Çernobil'in kızının son yazısı

  • Konbuyu başlatan Harun
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Serbest Kürsü kategorisinde Harun tarafından oluşturulan Çernobil'in kızının son yazısı başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 2,798 kez görüntülenmiş, 8 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Serbest Kürsü
Konu Başlığı Çernobil'in kızının son yazısı
Konbuyu başlatan Harun
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan karagün
H

Harun

Kullanıcı
29 Şub 2008
En iyi cevaplar
0
36
İstanbul
leftinthedark.wordpress.com
Kanser hastalarının umudu "Kansere Gülümsemek" kitabının yazarı gazeteci Sibel Kalaycı, Kartal'daki evinde, dün 22:00 sıralarında, kardeşi Dr. Serap Kalaycı'nın kolları arasında hayata gözlerini yumdu. 34 yaşında hayata veda eden Kalaycı'nın cenazesi, arkadaşlarının gözyaşları arasında memleketi Trabzon'a uğurlandı. Kalaycı, Pazartesi günü öğlen namazının ardından merkeze bağlı İncesu köyünde (Maçka yolu üzerinde) toprağa verilecek.

Kemoterapi alırken peynirli pizza yemeyi sürdüren, ağzından kan gelirken bile hayata gülümsemekten vazgeçmeyen Kalaycı'nın ölümü, ona bakarak hayata tutunan kanser hastalarını yasa boğdu. Kanser olduğunu öğrendikten sonra "Allahım sana şükürler olsun, iyiki kanser olmuşum!" diyerek dört kitap yazan Kalaycı, kansere inat hayatı doya doya yaşıyordu. Kemoterapi için bekleyen hastaların okuması için bagışladığı kitaplarıyla Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne kitaplık kurmuştu.


-------------------



Hani deseler seni en iyi anlatan özlü sözü bul, ne gerek var ki derim, zaten öyle bir söz var: “Kelin keli yetmezmiş gibi bir de üstüne çıban çıkarmış.”

Nasıl ama?

Zaten çoğu ayrıntılarını bildiğiniz durumumun son dönemini şöyle bir özet geçeyim(önce kelin keli yetmezmiş durumu):

Hani, tümölerim sanki Everest Tepesi ile yarışa girişmişler gibi, büyümüşlerde büyümüşler, büyümüşlerde büyümüşlerdi ya. (Gerçi büyümelerine lafım yok ama hiç olmazsa çevre organlara zarar vermesinler değil mi? Ya da madem zarar veriyorlar, bir tabela assınlar:

“İç organlara verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü özür dileriz.”

Yok ama illa kabalık yapacak edepsiz tümörlerim.

Neyse, bir önceki yazımda karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, karında asit birikimi, ağrıların dayanma sınırını aşması ve normal ağrı kesicilerin yetersiz kalması üzerine opioid türevi ağrı kesicilere başlangıç, vb. sorunları biliyorsunuz…

ŞİMDİ SIRA ÇIBAN BÖLÜMÜNDE

Sağ ayağımdaki düşük ayak tuzak nöropatisiyla yaşamaya tam alışmışken bir gece aniden sol bacağım ve ayağımda sanırım infeksiyona bağlı ödem gelişmeye başladı. Bir ara o kadar şiştiler ki kendi çoraplarımı giyemez duruma geldim. Her tarafım löpür löpür selüleit… Iyyk, ne iğrenç görünüm durumları yani.

Anam haliyle bir ikilemde kaldı. Ya bu soğuklarda çıplak ayak kalarak üşüteceğim ya da babamın çoraplarına el koyacağım. Tabi ki fedakar anam(!) bana öncelik tanıdı, sevgili kızı için kocasını feda etti(!)

Bir de bunun bangır bangır bağırtarak inleten ağrı kısmı var ki (Opioidlerin bile işe yaramadığı) o da ayrı bir iğrençlik tabi…

YASAKLANAN SÖZCÜK

Ve bugün hastanedeydim. Sağ olsun ziyaretime gelen tüm dostlar “ooo, Sibel, hasta numarası yapma bize, gayet iyi görünüyorsun” sözleri ile fena gaza gelmiş olmalıyım. Kısa bir süre öncesine kadar,

“ambulans gelmeden sedyeyle beni taşımadan bu evden adım atatam, merdivenlerden inemem” derken bugün, “sorum değil ineriz yaaa” havalarına girdim.

Ama gelin görün ki, hastaneye gitmek için 1. kattaki evimin merdivenlerinden aşağıya bir kolum anamda bir kolum babamda güçlükle başarınca,

“hııımm” dedim, bu işte bir terslik var.

Hastaneye ulaştığımda, daha önceki günlerde asansöre binebilmek için neredeyse birbirini çiğneyecek durumda itiş kakış yaşayan hasta ve yakınları, bu kez beni görünce

“çekilin kenara, hasta için açın asansörün önünü” sözleri

“hııııımmm, evet kesin bir terslik var” düşüncemi pekiştirdi.

Ve bundan böyle, bana, benim dışımda

“Sibel çok iyi görünüyorsun” sözlerini yasakladım…

Bu sözcükleri sadece kendim kullanabilirim. Kullanıyorum da:

Tamam son dönemde iyi görünmüyor olabilirim, nolcak yani? Bu benim halen mükemmel ötesi, harikulade üstün biri olmadığı göstermez. Yaşasın ben; zira Nazım Hikmet’in şiiri bundan sonra bana yol gösterecek:

(1)

Yaşamak şakaya gelmez,

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

bir sincap gibi mesela,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,

yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,

yani o derecede, öylesine ki,

mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,

yahut kocaman gözlüklerin,

beyaz gömleğinle bir laboratuarda

insanlar için ölebileceksin,

hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,

hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,

hem de en güzel en gerçek şeyin

yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

yaşamak yanı ağır bastığından.

1947

(2)

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,

yani, beyaz masadan,

bir daha kalkmamak ihtimali de var.

Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini

biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,

hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,

yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz

en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,

diyelim ki, cephedeyiz.

Daha orda ilk hücumda, daha o gün

yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.

Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,

fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz

belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki hapisteyiz,

yaşımız da elliye yakın,

daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.

Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,

insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla

yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım

hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

1948





 
E

ebruliyn

Kullanıcı
29 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
Tesadüf eseri kanser olduğumu öğrensem ne yaparım diye çok düşünürüm,hayata nasıl bakarım,hayatımda ki öncelikler değişir mi?Şuan dertlendiğim,takıldığım şeylere dönüp bakar mıyım?Bilmiyorum nedense insan başına gelmeden tam olarak kestiremiyor,sadece bu tür manzaralarda kendi haline şükredip es geçiyor,Sibel Kalaycı da hastalığının bilincinde olan,son ana kadar hayata tutunan bir insanmış,kemoterapiden sonra bile pizza yemiş,sanırım ben bu kadar pozitif olmazdım.

Yalnız bu sözü ezberime aldım
“Kelin keli yetmezmiş gibi bir de üstüne çıban çıkarmış.”
Teşekkürler Harun
 
H

Harun

Kullanıcı
29 Şub 2008
En iyi cevaplar
0
36
İstanbul
leftinthedark.wordpress.com
Ebruliyn' Alıntı:
Tesadüf eseri kanser olduğumu öğrensem ne yaparım diye çok düşünürüm,hayata nasıl bakarım,hayatımda ki öncelikler değişir mi?Şuan dertlendiğim,takıldığım şeylere dönüp bakar mıyım?Bilmiyorum nedense insan başına gelmeden tam olarak kestiremiyor,sadece bu tür manzaralarda kendi haline şükredip es geçiyor,Sibel Kalaycı da hastalığının bilincinde olan,son ana kadar hayata tutunan bir insanmış,kemoterapiden sonra bile pizza yemiş,sanırım ben bu kadar pozitif olmazdım.

Yalnız bu sözü ezberime aldım
“Kelin keli yetmezmiş gibi bir de üstüne çıban çıkarmış.”
Teşekkürler Harun
Birşey değil.

Bende dün gece yatarken uyku basmadı böyle şeyleri düşündüm. Dedim kanser olsam ne yapardım acaba. Herhalde hastane de yatmak istemezdim. Çok kötü başıma gelmeden bişey söylemek zor

 
E

ebruliyn

Kullanıcı
29 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
Herhalde hastane de yatmak istemezdim. Çok kötü başıma gelmeden bişey söylemek zor
Bende çok düşünüyorum acaba hastanede yatar mıyım diye,sanırım yatmaz ıhlamur içip kendi kendine geçmesini beklerdim :p aslında emin değilim karar vermek zor,ama umut işte belki kurtulurum düşüncesi beni ikna eder mi bilmiyorum :-\
 
H

Harun

Kullanıcı
29 Şub 2008
En iyi cevaplar
0
36
İstanbul
leftinthedark.wordpress.com
Ebruliyn' Alıntı:
Herhalde hastane de yatmak istemezdim. Çok kötü başıma gelmeden bişey söylemek zor
Bende çok düşünüyorum acaba hastanede yatar mıyım diye,sanırım yatmaz ıhlamur içip kendi kendine geçmesini beklerdim :p aslında emin değilim karar vermek zor,ama umut işte belki kurtulurum düşüncesi beni ikna eder mi bilmiyorum :-\
boşver kötü şeyler düşünmeyelim. olunca bakarız. bak ne diyor şiirde. hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayın :)
 
D

dideM

Kullanıcı
5 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Ama gelin görün ki, hastaneye gitmek için 1. kattaki evimin merdivenlerinden aşağıya bir kolum anamda bir kolum babamda güçlükle başarınca,

“hııımm” dedim, bu işte bir terslik var.

Hastaneye ulaştığımda, daha önceki günlerde asansöre binebilmek için neredeyse birbirini çiğneyecek durumda itiş kakış yaşayan hasta ve yakınları, bu kez beni görünce

“çekilin kenara, hasta için açın asansörün önünü” sözleri
Tüylerim diken oldu ya. Ne kötü birşey bu, düşünmesi bile insanı boğuyor. Bir de başkalarına muhtaç olarak yaşama muhabbeti var tabii. En güzeli çok hastalanmadan erkenden ve birden ölmek..
 
S

serhatt

Kullanıcı
2 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
Bir insanın ağzından kan gelirken bile hayata karsı gülümsemesi herkese örnek bir davranıştır.Kimi insanlar "Batsın bu dünya" diye başlayıp yaşamaya devam ediyorlar.Hayattan umut'u kesmemek lazım.Ölüme yakınken bile.Teşekkürler yazı için...
 
M

Mustang

Kullanıcı
28 Ara 2008
En iyi cevaplar
0
0
Ankara
mustang-serpil.blogspot.com
Harun yazı için çok teşekürler...
Ben her zaman hayata sağlıklı ve önünde iyi günler yaşama imkanı varken yakınan insanlara ,çok az ömrü kalan ve hayata sıkı sıkı tutunan bu insanları örnek veririm.
Onlar için yaşanacak anların bile nekadar değerli olduğunu söylerim .
Hayat es geçilmeyecek kadar güzel .
Birde arkadaşlar burada ben olsam ne yapardım diye düşünüp kendinize kötü şeyler çekmeyin sizin yazdıklarınızı okurken ben iptal diyerek okudum.
Ben bir yerde okmuştum bizler elimizde olmadan bazen kötü düşünceler ürete bilir hatta benim gibi bed dua edebilirsiniz bu yanlış düşünceleri iptal ederseniz işleme konulmuyor.
Ben artık kötü düşünmemeye çalışıyorum bizler düşüncelerimizden bile sorumluyuz unutmayalım.
 
K

karagün

Kullanıcı
24 Mar 2009
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Çernobil kahramanları 23 yıl sonra unutulmadı

Dünyanın en büyük nükleer kazası olan Çernobil nükleer felâketinde yaşamlarını yitirenler Ukrayna'da 23. kez düzenlenen törende anıldı

KİEV - Ukrayna’da, dünyanın en büyük nükleer kazası olan Çernobil’deki nükleer reaktörün patlamasının 23. yıl dönümünde anma töreni düzenlendi.
Aralarında Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko ve üst düzey yetkililerin de bulunduğu 100 kadar kişi, Kiev’de gece yarısından sonra düzenlenen törende, kazanın kurbanlarının anısına dikilen anıta çiçekler bıraktı. Geleneksel anma töreni, Çernobil’in 4 numaralı reaktörünün 26 Nisan 1986’da yerel saatle 01.23’te patlaması nedeniyle, her yıl 01.20 sularında düzenleniyor.
Törene, patlamanın ardından tesisin temizlenmesinde çalışan çok sayıda görevlinin de katıldığı ve bu görevlilerden çoğunun törende gözyaşlarını tutamadığı görüldü.
Çernobil çalışanlarının bir bölümünün yaşadığı, tesise 50 kilometre mesafedeki Slavutiç kasabasında da, kazanın kurbanları için yüzlerce Ukraynalının katıldığı bir ayin düzenlendi. Devlet Başkanı Yuşçenko, yayımladığı bildiride, "Kendilerini bizim için, çocuklarımız için feda eden bu kahramanları derin üzüntüyle anıyoruz" ifadesine yer verdi.
Resmi verilere göre, patlamada 31 kişi öldü. Gayriresmi rakamlara göre ise 1986 ile 1990 arasında 25 binden fazla kişi radyasyon yüzünden yaşamını yitirdi.
Çernobil bölgesinden 130 bin kişi tahliye edildi. Ukrayna ve Avrupa’da yüz binlerce kişi radyasyondan etkilendi. Çernobil nükleer santrali 2000 yılında kapandı.
 
Üst