Tüketim Orucu

  • Konbuyu başlatan GulsahToptas
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Serbest Kürsü kategorisinde GulsahToptas tarafından oluşturulan Tüketim Orucu başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 4,528 kez görüntülenmiş, 14 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Serbest Kürsü
Konu Başlığı Tüketim Orucu
Konbuyu başlatan GulsahToptas
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Zynep
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmaktır...







“Dört bir yanımız markalarla çevrili olsa da, alışveriş dürtümüz hep ağır bassa da, bir grup insan var ki kontrolü geri alıyor. Ve işin ilginç yanı, bu girişimler başarılı da oluyor!..” diye başlıyordu bir haber ve devamı şöyleydi:

“İngiliz Times gazetesi yazarlarından, Eco Worrier lakabıyla tanınan ve aynı adlı blog'unda çevre bilinciyle ilgili yazılar yazan Anna Shepard, “alışveriş yasağı” adını verdiği “deneysel projesi” nedeniyle yaklaşık yedi aydır kıyafet alışverişi yapmıyor, sadece cepten yiyormuş; yani var olan, dolabında bekleyen kıyafetleri giyiyormuş. Çekmece dibinde bulduğu bir kazak onu sevinçten havalara sıçratabiliyor, diyorlar... Mağaza gezmediği için kendine daha çok vakit ve para ayırabiliyormuş artık. (www.timesonline.co.uk/ecoworrier )

Bir zamanlar kendisini “marka bağımlısı” olarak tanımlayan organizatör ve stil editörü Neil Boorman ise, yaklaşık bir yıl önce, sahip olduğu markalı tüm ürünleri “gerçek mutluluğu ve benliğini bulmak için” yakmış ve “markasız” bir hayata başlamış Başlarda paniklese de, yeni yaşantısının “daha ucuz, daha sağlıklı ve daha tatmin edici” olduğunu söylüyor...
(www.bonfireofthebrands.com )

Judith Levine: Yazar, gazeteci ve eski bir alışveriş bağımlısı. Bir yıl zorunlu ihtiyaç dışında hiçbir şey satın almadı.

Vivienne Westwood: Efsanevi İngiliz moda tasarımcısı.Telegraph gazetesine verdiği röportajda insanların alışveriş yapmayı bırakmaları gerektiğini söyledi ve ekledi: "Herkes bilinçsizce alışveriş yapıyor. Bu yüzden kimsede 'moda zevki' diye bir şey kalmadı. Ne verilirse onu giyiyorlar. Bir süre bir şey almayıp gerçek beğenilerinin farkına varmaları lazım."

Sara Bongiorni: 'Yasaklılar listesi'ni Çin malı ürünlerle sınırladı ve bir yıl boyunca 'Made in China' etiketli hiçbir şeye, zor da olsa para vermemeye çabaladı.

Melis Alphan: Moda yazarı. "Kendimi bildim bileli bu abuk tüketim kültürü içinde ben de varım," dedi ve bir yıl boyunca üstüne başına hiçbir şey almamaya ant içerek 'alışveriş rejimi'ne başladı.

Tüketim savaşçılarının listesi uzadıkça uzuyor. Her tarafımız markalar, markalarla ilgili mesajlar taşıyan reklamlarla çevrili olsa da, bu döngüden çıkmaya çalışanlar var.

Para harcayarak var olmaya çabalayan, alışveriş yapınca kendini 'bütün' hissedenlerin aksine, kontrolü ele geçirmeye gayret edenler de var yani. Ve bu yeni trende ben 'tüketim orucu' ismini veriyorum.

….

Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak varmış: Bir Hindistan cevizi oyulur, iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır, cevizin altına ince bir yarık açılır, oradan da içine tatlı bir yiyecek konurmuş...

Bu yarık da, özellikle sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklükte olurmuş ki, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramasın.

Maymun er ya da geç mutlaka tatlının kokusunu alır, gelir yiyeceği kavrar, sonra da, (yiyecek elindeyken elini dışarı çıkartması olanaksız ya,) sıkıca yumruk yaptığı elini bu yarıktan dışarı çıkaramazmış...

Sonuç olarak da avcılar geldiğinde maymun çılgına döner ama kaçamazmış...

Maymunu oraya tutsak eden şey kendinden, kendi bağımlığının gücünden başka bir şey değildir; çünkü yapacağı tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır, öyle değil mi..?!.

Gel gör ki açgözlülüğü zihnine öylesine güçlü kazınmış ki maymunun; üstelik de kendisi tarafından... Bu tuzaktan kurtulan maymun neredeyse hiç görülmemiş...

Bizi tuzağa düşüren ve de orada kalmamıza neden olan, ‘arzularımız’ ile bizim kendi zihnimizde kendimizin yarattığı ‘onlara olan bağımlılık’tır...

Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmaktır... Özgürlük de zaten, böylesi operasyonların ardından hem de tıpış tıpış gelecektir...



sema efe/ yazan
 
Ö

ölüdeniz

Kullanıcı
2 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
uzay boşluğu
Aslında bu olaya ben şöle bakıyorum.Modern çağın modern hastalı diyebiliriz.Çünkü bizim modayı
takip etmeye ne paramız nede cüzdanımız yeterli gelir.çünkü modaya uyabilmem için her hafta oynadığım sayısal loto nun bana çıkması gerekiyor.buda imkansız olduğuna göre ayağımı yorganıma göre uzatmam en mantık lı yoldur.İnsan modaya değil ihtiyaçları doğrultusunda alışveriş yapmalıdır diye düşünüyorum.TEŞEKKÜRLER
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Yazı modadan çok "marka bağımlılığına" itiraz sanırım?
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
Zynep' Alıntı:
Yazı modadan çok "marka bağımlılığına" itiraz sanırım?
itirazdan çok şöyle bir silkinme yazısı zeynepçim. Çünkü bu tarz yaşayan yani devamlı alışveriş yapan ve aldığının çoğunu giymeyen insan nesli fazla.Ben yakın çevremden şahit oldum bu konuya.... :(
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Şimdi şöyle bir durum var. Ben marka alırım. Nedenini açıklayayım. Ne hava atmak ne  o ne bu!
Sadece marka olan firmalar gerçekten güvence veriyorlar tüketiciye ve çoğunda "koşulsuz müşteri memnuniyeti" geçerli.
Üstelik uzun süre dayanıyorlar.
İngilizlerin meşhur sözü; "Ucuz mala para yatıracak kadar zengin değilim!"
Elbette, sadece marka olan bir şey üstümde olsun mantığı gütmüyorum ama marka olana yatırılan rakama itiraz edemem.
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
aslında zeynep burada anlatılmak istenen bana göre luzümsuz alınan yani gereksiz olan harcamalardan bahsediyor .Bunun dışında yazdıklarına aynen katılıyorum :)
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Melis Alphan: Moda yazarı. "Kendimi bildim bileli bu abuk tüketim kültürü içinde ben de varım," dedi ve bir yıl boyunca üstüne başına hiçbir şey almamaya ant içerek 'alışveriş rejimi'ne başladı.
Bu cümleye biraz takıldım ben Gülşahcım.
Bir yıl süre?
Sonra?
Ve hiç bir şey almamak!
Ben seni anladım, gereksiz tüketime elbette karşıyım.
Ama oruç tutup iftarda ne varsa yeme durumunada karşıyım.:)
 
Ö

ölüdeniz

Kullanıcı
2 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
uzay boşluğu
Zynep' Alıntı:
Melis Alphan: Moda yazarı. "Kendimi bildim bileli bu abuk tüketim kültürü içinde ben de varım," dedi ve bir yıl boyunca üstüne başına hiçbir şey almamaya ant içerek 'alışveriş rejimi'ne başladı.
Bu cümleye biraz takıldım ben Gülşahcım.
Bir yıl süre?
Sonra?
Ve hiç bir şey almamak!
Ben seni anladım, gereksiz tüketime elbette karşıyım.
Ama oruç tutup iftarda ne varsa yeme durumunada karşıyım.:)
İmkanlar doğrultusunda hareket etmek zorundayız.maddi sıkıntılar varsa tabiiki iftarı açtığında ne bulursan onu yiyeceksin.olmazsa yaratacak değiliz değilmi ZEYNEP hanım.Bilmiyorum ama paranın nerden geldiğini bilmeyen insanların attıkları yiyecek ve giyeceklerle inan bürsürü fakir aile geç,m,ni sağlar.GULŞAH hanımın yazdıklarına hemfikirim.TEŞEKKÜR EDERİM
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Sap ve saman mı karıştı ölüdeniz?
Ben fikrimi yazdım ve nedenlerini yazdım.
Sanırım siz yanlış anlayıp değerlendirdiniz beni?
O zaman sadece şu kadarını desem?
Hedefim ve amacım marka giymek değil, "marka" olmak!
Biraz daha dikkatli okursanız üst yorumlarımı, itirazımın neye olduğunu sanırım daha iyi anlarsınız.
Teşekkür ederim.
 
Ö

ölüdeniz

Kullanıcı
2 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
uzay boşluğu
Zynep' Alıntı:
Sap ve saman mı karıştı ölüdeniz?
Ben fikrimi yazdım ve nedenlerini yazdım.
Sanırım siz yanlış anlayıp değerlendirdiniz beni?
O zaman sadece şu kadarını desem?
Hedefim ve amacım marka giymek değil, "marka" olmak!
Biraz daha dikkatli okursanız üst yorumlarımı, itirazımın neye olduğunu sanırım daha iyi anlarsınız.
Teşekkür ederim.
Özür dilerim ZEYNEP hanım kişisel fikirlerinize saygı duyuyorum ama sizinle aynı fikirde değilim.çünkü ben ne marka giyinmeyi nede marka olmayı severim.bu kişisel tercihtir.anlayacağın birçok konuda sadeliği seviyorum.hani bir söz var DÜŞMEZ KALKMAZ BİR ALLAH  teşekkür ederim
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
aslında yanlış anlaşılacak bir durum yok sonuçta herkez kendi fikirlerini paylaşıyor ve bu bir tercih meselesidir. :)
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
Abi general mahmut paşadan giyinin yerli malı yurdunmalı herkes onu kullanmaı gibi :)
Ya bende marka meraklısıyım diyemem ama marka meraklısı değilim diede burada markaları kötümsemem.

Bu bi tercih meselesidir günümüzde
Bir deyim vardır insanlar için başka bir alanda kullanılır alanı yazmayayım kural ihlali olur.

3 çeşit insan vardır

Tükettiğinden fazla üretenler.
Ürettiğinden fazla tükenetenler.
Ve ürettiği kadar tüketenler diye 

Yani bunları tartışmaya açarken hangi tür insandan bahsettiğimizi bilmemiz gerekir. Yanlış hangisidir.

Orasına siz karar verin ben kararımı uzun zaman önce verdim :)

Yani ortada bi yorum yapayım marka giyinmekte marka olmakta üretimden gecer birinde fikir üretirsin birinde başka bir şey.
Yani marka giyinmekte marka olmakta YANLIŞ değildir.
Yanlış olan olmak yada giymek için gerçekleştirdiğin üretimi bilmeden tüketimi yermektir.

Ortada olan üretimin tartışılmadan tüketimin yerilmesidir.
Başınızı daha fazla agrıtmayayım çok uzun yazarım veselam ama eger başınız agrıdı isede özür dilerim.

Teşekkür ediyorum bana katlandıgınız için


 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
ölüdeniz' Alıntı:
Zynep' Alıntı:
Melis Alphan: Moda yazarı. "Kendimi bildim bileli bu abuk tüketim kültürü içinde ben de varım," dedi ve bir yıl boyunca üstüne başına hiçbir şey almamaya ant içerek 'alışveriş rejimi'ne başladı.
Bu cümleye biraz takıldım ben Gülşahcım.
Bir yıl süre?
Sonra?
Ve hiç bir şey almamak!
Ben seni anladım, gereksiz tüketime elbette karşıyım.
Ama oruç tutup iftarda ne varsa yeme durumunada karşıyım.:)
İmkanlar doğrultusunda hareket etmek zorundayız.maddi sıkıntılar varsa tabiiki iftarı açtığında ne bulursan onu yiyeceksin.olmazsa yaratacak değiliz değilmi ZEYNEP hanım.Bilmiyorum ama paranın nerden geldiğini bilmeyen insanların attıkları yiyecek ve giyeceklerle inan bürsürü fakir aile geç,m,ni sağlar.GULŞAH hanımın yazdıklarına hemfikirim.TEŞEKKÜR EDERİM
Katılıyorum sadece toplumsal ve insani boyutuna.
Hümanistce fakat yerinde bir yaklaşım.
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
ölüdeniz' Alıntı:
Zynep' Alıntı:
Sap ve saman mı karıştı ölüdeniz?
Ben fikrimi yazdım ve nedenlerini yazdım.
Sanırım siz yanlış anlayıp değerlendirdiniz beni?
O zaman sadece şu kadarını desem?
Hedefim ve amacım marka giymek değil, "marka" olmak!
Biraz daha dikkatli okursanız üst yorumlarımı, itirazımın neye olduğunu sanırım daha iyi anlarsınız.
Teşekkür ederim.
Özür dilerim ZEYNEP hanım kişisel fikirlerinize saygı duyuyorum ama sizinle aynı fikirde değilim.çünkü ben ne marka giyinmeyi nede marka olmayı severim.bu kişisel tercihtir.anlayacağın birçok konuda sadeliği seviyorum.hani bir söz var DÜŞMEZ KALKMAZ BİR ALLAH  teşekkür ederim
Teşekkür ederim, elbette bende her fikre açığım ama öyle bir dillendirmişsiniz ki, sanki ben marka düşkünü biri, sizse Robin Hood!

Korsan bu arada açıklamar için teşekkürler.
 
Üst