Med-Cezir /Elif ŞAFAK

  • Konbuyu başlatan su perisi
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kitap Önerileri kategorisinde su perisi tarafından oluşturulan Med-Cezir \/Elif ŞAFAK başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 2,258 kez görüntülenmiş, 1 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kitap Önerileri
Konu Başlığı Med-Cezir \/Elif ŞAFAK
Konbuyu başlatan su perisi
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan sevdags
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0


Elif Şafak /Med-Cezir 







Med-Cezir Elif Şafak’ın kadınlık, kimlik, kültürel bölünme, dil ve edebiyat konulu yazılarından bir araya getirilmiş bir seçki. Kitabı, Elif Şafak'ın farklı yayın organlarında yayımlanan yazılarını severek okuyan, ancak bir kısmını da kaçıran okurlar için bir bütünlük gözeterek hazırladık. Elif Şafak'ın yazıları böyle bir toplam içinde peşpeşe okunduğunda, ona özgü olan açık bir hale geliyor: gece-gündüz, göçebelik-yerleşiklik, kadınlık-erkeklik, Doğu'da ya da Batı'da olmak gibi uçlar arasında salınım, bu uçlardan hiçbirine yerleşmeme, arada olma duygusu... Bu duygunun ilhamıyla yazılmış yazılar.
       Med-Cezir toplamı, yazarın değişik alanlardaki bakışını yansıtırken, onu romanlarıyla tanımış ve takip eden okurlar için de edebiyatının izini sürebilecekleri keyifli bir okuma vadediyor. 


İÇİNDEKİLER 
 
Yaza yaza silmek üzere
Eşiklere basarsan şayet
Evham Hanım
Mütereddit ruhlar
Kökü olmayan ağaçlar
Dipsiz boşluk
Eylül'de ayrılıyorum İstanbul'dan
Memleketimin ağaçları
Topal kuşların şehir hayatları
Türk olmak
Bir sahil kasabası ütopyası
Radyodaki köpük
Kadın hastalıkları ve Anna
Yazmanın sıvı halleri
Annelerinin kızları
"Kadın" kelimesini sözlüklerden silme önerisi
Sonrası kaygısı
Bir yazarın intiharı
Tek kişilik cemaatler
Bacım memleket nire?
Tüm kirliler bir sepette
Kayıp yaldız
İstanbul
Kadınlar ve yaşları
Türkiye'nin modern yüzü
Yüze kapanan kapılar
Kızkardeşim, aynadaki suretim, hep ötelediğim
Zerdenin safranı
İzahlı, aydınlık rüya tabirleri kitabı
Kadınların rüya iletişim ağları
Sıçan deliği
Gümüş mazi
Şişman güzeldir
Reddetme cesareti
Bir düğün müzisyeninin düşündürdükleri
Küskün kadınlar şovenizmi
Öteki ben
Cinlerin meşveret yeri
Köprü
Kül
Kılıftan isimlerimiz
İfşa ile inşa
Elimi sıkmayan adam
Görmeden görmüş, bilmeden bilmiş kadar olmak
Cehaletin kutsanması
Karşı kaldırım
İşgal altında sanat mümkün mü hâlâ
Göçebenin müziği
Aforizma taklitleri
Günlük güneşlik kasvetler
Yapı ustaları, yapı bozucuları
Kahkahanın kefareti
Mutsuz aileler
Önce yüzlerini sileriz sevdiklerimizin
Evhamın otoriter baba modelleri
Edebiyat ve çocukluk
Seçim ertesi "İslam ve kadın"
Narsistlerin aşkı
Kahve falı
Vatan-daşlar, ruh-daşlar, fiş-daşlar
Şimdi ben vatanı arkadan mı hançerledim?
Berlin ve İstanbul
Ev kedilerini gözetlerken
Dul kadınlar ve kul kadınlar
Sessizlik
Kitabın endişesi
Med ile cezir arasında bir dem
Gececil edebiyat 



İçinden bir kaç bölüm..

Şişman güzeldir — ABD'de yayımlanan popüler kadın dergilerinin birkaç temel özelliği var, bizim pek de aşina olmadığımız. Birincisi, malum, çeşitlilikleri. İçerikte değil, biçimde çeşitlilik. Benzer dergiler farklı farklı isimler altında. İkincisi, aylık olmaktan ziyade haftalık olmaları. Çabuk çabuk okunup, çabuk çabuk yenileniyorlar. Üçüncüsü, nerede satışa sunuldukları. Ne kitapçılarda, ne gazete bayilerinde, öncelikli olarak süpermarketlerde buluşuyor okurlarıyla bu dergiler. Bütün bir süpermarketi dolaşıp, ne kadarına gerçekten ihtiyaç duyduğunuz hayli şaibeli, bazılarını aklınızın ucundan dahi geçirmediğiniz onlarca yiyeceği arabanıza doldurduktan sonra, son olarak kasalara yaklaştığınızda birer ikişer adet bu dergilerden edinerek tamamlıyorsunuz alışverişinizi. Kadın dergileri ile yiyecekler arasındaki doğrudan ilişki tesadüfi değil; zira "olmak ya da olmamak" ikilemi, "yemek ya da yememek" ikilemi biçiminde tezahür etmiş bu dergilerde. Her şey yemek üzerine kurulu, ha bir de yememek! Bu haliyle kadın dergileri "el insaf" dedirtecek raddede birbirlerine benziyor.........   


Vatan-daşlar, ruh-daşlar, fiş-daşlar
— Bacak kadar çocuklara simsiyah önlükler giydirip her sabah tek sıra and içiren, kimse pencerelerden dışarı bakamasın diye sınıf pencerelerini külrengine boyayan, yaratıcılıktan ziyade ezberciliği, bireyselleşmeden ziyade sürüleşmeyi, eleştirel düşünceden ziyade sorgusuz sualsiz itaati belleten ve sistematik dayak içeren Türk eğitim sistemi okuma–yazmayı "fiş"lerle öğretmişti hepimize. Her öğrencinin küçük, kişisel fişleri vardı, bir de sınıf tahtasında asılı devasa fişler. O devasa fişlere baka baka her çocuk kendi minik fişlerine çekidüzen verirdi. Sonra okurduk hep bir ağızdan: TUT-ALİ-TO-PU-TUT... YA-KA-LA-A-Lİ-YA-KA-LA..." İçimize, hücrelerimize sinmiş. "Fiş" demek "emir kipi" demek toplumsal bilinçaltımızda. "Fiş" demek yakalanacak birileri, tutulacak bir hedef var bir yerlerde demek. Şartlanmışız, bekliyoruz tetikte. Karatahtadan gelen emir kipini duyar duymaz, biz de pürnizam cici cici oturduğumuz sıralarda kendi minik fişlerimize çekidüzen vereceğiz. Sağım solum, önüm arkam düşman dolu öğretmenim. İlerde, iki sıra önümde sol ....... 
 
S

sevdags

Kullanıcı
30 Nis 2009
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
çokk merak ettim en kısa zamanda okuyacağım bir kitap paylastıgınız için tesekkürler  :)
 
Üst