Waitor'un kaleminden.

  • Konbuyu başlatan korsan
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Özgün Kalemler kategorisinde korsan tarafından oluşturulan Waitor'un kaleminden. başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 3,300 kez görüntülenmiş, 9 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Özgün Kalemler
Konu Başlığı Waitor'un kaleminden.
Konbuyu başlatan korsan
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan korsan
W

waitor

Kullanıcı
10 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
0
Düzce
Çok teşekkür ederim,fazlasıyla mutlu ettiniz beni..
 
W

waitor

Kullanıcı
10 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
0
Düzce
Hayat bir salıncaktır

Ona doğduğumuz andan itibaren bineriz ve sallanmaya / yaşamaya başlarız.
Küçükken çok hızlı sallanamadığımız için pek bir şey göremeyiz dünyaya dair. Bu yüzden mi yoksa bildiğimiz tek şey olduğu için mi bilinmez ama sürekli ağlarız.
Ellerimiz ilk olarak gözyaşını keşfeder. Sonra ellerimizi keşfederiz gözlerimizle, sonra ayaklarımızı. Ayaklarımızı keşfedince daha bir hızlı sallanmaya / yaşamaya başlarız.
Fakat henüz sallanmaya dair pek bir şey bilmediğimizden düşecek gibi oluruz salıncaktan kimi zaman. Ama korkmamalıymışız; düşe kalka büyüyecekmişiz çünkü.

Bir ara bir de bakarız ki düşmeden daha hızlı sallanmayı öğrenmişiz.
Çok seviniriz ve hemen incelemeye koyuluruz dünyayı, insanları.
Fakat dünya çok şaşırtır bizi.
Zira salıncakla ön tarafa doğru gittiğimizde, yeşilliklerle bezeli, mavilerle süslü, tertemiz bir dünya ile karşılaşırken; arka tarafa doğru gittiğimizde ise, ucu bucağı görünmeyen binalarla, zehirli olduğunu sonradan öğreneceğimiz gazlar çıkaran arabalarla ve fabrikalarla ve tabii oldukça kirlendiği gözlenen bir dünyayla karşılaşırız.
Bir daha arka tarafa doğru sallanmak hiç istemeyiz. Fakat sallanmanın / yaşamanın vazgeçilmez kuralıdır bu; bir ön tarafa gitmelisiniz, bir arka tarafa.
Ama yine de salıncağımızın temiz olan dünyaya yada dünyanın temiz yanına doğru kurulması ile teselli bulurken, salıncakları kirli tarafa bakan arkadaşlarımızı esefle izleriz.
Bir yandan da düşünmeden edemeyiz; neden dünyayı da bizim gibi, bir leğene koyup da yıkamıyorlar? diye.. Ancak sonradan anladığımıza göre kirli olan dünya değil, insanların yürekleri imiş!..

Bunu anlayınca insan olduğumuzdan utanırız.
Sonra yavaş yavaş insanlarla ilişki kurmaya başlarız. Önce arkadaşlığı öğreniriz ve arkadaşlı hayatın daha zevkli ve anlamlı olduğunu fark ederiz.
Çünkü beraber sallanıyoruzdur ve birimiz sallanmaktan / yaşamaktan yorulunca diğerimiz onun salıncağını da sallamaya başlıyor ve böylece de tek başına sallanırken / yaşarken ki yorulup da yere düşme tehlikesi ortadan kalkmış oluyor.
Ama bu durum da çok uzun sürmüyor. Çünkü ?arkadaş? dediğimiz bazı insanlar bizi sallarken öylesine haşin davranıyorlar ki sürekli yere düşüyoruz.
Fakat bu düşmeler de pek diğerlerine benzemiyor. Yani diğer düşmelerimiz de sadece dizimiz yada dirseğimiz kanarken, bu tür düşmelerimiz de (Yani arkadaş düşürmelerinde) yüreğimiz kanıyor!..

Bunu görünce de insanlarla arkadaşlık kurmaktan vazgeçiyoruz ve tek başına sallanmaya/yaşamaya devam ediyoruz.

Sonra sevmeyi öğreniyoruz;
İhanete uğruyoruz.
Sonra dostluğu öğreniyoruz;
Aldatılıyoruz.
Sonra kardeşliği öğreniyoruz;
Boş veriyoruz.
Sonra sevdalanmayı öğreniyoruz;
Beceremiyoruz.
Sonra ümit etmeyi öğreniyoruz;
Beceremiyoruz.
Sonra gülmeyi öğreniyoruz;
Beceremiyoruz.
Sonra mutlu olmayı öğreniyoruz;
Beceremiyoruz.
Sonra korkmayı öğreniyoruz;
Korkuyoruz, alabildiğine?.

Sonra?.
??
Sonunda hep korksak ta; hep seviyoruz, hep dost oluyoruz, hep kardeşliğin o erişilmez tadını boş veriyoruz, hep hayal kuruyoruz, hep sevdalanıyoruz, hep gülüyoruz inadına, hep mutlu olmayı deniyoruz ve hep korkuyoruz.
Çünkü bunları öğrenirken artık salıncağı da son hızla sallamaya başlamışız ve her an düşme tehlikesi geçiriyoruz.

İki yüzlülükleri, yüzsüzlükleri, çıkarcılıkları, nemelazımcılıkları, sevgisizlikleri, kalpsizlikleri gördükçe düşecek gibi oluyoruz ama yinea de iyi şeyler de görüyoruz.
Mesela umut; insanlar bıkmadan usanmadan, aralıksız umut üretiyorlar. Bunu nasıl becerdiklerini bir türlü anlayamıyoruz.
Sonra mesela hayal kuruyorlar.
Gerçi hayalle karın doymuyor ama yüreklerin doyduğu kesin. Bir de sabrediyorlar; öyle ki şaşılacak derecede ve aşırılıkta sabırlılar.
Biz ise ağlıyoruz. Bildiğimiz ilk şey olan ve nedense sürekli baş vurduğumuz bir davranış olan ağlamayı bir türlü bırakamadık.
Her halde biz de bir tür ağlama tiryakiliği başladı.

İşte böyle; bir öne bir arkaya sallanıyoruz ve kötü şeyleri gördükçe düşecek gibi oluyor, iyilikleri, sevgi kırıntılarını gördükçe de umutlanıyoruz.


waitor
 
W

waitor

Kullanıcı
10 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
0
Düzce
Şunu açıkca belirtme ihtiyacı da hissediyorum sırf yanlış anlaşılmamak için..Bazı deneme,öykü ve şiirlerimi birkaç sitede paylaşmıştım ama bir zaman sonra gördüm ki sanal ortama emek hırsızları türemiş çok üzüldüm..Bu yazımı 2005 senesi temmuzunda yazmıştım..Bir İzmir gezintimde yazmıştım,altına eklemeyi unutmuşum düzelticektim ama galiba düzeltmeye yetkili değilim,düzeltirseniz çok sevinirim..
 
W

waitor

Kullanıcı
10 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
0
Düzce
NUH TUFANI 



Sarsılıyor yeryüzü
İlahi bir emirle
Denizler dağlara tırmanıyor
Dağlar denizlerin dibinde
Göğün maviliğine dokunan korkunç dalgalar
Tufan yüklü bulutlardan ölüm sağıyor yeryüzüne
Gemisinde Nuh ağlıyor
Günahkarların haline
Dünya mahşere dönüyor
Gemi de küçük bir dünyaya
Her canlıdan birer çift
Ve Şeytanı da alarak kafalarına
Kaçıyorlar tufandan
Rotasız gemiyle lanetli zamandan
Yol alırken limansız okyanuslara
Ya gemi çarpıyor bir dağa
Yada yerinden kopan dağ bindiriyor gemiye
Bu sarsıntıyla olanca canlıyı eteğine indiyor
Yolcular ayak basınca karaya
Hazırlık yapıyorlar yeni bir tufana



 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
waitor' Alıntı:
Şunu açıkca belirtme ihtiyacı da hissediyorum sırf yanlış anlaşılmamak için..Bazı deneme,öykü ve şiirlerimi birkaç sitede paylaşmıştım ama bir zaman sonra gördüm ki sanal ortama emek hırsızları türemiş çok üzüldüm..Bu yazımı 2005 senesi temmuzunda yazmıştım..Bir İzmir gezintimde yazmıştım,altına eklemeyi unutmuşum düzelticektim ama galiba düzeltmeye yetkili değilim,düzeltirseniz çok sevinirim..
Sanal dünyada paylaşılan yazılar her zaman risk altındadır. Sizin yazılarınız "alıntı" ibaresiyle bazı sitelerde yayınlamıştır, ve elbette tesbit edilmiştir.
Tarihler veri olarak kabul edilir, ancak bu yazıları ileride kitap haline getirme düşüncesi varsa, noter tasdiğini öneririm.
Yazılarınız altına kullanıcı adınız tarafımdan eklenmiştir, isteğiniz üzere. Ancak bu bölüm zaten Özgün Kalemler olduğu için böyle bir zorunluluk yoktur.
Şiirlerinizin yayınlandığı site adresi ise yine tarafımdan silinmiştir. Kurallarda belirtildiği üzere;

5 ) Hicbir katilimci reklam amacli ve/veya forum disinda ilgisi olmayan sitelere/diger forumlara baglantili yazi ya da referans veremez.

Teşekkürler.
 
W

waitor

Kullanıcı
10 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
0
Düzce
Şu anda il dışında olduğum için kendi eserlerimi giremiyorum..Her defasında her şiirini,yazısını okuduğumda büyük keyif aldığım üstad Necip Fazıl'dan bir eserle bu güzel akşamı süslemek istedim.En yakın zamanda kendi eserlerimi sizlerle paylaşıcağım ve bu da bana büyük bir keyif vericek emin olun.
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
waitor' Alıntı:
Şu anda il dışında olduğum için kendi eserlerimi giremiyorum..Her defasında her şiirini,yazısını okuduğumda büyük keyif aldığım üstad Necip Fazıl'dan bir eserle bu güzel akşamı süslemek istedim.En yakın zamanda kendi eserlerimi sizlerle paylaşıcağım ve bu da bana büyük bir keyif vericek emin olun.
Adı üzerinde üstad!
Özgün Kalemler.
Necip Fazıl imzalı mesaj tarafımdan silinmiştir.
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
yigitce' Alıntı:
inaniyorum ki degerli bir kalemi okuma firsati bulacagiz...
merakla bekliyorum...
tesekkürler...
Bulamadık valla gitti gidenlerle, bende çok merak ediyordum ama.
Neyse...
 
Üst