Gerçek Aşk

  • Konbuyu başlatan ebruliyn
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Serbest Kürsü kategorisinde ebruliyn tarafından oluşturulan Gerçek Aşk başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 1,702 kez görüntülenmiş, 3 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Serbest Kürsü
Konu Başlığı Gerçek Aşk
Konbuyu başlatan ebruliyn
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan korsan
E

ebruliyn

Kullanıcı
29 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim.
Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı…
Gel gör ki beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı.
Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu.
İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım.
Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum.
Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.
Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.
Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu.
'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.'
Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu.
Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!
Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?'
Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu.
Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.
'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.'
'Diyelimki  dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var.
O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mâl'olacak.
Bunu benim için yapar mısın?'
Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi.
Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.
Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu.
Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı.

'Sevgilim' diye başlıyordu,
'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı.
Okumaya devam ettim.
'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra
monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.'
'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve
varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.'
'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden,
yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'
'<Sâdık arkadaşın>ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu,
karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.'
'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak,
can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için dudaklarıma ihtiyacım var.'
'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğu için ,
yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem,
merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin -
gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'
'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.'
  Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.
Göz yaşlarım mektuba düşüyordu....
'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım.

Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.'
Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi.

O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.
Bu gerçek aşktı...

İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın,

seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil...

Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda bir yerdedir.

Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir.
Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır.

Hayat tam da böyle bir şeydir

alıntı





 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
Aşk bumu, sevda bumu, hayaaaaaaaaaat bumu, kalp acı dünya hüzün göz yaş dolu, demiş bir büyük sanatçı.
Aşk hiç biri, gerçekliği hususunda tartışmıyorum bile.

Bu aralar aşk konuları beni çekio neden acaba desem, töhmet altında kalırmıyımki :d
Neyse..Aşk varsa, buradaki bu konuda dahil, anlatılan yada atfedilen sıfatların hiç biri değil.

Teşekkür ederim konu için.
 
E

ebruliyn

Kullanıcı
29 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın,

seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil...
Aslında konu evlilere daha uygun çünkü evlilikte bir zaman sonra herşey ıssızlaşıyor ve akıllarda soru işaretleri başlıyor
O hala beni seviyor mu?Ben hala ona aşıkmıyım?eskiden herşey daha mı güzeldi?vs.
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
Valla bir feminist hanımefendi şöle demiş.

Evliliği reddediyorum. Sadece bir aşkı şirket usulü bir anlaşmaya soktuğu için değil, evliliğin yarattığı yaşam biçimini reddediyorum. Birbirinin varlığından heyecan duyan iki ayrı dünyanın tekleşmesinin, iki kişinin tek kişi olmasının, tek kişi gibi ele alınmasının, ortaya çıkan bağımlılık ilişkisinin aşkı, sevgiyi öldürdüğünü düşünüyorum.”

Yani evlilik aşk'ı öldürüyormu ne dicemde :d
Aşkı yok saydıgım için evlilik sevgiyi öldürüyor diyebilirim  :d
 
Üst