Saf Yalnızlık

  • Konbuyu başlatan Kristal
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Edebiyat kategorisinde Kristal tarafından oluşturulan Saf Yalnızlık başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 2,454 kez görüntülenmiş, 0 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Edebiyat
Konu Başlığı Saf Yalnızlık
Konbuyu başlatan Kristal
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Kristal
K

Kristal

Kullanıcı
28 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Mersin

Bu dünyada bir yabancıyım. Niye geldim? Neden geldim? Bilmiyorum. Şu an için bildiğim tek şey yaşamak zorunda olduğum. Dünya karanlık ve sessiz. Ürpertici bir hava. Ve ben içine girdiğim bu anlamsızlıkta yalnızım.
Hayatta kalmak. Galiba sırrı çözmek için öncelikle bunu başarmalıyım. Kafamda bir ezgi dolaşıyor. Bir şey anlatmaya çalışır gibi. Bir yer tarif eder gibi. Şimdi de kafamın içinde bir şey yankılanıyor. Bunu anlıyorum. Durmak bilmeyen zaman içindesin. Aramıza hoş geldin.
Şimdi uyuyorum, rüyalarım bana sesleniyor. Gün ve gece, gün ve gece. Zaman diyor, bundan ibaret. Ne ışıkta ne karanlıkta sana durmak yok. Her gün yeni şeyler gösterecek güneş sana. Her gün yeni bir anlam çıkacak karşına. Onları unutmamalısın. Çünkü sırrı çözecek yalnızlar bilge olmalıdırlar.
Gün ışıyor, yürüme vakti gelmiş. İçim hiç rahat değil. Korkuyorum. Ancak sırrı çözebilmek için yürümek lazım.
Önce çimenler çıkıyor karşıma. Sonra toprak kokusu içime işliyor. Kuşlar, çiçekler ve gökyüzü. Kafamın içindeki ezgi yeniden çalmaya başlıyor. Burada hiç kimsenin yaşamadığı sevgiler yaşanmış. Sevgililer burada öpmüşler birbirlerini, burada anlamlı bakışlar var. Hissediyorum, duyuyorum. Burada el sıkışıp sarılmışlar birbirlerine arkadaşlar. Sevdalılar burada yalnızlıklarını birleştirmişler.
Gün kararıyor. Rüyalarımın sesi yine ses veriyor. Bu kez sesinde o heyecan yok. kasvetli, sıkıntılı. Uyanıyorum. İlk kez karanlıkta yürüyeceğim. Gökyüzünde sadece ay ışığı var. Hava dumanlı, dağların ardından ürkütücü sesler geliyor. Bu ormanda sanki bir şey sürekli beni izliyor. Çıkmak zorundayım. Ama hiç ışık yok. Hep aynı yerde dolaşıyorum. İşte şimdi çaresizim, yalnızım. Uzaktan sesler duyuyorum. Korkma, bu taraftan… Korkma, bu taraftan… Kalbim sanki yerinden fırlayacak gibi. Bu iş hiç hoşuma gitmedi. Korkulu bir yalnızlık. Sürekli peşimden geliyor.
Hava aydınlanıyor. Bu taraftan diyen ses yine yankılanıyor beynimin içinde. Ama bu sefer yürüyorum. Çünkü yürümeyi bu kez her şeyden çok istiyorum. Ses uzaktan geliyor. Yol ürpertici. Sanki her adımımda önüme bir şey çıkacakmış gibi. Beni öldürmek ister gibi. Sırlar cevap bekliyor. Yürümeye devam ediyorum.
Tahminlerimde yanılmamışım, sese yaklaştıkça engeller çoğalıyor. Ama o yankı beni hiç bırakmıyor. Korkma… korkma… korkma… İşte şimdi cesur yalnızlığımı da kazanıyorum.
Yola devam
Gün kararmak üzere. Havada hafif bir sis bulutu var. Şimdi duyduklarım hiç sevimli değil. Sesler bu kez bana korkunç bir şekilde yaklaşıyor. O sisin arasından. Dört ayaklı bir hayvan, ağzından çıkarttığı hırıltılı sesler. Önce bir taneydi. Sonra çoğaldılar. Şimdi her tarafımı sardılar. Bu biraz haksızlık değil miydi? Zaman bir şeyi daha öğretmişti şimdi bana. Çaresiz ve öfkeli yalnızlık.
Cesaretime söz yoktu ama ne yapabilirdim ki?
Rüyalarım artık bana seslenmiyor. Kafamın içinde o güzel ezgi de yok. Peki ya şimdi ne yapmalı? Ben kimseye bir şey yapmamışken, niye herkes bana saldırıyor? Mademki hiçbir ses bana yardım etmiyor. O zaman bu yalnızlığın adını da ben koyuyorum: Masum yalnızlık.
Bu sözü söyledikten sonra. Kafamın içindeki bütün sesler, ezgiler, isimler, tüm yaşadıklarım sanki bir yıldırım gibi beynimde gürlemeye başladı. Her şey sustuğunda yavaş yavaş parçalar yerine oturmaya başladı.
Gözlerimi açtığımda tüm hayatımın izlerini görüyordum. Bunun adı saf yalnızlıktı.
Artık kafamdaki ezgi artık bana neyi anlamam gerektiğini değil, neyi hissetmem gerektiğini bildirmişti: Aşk.
Kafamdaki ses yine konuşmaya başladı. Yolculuk yeniden başlıyor. Birinci sınavı geçtin. Artık sen cesur, bilge, inatçı, hırslı ve dürüst bir yalnızsın. Ve ancak senin gibi saf yalnızları hiçbir şey çürütemez, esir alamaz.
Bütün bunlardan sonra gökyüzüne dönüp baktığımda, güneşin parladığı yerde belli belirsiz bir yüz görünüyordu. Bu kez hiçbir sese gerek yoktu. Biliyorum. O, diğer saf yalnızdı.


ALINTI..
 
Üst