Güçlü olmaktan yoruldunuz mu hiç?

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kişisel Gelişim Yazıları kategorisinde manas tarafından oluşturulan Güçlü olmaktan yoruldunuz mu hiç? başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 11,935 kez görüntülenmiş, 40 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kişisel Gelişim Yazıları
Konu Başlığı Güçlü olmaktan yoruldunuz mu hiç?
Konbuyu başlatan manas
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan manas
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Hayat herkese bir misyon yükler, zayıf olmanız hata yapmanız imkansızdır, aileniz arkadaşlarınız dostlarınız sizi sağlam bir kale gibi görmeye size sığınmaya alışmıştır, bir gün bile olsun acınızı zayıf anlarınızı görmemişlerdir. Mazeret hazırdır sen hep iyi görünüyordun güçlüydün derler, belki de tek istediğimiz gözlerimize değil yüreğimize bakmaları ve acılarımızı çaresiz anlarımızı farkedebilmeleriydi. Biz de insandık çaresizdik acı çekerdik kana kana ağlamak isterdik, ama hakkımız yoktu acımızı başkalarına yüklemeye, biz başka acıları da taşırdık kendi acımızı da....
Ama ben bu gece itiraf etmek istiyorum size hiç tanımadığım kişilere " ben çok yoruldum güçlü olmaktan, bu gece canım yanıyor, öbür odaya saklandım sevdiklerimden kaçtım, biraz banyoda ağladım biraz da yazarak acımı paylaşıyorum sizlerle."
 
Y

YEŞİLAY

Kullanıcı
6 Şub 2008
En iyi cevaplar
0
0
Hiç böyle bişey olabilirmi hepimiz insanız ve duygularımız var, ve duygularımız paylaşmalıyız her zaman güçlü olacağız diye bi şey yok her şey insanlar için gülmek kadar ağlamak ta doğal sevinmek kadar üzülmekte..
 
M

M

Kullanıcı
31 Tem 2008
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
İnsanlar güldüklerinde hiç bir zman utanmıyorlar,gülmekten korkmuyolar.Fakat  olay ağlamaya geldiğinde kimse cesur olupta başını kaldıramıyor..
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Bugün şunu farkettim kimsenin omuzuna dayanıp ağlamamışım ben. Nedense belki de acını en zayıf halini gösterebilecek kadar güveneceğin birinin olmayışı, yada içiinde buzullaşan acını eritecek bir yüreğin olmayışı...
 
D

dideM

Kullanıcı
5 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
manas' Alıntı:
Bugün şunu farkettim kimsenin omuzuna dayanıp ağlamamışım ben. Nedense belki de acını en zayıf halini gösterebilecek kadar güveneceğin birinin olmayışı, yada içiinde buzullaşan acını eritecek bir yüreğin olmayışı...
Kimsenin yanında ağlayamamızın nedeni öyle biri olmadığından değil, bence (zaten kendiniz belirtmişsiniz), bunu bir zayıflık olarak görüp, bu zayıflığınızı(!) başkalarının görmesini engellemek isteyişinizdir..
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Olabilir tamam da bazı insanlar zordur, düğümlerinin çözülmesi gerekir, karşındaki insanın durumu da sebep olabilir.
 
D

dideM

Kullanıcı
5 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
manas' Alıntı:
Olabilir tamam da bazı insanlar zordur, düğümlerinin çözülmesi gerekir, karşındaki insanın durumu da sebep olabilir.
Tabiiki bu da bir sebep.. Ama önemli olan kendinsin! Seni açacak birilerini bklersen belki de yaşamın boyunca bulamayacaksın. Bunun sebebi de sen olacaksın! Çünkü çok detaycı arayacaksın.. Ve ararken veya karşındaki insan sana yetmiyorken bu konuda, sen hep kendine kötü davranmış oluyorsun! Kendini sıkmış, bunaltmış, dünyanı daraltmış oluyorsun.. Bence yapma!
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Yok didem detaycı değilim ben, aslında kendime yetmekle de ilgili belki.
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Bu serzenişe bir farklı bir yorumla katılmak isterim, kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak. Sizi tanımıyorum manas, yaşam koşullarınızı bilmiyorum, ve bu şikayetinizin nedenini anlayamam elbette, bu nedenle size "böyle yap/yapma" gibi önerilerde bulunamam.
Ben İstanbul gibi bir şehirde büyüttüğüm iki kızımla, ki ben şehir ayrımcılığınada pek takılmam, çünkü tehlike varsa, ve insan bu tehlikelere maruz kalıyorsa, yetiştirilmesinde bir hata olduğu görüşünü savunurum, yalnız bir insanım.
Gençliğimde ataktım. Lider olma özelliklerim vardı ve pratik çözüm önerilerim. Zaman içinde, bu özellikler insanların size danışmalarına, yapılacak işleri size bırakmalarına neden olur ve birazda  "başarmanın" verdiği hazzıda yaşamak için her işin üstesinden gelmeye çalışırsınız. Güçlüsünüzdür yani.
Yaşam bir tiyatro sahnesidir deriz ya, işte rolünüz belirlenmiştir.
Artık rahatça duygularınızı beli edemezsiniz. İnsanların sizin güçsüzlüğünüzü görmelerinden rahatsız olursunuz.
"Kendine yetmek" deyimini kullanmışsınız, sadece kendine değil, çevresinde yardıma gereksinim duyan herkese yetişmek gibi bir misyon sahibi olursunuz ve yetişirsinizde.
Sözettiğim kendi yaşamım!
Hiç kimsenin omuzunda ağlamadım, hiç şikayet etmedim. Hep dimdik ayakta kalmalıydım!
Ne mi oldu?
Hastalandım!
Bu kez kanserle mücadele etmeye başladım. Onu yenebilecek gücüm vardı, ve yendim!
Öylesine güçlüydüm ki, kontrollere, muayenelere yürümekte zorlandığım, acı çektiğim zamanlarda bile tek başıma gitmeye kalkıştım. Düştüm! Kimseye söylemedim!
Onu yenerken, geçtiğini sandığım eski hastalığım kapımı çaldı; panik atak!
Ve yeniden psikiyatristler!
Kullandığım ağır ilaçlara eklenen yeşil reçeteli saçma sapan bağımlılık yapan, insanı uyuşturan bir dolu ilaç...
Ve bir sabah, kızımın bana sarfettiği bir söz üzerine, ki öyle büyük bir hakaret filan değil, sadece ergenlik çağı bunalımlarının neden olduğu ufak bir şikayet diyeyim hadi, sarsıla sarsıla ağlamaya başladım. Ve bağırmaya; "Yeter artık! Yaşamaktan bıktım!  Ölmek istiyorum, alıp başımı arkama bile bakmadan gitmek istiyorum!"
Kendi sesime kendim bile inanamıyordum.
Ve herşeyi bıraktım o gün.
Garip bir ruh haline girdim. Tembelleştim.
Bu kez rolüm pasif bir kadın rolüydü. Tüm günümü bilgisayar önünde, forumlara yazarak, oyun oynayarak geçirmeye başladım.Dünyada olan bitenle ilgilenmiyordum artık. Yazı bile yazamıyordum. Söz verdiğim halde çevirileri yapmıyor, yayınevlerini bekletiyordum. Kızlarım artık bana danışmaz olmuşlardı, ailemle bağlarım zayıflamıştı. Aramıyordum, hatta yeğenlerimin düğünlerine bile gitmiyordum bahaneler bularak. Katıldığım tek sosyal olay cenaze törenleriydi!
Ve böyle boş günlerimden birinde, sonraları bu dünyada kimseyle değişmeyeceğim kadar değerli dostumla tanıştım.
Sabırla bana yaşamayı öğretti yeniden. Kabuğumdan çıkardı.
Yeniden yazmaya başladım.
Güçlenmeye bir anlamda... :)
Ama artık insanlara yaklaşımım farklıydı, ve herşeyin üstesinden tek başıma gelemeyeceğiminde ben farkındaydım. Yaşam birileriyle paylaşınca çok daha yaşanılasıydı gerçekten. Ve herkes güçlüydü aslında! Çünkü bizler doğaya karşı bir mücadele veriyoruz. Bu bile gücümüzün ispatıdır.
Ve bu yeni Zeynep'i ben daha çok sevmeye başladım. Kendimle ve yaşamla barıştım. Hiç bir duygumu saklamadan yaşamak çok daha keyifliydi.
Elbette insanları rencide etmeden...
Hatalarım yok mu? Elbette var, patavatsızlıklarım, söylediğime sonradan çok pişman olduğum sözlerim, kırdığım kişiler...
Bu hataların kaynağı, yaşamda dengeyi kurabilmemin çok gecikmiş olmasıdır.
Denge o kadar önemli ki!
Ve bu dengeyi kurabilmek insani duyguları saklamadan yaşamakla doğrudan bağlantılı bana göre.
Epey uzun uzun anlattım, ve bu vesileyle arada tutan hırçınlıklarım nedeniyle kırdığım tüm arkadaşlarımdan özür dilerim.
Size önerebileceğim tek şey, dengeyi bulmanızdır sevgili manas. Yani bu kadar uzun bir özeleştiriden, çıkarmanız gereken sonuç bu olmalı bence.
Birisinin omuzuna başını yaslayıp ağlamak, komik bir olaya kahkalarla gülmek kadar güzel...
Teşekkürler.
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Zynep öncelikle içtenliğine teşekkür ederim, yazında kendimden çok şeyler buldum. Dikkatle okudum ve de öenmsedim.
Hayatı duygularımı yokluklarımı acılarımı sevinçlerimi sonuna kadar yaşıyorum, ve de bunları paylaşıyorum ama kendi iç dünyamda hazmettikten sonra.
Bildiğim bir şey var karşımdaki kişi ben değil beni tamamen anlması mümkün değil, onun için sorunumu içimde çözmek bana daha makul geliyor.
Bütün bunlara rağmen zayıf düştüğüm anlar oluyor, isyan edesim geliyor herşeye.
Tek başına ayaklanmak kalkmak bana daha uygun sanki.
Sevdiklerimi üzmek derdimi onlara taşıtmak istemiyorum, ama biri de beni çözse anlasa gözlerimden içimi görse de istiyorum bazen.
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Bu ne kadar insani bir istek... :)
Zayıf düştüğümüz anlar... elbette olağan bir durum. Çok büyük düşünürlerin bile düştüğü durumlar bunlar.
Bir gün psikiyatristime sordum, bu arada kendimde bir psikoloğum, "siz her soruna çare bulan muhteşem bilgilerle donatılmış kişilersiniz, herhalde çok mutlusunuz?" diye.
"Hayır" dedi, "Bizlerinde çaresiz kaldığımız o kadar çok durum var ki..." ve anlattı, uzun olur bu konuya girmiyorum.
Karşımızdaki kişi... elbette bizi tam olarak anlamayabilir ve bunu beklemek aslında yanlıştır bana göre. Çünkü inanışlarımız, olaylara yaklaşımlarımız farklıdır. "Beni anlamıyorsun" diye yakınırken, biz onu ne kadar anlıyoruz acaba?
İnsanoğlu bencildir ne yazık çokça. En büyük acı kendi acısıdır, en korkunç bela onu bulmuştur vs vs...
Tek başına ayaklanmak... idealdir, ama kendini yormaktır. Eğer tek başımıza başarabilseydik herşeyi, tek başımıza mutlu mesut yaşar giderdik, kimseye ihtiyaç duymadan. Bana kalırsa doğru insanlarla, doğru ilişkiler kurmak, yalansız ve sade, insanı daha başarılı kılar yaşam mücadelesinde.
"Bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine..."
dizelerini elbet bilirsiniz Nazım'ın.
Sevdikleri üzmemek... sizin sevdikleriniz yok mu? Ve üzüldüklerinde sizinle paylaşmaları size ters mi? Onlar tek başına üzülsünler, üzüntüleriyle sizi üzmesinler, ve hasta olduklarında, "seni üzmek istemedim" derlerse, ne yanıt verirsiniz? :)
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Kendimi anlatayım biraz , bir tarafım o kadar vahşi yalnızlığa tutkun, bir tarafım da insanlara ilişklere açık. İnsanlarla iletişimde hiç zorlanmadım bugüne kadar, içtenliğim sayesinde doğru ve güvenilir çok dostlarım oldu çevremde hala da varlar. Onların varlığı bana güç veriyor.
Mesela şu an yaşadığım sıkıntılı bir dönem var, ama anlatabilceğim kimse yok, niye anlamazlar çünki, artı ben ne yapacağımı kendimi nasıl düzeltebileceğimiz biliyorum.
Yaralı olduğu zaman bazıları kabuğuna çekilir ya benimkisi de öyle herhalde. Bu çocukluğumdan beri böyle, sorunlar sıkıntılar vardı, ben hep kaybolup saklanır bir köşeye ne yapabilceğimi düşünürdüm, güçlü olmanın yöntemi buydu benim dünyamda hala da bu.

Son cümlenle ilgili şunu diyebilirim benim sevdiğim kişilerin canı yandığında acı çektikleirnde ben kat kat fazlasını çekerim, annem yanımda ah dese benim içim erir, belki de bunu tattığım için böyleyim.
Tekrar teşekkür ediyorum, desteğin için zynep.
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
:) İlginç benzerliklerimiz var aslında manas.

manas' Alıntı:
Kendimi anlatayım biraz , bir tarafım o kadar vahşi yalnızlığa tutkun, bir tarafım da insanlara ilişklere açık. İnsanlarla iletişimde hiç zorlanmadım bugüne kadar, içtenliğim sayesinde doğru ve güvenilir çok dostlarım oldu çevremde hala da varlar. Onların varlığı bana güç veriyor.
Mesela şu an yaşadığım sıkıntılı bir dönem var, ama anlatabilceğim kimse yok, niye anlamazlar çünki, artı ben ne yapacağımı kendimi nasıl düzeltebileceğimiz biliyorum.
Burada takıldım biraz, çünkü benzer bir durum benim içinde söz konusu. Anlatmaya gayret bile etmediğim dönemlerimde oldu, ama çok... aşka gelip diyeyim hadi : ) anlattığım zamanlarda "anlamazlar beni" diye düşündüğüm kişilerden destek gördüğümü söylemeden geçemeyeceğim.
Ve şu kısımda sana tamamen katılıyorum, insanın özellikle kendi kararları doğrultusunda yaptığı herşey kendi tasarrufudur ve hata varsa en doğru bir şekilde düzelebilecek olan yine kendisidir. Bazı şeyler dile gelmez, hani 40 kafadan 40 ayrı sese kulak vermektense kendi sessizliğimde sorunların, sıkıntıların üstesinden gelmeyi yeğlerim bende.

Son cümlenle ilgili şunu diyebilirim benim sevdiğim kişilerin canı yandığında acı çektikleirnde ben kat kat fazlasını çekerim, annem yanımda ah dese benim içim erir, belki de bunu tattığım için böyleyim.
Sizinle yeni tanışıyoruz ancak uzun yorumlarımdan ve özellikle kendi yaşanmışlıklarımdan verdiğim örneklerden beni az çok tanıma fırsatınız olmuştur, benim sizi tanımaya başladığım gibi... : )
Aynı düşüncedeydim ve çok çok sevdiğim bir kişi bana kızdı; "Bir daha asla derdimi senle paylaşmam! Çünkü sen anlatmıyorsun, paylaşmıyorsun. Demek ki o kadar yakın hissetmiyorsun..." diye, üzüldüm.
Elbette her önüne gelene ağlamak falan filan değil anlatmaya çalıştığım, ama insanları sadece mutlu anları paylaşmakta mutlu hissettirmez, acıyı sıkıntıyı paylaşan insan belki daha mutludur, dostu olduğu için.
Ben hep "siz" diyerek anlatıyorum manas ama söylediklerim genel düşüncelerdir. Sonuçta bu satırlar kalıcı, belki bu tür sıkıntıları olan arkadaşlara yol gösterebiliriz bu çok verimli olduğuna inandığım fikir alışverişlerimizde.

Ben de size özel teşekkür ederim, uzun yazıları sıkılmadan okuyup yanıtladığınız için... :-*

 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Bir gece msnde bir arkadaşıma anlatmıştım en büyük acımı, içimde eriyen bir buzul  vardı adeta, yazıyor ve de ağlıyordum bütün gece devam etti bu hal. Eminim gerçekten karşımda doğru kişi olduğunu anladığımda paylaşmaktan çekinmem, hayat bana şunu öğretti mutlu taklidi yapma, mutlu olmaya çalış, kendimi kandırmaya çalışmıyorum.
Ama insan çevresine arkadaşlarına bakıyor senin yaşadığın süreci yaşayan yok, bu da insanı susturuyor belki de.
Ben sen diye hitap ediyorum umarım rahatsız olmuyorsundur, sizleri tanımak çok güzelmiş... :)
 
N

nevinn

Kullanıcı
29 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
Kocaeli
Bende çok uzun süre güçlü insanı oynamayı tercih ettim. Fakat yanlış yaptığımı anlamam için destek almam gerekti, insanız güçsüz zamanlarımızda olacak diye düşünüyorum artık çünkü başımıza kötü bir olay geldiğinde kalkanlarımızı kaldırıp savaşa hazırlandığımızda, kendimizi korumakla mükellef olduğumuz dönemde acı gittikçe yerleşiyor ruhumuza (ve dolayısıyla bedenimiz) ama biz anlamıyoruz. Ama gerçekleri kabullenip olayı tüm cepheleriyle kavrasak belki o zaman tedbirini alabiliriz.
 
E

efsane_18

Kullanıcı
12 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
Giresun
bende kendımı buldum yaa bıktım güçlü görünmekten ama kendımı öyle sartlandırmısımkı derdımı anlatmayı bile basaramıom kelimeleri eksik kuruyorum cünkü alışkın degilim anlatmaya...bende dinlemeyi sevenlerdenım baskasının derdini dinledikce kendımınkılerı unutuyorum... sorunları kendı içimde halediorum  farettım artık dısardan gelen cözümleri kabul edmıom kafama taktımı yapuıom yine ve bu bazen benı yorgun düşürüyor ozamn cekilip kabuguma kimseyle konusmadan kendı içimde yasıyorum ve bu dönemde kırıyorum  cevremdekı tüm insanları..

Yasamak yinede güzel dielim....
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
Konuyla alakası yok ama bir de şu var  insanın kendi ürettiği çözümler yanlış bile olsa sana ait ya hata ettim diyorsun faturayı kendine kesiyorsun. Ama başka bir akıl başka bir çözümün bedelini ödemek ağır geliyor insana, bırakın hatalarımla sevabımla kendi hayatımı yaşayayım.
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
İnanmıyorum... :)

Bir gece msnde bir arkadaşıma anlatmıştım en büyük acımı, içimde eriyen bir buzul  vardı adeta, yazıyor ve de ağlıyordum bütün gece devam etti bu hal.
Üstte uzun uzun anlattığım boşluk içinde yaşamımda, bir gece aynı şeyi yaşadım ve hayatım değişti... :)
Üstelik sadece sanaldan tanıdığm (kardeş forum sitemizden) bir kişiydi, güven işte, ve bir daha hiç ayrılmadık. :)
Herşeyiz diyebilirim kısaca.

Ve böyle boş günlerimden birinde, sonraları bu dünyada kimseyle değişmeyeceğim kadar değerli dostumla tanıştım.
Sabırla bana yaşamayı öğretti yeniden. Kabuğumdan çıkardı.
 
M

manas

Kullanıcı
6 Haz 2008
En iyi cevaplar
0
0
İnanmıyorum  dediğin bu tesadüf mü zynep.
 
Üst