Fıkralarla DEMİREL tarihi

  • Konbuyu başlatan Codex
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Serbest Kürsü kategorisinde Codex tarafından oluşturulan Fıkralarla DEMİREL tarihi başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 5,328 kez görüntülenmiş, 17 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Serbest Kürsü
Konu Başlığı Fıkralarla DEMİREL tarihi
Konbuyu başlatan Codex
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan nefret_Esat
Codex

Codex

Özgür Şahin
Site Kurucusu
14 May 2006
En iyi cevaplar
0
48
Çanakkale
www.kendinigelistir.com
Cumhurbaşkanı, 20 yıldır, dilinin altındakini mizahın diliyle anlatıyor:



Cumhurbaşkanlığı seçimi yak­laşırken Süleyman Demirel suskun. Türkiye kendisini konuşur­ken, o, pozisyonu gereği yo­rum yapamıyor.

Aslında bu suskun kalma mecburiyeti, Demirel’in siyasal hayatında sık sık karşı­laştığı bir durum.

Müdahale durumu doğduğunda, üzeri­ne siyasi yasak konduğunda, Köşk’e aday olduğunda, partideki koltuğu dolduğunda cümleler hep boğazında düğümlendi, ama o hep içine atmak zorunda kaldı.

İşte bu tür durumlarda o, derdini anlat­mak için çok bildik bir yol kullandı:

Fıkra anlattı.

Böylece yasakları çiğnemeden muha­taplarına mesajı dolaylı yoldan yollama­yı başardı.

Fıkra, Baba’ nın dilinde bazen bir dire­niş çağrısına, bazen de bir alay etme, dert anlatma ya da sorun çözme yöntemine dönüştü.

Öyle ki, belli dönemlerde anlattığı fıkra­lar alt alta yazılınca ülkenin krizlerle dolu geçmişinin mizahi bir tarihçesi de yazılmış oldu.

işte fıkralarla son 20 yılın Demirel tari­hi:



12EYLÜLDEN SONRA:

”Uçak yolculuğu sırasında çocuklar ra­hat durmuyorlarmış. Kabinde oradan oraya koşarak, uçağın dengesini bozuyorlarmış. Bu durumdan rahatsız olan Kaptan Pİlot, hostesi çağırmış ve ’Çocukları kon­trol altına alın’ demiş. Bir süre sonra uçağa sessizlik çökünce kaptan meraklanıp, hos­tesi çağırmış. ’Ne oldu?’ diye sorunca, hos­tes şu cevabı vermiş: ’Uçağın kapısı aç­tım, ”Çocuklar biraz da bahçede oynayın. Ben sonra sizi çağırırım” dedim.



DARBEYE KARŞI ”NiYE  TEDBİR ALMADIĞI” SORULDUĞUNDA;

”Hocanın evini hırsızlar soyunca komşular söylen­meye başlamış. ’Hocam, insan kapısı kilitlemez mi? Para ortaya konur mu? Bu ka­dar ağır uyku olur mu?’ diyorlarmış. Hoca da cevap vermiş: ”Tamam ben hatalıyım. Ama eve giren hırsızın hiç mi kabahati yok?”



TAPULU ARAZİDE GECEKONDU YAPILDIĞINDA,

”Köylünün biri savaşa gitmiş, bir süre sonra da künyesi gel­miş. Köyün önde gelenle­ri toplanmışÂ­lar ve dul ka­lan karısına ne olacağı düşünmüşler. Üzüntüyle de olsa, kadın­cağızı evlendirmeye karar vermişler. Kadın evlendikten bir süre sonra, öl­dü sanılan köylü çıkagelmiş. Biz seni öldü sandık diyenlere de ’Yoo ben ölmedim. İşte buradayım’ deyince ortalık karışmış. Sıkıntıyla gerçeği açıklamışlar ama genç köylü ’Ben karımı isterim’ diye tutturmuş. ’Evlendirdik, anlamıyor musun’ deseler de köylü inat etmiş. ’Ben onu bu­nu bilmem, karımı isterim...” demiş.

Gün ola harman ola. Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.

öldü sandıklarız yarın çıkıp geliverir­ler, mahcup olursunuz.



ANAYASA 92 OY ALDIĞINDA,

”İki berduş kasaba meydanında avare avare dolaşırken bir kalabalığa rastlamış. Bakırlerken, bir güvercin uçup berduşlar­dan birinin omzuna konmuş. Herkes top­lanmış, berduşa ’Sen padişahımız olacak­sın’ demişler. Berduş ’Olmaz’ diye ısrar etse de, inatçı kasabalılara yenik düşmüş. Padişahlığı kabul edip arkadaşı da sadra­zam yapmış. Aynı gün de başlamış zulme, boyun vurmaya, vergi salmaya. Arkadaşı, ’Yapma, halk kızacak’ deyince çiçeği bur­nunda padişah cevap vermiş:

’Güvercin uçurup padişah seçen halka böylesi az bile.’



YERİNE DYP LİDERLİĞİNE ÇİLLER SEÇİLDİĞİNDE,

”Leylek yılanı nasıl avlar bilir misiniz? Leylek havada uçarken bir yılan gördün mü hemen üzerine atılmaz. Bulunduğu yerden daha yükseğe çıkar. Çıkabileceği en yüksek noktaya geldikten sonra birden yılanın üzerine pike yapar. Yılanı belinden kaptığı gibi tekrar eski yüksekliğe çıkıp yı­lanı aşağı atar. Bu kadar yüksekten düşen yılanın beli kırılır, hayvan ölür. Leylek ölen yılanı alır, yesinler diye yavrularına götürür. Ama bu her zaman böyle olmaz, leylek bazen üşengeçlik eder, yılanı yeterli yük­sekliğe çıkmadan yere bırakır. Bu durum­da yılan sadece bayılır. Yılanı öldü zanne­den leylek, hayvanı alıp yuvasına götürür, ’alın yiyin’ diye yavrularına bırakır. Ana leylek yuvadan ayrılınca da, yılan yavru leylekleri yer.”



KÖŞK’TE ASKERLERLE KİRİZ ÇIKTIĞINDA:

”Bir profesör aslanla kuzunun aynı kafes­te yasayabileceği­ni iddia etmiş. İti­raz edenler olsa da ’Ben bunu yaparım’ demiş. Hayvanat bahçe­sinde denemeye başlamış. İtiraz edenler bir  hafta sonra gelmiş ve ku­zuyla aslanı aynı kafeste görmüşler. ’Bunu nasıl yaptın?’ diye şaşkınlıkla profesöre sormuşlar. O da cevap vermiş. ’Her gün kafese yeni bir kuzu koyuyoruz.’”



VE SON FIKRA: CUMHURBAŞKANLIĞINA YENİDEN ADAY OLDUĞUNDA...

Adamın biri derdi için büyücüye gitmiş. Büyücü muskası yazmış adama vermiş ve bir de öğütte bulunmuş: ’Şimdi bu mus­kayı al, boynuna as ve bir de sakın dişi tav­şanı aklına getirme. Derdin iyileşecek’ de­miş.

Adam başı sallamış, ’Bu büyü tutmaz’ demiş.

’Neden?’ diye sormuş büyücü...

’Sen şimdi böyle söyledin ya, artık dişi tavşan hiç aklımdan çıkmaz.’



Can DÜNDAR
 
A

altınay

Kullanıcı
2 Ağu 2007
En iyi cevaplar
0
0
Antalya
çok akıllıca keşke benm hafızamda böyle kuvvetli olsada insanlara mizahla kırmadan derdimi anlatsam...teşekkürler
 
Safari

Safari

Kullanıcı
7 Haz 2007
En iyi cevaplar
0
36
İstanbul
altınay' Alıntı:
çok akıllıca keşke benm hafızamda böyle kuvvetli olsada insanlara mizahla kırmadan derdimi anlatsam...teşekkürler
farklı bir bakış :) bu da güzel..
 
Y

yaneles

Kullanıcı
11 Eki 2008
En iyi cevaplar
0
0
çok teşekkür ederim çok cüzelllll ;D ;D ;D ;D
 
E

ebruliyn

Kullanıcı
29 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
Paylaşım için teşekkürler,güzeldi..Hazır cevap birinede böylesi yakışır,inceden dokundurmalar... ;)
 
N

nefret_Esat

Kullanıcı
18 Mar 2009
En iyi cevaplar
0
0
aslan la koyun olayı güzelmiş :d
 
Üst