JAPONYA HAKKINDA KISA KISA..

  • Konbuyu başlatan senarist081
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Serbest Kürsü kategorisinde senarist081 tarafından oluşturulan JAPONYA HAKKINDA KISA KISA.. başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 11,123 kez görüntülenmiş, 14 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Serbest Kürsü
Konu Başlığı JAPONYA HAKKINDA KISA KISA..
Konbuyu başlatan senarist081
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan derman86
S

senarist081

Kullanıcı
30 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Duzce
JAPON KADINI VE AİLE HAYATI

Japonya'nın en zengin kadını Bayan Toyoda; kendisiyle mülâkat yapan bir kadın gazeteciye anlatıyor:


Japonya erkeklerin dünyasıdır.

Evin hâkimi onlardır. Ve biz de onlara iyi hizmeti vermek için oradayız. Onları mutlu etmek bizim kadın olarak en büyük görevimizdir. Yüzümüzden gülümseme eksik olmaz. Tek hedefimiz huzuru kaçırmamak, aile barışını bozmamaktır".

"Evi ben idare ediyorum ama, kocamın söylediği her kararı da kabul ediyorum. Aksini düşünsem bile... Çünkü evin hakimi olarak onun daha mantıklı bir şekilde düşüneceğine ve karar vereceğine inanıyorum. Huzuru da kaçırmak istemediğimden o yola gidiyorum".

"Siz herhalde bizim zengin olduğumuzu, saray yavrusu evlerde oturduğumuzu sanıyorsunuz. Benim evim çok küçük. Bir salonum, bir yemek odam, iki yatak odası, bir de müsafir odamız var. Hepsi bu kadar. Hizmetçim bir tane. Ev işlerine yardım eder. Yemeği ben pişiririm".

"Size şimdi birşey söyleyeceğim ve siz buna kesinlikle inanmayacaksınız. Japonya'da evlenmeler yalnız görücü usulüyle olur".

"Benim için parayla alınabilecek bir lüks yok. Öyle bir kavram hiç gelişmedi bende... Paranın satınalabildiği, ya da alabileceği şeylerden çok, bir kalbin sıcaklığı daha önemlidir bence".

Alıntı

Japon erkekleri ekonomik özgürlük istiyor!

Dünyanın her yerinde kadınlar ekonomik özgürlüklerini kazanmak için mücadele ederken, Japonya'da durum tam tersi: Japon erkekler, maaşlarını eşlerine teslim edip, eşlerinin uygun gördüğü harçlıkla geçiniyor.
Japon erkekleri hem hayat pahalılığından, hem de kendi maaşlarını diledikleri gibi harcayamamaktan şikâyetçi. Erkeklerin eşlerinden aldığı aylık harçlığa ‘Okozukai’ adı veriliyor. Yokohama’da küçük bir marketin sahibi olan Keiji Nobuta ‘eğer maaşımı ben idare ediyor olsaydım, har vurup harman savururdum. Sonra da kavga edecek çok nedenimiz olurdu. Maaşımın eşimin kontrolünde olması çok daha iyi.’ diyor. Japon erkeklerinin aylık ortalama kazancı 38 bin yen, yani 230 euro civarında. Bu miktar, birçok ailenin aylık giderlerini karşılamıyor .
Bildunterschrift: Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift:  Yoğun çalışma temposuna rağmen japonlar erkekleri para harcama konusunda eşlerinin eline bakıyorBir Japon dergisinin yaptığı araştırmaya göre, araştırma konusu olan bin aile babasının büyük bir kısmı ‘akşamları arkadaşlarıyla dışarı çıkmaya’ yetecek kadar paraları bile olmadığından yakınıyor.

Bir fincan kahve parasına razı!



Japon erkekleri, maaşlarının tamamını harcamak bir yana, öğlen yemeği, bir fincan kahve gibi günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek miktarda bir harçlığa bile razı. 47 yaşındaki lise öğretmeni dergiye yaptığı açıklamada ‘yol parasından tasarruf edebilmek için  trenden bir durak önce iniyorum ve eve yürüyerek gidiyorum’ diyor. Bir başkası ise, öğle yemeği dahi yemediğini söylüyor. Erkekler, ay sonunda çoğunlukla harçlıklarından geriye hiçbir şey kalmadığını belirtiyorlar. Hayat Japonya’da da pahalanıyor, kimi ailelerde her yenin hesabının yapılması gerekiyor.


"Mesele hayatta kalmak"




Bildunterschrift: Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift:  Öğle yemeği yemek için bile para bulamayan japon erkekleri varBir iş adamı, ‘konunun harçlıkla değil, hayatta kalmakla’ ilgili olduğunu belirtiyor. Eşi çalıştığı için kendi durumunun hemcinslerine göre daha iyi olduğunu belirten iş adamı, eşi ile ayrı bütçeleri olduğunu ve evde herkesin kendi parasını harcadığını ifade ediyor.


Yıllar içinde maaşının yükseldiğini, ancak eşinden aldığı harçlıkta hiçbir değişiklik olmadığını belirten 52 yaşındaki bir depo işçisi de sözlerine ‘eşimden daha fazla harçlık istediğimde, tüketici fiyatlarının benim maaşımdan daha fazla arttığını söylüyor ve talebimi reddediyor’ şeklinde konuşuyor.



Araştırmayı yapan dergi, bir kadının şu sözlerine de yer veriyor: ‘Eğer eşim daha fazla para istiyorsa, daha az uyuyup daha çok çalışmalı.’



Japon geleneklerine göre erkekler maaşlarını eşlerine teslim ediyor


Sumo güreşi oldu mu Japonya'da hayat durur...


Öğrenmenin yaşı yok derler ya.

Düne kadar bana, sumo güreşi nedir diye sorsanız ;

İki şişman adamın çok ciddi bir konsantrasyonla

göbek tokuşturması gibi bir Japon garipliği derdim size.

Dün izlediğim bir programdan sonra artık bunu diyemiyeceğim.

Sumo, Japon kültüründe derin bir geçmiş

ve anlam içeren bir spor.

Temelinin saygı,uyum ve denge

olduğu söylenen bu sporun geçmişi

1000 yıl öncesine dayanıyor ve başlangıcından

bu yana da pek de bir değişikliğe uğramamış.

Hala otantik yani.

Bugün bile önemli bir sumo güreşi olduğunda

herkes ekrana kilitleniyor ve Japonya'da hayat, adeta duruyor.

Japon mitolojisine göre Japon ırkının yok olmamasının nedeni de Sumo.

Japon Tanrısı Take-miazuchi, başka bir tanrıyla yaptığı

Sumo karşılaşmasını kazanınca bu günkü Japonya'yı

oluşturan adalar da Japon yönetimine geçiyor, efsaneye göre tabii.

Bilinen ilk sumo karşılaşması da hasatın bereketli

olması için Tanrıların şerefine düzenlenmiş.

8.Yüzyılda ise sumo, Japon imparatorluk sarayının en

büyük eğlencesiymiş. Nara dönemi dedikleri bu dönemde

bu günkü Sumo'nun da temelleri atılıp, kuralları oluşmuş.

Japon ordusu da askerlerin eğitimi amacıyla Sumo'yu kullanmış.

Saray eğlencesi Sumo ancak 17. yüzyılın başında halka inebilmiş.

Profesyönel Sumo güreşçileri '' Rikişi '' denen Japonya turnelerine başlayınca,

Sumo kitlelerle buluşmuş. Japon Sumo Federasyonu da o zaman kurulmuş.

Sumo konusunda, bu gün de tek yetkili organ olan bu Federasyon 400 yaşında.

Akıl yaşta değil baştadır, anlamına gelen bir Japon atasözü var mı bilmiyorum.

Ama 400 yıllık Sumo federasyonunun başı belada bu aralar.

Sebep mi ?

Aşırı Japon disiplini.

Geçtiğimiz aylarda Sumo'nun dev yıldızları depresyon tedavisi aldıklarını açıklayarak

bir şok dalgasına neden olmuşlardı, ardından da 17 yaşında ki bir sumo

öğrencisinin ölümü Sumo Federasyonunu tarihinin en büyük krizine sürükledi.

17 yaşındaki oğlu Tokataizan'ı eti senin kemiği benim hesabı

bir sumo '' ağılına '' teslim eden, baba Masato Saitos, basına

açıklamalarda bulununca ortalık karıştı.

Oğlunun cesedinin yara, bereler ve

morluklarla dolu olduğunu, cesede bakamadığını

ağlayarak anlatan acılı baba, Japonya'yı ayağa kaldırdı.

İlk açıklamasında çocuğun antreman sonrasında

kalp yetmezliğinden öldüğünü söyleyen Sumo federasyonu,

kamuoyunun da baskısıyla olayla ilgili soruşturma açmak zorunda kaldı.

Yine de, bütün bu tartışmalara ve krizlere rağmen

Japon kültüründe bu kadar derin gelenkselliği ve

ritüalleri olan Sumo'nun bunları da

aşacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Bütün bunlar iyi de, şimdi bu programdan sonra ben sumoyu anladım mı?

Ne gezer efendim, ne gezer. Hala bir fırın ekmek yemem gerekecek

bu işin sırrını çözmek için sanırım.

Ne olmadığını anladım anlamasına ama ne olduğunu anladıysam,

Japon olayım.


Abdurrahim Çelik-2003


JAPON HALKI

Japon halkının özelliklerini şöyle özetleyebiliriz: Çalışır, uyur, okur...

Gerçekten Japonlar, dünyanın en çalışkan insanları. Her gün sabah dokuzdan, akşam beşe kadar iş yerlerinde üstlendikleri işleri yapıyorlar. Beşten sonra fazla ücret karşılığında, başka işlerde çalışıyorlar. Çoğu zaman akşam dokuza, ona kadar da bu ek işi yürütüyorlar. Sonra yorgun argın evlerine dönüyorlar. Evler, iş merkezlerine çok uzak. Hemen her Japon'un günde üç saati yollarda geçiyor. Bu süre içinde ya uyuyor ya da kitap okuyorlar.

Babalar, evlerinde beş altı saat kalabiliyor. Çocuklar, babalarını ancak Pazar günleri görebiliyor. Çünkü babalar eve döndüklerinde onlar yatmış, sabah evden ayrıldıklarında ise henüz uyanmamış oluyorlar.

Babalar böyle çalışıyor da analar, çocuklar boş mu oturuyor? Ne gezer. Onlar da hiç boş durmuyorlar.

Japonlar çok da kibirli. Kendilerini çok beğeniyorlar. Onlara göre yeryüzünde bir Japon olanlar var, bir de Japon olmayanlar...

Burada insanlar birbirine çok saygılı. Sorumluluk duygusu çok gelişmiş. Bir iş yerinin müdürü, orada çalışanların tüm sorumluluğunu üstleniyor. Orada çalışanların yapacağı hata, kendisinin sayılıyor. Bir fabrikada bazı işçiler kural dışı işler yaparsa, onlardan sorumlu olan ustabaşı, bu ayıp yüzünden harakiri yapıyor.

Turist taşıyan bir taksi kaza yapıyor, üç turist ölüyor. Sürücü, mahkemenin vereceği cezayı beklemeden harakiri yaparak kendini cezalandırıyor.

Sağlıklarına çok düşkünler. Dengeli beslenmeye özen gösteriyorlar. Yediden yetmişe herkes jimnastik yapıyor. Öğle tatillerinde birçok iş adamı sokaklarda koşuya çıkıyor. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar herkes benimsemiş sporu. Herkes günde en az bir saatini jimnastiğe ayırıyor. Sokaklarda yüzü beyaz maskeli insanlara rastlanıyor. Bunlar ya kendi hastalıklarının başka insanlara geçmemesi için ya da başkalarından hastalık kapmamak için takıyorlar bu maskeleri.

Temizlik çok önemli Japonya'da. Evler, iş yerleri, taşıtlar, sokaklar, parklar tertemiz. Evler bir yana, bazı lokanta ve dükkanlara bile ayakkabı ile gitmek yasak. Bizde eskiden olduğu gibi her mahallede bir halk hamamı var. İnsanlar da tertemiz. Kirli, yırtık giysilerle gezen tek bir Japon göremezsiniz.

Gülten Dayıoğlu(Bir japonya seyahetindeki izlenimlerini anlatıyor)



Sevgili sakusha umarım sizleri iyi anlatmışımdır..Bu yazdıklarımla ve de umarım yanlış anlaşılacak bir şey yazmamışımdır,öyle ümit ediyorum...
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Çok ilginç:)
Az önce senaryo çalışmanız altına yaptığım yorumda bu konuyu yazarken, siz buraya zaten yeni bir başlık açmışsınız bile.
Araştırma için teşekkürler.
Galiba ufak bir iddialaşma, bize bu paylaşımı okuyarak, Japonlar hakkında bilmediklerimizi öğrenme fırsatı verdi.
Ancak sizden ricam, konu aralarına lütfen hedef aldığımız kişilerin rumuzlarını yazarak, gereksiz bir gerginlik yaratmayalım.
Bu nedenle mesajınızda tarafımdan ufak bir değişiklik yapılmıştır. Bilginize.
 
U

UğurOnur

Kullanıcı
1 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Merhaba,
Konu için teşekkürler...
Çok uzun zaman önce izlediğim bir aktüel programından
bahsetmek istiyorum.Bir tane Türk bayan ünlü bir ressam ama
ismini hatırlamıyorum.Japon bir adamla evleniyor ve 10 yıl gibi
bir süre evli kalıyor japonya'ya yerleşiyor eşi ile birlikte.Orda
o kadar yıl yaşıyor eşiyle ama yukarda bahsedildiği gibi kadın
sadece evde erkek söz sahibi kadının fikirleri yok şeklinde bir
yaşam sürmek zorunda olduğu için eşini sevmesine ve çocuk sahibi
olmasına rağmen eşinden boşanıp tekrar Türkiye'ye geliyor.10 yıll
geçirdikten sonra... o kadar ilginçti ki kadın sosyal biri...Bişeyler yapsa
üretse atıyorum resim yapsa bunu gösterse bununla övünse bu yönde
çalışma yapmak istese eş bunu kendine hakaret sayıyormuş. :-\
Tabi bu bir misal herkes öyle olmayabilir.Ama şaşırdığım olay şuydu
kadın çok kültürlü ve hayat görüşü çok başka bir insandı eşini sevmesine
rağmen yürütememiş...Evlilik birinin akıl-mantığına bağlılık değildir ki...İslamiyeti
kötülerler islamiyette kadına köle muamelesi edildiğini savunurlar oysa ki islamiyet
kadın-erkek ayırt etmeden ilim öğrenmeyi farz kılmıştır.Kadın her zaman sosyal
olmalıdır.Çünkü kadın herşeydir...Bir annedir...herşeyden önce çocuk yetiştirir..Körü
körüne bir erkeğin fikirlerini bağlı olmamalı...ÖZrgür olmalı bana göre...
Konuyu braz saptırdım sanki ama kusurum affola... :-[
 
K

Kristal

Kullanıcı
28 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Mersin
UğurOnur'un bahsettiği ressam Günseli Kato'dur.
Çalışmalarında Türk ve Japon kültüründen esinlenmiştir.
Buna iki kültürün harmanlaşması da diyebiliriz.
 
S

senarist081

Kullanıcı
30 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Duzce
Bu japonları sevmeyen ölsün,çok kibar,şirin,sevecen olan bu minikler insanlar ancak sevilir ve takdir edilir.. ;)
 
K

Kristal

Kullanıcı
28 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Mersin
Onlar olmasa teknoloji şimdi ne halde olurdu ;)
 
A

ayben

Kullanıcı
16 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Paylaşım için teşekkürler ayrıca yorumlar içinde çok güzeldi ki ben de Japonları çok severim.
Yurt dışına çıkacak olsam Japonya ya da Fransa'ya gidip incelemeler yapmak isterdim herşeylerini; kültürleri, yaşam tarzları aklınıza ne gelirse....
Ama gene de vatanımdan vazgeçmem o da ayrı tabi ;)
 
O

okyanusya

Kullanıcı
3 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Burada bir çelişkimi var bana mı öyle geldi ..
Japonya da hem kadının adı yok hemde ekonomi kadının elindemi ikisi aynı anda nasıl oluyor  ???
 
D

dideM

Kullanıcı
5 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
σĸyคnцsyค' Alıntı:
Burada bir çelişkimi var bana mı öyle geldi ..
Japonya da hem kadının adı yok hemde ekonomi kadının elindemi ikisi aynı anda nasıl oluyor  ???
Aslında evet ama belki de kadınlara 2. sınıf insan muamelesi yaptıklarının farkındalar ve böyle bir hak verip üstünü kapatıyorlar??  ;)
 
D

derman86

Kullanıcı
2 Eki 2007
En iyi cevaplar
0
0
Ankara
TÜRK ERKEKLERİNİN ADI ÇIKMIŞ JAPON ERKEKLER TAŞ FIRIN ERKEĞİMİŞ MEĞER :)
 
Üst