Her şeyi çürütür zaman..

  • Konbuyu başlatan senarist081
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Serbest Kürsü kategorisinde senarist081 tarafından oluşturulan Her şeyi çürütür zaman.. başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 3,751 kez görüntülenmiş, 14 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Serbest Kürsü
Konu Başlığı Her şeyi çürütür zaman..
Konbuyu başlatan senarist081
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan su perisi
S

senarist081

Kullanıcı
30 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Duzce
Kalplerimizin kuytu yerlerinde bize özel sığınaklar vardır; o sığınakların gündemleri, hayatın hay huyundaki vasat gündemlerle örtüşmez…Orada bazen buruk, ağlamaklı, bazen de kasırgalar gibi dolaşır durur düşlerimiz.
Kalplerimizdeki düşleri üşüttüğümüzde, ateşi bilincimizi sarar ve o ateş, giderek içimizin sokaklarında bir kaos başlatıp iç barışımızı bozar.
O zaman ya düşlerimizin iniltilerini teskin edip o ateşi düşürmemiz veya hep acıyan, acıtan o ateşle ve içimizin sokaklarındaki tedirgin sorularla yaşamayı kanıksamamız gerekir.
Çünkü düş oldukça peşi sıra insandır; çünkü en çok düşlerimizin bize hesap sormaya hakkı vardır.
Sonra kalplerinizin kuytu yerlerindeki sığınaklarda kendi kendimize telkin ve terapi seans-larıyla bekleriz…Bekleriz…İnsanı, aşkı, olmayı, onarılmayı ve zamanın açtığı yaraları yine zamanın sarmasını bekleriz.Düşlerimizin başucunda bir tüfek gibi dikilerek bekleriz. Küçük nehirlere burun kıvırır ve hep okyanuslara ait olduğumuza inanırız…
Düşüp kaldığımız ya da itilip unutulduğumuz derin, karanlık kuytularda sabırsız ve tedirgin kederlerle beklerken, küçük sevinçler, küçük yolculuklar hep bir kenarda durur, hep erteleriz…O kitabı sonra okuyacak, akşam yürüyüşlerine sonra çıkacağızdır; hele şu işimiz de bitsin, filan-calar gelip gitsindir, elbette zaman olacaktır...Her şey, her şey yoluna girdiğinde yapılacak, söyleyeceklerimiz bile sonra söylenecektir.Sonra...Sonra!
Derken zaman, yani o büyük ve gizemli güç, hayatın düşlerimizin gerisindeki kırıntılar olduğunu anlatır bize.
Belki okyanuslara gider, kasırgalarla boğuşur, ama bir damlaya yenilip döner ve zamanın, hep ertelediğiniz ne çok şeyi nasıl öğüttüğünü, küçümsediğimiz nehirleri nasıl kuruttuğunu; ihmal ettiğimiz küçük sevinçlerin, sevgilerin nasıl solduğunu ve ileride, bir gün yürümeyi düşündüğünüz ıssız yollara devasa binaların inşa edildiğini fark edince, tıpkı bir İspanyol atasözünde olduğu gibi,“Don Kişot olmaya giderken, evimize bir Şanso Panço olarak dönmek”le kalmayıp, burun kıvırdığımız o küçük şeyleri de büsbütün yitirdiğimizi görürüz.
Çünkü avuçlarına bırakılan dostlukları, sevgileri çürütür zaman.Çünkü zamana rüşvet veremezsiniz, çünkü kendinizi ikna etseniz de zamanı edemezsiniz…
Yaşadığımız gezegen milenyumu kutlarken, ben o tarihte“düşünce suçu” mahkumi-yetlerimin bir yenisi için bir cezaevindeydim.Diktörtgen bir gökyüzünün altında ikinci baharımdı.Yirmili yaşlarında siyasal suçlardan mahkum olmuş altı yedi kişiyle birlikte kalıyordum.
Koğuşumuzun havalandırmasında bazalt taş duvarlar, bir basketbol potası, koridorlarda küf
kokusu,kasvet ve karanlık, dışarıda ise kışkırtıcı bir bahar vardı...
O bahar, koğuş pencerelerinin tam karşısındaki avlunun taş duvarlarına boydan bo-ya sarmaşık ekmeye karar verip, ceplerine üç beş sıkıştırdığım gardiyanlara rica minnet poşetler dolusu toprak getirttik.Duvarın dibine yığdığımız toprağa geniş suntalarla çevreleyip sarmaşık tohumlarını ektik.
Birkaç ayda gelişip uzayan sarmaşıklar, havalandırma duvarında çivilere çaktığımız iplere boylu boyunca sarılmakla kalmayıp, kimileri duvarları aşarak dışarıya göz kırpma-ya başladılar.
Ancak koğuştakiler, şarmaşıklar yüzünden basketbol oynayamıyor ve o bana arada bir tedirgin bir sesle:“Top oynayabilsek çok iyi olurdu hani,” diye mırıldanıyorlardı...

Yeni bir sonbahar geliyordu ve biz, bütün kışı tabut gibi daracık bir koğuşta balık istifi geçirecektik.Bu yüzden bir tercih yapmak zorundaydık.
Bir gün ranzalarına uzanmış koğuş arkadaşlarıma dönüp,”Sarmaşıkları artık sökebiliriz,"
dedim…Onlar ranzalarından sıçrayıp sevinçle avluya yöneldiklerinde, ben de o infazı görmemek için cezaevi kütüphanesine gittim.Bir saat kadar sonra döndüğümde, koğuştakiler sarmaşıkları yolup toprağıyla birlikte bir köşeye istif etmiş, aaaifle top oynuyorlardı.
Beni görünce bir an duraksayıp yüzüme mahcup bir ifadeyle baktılar.Ben de gülümsemeye çalışarak:”Sorun değil çocuklar, kışın nasılsa kuruyacaklardı,”dedim...Sonra gün be gün büyüttü-ğüm sarmaşıkların bir köşede büzüşüp kalmış cesetlerine burkularak bakarken, küçük, siyah tohumları dikkatimi çekti.O tutsak ve ölü sarmaşıklar, gövdelerinde bıraktıkları tohumları atıldıkları yerden sanki bir vasiyet gibi sunuyorlardı...
O tohumları bir kalem kutusuna bırakırken, onları bir gün, dışarıda diledikleri gibi büyüyebi-lecekleri bir alanda ekeceğime kendi kendime söz verdim…
Zaman geçti, içeriden çıktım.Sonraki üç yıl oturduğum evlerin hiçbiri o sarmaşık tohumlarını ekmeme uygun olmadı.Arada bir onları barıktağım kalem kutusunu açıp bakıyor, o tohumlara dokunuyor ve bir gün her tohumun artık dışarıda, özgürce bir evin duvarlarını nasıl da boylu boyunca kaplayacağını düşlüyordum…
Dördüncü yıl taşındığım müstakil evde bir ilkbahar, o tohumları evimin duvarının ön cephesindeki toprağa ektim.Üç günde bir sulayıp sabırla bekledim…Bekledim, fakat filizleri bile görünmeyince, dört yıl boyunca sakladığım sarmaşık tohumlarının çürüdüklerini anladım…
Şimdi dönüp geriye, upuzun yıllara bakıyorum; aşklar vardı, dostlar vardı, gidilecekti…Söyleyeceklerim aklımın, yazacaklarım kalemimin ucundaydı; kalbimin ve zamanın avuçlarından nasıl da kayıp gittiler…
Gittiler….O dostlar, şimdi görmek istediğim dostlar değil, eskiden okuyacağım kimi kitaplar artık okumayacaklarım, o yıllar yapmak istediklerim şimdi yapmayacaklarım…Örneğin, eskiden kalabalık olmak isterken, şimdi yalnız kalmayı yeğliyorum.Beğenilerim, tutkularım, rüyalarım, yaşam üslubum bile değişmiş...
Oysa tam sorunlarımı çözdüm, işte oturdum ve artık gidebilirim derken, bir baktım ki git-
mek istediğim pek fazla yer de kalmamış…
Bu yüzden siz olun, tutkularınızı, düşlerinizi, sevgilerinizi ve yolculuklarınızı hiç ertelemeyin; çünkü çürürler.Çünkü dokunduğu her şeyi çürütür zaman.Her şeyi...Her şeyi çürütür zaman...


Haziran 2004, İstanbul
(Yılmaz Odabaşı'nın bu yazısı, hiçbir kitabında yer almamıştır.)
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
Her şeyi çürütür zaman..
Doğru valla, beni bile çürüttü, yenemediğim tek olgu desem yalan olmaz.
Beni alt üst etti, fotokopimi çekip astı :d Kendimi görüyorum.
Ve hiç iyi görünmüyorum, nafile bir mücadelenin içerisine girmişim zamana dair, o, bu, şu derken ben bittim.

Geriyede dönmüyoki bu meret, hoş dönse ne olucakta,birde paradoks yaratıcaz geleceğimizde heba olucak.
Neyse.. Galib gelen hep  zaman,  çürüttüklerinden bişeler alabilseydim, en azından erken çürümezdim heralde.
Geçmiş olsun.
 
S

spiritualsigns

Kullanıcı
20 Şub 2009
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
zaman sonsuzluğu ifade ediyor benim için ve bu sonsuzluğun içinde yokettiklerini...

bazende karadelik misali... bizi yutup alıyor bilinmedik bir yere... evet zaman öyle lanet bir kavramdır ki anlamayız bizi çürüttüğünü... sadece biz değil.. yüzyıllık konakları düşünürüm... eski arabaları... ve geçmişi... neleri tüketmişiz içinde... neleri yoketmiş zaman... ve dur denilemiycek tek kavramdır sürekli akar gider... gizemli olmasıda cabası... 1 dk sonrasını bilememek... ve neremizden yara almaya başladık ne nereye ilerliyor bilememek bir muamma...

bazen zaman ve mekan kavramını yitirmek insana ne verir diye düşünmedim değil... zamansız ve mekansız insanlar olur ya... o hesap... bendeki bıraksam kendimi zaman kavramının olmadığı bir atmosfere... :) ne olurdu acep... ?
 
E

ebruliyn

Kullanıcı
29 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
Yaşı yaşında,anı anında yaşamak lazım ertelemeden
Ve zaman yaşadığımız acılar için ilaç ,yaşanmamışlıklarımız için çürümüş bir kavram
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
spiritualsigns' Alıntı:
bazen zaman ve mekan kavramını yitirmek insana ne verir diye düşünmedim değil... zamansız ve mekansız insanlar olur ya... o hesap... bendeki bıraksam kendimi zaman kavramının olmadığı bir atmosfere... :) ne olurdu acep... ?
Baze zaman ve mekan kavramını yitiremezsin, teknik olarak bu imkansız.Ama insana çok şey veredebilir aladabilir mümkün olsa, Zamansız ve mekansız insanlar olmaz, zamanı ve mekanı farklı insanlar olur. "Bana göre tabi"
Siz kendinizi bırakırsanız ne olur bilmem artık. Ama çok şeyde olabilir hiç birşeyde zaman ve mekan emselesi işte :d
 
S

spiritualsigns

Kullanıcı
20 Şub 2009
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
[quote author=Korsan]
Baze zaman ve mekan kavramını yitiremezsin, teknik olarak bu imkansız.Ama insana çok şey veredebilir aladabilir mümkün olsa, Zamansız ve mekansız insanlar olmaz, zamanı ve mekanı farklı insanlar olur. "Bana göre tabi"
Siz kendinizi bırakırsanız ne olur bilmem artık. Ama çok şeyde olabilir hiç birşeyde zaman ve mekan emselesi işte :d
[/quote]

Ben o paradoksu hep yaşadım... zaten sonu olmayan bir tartışma konusudur zaman...  bigbang olayından tutunda sonsuzluk ve zaman paradoksu gibi içinden çıkılmaz tartışmalara vesile olan bir konudur...

bazen bir insan yanılgısı diye düşünmüyor değilim zamanı... zaman mekan ve bir boyut var mı? bunlar derin tartışmalar... kaldı ki bilim adamları bile işin içinden çıkamamışken... biz bildiğimizi yaşamaya devam edelim bence :)

mekan ve zaman kavramı tanımayan insanlar tanıyorum... bahsettiğim kavram olayın bilimsel yanıydı...

"zaman, mekan, sonsuzluk ve An"
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
Anlıyorum anlamasınada ben daha teknik bakıyordum :d ondan genelde sinir olurlar bana,Sonsuzluk denen kavram pek inandırıcı değil, ama zaman daha gerçek gibi, yani biz bir simulasyon değil isek yada kodlaradn oluşmuyor isek :d Keza ben bazen php kodları ile gen bagım oldugunu düşünüyorum ama.
Bazen insan yanılgısı olarak görülsede zaman bana göre değil. Şu aşamada zamanda mekanda boyutta var diye düşünüyorum.
Bilim adamları hangi işin içerisinden çıktıki bundan çıksın :d
Mekan ve zaman kavramı tanımamak farklı, bende süleyman demireli tanımıyorum, ama bu onun varlıgını inkar etmem anlamına gelmio.
Yani o insanlar sadace tanımıyorlar yok sayamazlar .d
Bu sabah bilime fazla girmeyeyim fazlaca  bilgili değilim o konuda.
 
S

spiritualsigns

Kullanıcı
20 Şub 2009
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
elbette kodlardan oluşuyoruz... yada ben öyle biliyorum... genetikten çakmasamda bir deoksiribonükleik asit gerçeği var...

sürekli  php bünyede sıkıntı yaratır "zamanla" asp ve html kodlardanda zerkettir kendine :D

Zaman ve mekan tanrıtanımazlığa giriyor gibi olsada mantığı açıklandığında yada sırrı çözüldüğünde bizimde gerçeğimizi yansıtacak... belki...

 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
spiritualsigns' Alıntı:
elbette kodlardan oluşuyoruz... yada ben öyle biliyorum... genetikten çakmasamda bir deoksiribonükleik asit gerçeği var...

sürekli  php bünyede sıkıntı yaratır "zamanla" asp ve html kodlardanda zerkettir kendine :D

Zaman ve mekan tanrıtanımazlığa giriyor gibi olsada mantığı açıklandığında yada sırrı çözüldüğünde bizimde gerçeğimizi yansıtacak... belki...
Ayyyyy kod derken yazılım dedim yav :d işletim sistemimiz ne peki :d eğer biz bir yazılımsak yandık helede ben :d
Kendime bişe zerk ettirmem abi, hoş bana ne zerk edilse bağışıklıgım anında yok eder.
Zaman ve mekan tanımazlık o dediğiniz yere girmez efendim, mantıgı açıklandıgında yada çözüldügünde felan insanlıga bir ayna tutacagınıda düşünmüyorum.

Birde o deos bilmem bilmem ne  ne abi ? İyi bişey gibi gelmedi bana :d
Kendimi hacettepede kadavra üzerinde çalışır gibi hissettirmeyin bana yav :d
 
S

spiritualsigns

Kullanıcı
20 Şub 2009
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
Korsan' Alıntı:
Ayyyyy kod derken yazılım dedim yav :d işletim sistemimiz ne peki :d eğer biz bir yazılımsak yandık helede ben :d
Kendime bişe zerk ettirmem abi, hoş bana ne zerk edilse bağışıklıgım anında yok eder.
Zaman ve mekan tanımazlık o dediğiniz yere girmez efendim, mantıgı açıklandıgında yada çözüldügünde felan insanlıga bir ayna tutacagınıda düşünmüyorum.

Birde o deos bilmem bilmem ne  ne abi ? İyi bişey gibi gelmedi bana :d
Kendimi hacettepede kadavra üzerinde çalışır gibi hissettirmeyin bana yav :d
bir anda algıda her insanın seçici olduğunu düşündüm... biz her açıdan yaklaşmaya çalışıyoruz ama yüzeysel tabii... dini, bilimsel, etik ve özgün vs vs... zaman ve mekan mevhumunu (ben bile olaya vehim bakıyorken) reddeden insanların inanışıdır bu.. tanrıtanımaz oluyorlar... en azından benim tanıdıklarım... yaşam stilleri ve bakış açıları farklı..
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
Hmmm diyorum, siz anlatıyorsnuz bişelerde ben anlamıyorum sanırım.
Her açıdan yüzeysel yaklaşma ne abi ? yüzeysel yaklaşıosan açın belli değilmi. Tamam yüzeysel yaklaşıyorum ama sağlı sollu gibimi eğer öle ise bir farkı yok nasılsa yüzeysel yaklaşıon nereden bakarsan bak gördüklerin değişmez.
Yaklaştıgın gibidir.

Eski türkçemi bu mevhumu anlamıom valla yalan yok.Bir şeyleri red etmekte olan insanları kategorize yanlış gibime gelioda derininne inmeyeyim.
Keza zaten oksijen azlıgı çekiyorum boğulabilirim.
Kısaca katılmıyorum. Bir zaman nedenlerimi yazarım buraya, özellikle tanımazlık mevzunda, çünkü filitrelemem lazım malum kurallar.
Teşekkür ederim.
 
S

spiritualsigns

Kullanıcı
20 Şub 2009
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
yok bende uzatmak taraftarı değilim... zaten bende bunu kasdettim.. burada derinlemesine yazılamıyor herşey.. uzayıp giden diyaloglar oluşuyor ve bunu sık gözlemliyorum burada..  malum konu geyiğe döndüğünde tadı kaçıyor.. çokta laf kalabalığı gereksiz  bence.. yüzeysel geçmekten kastım buydu...

Ben teşekkur ederim...
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
spiritualsigns' Alıntı:
yok bende uzatmak taraftarı değilim... zaten bende bunu kasdettim.. burada derinlemesine yazılamıyor herşey.. uzayıp giden diyaloglar oluşuyor ve bunu sık gözlemliyorum burada..  malum konu geyiğe döndüğünde tadı kaçıyor.. çokta laf kalabalığı gereksiz  bence.. yüzeysel geçmekten kastım buydu...

Ben teşekkur ederim...
Anladım bah şimdi, aynı şeyleri düşünmüşüz be yav ve bu hiç iyi değil desem kızmazsın umarım.
Gözlemlediklerin doğrudur, aslında interaktif forumlarda konulardan başka konulara atlamak olağan ve önüne geçilemez bir durumdur.
Laf kalabalığı kelimesini her ne kadar üzerime alınsamda önemli değil laf kalabalıgı yaptıgım durumlar vardır :d
Yüzeysellikten kastınızıda anladım, bu mesajınızda bir çok şey anladım.
Ben teşekkür ederim efendim, bir başka konuda yazışmak dileği ile.

Dipnot:Trt ankara radyosu spikerleri gibi oldu ama nedim :d
 
S

spiritualsigns

Kullanıcı
20 Şub 2009
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
Kızmadım efendim aynı şeyleri düşünmüş olmamıza... Forum mantığını bilirim azbuçuk forum kültürü oluştu bende....

laf kalabalığı kelimesine takılma... tamamen kendim içindi... bazen uzatıyorum bende.. anlaşılmak adına.. e karşımda kendim gibi "delibozuk üsluplu" birini bulunca kaçınılmaz oluyor bu bende :D

topiğe veda etmeden konu ve paylaşımda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum..

esen kalın efendim :D

(Al sana trt izmir radyosu spikeri :p)
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Küçük nehirlere burun kıvırır ve hep okyanuslara ait olduğumuza inanırız…

Küçük şeylerden tad almasını bilen biri oldugum için ,Don Kişot'un bu sözünü dünde takılıp kalanlar,ve gelecegi dert edenlere gitsin diyorum..
Şimdi pollaya derler ama gerçek bu degil mi,gerektigigince olmak yaşamak hayatı takılmamak..

Teşekkürlre Tarık,burda olmasanda bu güzel yazıyı bize okuma fırsatı verdigin için... :)
 
Üst