Sanat Baskıdan Doğar

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan korsan
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

korsan

Kullanıcı
Katılım
18 Kas 2007
Puanları
36
Konum
Gaziantep
Sanat Baskıdan Doğar

esaret.jpg

Sanat, yavaş yavaş kuvvetten düşünce, kaplıcalara götürülen bir hasta gibi tabiata çıkarılır. Ne yazık ki tabiat artık ona bir şey yapamaz. Bir anlaşmazlık var. Sanatın köye çekilip dinlenmesi ve eğer bitkinlikten sararıp soluyorsa, kırlarda, hayatta, gidip yeni bir canlılık aramasını bazen iyi bulurum. Güzellik hiçbir zaman tabii bir ürün değildir; o ancak sun'i bir baskı ile elde edilir. Sanatla tabiat yeryüzünde rekabet halindedir. Evet sanat tabiatı kucaklar, bütün tabiatı kucaklar ve onu kolları arasında sıkar; ama meşhur mısraı kullanarak diyelim ki:

Sanat daima baskının sonucudur. Onu, ne kadar serbestse o kadar yukarılara yükselir sanmak, uçurtmayı havalanmaktan alıkoyan şeyin ip olduğunu sanmaktır. Kanadını rahatsız eden bu hava olmasa daha iyi uçacağını düşünen Kant'ın güvercini, uçmak için kanadını dayayabileceği bu hava mukavemetine muhtaç olduğunu takdir etmemektedir.

Sanat da böyledir, yükselmek için dirence dayanmak zorundadır. Şimdi söylediğim resim için, heykel için, musiki ve şiir için de doğrudur. Sanat ancak hasta devirlerde hürriyeti arar. Kolayca var olmak ister. Kendisi her kuvvetli buluşta, düşüş ve engel arar, kalıplarını paramparça etmekten hoşlanır, işte bunun için hayatın en taşkın olduğu devirlerde değil midir ki en heyecanlı dehalar, en sıkı kalıpların ihtiyacı ile kıvranmışlardır. Bereketli Rönesans zamanında, Shakespeare'in, Ronsard'ın, Petrarca'nın, Michalengelo'nun soneyi, Dante'nin üçlü kafiyeyi kullanmaları; Bach'ın fugue'ü aşırı duyduğu dayanılmaz ihtiyaç hep bundandır. Verilecek daha ne örnekler var! Lirik ilhamdaki genişleme kuvvetinin onun baskısı ile orantılı olduğuna, yahut da yenilmesi gereken yer çekiminin mimarlığına imkan verdiğine şaşmamak mı lazım?

Büyük sanatçı, güçlüğün coşturduğu, engeli kendisine sıçrama tahtası yapan adamdır. Derler ki Michalengelo'yu Musa'nın ellerine toplu bir hareket vermeye zorlayan, mermersizlik olmuştur. Sahnede, hep birden kullanılacak ses perdelerinin sayılı oluşudur ki, Eschyle'i, Kafkas dağlarında zincire vurulan Prometheus'un susuşunu icat etmek zorunda bırakmıştır. Eski Yunanlılarda saza bir tel ekleyen adam şiddetle cezalandırılırdı. Sanat baskıdan doğar, döğüşle yaşar, hürlükten ölür.


Andre Gide
 
Edebiyat bilimcisi Pospelov sanatta taraf olmayı şöyle yorumluyor:
"Taraflılık, gerçekliğin olgularını ve görüngülerini değerlendirmede belli bir toplum grubunun, belli bir sınıfın çıkarlarını ve görüşlerini doğrudan ve açıkça savunmaktır."
Oysa sanat..
insanın kendini aşmaya yönelik bir uğraştır. Bu uğraş, toplumu biçimlendiren ve bütünleyen bir çabayı da içerir...Sanat insanın tasviridir geliştirendir,yüceltendir,özü devrimcidir.
İnsanın yaşamını daraltan, varlığını aşağılayan, özgürlüğünü kısıtlayan her uygulama, yalnız yazara, düşünüre değil, doğrudan doğruya insan oluşa yönelik bir saldırı olarak düşünülmelidir.
 
 
Geri
Üst