Kendine Güven ve Heyecanı kontrol altına alma üzerine bir anı...

  • Konbuyu başlatan Bilgem45
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kişisel Gelişim Yazıları kategorisinde Bilgem45 tarafından oluşturulan Kendine Güven ve Heyecanı kontrol altına alma üzerine bir anı... başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 28,168 kez görüntülenmiş, 8 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kişisel Gelişim Yazıları
Konu Başlığı Kendine Güven ve Heyecanı kontrol altına alma üzerine bir anı...
Konbuyu başlatan Bilgem45
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan spiritualsigns
B

Bilgem45

Kullanıcı
13 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
6
Manisa
      Heyecanı kontrol altına alma dedim; çünkü böyle bir sorunum vardı.  Ne zaman topluluk karşısına çıksam ya da beni dinleyen bi grup karşısında konuşma yapsam heyecanım yüzünden sesim titrer dilim dolanırdı. Özellikle sınıfta konu anlatırken sesimin titremesine engel olamazdım. Uzun bir süre sınıfta konu anlatmak kısacası bir topluluğun karşısında konuşmak benim için korku vericiydi.
       Bu yılın başında yani Nisan ayında üniversite son sınıftaydım. Tez ödevi hazırlıyordum ve onunla ilgili bir soru sormak için hocanın yanına gittim. Ben tezimde neler yapmak istediğimi anlatırken o beni dinlemiyormuş meğer. Sözümü bitirdikten sonra bana:"Sen şiir okur musun? dedi. Ben de "Okumak yerine yazmayı tercih ederim" dedim gülerek. "Bence okursun, sesin şiir okumaya çok müsait. Biz bugün şiir dinletisi provası için NEF'in (Necati Bey Eğitim Fakültesi) konferans salonunda toplanacağız. Senin de katılmanı ve bize bir şiir okumanı istiyorum dedi. Ben de "Yok hocam mümkün değil. Ben heyecanlanırım, titrerim bayılırım..." dedim ama dinletemedim. "Hiçbir şey olmaz, bekliyorum gelmelisin." dedi. Ben odadan çıkarken kendi kendime bunun asla mümkün olamayacağını tekrarlayıp duruyordum. Aynı zamanda bu işten sıyrılmanın bir yolunu aryordum.
         Prova için NEF'in konferans salonuna gittim. Ya da gitmek zorunda bırakıldım. Tez hocamı nasıl kırabilirdim ki! :) Ben içeri girdiğimde prova başlamıştı. Sahnede birileri şiir okuyordu. Ben de koltuklardabn birine geçip yerleştim. Sahnedeki arkadaşımız şiirini okuyup bitirdikten sonra hoca arkasını dönüp şiir okumayan var mı derken beni gördü ve eliyle işaret yaptı. İsteme istemeye kalkıp yanına gittim. Bir şiir antolojisi çıkardı ve Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın bir şiirini açıp okumamı istedi. Ben "Hocam ben okuyamam, vallahi sesim titrer" demeye devam ediyordum. Hoca kafasını sallayarak kitabı elime tutuşturdu. Sahneye çıkıp şiiri okudum. Salonda 10 kişi var ya da yoktu. Ben onların arasında bile gerçekten çok heyecanlanmıştım. Şiiri bir çırpıda okudum. Hoca"Arkandan seni satırla kovalıyorlarmış gibi okudun" dedi. Tekrar okudum. Hoca bu kez pek yorum yapmadı sahneden indim. Hoca yorum yapmadığı için kurtulduğumu düşündüm. Ama yanılmışım.... Adımı yazdırdı. Edebiyat topluluğunun başkanı olan arkadaşım da sesimin çok güzel olduğunu, kesinlikle şiir dinletisinde benim de bir şiir okumam gerektiğini, çalışırsam heyecanım yenebileceğimi söyledi. O zaman biraz kendime güvenim gelmişti. Beğenilen bir özelliğim vardı çünkü.
          Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şiirine iyice çalıştım, ezberledim. Bir kaç provadan sonra sahnede olmaya iyice alışmıştım. Ama büyük bir kalabalık karşısında ezbere şiir okuyacak olmak beni hala endişelendiriyordu.
          Dinleti günü gelip çattığında kendimi motive etme sürecine girmiştim. Yurttan salona gelene kadar "Bilgem seni iyi bir şiir okuyucususun, seni herkes dinleyecek. Çoğu insanın yapmakta zorlandığı bir şeyi yapacaksın. Sen çok iyisin..." gibi. Bu şekilde kendimi telkin ediyordum. İşe yarar gibi görünüyordu.
          Bağlama eşliğinde okuyacaktım şiirimi. Provada birkaç kez denemiştik gerçekten çok güzel oluyordu. Birkaç sorun yaşamıştık. Onu da düzeltmiştik. Her neyse sıra bana geldiğinde kalbim hızla çarpmaya başladı. 7. sıradaydım... Benden önce çıkan arkadaşım sahneden inip bana mikrofonu uzattığı anı çok iyi hatırlıyorum. Gerçekten kalp krizi geçireceğimi zannetmiştim. Ama mikrofonu elime alıp kendimi sahneye attığım an her şey durdu. Sadece okuduğum şiirin ilk dörtlüğü vardı kafamda...
       
         "Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
          Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git,
          Bir yarın göçtüğünü çöktüğünü bir dağın,
          Görmemek istiyorsa ardına bakmadan git"
           
          Heyecanım dinmişti. Karşımda gerçekten çok büyük bir kalabalık vardı. Rektör, dekanlar, hocalarım , arkadaşlarım...Ama oranın havası öyle büyüleyiciydi ki, kendime güvenim birden artmıştı. Bende mikrofon sevdası var herhalde dedim kendi kendime ;D Şiirimi gayet başarılı okudum indim sahneden. Ardımdan gelen alkışları dinledim bir süre. Benim için çok güzel bir deneyimdi. Kendime güvenim ciddi anlamda arttı. Şimdi topluluk karşısında daha rahatım, daha güvenliyim.
           Sonra arkadaşlarımın tepkileri de çok güzeldi. Çok beğendik, çok profesyoneldin dediler. Onlar da heyecanlanacağımı, sesimin titreyeceğini düşünmüşler. Çok şaşırmışlar.
           Şimdi keşke böyle etkinliklere katılma imkanım olsa. Herkesten önce fırlar giderim:) O güzel duyguyu tekrar yaşamak isterim. Kendime güveniyorum... :)
 
B

Bilgem45

Kullanıcı
13 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
6
Manisa
Hay allah ön izlemeye basacağıma göndere bastım, yanlışlarımı düzeltemeden gitti neyse:) Affınıza sığınıyorum artık...
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Bilgem45' Alıntı:
                Dinleti günü gelip çattığında kendimi motive etme sürecine girmiştim. Yurttan salona gelene kadar "Bilgem seni iyi bir şiir okuyucususun, seni herkes dinleyecek. Çoğu insanın yapmakta zorlandığı bir şeyi yapacaksın. Sen çok iyisin..." gibi. Bu şekilde kendimi telkin ediyordum. İşe yarar gibi görünüyordu.

Yazının tamamını büyük bir keyifle okudum ve kendimi siz şiir okurken o salonda izleyici olarak hissettim Bilgem.
Ve elbette şiiriniz bitince sizi ayakta alkışladım. Tebrik ederim.

Sitemizde "kendine güven" ile ilgili paylaşımlar var bolca.
Sizin öykünüz bu paylaşımların canlı örneği.
"Ben başarırım", sözünü kişiye söyletebilen, kişide bu inancın oluşmasını sağlayan bir diğer etkili faktör, "başaracağına inanılması" sanırım.
Bunu yaşadığım için çok net ifade edebildim.
Bana bu yaşatıldı, ve bir şey öğrendim; Eğer bir kişiye sorumluluk veriyorsam, mutlaka, "Sen bunu başarırsın, sana güveniyorum.", diyorum başlangıçta ve daima... :)
Çok teşekkürler.


       
       
           
 
B

bişileryapmaklazım

Kullanıcı
14 Kas 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
aynı problemi ben de yaşıyorum ama kurtulabileceğimi sanmıyorum...........
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Bir zamanlar ağzımı açıp bir cümle kurmaktan çekinen biirydim ama geçti nasıl geçti ben de bimiyorum.
 
E

efsane_18

Kullanıcı
12 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
Giresun
Harika yaa okul yılarındakı Tiyatro calışmalarımıza gittim biran gercekten yaşamalı ınsaN Bu heycanları..  :laylaylom
 
K

kahve8

Kullanıcı
21 Nis 2009
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
bir türlü kendime güvenimi ortaya çıkartamyorum,güveniyorum fakat insanların içinde konuşmak yerinesusmayı tercih ediyorum,ne kadar konuşmak istesemde:( birden ateş basıyo ve orayı ter etmek istiyorum:(:(:(
bana önerisi olan var mı?
herkese teşekkürler :(
 
S

spiritualsigns

Kullanıcı
20 Şub 2009
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
bir alt linkte bu konuyu tartıştık... oraya geçelim  ;D
 
Üst