Haydarpaşa Yanıyor..!

  • Konbuyu başlatan crt
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Anlık Kareler (Fotoğraf Dünyası) kategorisinde crt tarafından oluşturulan Haydarpaşa Yanıyor..! başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 11,596 kez görüntülenmiş, 15 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Anlık Kareler (Fotoğraf Dünyası)
Konu Başlığı Haydarpaşa Yanıyor..!
Konbuyu başlatan crt
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Codex
C

crt

Kullanıcı
11 Eyl 2009
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
www.sivilforum.com
Yakarız..Yıkarız.. İstersek satarız ..
Bu memleket bizim kime ne?
Maksat tarihi eserlere sahip çıkmak falan değil değil bizimkisi nutuk atmak..!  

Haydarpaşa yanıyor(muş) ..Amannn bizene  boşverelim..!
Tam da zamanı "Karagümrük Yanıyor" diyelim bir de şarkı dinleyelim mi?

Video
Ugur Aslan - Karagumruk Yaniyor
 
E

eniseoz

Kullanıcı
27 Eyl 2010
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
crt' Alıntı:
Yakarız..Yıkarız.. İstersek satarız ..
Bu memleket bizim kime ne?
Maksat tarihi eserlere sahip çıkmak falan değil değil bizimkisi nutuk atmak..! 

Haydarpaşa yanıyor(muş) ..Amannn bizene  boşverelim..!
Tam da zamanı "Karagümrük Yanıyor" diyelim bir de şarkı dinleyelim mi?

Gülüyoruz ağlanıcak halimize bende söyküyorum şarkıyı abla  :laylaylom
 
E

eniseoz

Kullanıcı
27 Eyl 2010
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Alıntı yapmayı öğrenemedim gitti bak gene yanlış oldu yaa  :-\
 
E

ebruliyn

Kullanıcı
29 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
Tarihçesi:

Haydarpaşa Garı, 1908'de İstanbul - Bağdat Demiryolu hattının başlangıç istasyonu olarak inşa edilen tren garıdır. Gar, TCDD'nin ana istasyonudur. İstanbul'un Anadolu yakasında, Kadıköy'de bulunur. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde Bağdat Demiryolu yanında İstanbul-Şam-Medine (Hicaz Demiryolu) seferleri de yapılmaya başlanmıştır.


Devrin Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit döneminde, 30 Mayıs 1906 tarihinde yapımına başlanmıştır. 19 Ağustos 1908 tarihinde tamamlanıp hizmete girmiştir. Bir rivayete göre binanın bulunduğu sahaya III. Selim'in paşalarından Haydar Paşa'nın adı verilmiştir. Binanı inşaatı, Anadolu Bağdat adı altında bir Alman şirketi gerçekleştirmiştir. Ayrıca bir Alman'ın teşebbüsüyle garın önünde mendirek inşa edilerek Anadolu'dan gelecek veya Anadolu'ya gidecek vagonların ticari eşyasını yükleme ve boşaltma işlevi için tesisler yapılmıştr.

İki Alman mimar Otto Ritter ve Helmuth Cuno tarafından hazırlanan proje yürürlüğe girmiş, garın yapımında Alman ustalarla İtalyan taş ustaları birlikte çalışmıştır. I. Dünya Savaşı sırasında gar deposunda bulunan cephanelere 1917'de yapılan bir sabotajla çıkan yangın sonucu binanın büyük bir bölümü hasar görmüştür. Yeniden onarılan bina bugünkü şeklini almıştır. 1979'da Haydarpaşa'nın açıklarında Independenta adlı tankerin bir gemiyle çarpışması sonu meydana gelen patlamadan ve sıcaktan dolayı binanın O Linneman adlı ustanın yaptığı kurşun vitrayları hasara uğramıştır. 1976'da aslına uygun olarak yeniden geniş çapta onarılmış ve 1983'ün sonunda dört dış cepheyle iki kulenin restorasyonu tamamlanmıştır.

28 Kasım 2010 tarihinde çatısında çıkan ağır yangından dolayı çatısı çökmüş ve 4. katı kullanılamaz hale gelmiştir.


Kaynak
http://tr.wikipedia.org/wiki/Haydarpa%C5%9Fa_Gar%C4%B1
 
C

crt

Kullanıcı
11 Eyl 2009
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
www.sivilforum.com

Haydarpaşa’yı Anımsamak
M. Mahzun Doğan


“Haydarpaşa Garı’nda / 1941 baharında / saat on beş. / Merdivenlerin üstünde güneş / yorgunluk ve telâş / … / Denizde balık kokusuyla / Döşemelerde tahtakurularıyla / gelir / Haydarpaşa Garı’nda bahar”
Nâzım Hikmet’in dev yapıtı “Memleketimden İnsan Manzaraları” böyle başlar..
Nâzım Hikmet’in genci yaşlısı, yoksulu zengini, ağası köylüsü, askeri memuru, gardiyanı tutuklusuyla Türkiye insanını anlattığı kitaba böyle başlaması boşuna değildir.
Çünkü Haydarpaşa Garı, trenlerin taşıdığı insanlarla, her gün yaşanan yolcu değişimiyle, dahası Gar çalışanlarıyla, esnafıyla, simitçisiyle Türkiye fotoğrafının bir özeti gibidir. Bunun ayrımındadır usta şair. O nedenle, Haydarpaşa’dan görünümlerle başlatır destanını… Aynı nedenledir ki,
Haydar Ergülen, “İstanbul’un kapısı hâlâ Haydarpaşa’dır.” der. Ve bu kapının ardında birçok şehrin durduğunu söyler. Evet birçok şehir, bütün bir Anadolu vardır o kapının ardında.
Şiirlerden romanlara dek bir çok edebiyat ürününde de karşımıza çıkar Haydarpaşa Garı. Edebiyatımızda Haydarpaşa üzerine bir araştırma yapılsa ve seçki hazırlansa ciltler tutar.
Refik Halit Karay’dan Ahmet Hamdi Tanpınar’a, Attilâ İlhan’dan Ali Cengizkan’a dek birçok yazarın, şairin yazdıklarında, Haydarpaşa bazen hüzünle, bazen görkemiyle anılır, anlatılır.
Edebiyat yapıtlarında aldığı yerin ötesinde, Gar Lokantası’nın duvarlarında ise Muzaffer Buyrukçu’dan Selim İleri’ye, Cemal Süreya’dan Behzat Ay’a dek birçok edebiyatçımızın kahkahaları çınlamaktadır hâlâ… Ya da hüzünleri saklıdır…
Günümüz romancılarından Tuna Kiremitçi’nin “Git Kendini Çok Sevdirmeden” adlı kitabının roman kişisi Arda Akad, Mavi Tren’le ilk kez İstanbul’a gelişini anlatırken, şöyle der:
“…Çantalarımızı sürükleyerek Haydarpaşa Garı’nın çıkışlarından birine doğru yürüdük. Filmlerdeki göçmenlerin hemen önünde durup şehre şaşkın şaşkın baktıkları, geniş merdivenleri olan çıkış değildi bu.”
Kurmaca bir kişi olan Arda Akad’a yazarın, ilk izlenimlerini aktarırken filmleri anımsatması boşuna değil. Türk filmlerinin de vazgeçilmez mekânlarındandır Haydarpaşa Garı. Halit Refiğ’in “Gurbet Kuşları”ndan Tayfun Pirselimoğlu’nun “Hiçbiryerde” filmine dek… Özetle, edebiyatta ve sinemada, hatta resimlerde Haydarpaşa, başlıbaşına birer inceleme konusu…
***
Bazı mekânlar vardır ki, tek tek kişilerin, ama sayısız kişinin ve dolayısıyla giderek toplumun ortak belleğinde apayrı bir yer edinir. Artık o bina, toplumsal / siyasal sürecin, tarihin tanığı bir bellek nesnesine dönüşmüştür. Müze deriz ya, işte öyledir. Haydarpaşa Garı ve liman alanı da bunlardan birisi. Çünkü, “hem yolun sonu hem de başlangıç noktası”. Batı ile Doğu’yu buluşturan bir simge. 1908 yılından bu yana uzanan süreçte, birçok özel kişinin yaşamında yer edinip, belleklerine imgesini yerleştirmekle birlikte, toplumsal, siyasal olaylara mekân olmuş ve böylece, siyasal bir simgeye de dönüşmüştür.
Bu tarihsel bina ve alanın, tarihini, öyküsünü anlatan belgesel bir çalışma var elimizde: Mutlu Binark, Gani Çulha ve İshak Kocabıyık’ın imzasını taşıyan yapıt, “Zaman ve Uzam İçinde Haydarpaşa Garı / Görsel ve Sözlü Tanıklık” adını taşıyor. Kitap, Mülkiyeliler Birliği Yayınları’ndan çıktı.
Bu ortak çabayı gerçekleştirenlerden Mutlu Binark, Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim üyesi, Gani Çulha, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde lisans öğrencisi. İshak Kocabıyık’sa, T.C.D.D. çalışanı.
Gani Çulha, Haydarpaşa’nın yirmidört saatine görsel tanıklık yapmış. Siyah beyaz karelerde, yüzelli fotoğraflık bir arşiv oluşturularak altmışikisi seçilmiş. İshak Kocabıyık’sa, sözlü tanıklığı gerçekleştirmiş. Otuz ayrı kişiyle görüşmüş. TCDD çalışanlarından Gar’ın geçici konuklarına dek…
Çalışmanın sonucunda, seçilen fotoğrafların yanı sıra, garın tarihini, edebiyatta ve görsel sanatlardaki yerini anlatan metinler de fotobloklara dönüştürülmüş. Bunlar ilk olarak Ankara’da, Çankaya Belediyesi’nin Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sergilenmiş. Sergi daha sonra, Ankara’daki çeşitli okullarda izleyicilerle buluşturulmuş. Dahası Kocaeli, İstanbul, İzmir ve Malatya’yı gezmiş. Şimdi ise, bir belgesel kitap olarak elimizde…
Kitapta, Haydarpaşa Garı’nın, bunca önemine karşın yok edilmekle karşı karşıya olmasına da değiniliyor elbette… Marmaray Projesi ve kentsel dönüşüm uygulamaları çerçevesinde Haydarpaşa Garı’nın işlevsiz hale getirilmek istendiğine dikkat çekiyor kitap... Orada yeni bir rant alanı yaratılmak istendiğine…
Kitap, bu yok etme girişimine karşı bir tavır aynı zamanda. Bir uyarı… Yazarlar, “toplumun kolektif belleğinin değersizleştirilmesi”ne karşı kamusal özneyi, yani halkı, bizleri, mekânlarımıza, belleğimize sahip çıkmaya çağırıyor…
Haydarpaşa Türk toplumunun, yalnızca Türk insanının değil, dünyanın ortak belleğinde müthiş bir imgedir. Haydarpaşa’yı yok etmek, toplumu belleksizleştirme yönünde atılmış, geri dönüşü olanaksız bir adımdır. Andığımız kitapsa, buna karşı, ortak belleğimizi savunan, insanlar gibi toplumların da anılarının yok edilmemesi gerektiğini gösteren bir çalışma.
Yazımı, kitabın tüm gelirinin Mülkiyeliler Birliği Vakfı Öğrenci Burs Fonu’na aktarılacağını da belirterek, Behçet Aysan’ın dizeleriyle bitireyim. Nurettin Rençber’in besteleyerek türkü olarak da söylediği, (Gerçekten, şiirin ruhuna uygun bir bestedir.) dahası bir albümüne ad yaptığı “Ay Düşünce” şiirinden dizelerle…



Ay düşünce denize Seni hatırlarım ..İnce ince yağan
yağmur,iskeleye ..Yanaşan vapur ..Haydarpaşa garı ..Seni hatırlarım ..
 
P

prenses35

Kullanıcı
23 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
crt' Alıntı:
Haydarpaşa Türk toplumunun, yalnızca Türk insanının değil, dünyanın ortak belleğinde müthiş bir imgedir. Haydarpaşa’yı yok etmek, toplumu belleksizleştirme yönünde atılmış, geri dönüşü olanaksız bir adımdır. Andığımız kitapsa, buna karşı, ortak belleğimizi savunan, insanlar gibi toplumların da anılarının yok edilmemesi gerektiğini gösteren bir çalışma.
gerçekten de yapısı çok güzeldi ve bir tarihi eser..
umarım yeniden yapılandırma çalısmaları yapılarak,eski haline dönebilir...
 
T

turtur

Kullanıcı
8 May 2008
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Bu vatanı kimler emanet almış böyle...geçmiştekilerin yerini hiçmi hiç dolduramamış.yazık çok yazık söyleyecek söz bulamıyorum !
 
C

crt

Kullanıcı
11 Eyl 2009
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
www.sivilforum.com
Haydarpaşa Garı'ndaki yangının nedeni ihmal olduğu belirtiliyor..
Yakında buraya bir gökdelen dikilirse pekte süpriz olmaz hane..
Ben yaktım oldu türünden:)
 
T

turtur

Kullanıcı
8 May 2008
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Haklsın vala vatanı yabancılara satmaya alışmışlar nede olsa...
 
C

crt

Kullanıcı
11 Eyl 2009
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
www.sivilforum.com
Bu gece son tren kalkıyor. Ve İSTANBUL Haydarpaşa'yı KAYBEDİYOR...
Tarih böbürlenmek için, alınıp satılmak için değildir

Haydarpaşa Garı'nı size bırakmayız

Tarih onlar için, övünülen, böbürlenilen şeyler bütünüdür, alınıp satılan şeylerdir.
Tarih onlar için, Haydarpaşa Garı'nı “yaptıran” büyük sultandır. Tarih, şehirler fetheden cihan padişahları, mehter marşıdır.

Tarih, bizim için ders alınan, hatırlanan, unutulmayan her şeydir.

Tarih, 1941 yılında “Denizde balık kokusuyla, döşemelerde tahtakurularıyla gelir Haydarpaşa garında bahar” diyen Nâzım Hikmet'tir.

Gar inşaatında ölen kimbilir kaç işçidir.

Haydarpaşa'nın merdivenlerinde Doğu Ekspresi'nin saatini bekleyen heybeler ve insanlardır.

Onun için bizim tarihimiz alınıp satılmaz.

Üzerine alışveriş merkezi, otel yapılmaz.

Onlar, herşeyi olduğu gibi tarihi de alıp satmak isterler. Bir alışveriş merkezindeki dükkanın kirası kadar değerlidir onların tarihi.

Haydarpaşa Garı, belleksizleştirme ustalarının elinde piyasa canavarına peşkeş çekilmek isteniyor.
“Hızlı Tren”in gürültüsüne getirip, paraya çevirmek istiyorlar garı.
Zengin yabancı turistler için çitlerle çevreleyip, yoksula kapalı bölge yapmak istiyorlar.
Kafalarından kimbilir neler geçirip, sessiz sedasız hayata geçirmek istiyorlar.

İzin vermeyiz diyoruz.
Bugün saat 23:30'da kalkacak son treni uğurlamak için saat 23:00'de Haydarpaşa Garı'nın önünde aydınlarımızla, sanatçılarımızda, emekçi halkımızla buluşuyoruz.
 
Üst