Flamingo'nun Kaleminden

  • Konbuyu başlatan dideM
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Özgün Kalemler kategorisinde dideM tarafından oluşturulan Flamingo'nun Kaleminden başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 13,321 kez görüntülenmiş, 49 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Özgün Kalemler
Konu Başlığı Flamingo'nun Kaleminden
Konbuyu başlatan dideM
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Flamingo
D

dideM

Kullanıcı
5 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Sayfa, "Flamingo" rumuzlu üyemizin isteği doğrultusunda açılmıştır.

Keyifli paylaşımlar..
 
F

Flamingo

Kullanıcı
31 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
                                        RUHUN SESİ
Bugün bir başkayım... Bedenim başka, ruhum başka.. Sanki bir başka insanın bedeninden, yüreğinden, kopup gelmiş ruhum... Bana ait değil.. Ben değilim bu yaşayan.. Ben değilim bu konuşan... Durup düşünüyorum, kısa bir an dahi olsa... Ne güzel şey düşünmek... İnsanlara verilen en büyük nimet... Düşünüyorum... Ve diyorum ki; gelmiyor geçen hiçbir gün geriye... Getirmiyor geçen hiçbir gün yaşanmışları...
Ama her yeni gün yeni yaşanmışlıklar getiriyor... Ruhuma, bedenime... Bana ait olduklarnı kabul ettirmek istercesine... Evet ey ruh, sen bu bedene aitsin, evet; ey kalp, sen bu bedene aitsin... Boşuna yeni sığınıklar arama kendine... Gidemezsin çünkü hiçbir yere... Biliyorsun, gidersen geri gelemezsin, ey kalp! Gelemezsin... Alırlar seni benden... Kalpsiz kalırım... Yağmurun altında sırılsıklam şemsiyesiz kalmak gibi bir şey bu... Ya da... Alevin ortasında bir kor olmak demek, kalpsiz kalmak... Seni benden almak isteyen kim olursa karşı çık kalbim! Gitme ona! Ben bu bedene aitim, de... Söyle onlara, gidersen dönemeyeceğini... Çünkü öyle bir yaşar ki bu ruh aşkı, verilen o kalp geri gelemez bir daha... Söyle...
Hasreti değilim bir şeyin, şu anı yaşamak varken...
Çocukluğumu özlemiyorum, yaşadım çünkü her günümü doya doya... İçimden geldiğince yaşadım evet...
Geleceğe hasret falan da değilim, şu anla meşgulüm çünkü... Şu an'ı yaşamakla...
Dizlerim de kanadı gerektiğinde, yüreğim de...
Yaşadığım her anı, tattığım her duyguyu iliklerimde hissedebildim...
Acıyı yaşadım; daha sonraları hissedeceğim mutlulukların değerini bilebilmek adına...
Sevinci yaşadım; elimde olanlara, bana verilenlere şükretmek adına...
Üzüntüyü yaşadım; başkalarının üzüntülerini paylaşmak adına...
Özlemi yaşadım; sevilenlerin varlığını hissetmek adına...
Umudu yaşadım; doğacak her yeni güne olan inancım adına...
Hüznü  yaşadım; bir  yaz akşamı aklıma düşen sevdiğim adına...
Aşkı  da yaşadım; gerçekte yaşayabileceğim umudu adına...
Yaşadım bunların hepsini... Doya doya, gönlümce...
Fazlaca sahiplenmeden; ama serbest de bırakmadan sarıldım hayata...
Ne küçümsedim benden kötü durumda olanları...
Ne büyük gördüm benden iyi görünenleri...
Çünkü bu dünyadaki en güzel şeyler her zaman bana ait olanlardı....
Bana verilen her şey dünyanın en güzeli, en iyisiydi daima...
Değerlerini bilmek adına...
Yaşamadığım, yaşamak da istemediğim tek bir duygu var şimdilerde hayatımda...
Nefret..!
Hiçbir şeyden nefret etmeden yaşayabilen insanlara ne mutlu... Kin besleyemeyenlere ne mutlu...
Çünkü bu dünyada , ''İnsan ne yaparsa kendine yapar!''
Hep seven, sevebilen insanlara ne mutlu...
Çünkü onlardır, iç huzuru yaşayabilen 
Onlardır, an'ın tadına varabilen
...Ve  onlardır hep, SEVİLEN....
Sahipsiz hissettiğim ruhum bu satırlara yansıyan düşüncelerle geri döndü sığınağına, huzura erdi...
Ve istedi ki, bunları başka insanlar da bilsin... Eğer varsa, kötü bir gün geçirmiş olan... Işık tutsun onlara istedi..!
Yaşadığımız her gün bir mucize..!
Doğuşumuz bir mucize..!
Hele ki, insan olarak doğuşumuz, daha büyük bir mucize..!
Yaşadığınız hayatın değerini  keşfetmeniz, ve eğer keşfettiyseniz,
Onu asla bırakmamanız dileğiyle...
Sevgiler...
S€RAP ATAŞ
~ 13 Temmuz 2009 ~
 
B

Batusch

Kullanıcı
22 Mar 2009
En iyi cevaplar
0
0
Güzel bir yazı.. Paylaşım için teşekkürler..
 
F

Flamingo

Kullanıcı
31 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
Okuduğun için ben teşekkür ederim :)
 
G

gökteki yıldız

Kullanıcı
13 May 2009
En iyi cevaplar
0
0
Antalya
Yazına aktardığın düşünceler çok hoş...Yazında öyle ;)
Paylaşım için teşekürler
 
Y

yigitce

Kullanıcı
23 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
yigitce2007.spaces.live.com
Sahipsiz hissettiğim ruhum bu satırlara yansıyan düşüncelerle geri döndü sığınağına, huzura erdi...

kinden ve nefretten uzak ,huzur dolu günler diliyorum...
güzel yazi icin tesekkürler...
 
F

Flamingo

Kullanıcı
31 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
Ben de teşekkür ederim Gökteki yıldız  ::)
 
F

Flamingo

Kullanıcı
31 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
                                                Gelmeyeceksin


Unutmak istiyorum;
Ruhumda öyle bir ezgi var ki...
Duyduğum bütün şarkılardan daha güzel,
daha anlamlı, daha etkileyici...
Ve sıradışı...
Bitmesin bu ezgi...
Bu ezgiyi durdurabilecek bütün ihtimalleri
Unutmak istiyorum...

Sen...
Yeni bir kitaba başlarmışcasına sabırsızlık...
Uzun bir yola çıkarmışcasına hazırlık...
Ruhumdaki ezgiler kadar mükemmellik
Ve yaşanacak yeni bir hayat kadar...
Cesaret  getiriyorsun bana.


Kırılganım...
Tıpkı bir kelebek gibi...
Elinde tutmasını bilmediğin anda
Havasız  kaldığı bir anda..
Ölecek bir kelebek gibi...

Belki sen görmeyeceksin öldüğünü...
Çünkü solmayacak rengi..
Yaşamayacak belki ama;
Hala, öylesine hayat dolu,
Öylesine 'senin' gibi görünecek ki sana...
İnanmayacaksın öldüğüne...

Bilmeyeceksin...
Ta ki...
Hareketsiz olduğunu görene kadar...
Ama bunu göremezsin...
Göremezsin işte...
Elinde tuttuğun o kelebeğe bakmayı akıl etmiyorsun çünkü...
Korkuyorsun çünkü...
Baktığında
Onun orada olmamasından...
Ya da ölmüş olmasından...
Delicesine korkuyorsun...
Bunu hissedebiliyorum...
Bunu görebiliyorum...

Ama bilmiyorsun
O kelbeğin, 
Sana ne ümitlerle bağladığını..
Sende yaşam bulacağını...
Sana ne kadar ihtiyacı olduğunu
Ve sonunda nasıl hayal kırıklıkları yaşadığını..

Bilmeyeceksin..!
Çünkü; bir kez olsun bakmadın avuçlarına...
Avuçlarında duran o kelebeğin güzelliğine...

Eğer onu yaralarsan...
Aslında yaralananın kendin olacağını
Bilmeyecek kadar
Düşüncesizsin işte!

Kalbimin sesini dinliyorum...
Ve inan, hiçbir şey söylemiyor...
Yaşamıyor sanki...
Atmıyor bile
Bak...
Yoksun çünkü...
Gelmeyeceksin!...
Atmıyor işte...
Kollarını istiyor...
Sarıp sarmalasın onu istiyor...
Sevgini istiyor...
Ne kadar bencil geliyor sana değil mi?
Yo...
O buna aldırmıyor
Çünkü...
Sana verebileceğinden fazlasını istemiyor...

Bak, şimdi nasıl da duyuyorum kalbimin söylediklerini...
Neden biliyor musun sevgilim?
Çünkü seni düşünüyorum...
Seni düşündüğümde duyabiliyorum...
Ve mantığımla arasında uçurumlar var...
O, buna aldırmıyor
Seni istmeye devam ediyor...
İçinde seni yaşatıyor...
Ve tüm bunlara rağmen biliyor ki...
Sen yoksun!...
Gelmeyeceksin!...
 
M

M

Kullanıcı
31 Tem 2008
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Şiirin tamamı çok güzel güzell yazmışşsın benım en çok hoşuma giden bölüm şu oldu

Sen...
Yeni bir kitaba başlarmışcasına sabırsızlık...
Uzun bir yola çıkarmışcasına hazırlık...
Ruhumdaki ezgiler kadar mükemmellik
Ve yaşanacak yeni bir hayat kadar...
Cesaret  getiriyorsun bana.


Teşekkürler Paylaştıgın için..Güzel bi şiir
 
F

Flamingo

Kullanıcı
31 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
Ben teşekkür ederim, okuyup da yoruma değer bulduğun için...
 
F

Flamingo

Kullanıcı
31 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
                                              İÇİMİZDEKİ MEVSİM

Mevsimlerimiz vardır...
Çetin kışlar..
Ilık ilk baharlar...
Sıcak yazlar...
Ve hüzünlü sonbaharlar....

İnsanların da mevsimleri vardır...

Kışları vardır...
Çetin, zorlu yolları...
Hayatın cilveleri...
Yaza olan hasretleri...
Belki de umutsuzlukları...

İlkbaharları vardır...
Genellikle gençlikleri...
Bazı günler sıcak, çiçek açmış...
Bazı günler serin, yağmur bırakmış...

Sonbaharları vardır...
Her dönem görülür ömürde...
Hüzünlü biraz..
Biraz da huzurlu..

Ve yaz!...
Cıvıl cıvıl, mutluluk taşan yaz...
Ruhumuzda çiçekler açtıran yaz...
Rutubetten arındıran, renk cümbüşü yaratan yaz...
Güneş açtıran yaz...

Yaşarız bu mevsimleri...
Gerçek anlamında değil de ruhumuzdaki yansımasında...
Her birinin ayrı anlamı
Her birinin ayrı ihtişamı vardır...

Yaşamımıza renk getirirler...

Hiç kışı görmemiş bir ruh, çiçekler açmanın  basit olduğunu sanar...
Kışı görüp, çiçekleri solduğundaysa, anlar...

Yeniden açan...
Hayat bulan çiçekleri
Artık daha büyük anlam taşır...
Değeri bilinir...

Oysa çiçek yaz, kış demez...
Bir şey kaybetmez çiçekliğinden...

Mutluluğumuz da böyledir...
O her zaman bizimdir...
İçimize baktığımızda
Kapılarımızı açtığımızda
Görebileceğimiz yerdedir...

Kapıları kapatıp,
Kışı getirirsek....
İçeri sızacak olan gün ışığını,
''Mutluluğu''
Işığımızla beraber geri göndermiş oluruz...

Kapıları açıp
İçeri davet ettiğimizdeyse...
Anlarız, değerli olduğunu...

Işığıyla bizi ısıtan güneş...
Ruhumuza can veren pırıltılar...
Hep bu mutlulukta gizlidir...

Yaşama sevincimiz...
Bakış açımız...
Değerlerimiz...
Bu kapının ardında gizlidir...
Yaratıcılığımız, kimliğimiz ancak içeri giren bu ışıkla görülebilir...

Karanlıkta renkleri göremezsiniz...
Renkler ancak ışıkla buluştuğunda görülebilir...
Işıksız renk, açmamış bir goncadır...
Onu açtırmak insanın elindedir...

Kapıları açıp...
Işığa gözlerimizi alıştırdığımızda..
Kişiliğimizin bütün renkleri...
Adeta yarışarak
Ortaya çıkacaktır...
Nihayetinde bize
Yazı getirecektir...
Ruhumuzun yazını...

~S€RAP~
 
P

prenses35

Kullanıcı
23 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
Düzenli bir anlatımla yazmıssın,çok güzel...
 
F

Flamingo

Kullanıcı
31 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
                                            MARTI

Huzurevindeki bir günde...
Yaşlı kadın, her zamanki sandalyesinde otururken..
Ansızın çıkagelen bir çocuğu gördüğü anda...
Yıllar önce kaybettiği çocuğuna benzetip
Hıçkırıklara boğulur...


O an özlemini  giderecek bir yol var mıdır?
Ölen çocucuğunu karşısında gördüğünü zanneden bu kadının yaralarını ne sarabilir?

Bir martı uçar mı o an yanına ?
Yalnız geçen günlerinin hasretini dindirebilir mi?
Yaşama sevincini verebilir mi tekrar?
Öperken o çocuğu, kendi çocuğu sanarak.. Bilir mi aslında onun çook uzaklarda olduğunu..

Peki ya o çocuk?..
Gittiği yerde, hissedebilir mi annesinin başka çocukları 'o' sandığını?
O sanıp da, öpüp okşamasını..Hasret gidermesini...
O an söyleyebilir miydi bunu bir martı?...
Annesi mi gider, getirirdi martıyı yanına..
Yoksa çocuğu mu martının kanatlarında çıkagelirdi ansızın...

Biter miydi bu özlem?
Huzur evinde yatan, o yalnız.. o evladı ölmüş anneyi hangi hasret durdurabilirdi?
Çocuğunun özlemini çeken bu yaşlı kadın, nasıl da bir başkasının çocuğunu kendi çocuğu sanarak öpüp okşardı...
'Seni ne kadar da özledim!' diyerek bağrına basar... ve..hıçkıra hıçkıra ağlardı...

Bir martı gelse..
Biter miydi bu özlem..?
Biter miydi bu yaşlı kadının ızdırap dolu günleri...
Biter miydi gözündeki yaşlar..
Bir martı gelse...



~Serap~


Bu yazdıklarım huzurevinde geçirdiğim günün anısınadır...
Ve her zaman yazdıklarımdan farklı olarak, umudun değil, çaresizliğin sessiz çığlıklarıdır...



Dip not: Lütfen ara sıra da olsa böyle yerleri ziyaret ederek buradaki insanların yarasına siz de bir merhem sürün...
 
P

prenses35

Kullanıcı
23 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
Ben de huzurevlerini ziyarete gitmeyi cok istiyorum,orada ki tatlı insanların yanında bulunmak..ihmal etmemek gerekir onları.
şiirin cok iyi olmus.
 
F

Flamingo

Kullanıcı
31 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
Kesinlikle.. İhmal edilmemeliler.

Beğenmene sevindim, teşekkürler...
 
F

Flamingo

Kullanıcı
31 Ağu 2008
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
                            BÜYÜK KIZLAR AĞLAMAZ

Son gidişim mi bu?
Son bitti deyişim mi acaba...
Kim bilir?...

Her defasında bitti diyorum... Bitti!...
Ama olmuyor...  Bitmiyor.
Bitmeyecek de!

Bir  gerçeği  ne kadar hissedebilirsiniz?
Yaşadığınız bir duyguyu ne kadar hissedebilirsiniz?..
En fazla ne kadar?..
Hayatta bir kez hissedilebilen şeylerden bu...
Bütünüyle ''Gerçek''...

Hangi duyguyu iliklerinize kadar işletebilirsiniz?
Acıyı mı?...
Nefreti mi?...
...

Hiçbirini...
Hiçbirini sevgi kadar derin hissedemezsiniz..
Çünkü zamanla yoğurulmuştur sevgi.. Diğer duygular benzemez pek...
Kendine özgüdür. Anlayabilenedir.
Ve...
Gerçekten yaşayabilen için, öyle derin anlamları vardır ki..

Sahi...
Hiç oldu mu sizinde böyle hissettiğiniz?..
Sevgiden titrediğiniz...
Mutluluktan ağladığınız...
Vücudunuzun her zerresinde, damarlarınızda akan kana kadar,
Hissettiğiniz oldu mu sevgiyi?..

Bu tarif edilemez bir duygudur...
Bu kelimelere sığmayan bir duygudur...
Ancak yaşayan görür, hisseder...

Peki bu sevgiyi kaybedeceğinizi düşündüğünüzde...
Ya da
Kaybettiğinizde?
Tahmin edebiliyor musunuz yaşanacakları?..

Nedir ki bunun adı?
...

Aşk!..
Elbette aşk.
En büyük mutlulukla, en derin acıdan yoğurulan aşk...
Başınızı döndüren...
Sonsuzluğun Mavi'sinde
Ortalarda dolaşan bir  beyaz bulut gibi...

Bir gökyüzüne pırıl pırıl bir bulut ne kadar yakışırsa...
Güzel bir yüreğe de öyle yakışır aşk...

Onu kaybetmekse...
Ya yeni bir gökyüzüdür bulutun aradığı...
Ya da
Yağmur olup..
Düşmektir yerlere!..

Ama
Ne olursa olsun...
Büyük kızlar ağlamaz değil mi?..
Büyük kızlar ağlamaz...

Çünkü derin acıların
Somut sembolleri yoktur;
Gözden akan yaşlar gibi.
Ağızdan çıkan sözler gibi...
Onlar sadece derinlerde yaşanır.
Ta derinlerde!

İşte bu yüzden de...

Büyük kızlar ağlamaz!..



Not: Sadece başlıktan yola çıkarak, bir anda yazdığım bi yazı...
 
Üst