden oluşan bir derleme  Everything But You adıyla İngilizceye çevrilerek İrlanda ve İngiltere’de, Feride adlı kitabı da Çetin Toprak’ın çevirisiyle Kürtçe olarak yayınlandı.

    Uluslararası birçok yazar ve gazeteci örgütünün üyesi olan Yılmaz  Odabaşı, Türkiye’ de ise 2000 yılından beri  hiçbir yazar örgütüne üye olmayıp, sadece Mesam üyesi ve Nazım Hikmet Vakfı’nın Yönetim Kurulu Üyesidir.

    1991’den beri yazmaktan başka bir iş tutmayan Odabaşı,  tiyatro hariç edebiyatın her türünde yazmanın yanı sıra sinema, fotoğrafçılık ve resimle ilgileniyor, bu alanlarda da yapıtlar veriyor.Evli, bir çocuklu ve uluslararası basın kartı sahibidir.

Alıntıdır..
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
İyi bir insan ve şairdir.
Bir mısrasınıda paylaşayım bari.

"Yapayalnız bir ünlemsin
dünyayı ıslatan şu yağmurlarda.
Her şey çeker ve iter,
anlatamazsın...

Yaşam bir ıstaka,
gelir vurur işte ömrünün coşkusuna.
Sesinde çığlıklar boğulur ama,
bağıramazsın… "
 
M

M

Kullanıcı
31 Tem 2008
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Şiirleri gerçekten güzel oluyo bende begeniyorum. Bi şiiri vardı çok hoşuma gitmişti ismini bilmıyorum aradığımda bulamıyorum da :-X
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
M' Alıntı:
Şiirleri gerçekten güzel oluyo bende begeniyorum. Bi şiiri vardı çok hoşuma gitmişti ismini bilmıyorum aradığımda bulamıyorum da :-X
Evet gerçekten güzeldir. Şiirden hatırladığın cümleler varsa yaz söyleyeyim sana.
 
M

M

Kullanıcı
31 Tem 2008
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Hatırladığım kadarıyla şarkı,kanayan gül gibi kelimeler vardı galiba emin olamıyorum (= Uygun zamanda araştırırım
 
D

dideM

Kullanıcı
5 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
“Düşünce suçu” mahkumiyetleri nedeniyle değişik cezaevlerinde yatan Yılmaz Odabaşı’nın
Dejavu!:)

Böyle yetenekli, zeki ve cesur insanların ülkeye bir çok şey katabileceği yerde, yaşamlarının heba edilmesi beni çok üzüyor gerçekten.

Teşekkürler Korsan.
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
M' Alıntı:
Hatırladığım kadarıyla şarkı,kanayan gül gibi kelimeler vardı galiba emin olamıyorum (= Uygun zamanda araştırırım
Bumu:

güldükçe
gün
devrilir gözlerinin akşamına
gecedir, bir rüzgâr getirir ellerini
öperim... kimseler görmez

dallar ıslaktır ay ışığında

adın sonbahar yüzlü bir çocuk
ömrümün esrikliğine dolanır gelir
bu kentli akşamlar sanıktır, kanatır yokluğunu
sesin sessizliğimde çoğalır gelir

dallar ıslaktır ay ışığında


gitmen bildiği gibi konuşuyordu
bensiz...
belki bir kış güneşiydin kim bilir
belki kimselerin uğramadığı bir güz çınarı
kalakaldın tenhalığa
gölgesiz...

ve şarkın kanayan bir gül gibi iner
savrulan sokaklarına ömrümün…

Yılmaz Odabaşı
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
dideM' Alıntı:
“Düşünce suçu” mahkumiyetleri nedeniyle değişik cezaevlerinde yatan Yılmaz Odabaşı’nın
Dejavu!:)

Böyle yetenekli, zeki ve cesur insanların ülkeye bir çok şey katabileceği yerde, yaşamlarının heba edilmesi beni çok üzüyor gerçekten.

Teşekkürler Korsan.
Aynen katılıyorum Didem.
Ve rica ederim.
 
Y

yaratici_idea

Kullanıcı
17 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Korsan' Alıntı:
İyi bir insan ve şairdir.
Bir mısrasınıda paylaşayım bari.

"Yapayalnız bir ünlemsin
dünyayı ıslatan şu yağmurlarda.
Her şey çeker ve iter,
anlatamazsın...

Yaşam bir ıstaka,
gelir vurur işte ömrünün coşkusuna.
Sesinde çığlıklar boğulur ama,
bağıramazsın… "

Ey hayat sen şavkı sularda bir dolunaysın,
Aslında yokum ben bu oyunda
Ömrüm beni yok saysın...
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
Defolu çıkan hayat Şiir'inden Bir orta mısra

bu ay da sürüm sürüm
turplara sıkılan limon damlaları gibi duraklarda;
defolu çıkmış hayat
kimin umurunda?

kimin umurunda
dolup boşalan kültablaları,
bozuk sifonlar, ş****siz adisyonlar,
ve yamalı bohçalar gibi uzayan yollar?

kimin umurunda
buharlaşmış oğullarını arayan anaların acısı
ve yaşlı bir kemancının eskimiş papyonundaki keder?

/sürerken ıssızlığın ödül töreni
sen topla dur topla dur dağılan sevinçleri…/


Öyleya kimin  umrundaki? yaşanılası bir hayatı yasayamıyor olmanın verdiği acı
Biz dağılan sevinçlerimizide toplayamıyoruz.

Defolu çıkmış ya hayat YA ŞA MA YA çalışıyoruz.
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
Kurtulamazsın

-35 yaşıma-

Önce sesini,
sonra yankısını çaldırdın şu beton ormanında;
bu kent de tükürdü aşklarına…
Kal orada,
artık hiçbir şeyden kurtulamazsın!
Islanmışsın bir kere oğlum,
yaş gününde
kuruyamazsın...


Islandık bir kere valla.. Kuruyamayacağımız aşikar..
Efkar dağıtayım az.. Sertifika alıcam :d Az sonra..
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
İKİNİN ŞİİRİ

bugün iki kez yağdı yağmur
iki kez eskidim sanki

iki ömrü kol kola yaşadım
biri nergis bahçesi, diğeri mahşer yeri

hep iki şömine yandı yüreğimde
birinde ateşti diğerinde kül

ve iki kez aşık oldum
bundandır iki kez ölmüşlüğüm

sonra bir serüvende ikiye böldüm ömrümü
şimdi sömestrdeyim

ilk iki kitabımdan sonra sıtmaya tutuldu coşkum
daha depremlerdeyim
ve iki kere iki
kitabımda benim
ya çok eder
ya sıfır...
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
KONUŞSAM SESSİZLİK SUSSAM AYRILIK

resmin rehindir gurbetimde
gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba
ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin

alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana
sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına
konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana...

ve akşam, bir kez daha
saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara
“bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”

çekmiyorsun!

akarsuları imrendiren yüzün de
sabahçı kahveler de biliyor
görüşmeyeli yorgunum
yıkık kentler kanadı sevinçlerimle
görüşmeyeli ya sen nasılsın
adım, adresim durur mu defterinde?
şimdi siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim
beynimde iklimsiz papatyalar
ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde

sokakların gün batınca neden boşaldığını
ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum
konuşsam: sessizlik/gitsem: ayrılık

sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne
al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara
gurbetini rehnetme özlemimde…

 
Üst