Mutsuzluğun Nedeni

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kişisel Gelişim Yazıları kategorisinde Zynep tarafından oluşturulan Mutsuzluğun Nedeni başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 10,185 kez görüntülenmiş, 27 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kişisel Gelişim Yazıları
Konu Başlığı Mutsuzluğun Nedeni
Konbuyu başlatan Zynep
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan longcoming
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Yazar: Chuck Gallozzi

Bir şey sizi endişelendiriyor, üzüyor, kızdırıyor ya da bıktırıyor mu? Öyle ise sorun nedir? Çok fazla şey isteyen bir patron mu, dikkatsiz bir iş arkadaşı mı ya da çok gürültü yapan çocuklarınız mı? Nezaketsizlik, suç artışı ya da gençlerin kayıtsızlığı, sizi sinirlendiriyor mu? Belki de canınızı sıkan şey, sağlığınızın bozulması, az paranız olması ya da saygı görmemenizdir. Çevremizde bu kadar çok sorun varken, mutluluk ihtimali, yalnızca bir hayal, ulaşılamaz bir hedef mi?

Mutsuzluğun başımıza gelenlerden değil de başımıza gelenleri yorumlama şeklimizden kaynaklandığını biliyor muydunuz? Son 50 yılda, parlak düşünürler, bu önemli nokta üzerinde epey kafa yordular. Dr. Albert Ellis (Rasyonel Duygusal Davranış Terapisi Kurucusu), Dr. Aaron Beck (Bilişsel Davranış Terapisi Kurucusu) ve takipçileri, bu gerçeği defalarca sorguladılar.

Son zamanlarda, mutsuzluğun kaynağının dış olaylar değil tutumlarımız olduğu gerçeği büyük ilgi görüyor. Aslında bu öğreti çok da yeni değil;
Epiktet (55-135) "İnsanları rahatsız eden, olaylar değil, bu olayları görme biçimleridir," demiştir.
Aynı şekilde, Marcus Aurelius (121-180) "Dış olaylar size acı veriyorsa, sizi rahatsız eden şey onlar değil, onlar hakkında verdiğiniz kendi hükmünüzdür. Bu hükmü şu anda ortadan kaldırmak da sizin elinizdedir," demiştir.

Marcus Aurelius bize ne anlatıyor?
Basitçe şunu: Mutsuzluğumuzun gerçek nedeni, bunun için başkalarını suçlama kararı almamızdır. Sorumluluktan kaçınmaya yönelik bu taktik, kişinin kendini baltalar; çünkü, kişiyi çıkmaza sokar. Başka bir deyişle, görünürde hiçbir çözüm olmadan bir köşeye sıkışıp kalırız. Ancak sorumluluğu üstlendikten sonra davranışımızın nedenlerini analiz etmeye başlayabilir ve durumu iyileştirmenin yollarını arayabiliriz.

Değişmeyen şikayetlerimizin nedeninin dünya değil, dünya hakkındaki görüşlerimiz olduğunu zaten biliyorsak, neden kendi mutluluğumuzdan çalmaya devam ediyoruz? Bunun bir nedeni, öğrendiklerimizi uygulayamamamızdır. Sıkıntıya saplanıp kalmamızın bir başka nedeni de alışkanlığın gücüdür. İyi haber şu ki kötü alışkanlıkları bırakabilir ve mutluluk yoluna dönebiliriz.

Çok net bir biçimde anlayıncaya kadar Epiktet'in ve Marcus Aurelius'un öğretileriyle cebelleşin. Kendinize "İnsanlar ve olaylar beni sinirlendirmiyor. Aksine, ben kendimi sinirlendirmeyi seçiyorum," deyin.

Hoşnutsuzluğunuzun suçunu başkalarına yükleme girişimlerinizin bilincinde olun. Yanınızda küçük bir defter taşıyın. Gün içinde, sinirlenmenizin nedenini boş yere koşullara ve insanlara yüklediğiniz birkaç vakayı not edin. Her gün en azından 3 örnek vaka kaydetmeye çalışın.

Gün içinde biraz zaman ayırarak notlarınızı gözden geçirin; sorumluluğu kendinize yüklemek, neden böyle davrandığınızı bulmaya çalışmak ve tercihlerinizi yeniden değerlendirmek suretiyle hatalı düşüncelerinizi düzeltin.

1. Örnek

"İşe gitmek üzere kalabalık bir otobüse bindiğimde, oturacak yer aradım. Bir adamın iki koltuğu birden işgal ettiği bir noktaya geldim. Bir koltukta kendisi, diğerinde ise çantası oturuyordu. Hemen yanında ayakta durmama rağmen çantasını koltuktan almadı. Beni çok sinirlendirdi."

İlk adım, cümleyi gerçeğe uygun kılmak için yeniden kurmaktır. "Beni sinirlendirdi" diye düşünmek yerine, ifadeyi "Kendi kendime sinirlendim" (ya da "Sinirlenmeyi tercih ettim") olarak değiştirin. Sorumluluğu kendi üzerinize aldığınıza göre, kızgınlığınızın nedenini bulmak için, düşüncelerinizi analiz ederek yolunuza devam edebilirsiniz.

Örneğin, "O adam düşünceli olmalıydı. İnsanların düşüncesiz olmaları beni sinirlendiriyor," diye düşünmüş olabilirsiniz. Ne var ki, dünya size sizin düşündüğünüz biçimde davranmadığında sinirlenmeyi tercih ederseniz, kendinizi sonsuz bir sıkıntıya mahkum edersiniz; çünkü her gün, olması gerektiğini düşündüğünüzün tam tersi bir yönde cereyan eden durumlarla karşılaşacaksınız.

Neden olayların nasıl olması gerektiği yerine, nasıl olabileceğine odaklanmıyorsunuz? Her şeyin bir nedenden ötürü meydana geldiğini bilerek işe başlayın. Yaşadığımız her huzursuzluk, daha güçlü ve mutlu olmak için bir fırsattır. Düşüncesiz otobüs yolcusuna dönecek olursak, nasıl hareket edebiliriz?

1. Yargısal olmamayı deneyebiliriz. Belki de otobüs yolcusunun kabalığının nedeni, okumakta olduğu kitaba dalması ve sizin varlığınızın farkında olmamasıydı.

2. Kabullenmeyi deneyebiliriz. Talep ve beklentileri bir yana bırakarak her şeyi olduğu gibi kabul etmeyi öğrendiğinizde, huzur bulursunuz.

3. Sabırlı olmayı deneyebiliriz. Belki de adam bir ya da iki durak sonra kalkacaktı.

4. Girişken olmayı deneyebiliriz. Sinirlenmeden, kibarca "Affedersiniz, oturmak istiyorum," diyebiliriz.

2. Örnek

"Laura partide görmemezlikten gelerek beni gerçekten incitti."

Öncelikle, "Laura beni görmemezlikten geldiğinde incinmeyi tercih ettim," diyerek sorumluluğu kendinize yükleyin. Daha sonra, duygularınızın nedenini bulmaya çalışın. Örneğin, kendinize "Neden böyle hissediyorum? Kendime güvenmiyor muyum? Biri bana dikkatini vermedikçe kendimi değersiz mi hissediyorum?" diye sorun. Son olarak, seçeneklerinizden bazıları nelerdir?

1. Özgüvenli ve girişken olmayı öğreten bir kursa katılabilir ya da Nathaniel Branden'ın "The Six Pillars of Self-Esteem" (Kendine Değer Vermenin 6 Temel Dayanağı) adlı son kitabını okuyabilirsiniz.

2. Laura'ya şüpheci bir şans tanıyarak fikirsel cömertlikte bulunabilirsiniz. Başka bir deyişle, kendinize "Öyle meşguldu ki muhtemelen içeri girdiğimi görmedi," diyebilirsiniz. Görmediğiniz birini görmemezlikten gelemezsiniz!

3. Onun sizi selamlamasını beklemektense, önce davranıp onu selamlayarak, bir yetişkin gibi davranmayı seçebilirsiniz.

4. Partide yeni insanlarla tanışmaya çalışarak cesaretli olmaya çalışabilirsiniz.

5. Partide yalnız ya da utangaç insanlarla tanışarak şefkatli olmaya çalışabilirsiniz.

Yukarıda yazılanlardan, hiç kimsenin bizi sinirlendirmediği açıklık kazanmış olmalı. Aksine, bu şekilde hissetmeyi biz seçeriz; ama mutluluğumuzdan vazgeçmek ya da daha güçlü ve mutlu olma fırsatlarını reddetmek ilgimizi çekmez. İşleri tersine çevirmek için tek yapmamız gereken, mutsuzluğumuzdan dolayı başkalarını nasıl suçladığımızın farkına varmak, düşüncelerimizi sorumluluk alacak biçimde yeniden ifade etmektir. Daha sonra, kendimizi neden bu şekilde hissettiğimizi ortaya çıkarmamız gerekir. Son olarak, önümüze sunulan pozitif seçeneklerden bir ya da daha fazlası üzerinde durarak daha iyiye doğru bir değişim göstermeliyiz. Bu yeni alışkanlığı benimsemek için biraz çalışmanız gerekebilir; ama sizce, mutluluğunuz için buna değmez mi?
 
R

re-Member

Kullanıcı
16 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Ankara
'''''''''''''''' Mutsuzluğun başımıza gelenlerden değil de başımıza gelenleri yorumlama şeklimizden kaynaklandığını biliyor muydunuz? '''''''''''''''''''''''''

işte anahtar cümle......başımıza gelen olayları yorumlama..bi bakıma hayatı yorumlama şekli,,olaylara bakış açımız belkide mutluluk kelimesinin kaynağıdır...ve çoğu zaman mutsuzluk ve mutluluk kaynağı bizde biter.....
 
E

esranur

Kullanıcı
19 Mar 2007
En iyi cevaplar
0
0
güsel paylaşım için teşekkürler, artık böyle düşünmeye calısıcam.. :)
 
G

Gozde

Kullanıcı
9 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Lüleburgaz
re-Member' Alıntı:
'''''''''''''''' Mutsuzluğun başımıza gelenlerden değil de başımıza gelenleri yorumlama şeklimizden kaynaklandığını biliyor muydunuz? '''''''''''''''''''''''''

işte anahtar cümle......başımıza gelen olayları yorumlama..bi bakıma hayatı yorumlama şekli,,olaylara bakış açımız belkide mutluluk kelimesinin kaynağıdır...ve çoğu zaman mutsuzluk ve mutluluk kaynağı bizde biter.....
evet anahtar cümleyi yakaladığımıza göre sonuca gidebilmek için yapılması gereken diğer adımda kendimizi kontrol etmeyi öğrenmek derim ben dünyayı değiştirmek istiyorsan önce kendini değiştirmelisin ve de bu konuda seminerler düzenlenirse çok iyi olur benim açımdan  kaçırmam  ;)
 
S

sterious

Kullanıcı
28 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
gözde hanım'a katılıyorum...
bende varım...
 
Y

yaratici_idea

Kullanıcı
17 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
çok güzel bir yazı.
teşekkürler :)
 
E

esoes

Kullanıcı
28 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Bence mutluluğun anahtarı pozitif bakmak dünyaya bir nevi pembe gözlüklerle biraz polyanacılık gibi oluyor ama olumsuzlukları olumluya çevirmenin tek yolu bu işte.
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
esoes' Alıntı:
Bence mutluluğun anahtarı pozitif bakmak dünyaya bir nevi pembe gözlüklerle biraz polyanacılık gibi oluyor ama olumsuzlukları olumluya çevirmenin tek yolu bu işte.
Buna katılamam. Polyanna benim yaşamımı baştan sona altüst eden bir örnektir ve asla örneğim değildir. Sizlerden ricam sakın sakın Pollyanna'yı örnek almayın. İçinizde biriken her öfke, dışa vurmadığınız her şey size hastalık olarak geri döner. Pollyanna sadece bir aldatmacadır. Yaşadım, denedim ve yaşadım gereksiz iyiniyetin bana dönüşünü ben ödedim!
Yaşamımın en karanlık dönemiydi.
Şu anda mutlu ve huzurluysam Pollyanna saçmalığına artık hiç mi hiç inanmayışımdandır.
 
A

ayben

Kullanıcı
16 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Teşekkürler Zynepçim...
Demek bende Pollyanna'yı artık terk etmeyelim :-[
 
S

semazen

Kullanıcı
19 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
teşekkürler zeynep...güzel bir yazıydı...
 
B

berrak

Kullanıcı
28 Tem 2007
En iyi cevaplar
0
0
pembe...
Zynep' Alıntı:
esoes' Alıntı:
Bence mutluluğun anahtarı pozitif bakmak dünyaya bir nevi pembe gözlüklerle biraz polyanacılık gibi oluyor ama olumsuzlukları olumluya çevirmenin tek yolu bu işte.
Buna katılamam. Polyanna benim yaşamımı baştan sona altüst eden bir örnektir ve asla örneğim değildir. Sizlerden ricam sakın sakın Pollyanna'yı örnek almayın. İçinizde biriken her öfke, dışa vurmadığınız her şey size hastalık olarak geri döner. Pollyanna sadece bir aldatmacadır. Yaşadım, denedim ve yaşadım gereksiz iyiniyetin bana dönüşünü ben ödedim!
Yaşamımın en karanlık dönemiydi.
Şu anda mutlu ve huzurluysam Pollyanna saçmalığına artık hiç mi hiç inanmayışımdandır.
evet polyannaaa bu saçmalıkla yıllardır kafamızı yıkayıp durmuyorlarmıydı.. :'(
 
K

Kardelen

Kullanıcı
2 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
zeynepçim herzaman senin olduğun senin yaptığın herşey harika ve güzel bence yine çok örnek verici hayatımıza etkisi olacak bir konu paylaşımı yapmışsın emeğine sağlık canım benim  saol polyanacılık yok :)
 
K

kamuran

Kullanıcı
24 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Evet bakış açımızı tutumlarımızı değiştirmek gerek. Teşekkürler! :)
 
Y

YEŞİLAY

Kullanıcı
6 Şub 2008
En iyi cevaplar
0
0
çok güzel bir yazı yani nasıl bakarsan olaya öyle görürsün....
 
E

esoes

Kullanıcı
28 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
İyi ki bi polayanacılık demişiz pardon:)polyana hep salak olmuştur zaten :p
 
A

anelka019

Kullanıcı
3 Tem 2006
En iyi cevaplar
0
0
çorum
mutsuzluğun tek sebebi..olumsuz durumlardan.olumlu şeyler çıkartmamak...vardır bunda da bi hayır dememek..:)
 
L

Lier22

Kullanıcı
19 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
0
tr
teşekkürler zeynep hanım çok güzel bir paylaşım...
 
E

erdal_ergen

Kullanıcı
16 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
mersin
Emeğinize sağlık,bazen Dünyadaki olayları göründüğü şekilde algılamayı bilmiyoruz.görüntü anyı ama tepkiler farklı olabiliyor.
Kendimizi sinirlendirmiş oluyoruz sadece,kabullenmeyi beceremiyoruz çünkü içimizdeki kural kitapçığına bakıyoruz ve içimizdeki kural kitapçığının eylemleri ve görüntüleri aykırı bulması neticesinde vermiş olduğumuz tepkiler diye yorumluyorum.
Kötümserlikten fayda gelmeyeceği gibi iyimserliiğin de zararı olduğunu zannetmiyorum.

Devamını bekliyoruz......

Saygılar ;)
 
Üst