Ege Aydan'ın çok yönlü sanat yaşamı

  • Konbuyu başlatan GulsahToptas
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kim, Neyi, Nasıl Başardı? kategorisinde GulsahToptas tarafından oluşturulan Ege Aydan'ın çok yönlü sanat yaşamı başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 5,642 kez görüntülenmiş, 0 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kim, Neyi, Nasıl Başardı?
Konu Başlığı Ege Aydan'ın çok yönlü sanat yaşamı
Konbuyu başlatan GulsahToptas
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan GulsahToptas
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com


Ege Aydan’ın annesi opera sanatçısı ve oyuncu Sevda Aydan. Sanatçı bir aileden gelen Aydan’ın oyuncu olmasına ailesinin etkisi büyük. Annesinin “Ne yaparsan yap en iyisini yap” sözünü aklından çıkarmayan Aydan, konservatuar sınavlarına girer ve Ankara Devlet Konservatuarı’nı kazanır. Bugüne kadar yer aldığı projelerde adından hep söz ettiren Aydan 30’un üzerinde film ve dizi projesinde yer aldı, 20’ye yakın oyun yönetti.  Aydan’ı son dönemin popüler dizilerden Kavak Yelleri ve Yaprak dökümü’nde izliyoruz. Aslında Ege Aydan, yalnız oyuncu değil, sanatın hemen hemen her dalıyla ilgileniyor. Sinema ve dizilerde oyunculuk yapmasının yanı sıra seslendirme ve Devlet Tiyatrolarında yönetmenlik yapıyor. Bilkent Sanat Sokağı’nda 25. resim sergisini açan Ege Aydan; heykelle, şiirle de yakından ilgileniyor. Başarılı oyuncu ve ressam Ege Aydan sanat hayatı hakkında bilinmeyenleri anlattı.

Dizi senaryosu seçmek zorlaştı

Devlet tiyatrolarında oyuncu değil artık yönetmenlik yapıyorum. Sinemada ve dizilerde oyunculuk yapıyorum. Dizi seçimi yaparken her teklife atlamamak gerekiyor. Eskiden daha iyi seçim yapıyordum çünkü sektörde kimlerin olduğu ve yetenekleri belliydi. 90’lerden sonra çok fazla dizi yapılmaya başlandı, son zamanlarda senaryoları seçemez oldum. Eskiden dizilerin hangi kanalda olduğuna bakmazdım ama artık bakıyorum. Dizi sektöründe çok fazla şey yapılıyor ancak hepsi başarılı olamıyor. Kendimizi korumak zorundayız, tecrübesiz kişilerle çalışarak maymun olabiliriz.

Bazı işlerin garip bir büyüsü olur

Seyircinin hangi diziye rağbet gösterdiği önemli ancak hangi dizinin tutacağını bilmeye artık benim bilgim, görgüm, ilgim yetmiyor. Geçen sene Ferhan Şensoy’un “Son Ders” filminde oynadım. Bence çok başarılı bir filmdi ama gereken ilgiyi göremedi. Kavak Yelleri’ndeki rolüm ilk teklif edildiğinde kabul etmemiştim çekimler Urla’da yapılıyordu ve ben başka bir dizide oynuyordum. Sonra rol tekrar teklif edilince, kadroya dahil oldum. Dizi çekimlerine ilk başladığımızda setteki sinerjiyi fark ettim, aile gibi olduk bu da başarıyı beraberinde getirdi. Kavak Yelleri’ndeki gençlerin şansının yüksek olduğunu düşünüyorum. Zaten bazı işlerin garip bir büyüsü olduğuna inanırım. Bazı işlerde de ne kadar uğraşırsanız uğraşın hep aksilik çıkar, işler yolunda gitmez.

Tek şehirde yıllardır yaşayamadım

Devlet tiyatrolarında yönetmen olduğum için bölgelerde de yönettiğim oyunlar oluyor. Bölgelerdeki oyunlar yüzünden iki bazen üç şehirde birden yaşamak zorunda kalıyorum. Örneğin; Asmalı Konak dizisinde oynarken İzmir’de bir oyun sahneye koyuyordum. Prova bitince İzmir’den uçağı denk getiremiyor, atlıyordum arabaya Ürgüp’e gidiyordum. Salı sabahı tekrar İzmir’e dönüyordum, üç gün İzmir’de çalıştıktan sonra İstanbul’a uçakla gidip dizinin seslendirmelerini tamamlıyor aynı akşam İzmir’e dönüyordum. Eğer bir dizi de oynuyorsam bu her zaman böyle oldu. Aslında Ankaralıyım ama diziler genelde İstanbul’da olduğu ve arabayla seyahat etmeyi tercih ettiğim için Ankara otobanında yaşıyorum.


Başarılı olmak için çağdaş oyunculuk tarzını benimsedim

Hem plastik hem fonetik sanatlarla ilgileniyorum, ben buyum zaten başka türlü olamam. Profesyonel olarak oyuncuyum, resim yapıyorum diyorum ama heykel, seramikle, şiirle, karikatürle de uğraşıyorum. Hepsi benim içimde olan şeyler birini diğerine tercih edemem çünkü hepsi bir bütünü yani “beni” oluşturuyor.

Neyi iyi yaparsan meşhur olursun

Annem, ağabeyim Efe’yle bana her zaman “ne yaparsanız yapın en iyisini yapın” derdi. Şimdi gençler meşhur olmak için konservatuarı seçtiklerini söylüyorlar buna çok kızıyorum. Ben konservatuara meşhur olmak için değil tiyatro sanatçısı olmak için girdim, böyle olması gerektiğini düşünüyorum. Spor, sanat, politika … Neyi iyi yaparsan meşhur olursun, işini iyi yapan kişinin meşhur olmaması mümkün değil. Ağabeyim ve kendimden örnek verirsem; biz başarılı olmak için o sırada ne eksikse onun üzerine eğildik. Ağabeyimin basketbol oynadığı yıllarda basketbolda forward oyuncusunun önemi bilinmiyordu, ağabeyim o dönemde forward eksiğini fark ederek ona yöneldi. Bu yeni üslubun da desteğiyle basketbol oynadığı Eczacıbaşı 4-5 sene üst üste şampiyon oldu. Ben de içinde bulunduğum sanat dalında en iyisini yaparak hep eksikleri kapatmaya çalıştım. Benim oyunculuğa başladığım dönemde oyunculukta çok abartılı oyunculuklar söz konusuydu gerek tiyatroda gerek sinemada. Daha çağdaş oynamaya, daha samimi, inandırıcı olmaya, daha hayatın içinden oynamaya çalıştım. Bu tarz oyunculuk seyirciyi dövmediğinden seyirci daha istekli izliyordu. Aksini yapanları eleştirmiyorum bu sadece üslup meselesi, nasıl gerekiyorsa öyle oynamak lazım.

Artık icat yapmıyorum

İnsan yaşarken belirli etaplar belirliyor hayatında, oraya ulaşınca bir sonrakine ilerliyor. Hayatımda her zaman hedefim oldu ama artık kendime hedef koymuyorum. Yaptığım işleri en iyi şekilde yaparak yoluma devam ediyorum, icat yapmıyorum. Geçtiğimiz yıl eşimle beraber ağır bir motosiklet kazası geçirdik. Kaza hayatımı değiştirdi, o yüzden biraz ritmim yavaşladı. Yine de dizilere devam ediyor, resim sergisi açıyor, tiyatro oyunları sergilemeye devam ediyorum.

Ressamım derim çünkü resmi yaşıyorum

Çocukken başladım resim yapmaya. Arnavutköy’deki Eseniş Lisesi’nde okumuştum orada İngilizce hocam vardı. “Yaramazlık yapma dersin düzenini dağıtma da resim yap.” derdi.  Böyle böyle başladım, çok iyi karikatür de çizerim ama karikatürist değilim. Ama ressamım derim, resmi yaşıyorum çünkü. Şuanda bile aklımdan resimle ilgili bir sürü şey geçiyor, ben başka türlü olamıyorum. Son olarak Bilkent Center Sanat Sokağı sergi alanında hiç sergilemediğim 50 resmimi 20 Aralık- 10 Ocak tarihleri arasında sergiledim.


En son izlediğiniz film?
Filmleri sinemada görmek istiyorum, sinema sinemada izlenir. Evde kaçırdığım filmleri izliyorum. Son olarak izlemeye geç kaldığım Fransız “Protesto” filmini izledim. Daniel Day Levis’in “There will be blood”  “Kan dökülecek”i ve “Burn After Reading”, Aramızda Casus var.”ı izledim.

En sevdiğiniz yemek?
Yumurtanın her çeşidi, zeytinli biber dolmasını bir tencere yerim.

Hangi takımlısınız?
Galatasaray

En sevdiğiniz film türü?
Bilim kurgu filmlerinin iyi, kötü hepsini severim. Doğal olarak en sevdiğim dizi “Lost”.


kariyer.net
 
Üst