Bütün Başarılı Senaryoların,İtici Gücü.......

  • Konbuyu başlatan senarist081
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Sinema kategorisinde senarist081 tarafından oluşturulan Bütün Başarılı Senaryoların,İtici Gücü....... başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 5,013 kez görüntülenmiş, 16 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Sinema
Konu Başlığı Bütün Başarılı Senaryoların,İtici Gücü.......
Konbuyu başlatan senarist081
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan senarist081
S

senarist081

Kullanıcı
30 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Duzce
Bir senaryo yazarı olarak öncelikli hedefiniz seyircide ve okuyucuda bir duygu uyandırmak olmalıdır. Para, şöhret, popülarite, insanlığın kutsanması ya da aydınlanmış, kudretlenmiş bir seyirci; ulaşmayı umduğunuz şey her ne olursa olsun, buna ancak sinema ya da TV seyircisini hikayenizle duygusal olarak ilgili tutabildiğiniz takdirde ulaşabilirsiniz. Ve sadece yapımcı senaryonuzu okurken duygusal olarak etkilenmişse bir seyirci kitlesine ulaşma şansına sahip olursunuz.

Bu gerekli duygusal yakınlaşma sadece seyirci hikayenizin olaylarını karakterler vasıtasıyla deneyimlerse gerçekleşebilir. Kahramanızın takip edeceği zorlayıcı bir arzusu yoksa, hikayenizin ileriye doğru bir hareketi olmaz, seyircinin takp edeceği bir şey kalmaz ve okuyucunuz sayfaları çevirmek için kendisinde zorlayıcı bir sebep bulamaz.

Hikayenizin temel kavramını oluşturacak olan şey bu gerekli arzudur. Herhangi birisine "Independence Day" ne ile ilgilidir diye sorun, size muhtemelen "Bu, yabancı istilasını durdumaya çalışan bir grup insanın hikayesidir" gibi birşey diyecektir. Veya gazetelerdeki film ya da TV dizisi tanıtım yazılarına bakın. Hemen hemen hepsi kahramanın peşinden koştuğu birincil arzudan bahsediyordur.


Bazı özellikler dış motivasyonu belirgin kılar ve duygusal bir deneyim yaşatması ihtimalini yükseltir.

1. Arzu belirgin, görünür olmalıdır. Burada DIŞ MOTİVASYON terimini kullanıyorum, çünkü seyirci filmi seyrederken bu arzuyu görebiliyor. Mr. Smith'i durdurmak, ya da The Matrix Revolutions'ta dünyayı kurtarmak, There's Something About Mary'de lisedeki rüyalarının kızıyla tekrar bir araya gelmek, ya da Finding Nemo'da; bu filmlerin kahramanları arzularına ulaşmak için birşeyler yapmaktadırlar, kendilerini sadece lafla ifade etmezler.


Başka bir deyişle dış motivasyon, başarı, aşk, aidiyet, açgözlülük, intikam, ya da insani değer gibi görünmez ve içsel kaliteler için olan arzuyu içermez. Bunların herhangi biri kahramanın görünür amacını kovalamasına sebep olabilir, ancak sebebin kendisi olamaz.


In the Line of Fire filminde Frank Horrigan, kariyerinde çok önceleri yaşamış olduğu bir tereddüt ve korkaklık anısından kurtulmak istemektedir. Ancak bu ihtiyaç senaryoya bir olay örgüsü vermez, sadece gerçek dış motivasyonu güçlendirir: süikastçinin başkanı öldürmesini engellemek.



2. Arzunun net bir şekilde ifade edilmiş bir bitiş noktası olmalıdır. Film boyunca sadece kahramanın hedefi peşinde koşmasını seyretmez, aynı zamanda bu hedefe ulaşmanın nasıl bir şey olduğunu gözümüzde canlandırabiliriz. Con Air'i seyrederken kahraman ile kötü adam arasındaki anlaşmazlığın çözüleceğini biliriz. Tüm detayları, ya da nerede ve nasıl meydana geleceğini bilmeyebiliriz, ama hikayenin bu şekilde sonuçlanacağını biliriz.


Bir senaryo yazdığınızda, seyirciyi bir yolculuğa çıkartırsınız. Ancak bu "hadi arabaya atlayıp gaza basalım ve yol bizi nereye gotürecek bakalım" dediğiniz gezintilerden biri değildir. Bir filmde seyirciye bilinçaltında şunu dersiniz: "Seni şu belirgin hedefe gotürüyorum. Yolda karşılaşacağımız engelleri ya da yol boyunca görülmeye değer yerleri şimdiden söylemeyeceğim. Ama söz veriyorum, film bittiğinde, orada olacaksın."


Filminizi bir yarış gibi düşünün. Kahramanınız, diğer karakterler ya da doğa güçleri onu durdurmadan önce finiş çizgisine varmak için gözü dönmüşcesine çaba sarfetmektedir. Eğer seyirciye finiş çizgisinin nerede olduğunu söylemezseniz neyi izleyeceklerini nasıl bilsinler? Hatta filmin bittiğini nasıl farkedecekler? (Evet biliyorum, yazılar akmaya başlayacak. Amma da heyecanlı!)


Dış motivasyonu, benim İÇ MOTİVASYON olarak adlandırdığım içsel bir değer arzusundan ayırmanın bir başka yolu daha vardır. Kahramanınızın, örneğin kabul görmeyi arzulaması güzel bir şey, ancak bu kabulü gözle görülür ve bizim de katılabileceğimiz bir dış motivasyona bağlamazsanız seyirci kahramanın bu hedefe ulaştığını nasıl bilecek? Amadeus'da, kıskanç Salieri Tanrıdan, Mozart'ı bir müzikal deha yaptığı için intikam almak (görünmez) ister. Bu onu, Mozart'ı yok etmek gibi görünür bir arzuya yönlendirir. Mozart'ın öldürülmesi, hikayeyi ileri doğru gotürmektedir, belirgin bir bitiş noktası ortaya koyar ve seyirciyi duygusal açıdan ilgili tutar.




3. Kahramanınız gözü dönmüş bir biçimde arzu etmelidir. Eğer temel karakterleriniz dışsal motivasyonlarına ulaşmakla çok hafifçe ilgililerse, seyircinin onların kazanıp kazanmamasıyla ilgilenmesini nasıl beklersiniz? Okuyucuyu senaryonuza bağlayan şey, kahramanın yakıp kavuran tutkusudur ve sonucun da onlar için ölümcül derecede önemli olmasını sağlayan şey budur.




4. Kahramanınız aktif olarak arzunun peşinden koşmalıdır. Karakterleriniz basitçe oturup para, başarı ya da güzel bir kızın aşkını kazanmayı ne denli çok istediklerini konuşamazlar. Yaşamlarının kontrolünü ele almalı ve güç, cesaret ve zekalarını; bankayı soymak, seri katili durdurmak ya da kraliçenin kalbini kazanmak için, son zerresine kadar kullanmalıdırlar.


Ayrıca kahramanınız herhangi bir reaksiyon vermeden, oturduğu yerden, başkalarının bir hedefe ulaşmalarını izleyemez, buna izin veremez. Tanım olarak kahraman, arzusu filmin örgüsünü oluşturan kişidir.


Pasif kahramanlar ilgi ve heyecanı öldürür. Hiç tepki vermeyen birisini nasıl takip edebiliriz ki? Kahramanınız senaryonun başlangıcında pasif olabilir, ama çok geçmeden "BUNU İSTİYORUM!" demeli ve bu arzunun peşinden gitmelidir.




5. Bu arzuya ulaşmak, kahramanın gücü dahilinde olmalıdır. Asla kahramanınızın kurtarılmayı beklemesini istemezsiniz. Bir katil tarafından takip ediliyor, bir mağarada tuzağa düşmüş ya da etrafı dinazorlar tarafından sarılmış olsun; ümitsizce ilahi bir gücün gelip kendisini kurtarmasını bekleyemez.


Bu yüzden çok az başarılı film, seçim ya da güzellik yarışmaları gibi konularla ilgilidir: bu gibi durumlarda sonuç, oylayanlar ya da jüri tarafından belirlenir, ödülü kazanmak isteyen tarafından değil. (Evet evet biliyorum! "Miss Congeniality", bir güzellik yarışması ile ilgiliydi. Ama dış motivasyon neydi dersiniz? Katili durdurmak, ödülü kazanmak değil.)


Bu prensibin istisnası mahkeme dramlarıdır, burada bir jüri ya da yargıç en sonunda kahramanın kazanıp kaybettiğine karar verir. Ama dikkat ederseniz, A Few Good Men, Class Action ya da Runaway Jury gibi, başarılı olmuş yargı filmlerinin çoğunda jüri kararı; kahramanın düşmanın bir zayıflığını ortaya çıkardığı, kilit bir delil sunduğu, ya da müthiş duygusal bir kapanış konuşması yaparak sonucu kaçınılmaz karara doğru dönüştürdüğü bir sahneyi takip eder.




6. Kahramanınız hedefine ulaşmak için herşeyini ortaya koymalıdır. Yeniden, kahramanınız meselesinin peşinden ne kadar tutkulu, cesaretli ve belirgin koşuyorsa, seyircinin duygusal katılımı o kadar büyük olur. Kahraman başardığında da seyirci bir o kadar çok mutlu olur.


Bu prensip, Terminator3, XMen2 ya da Panic Room gibi; aksiyon ya da korku filmlerinde iyice belirgindir. Burada kahramanlar, dünyayı kurtarmak, kötü adamı durdurmak ya da tehlikeden kaçmak için yaşamlarını ortaya koyarlar. Ancak aşk filmlerinde ve komedilerde de bu prensip geçerlidir. The Birdcage'deki Robin Williams karakteri, insanları heteroseksüel olduğuna ikna etmeye çalışarak, aşağılanmayı, küçük düşürülmeyi, değersiz görülmeyi, aşkını ve hatta öz oğlunun sevgisini kaybetmeyi göze alır.


Sleepless in Seattle, Good Will Hunting, As Good As it Gets gibi komedilerde ve aşk hikayelerinde, kahramanlar herşeyin ötesinde bir duygusal risk alırlar: bir yaşam boyu korumacılıkla oluşturdukları kimliklerinden vazgeçerek kendilerini reddedilme, korku ve acı gibi duygulara açarlar. Ancak aşklarını ve kaderlerini kovalarken ellerindeki herşeyi ortaya koyacak cesareti bulurlar.




7. Kahramanın arzusu filmin finalinde çözümlenmelidir. Hikayenize muğlak ögeler katabilir, hatta kahramanı belirsiz bir gelecekle başbaşa bırakabilirsiniz. Ancak dış ve iç motivasyonları mutlaka filmin sonunda çözümlemelisiniz. Seyirci iki saat boyunca kahramanınızın bu zorlayıcı arzuyu kovalamasını takip etti. Şimdi onları sürüncemede bırakarak senaryonun seyircide bir dönüşüm meydana getirmesini ya da kariyerinizde bir ilerleme sağlamasını bekleyemezsiniz.






Michael Hauge
 
S

SUNFLOWERS

Kullanıcı
5 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
Ya Tarık çok uzun bu!!!! :(
 
D

dideM

Kullanıcı
5 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Eğer temel karakterleriniz dışsal motivasyonlarına ulaşmakla çok hafifçe ilgililerse, seyircinin onların kazanıp kazanmamasıyla ilgilenmesini nasıl beklersiniz?
  ::)

Kahramanın arzusu filmin finalinde çözümlenmelidir. Hikayenize muğlak ögeler katabilir, hatta kahramanı belirsiz bir gelecekle başbaşa bırakabilirsiniz. Ancak dış ve iç motivasyonları mutlaka filmin sonunda çözümlemelisiniz.
  O0

1,2,3 ve 7 ile kafamda oluşturabildim. Hiç böyle algoritmik düşünmemiştim.  :)

4,5,6 ise çok sıradan geldi sanki.. Ya da olması gereken de ben mi sıradanlığı gözümde canlandırdım..!  :-\ Bilemiyorum.

Teşekkürler senarist, temel kurallar bunlarmış demek!
 
S

SUNFLOWERS

Kullanıcı
5 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
Teşekkür ederim Tarık :D
Yol gösterdiğin için :)
 
M

MENEKŞE1

Kullanıcı
22 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
GİRESUN
BİR SENERYO YAZARKEN KURALLAR OLMALIMI BUNU TARTIŞMAK İSTERİM ÇÜNKÜ ZİHNİMDE YARATIKLARIMA RUHUMU KATIP ONU KAĞIDA KALEME DÖKMEK VE SEYİRCİYE SUNARKEN ÖZGÜRCE İFADE EDEBİLME ARZUMU SUNMALIYIMKİ YAZDIKLARIMIN ALTINDA BENİ ANLAYIN ÇAĞRISINI İFADE EDEBİLEYİM SONUÇ OLARAK HER YAZILAN SENERYODA O HİKAYEYİ ANLAMAK KENDİNCE YORUMLAR VARDIR RUHUNUN DERİNLİKLERİNE İNEBİLMEK BUNLAR KURALLARLA SINIRLANIRMI
 
S

senarist081

Kullanıcı
30 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Duzce
MENEKŞE' Alıntı:
BİR SENERYO YAZARKEN KURALLAR OLMALIMI BUNU TARTIŞMAK İSTERİM ÇÜNKÜ ZİHNİMDE YARATIKLARIMA RUHUMU KATIP ONU KAĞIDA KALEME DÖKMEK VE SEYİRCİYE SUNARKEN ÖZGÜRCE İFADE EDEBİLME ARZUMU SUNMALIYIMKİ YAZDIKLARIMIN ALTINDA BENİ ANLAYIN ÇAĞRISINI İFADE EDEBİLEYİM SONUÇ OLARAK HER YAZILAN SENERYODA O HİKAYEYİ ANLAMAK KENDİNCE YORUMLAR VARDIR RUHUNUN DERİNLİKLERİNE İNEBİLMEK BUNLAR KURALLARLA SINIRLANIRMI
Senaryo yazımı başlı başına yoğun bir emek gerektiren bir iştir.Bir hikaye,bir roman'dan çok ayrıdır kurgusu..Yazar hissediklerini yazar,hatta okuyucunun hissediklerini de..Sonuçta bu emeği okuyacak ve değerlendirecek olan okuyucudur..Senaristler de bir film senaryosu yazarken herhangi bir olaydan,nesneden,canlıdan etkilenerek bir şeyler üretirler ama burada tabii hislerini de katarlar ona katılıyorum,senaryo da kostümünden tutun da,kamera hareketlerine kadar her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmelisiniz,sadece karakter oluşturup,kurgulamakla ve hislerinizi katmakla bitmiyor..Senaryo'yu ayıran şey bunlardan ibarettir,bilmiyorum acaba sorunuza cevap verebildim mi?
 
M

MENEKŞE1

Kullanıcı
22 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
GİRESUN
TAMAM SENERYO YAZARKEN ZATEN HER ANINI BEYNİNDE DÜŞLEYİP TASARLAMAZMISIN HİKAYEYİ OLUŞTURUP YANİ BÜTÜNÜ SONRA PARÇALARA AYIRMAK GİBİ BİR KADININ BOYNUNDAKİ KOLYENİN RENGİNE VARINCAYA KADAR HER DETAYI DÜŞLEYİP KAĞIDA DÖKMEK AMA RUHUMUN BANA VERDİĞİ ÖZGÜRLÜKLE BENCE SENARİST BİR HİKAYE ÖNCE BEYNİNDE HER ANINA VARINCAYA KADAR DÜŞLER YAŞAR VE KAĞIDA DÖKER VE BUNUN İÇİNDE ÇOK ÖZGÜR İNCE BİR RUH LAZIM DEĞİLMİDİR HİÇBİR KURALA BAĞLI KALMADAN RUHUNUN SESİYLE ÖZGÜR HAREKET ETMELİ BENCE BU KONU HAKKINDA FAZLA YORUM YAPAMAM ÇÜNKÜ BİLMİYORUM  DETAYLARINI AMA YAZAN VE İZLEYEN BİRİ OLARAK BÖYLE OLMASINI İSTERDİM RUHUMUN BENİ GÖTÜRDÜĞÜ YERLERİ ÖZGÜRCE SUNABİLMEK
 
S

senarist081

Kullanıcı
30 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Duzce
MENEKŞE' Alıntı:
TAMAM SENERYO YAZARKEN ZATEN HER ANINI BEYNİNDE DÜŞLEYİP TASARLAMAZMISIN HİKAYEYİ OLUŞTURUP YANİ BÜTÜNÜ SONRA PARÇALARA AYIRMAK GİBİ BİR KADININ BOYNUNDAKİ KOLYENİN RENGİNE VARINCAYA KADAR HER DETAYI DÜŞLEYİP KAĞIDA DÖKMEK AMA RUHUMUN BANA VERDİĞİ ÖZGÜRLÜKLE BENCE SENARİST BİR HİKAYE ÖNCE BEYNİNDE HER ANINA VARINCAYA KADAR DÜŞLER YAŞAR VE KAĞIDA DÖKER VE BUNUN İÇİNDE ÇOK ÖZGÜR İNCE BİR RUH LAZIM DEĞİLMİDİR HİÇBİR KURALA BAĞLI KALMADAN RUHUNUN SESİYLE ÖZGÜR HAREKET ETMELİ BENCE BU KONU HAKKINDA FAZLA YORUM YAPAMAM ÇÜNKÜ BİLMİYORUM  DETAYLARINI AMA YAZAN VE İZLEYEN BİRİ OLARAK BÖYLE OLMASINI İSTERDİM RUHUMUN BENİ GÖTÜRDÜĞÜ YERLERİ ÖZGÜRCE SUNABİLMEK
Maalesef her şey istediğiniz veya düşündüğünüz gibi olmuyor..Bu samimi düşüncelerinizin önüne et duvarlar ören Yapımcı ve Yönetmenleri bulucaksınız karşınızda,her şeye karışırlar.Çünkü onlar senaryolaşmış bir filmin yapı taşlarını oluşturuyor..Hele hele işin içine maddiyat girince,devamını siz getirin..Yapımcı olmadan sizin yazdığınız,onca emek sarfettiğiniz senaryonun hiçbir niteliği kalmıyor maalesef.. :(
 
M

MENEKŞE1

Kullanıcı
22 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
GİRESUN
SANATA ÖNEM VEREN BİR ÜLKEDE YAŞAMIŞ OLSAYDIK MADDİ KAYGILARIMIZ OLMASAYDI DAHA ÖZGÜR BEYİNLER YETİŞİRDİ KURAN YAZAN İNSAN HER ANLAMIYLA ÖZELDİR İŞTE O ZAMAN ET DUVARLAR OLMAZDI RUHUMUZDAKİ ASİLİKLERDEN TUT TÜM DUYGULARA KADAR HARİKA ESERLERİ İZLERDİK ZAMANIMIZDAKİ GİBİ AĞALARIN ,KURTLARIN DİZİLERİ OLMAZDI KÜÇÜK BEYİNLERLE YAZILAN ESERLERE BAĞLI KALIP SADCE BAKMAK ADINA SEYRETMEZDİK BAKTIĞINDA ONLARDA EMEK AMA İNSANA NE KATIYOLAR HANGİ DUYGULARLA MÜPTELASI OLUYORUZ RUHUMUZA NE VERBİLİYOLAR HANGİ FLİM BANA KURTLARLA DANSI SEYREDERKEN RUHUMU ALIP O FİLİMİN İÇENE SOKUYO HANGİ YAPIT VAR ÜLKEMİZDE ÖYLE MAHSUN KIRMIZIGÜLÜN YAPTIĞI BEYAZ MELEK HERKES GİTTİ BUNU SEYRETMEYE ÖYLE BİR SENERYOKİ TAM TÜRK TOPLUMUNUN ÖZELİNE GÖRE YAZILMIŞ TOPLUMUN ZAAFLARINA GÖRE ACIMAK VE AĞLAMAK MERHAMET DIŞINDA NE VARDI ONDA ÖYLE BEYİNLER OLDUNU BİLİYORUMKİ BU TOPLUMA MÜTHİŞ ESERLER SUNACAK AMA ÖYLE ENGELLERİ OLUP ASAMADAN SADECE KAĞIT ÜZERİNDE KALAN BUNLARIN EMEKLERİ NE OLUCAK
 
S

senarist081

Kullanıcı
30 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Duzce
Sektör ismi artık kalıplaşmış ekol olmuş kişilerin elinde..Bu kişiler olduğu sürece maalesef ne siz ne ben türk örf,adetlerimizi yansıtan bizi gaflet uykusundan uyandıran yapımları göremicez,üzülerek ifade etmek istiyorum.Ben aylar öncesinden Osmanlı İmparatorluğu zamanında yaşanmış olayları konu alan 100 bölümlük bir Dizi projesiyle birkaç Ulusal Kanala,hatta yapımcıya gittim..İlgilenmediler,bir iki göz attılar..Sonra ne dediler biliyormusunuz,günümüz insanı bu tür şeylere pek merak sarmıyor,başka değişik projeleriniz var mı diye sordular,ben de var dedim ama sizlerin istediği normlarda değil dedim.İçki masası,kumar masası,birbirine aldatan eşler bu mu yani Türk aile yapısı..Yaramı deştiniz resmen ama bir yerde seviniyorum benim kafamdan birine denk geldiğim için.. :)
 
M

MENEKŞE1

Kullanıcı
22 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
GİRESUN
bence yılma yılarsan onların istediği topluma sahip olurlar seneryonu merk ettim ve eminimki harika bir yapıt oldunu düşünüyorum bende osmanlı döneminde hürrem üzerine yazılar yazdım ama bir gün biliyorumki bizim duygularımızı ruhumuzu anlıyan insanlar olucaktır ama yılma
 
S

senarist081

Kullanıcı
30 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Duzce
MENEKŞE' Alıntı:
bence yılma yılarsan onların istediği topluma sahip olurlar seneryonu merk ettim ve eminimki harika bir yapıt oldunu düşünüyorum bende osmanlı döneminde hürrem üzerine yazılar yazdım ama bir gün biliyorumki bizim duygularımızı ruhumuzu anlıyan insanlar olucaktır ama yılma
Öncelikle kötü haberim var sana,mayıs veya haziran gibi Hürrem Sultan vizyona giriyor,Hülya Avşar Hürrem Sultan rolünde oynayacak..Osmanlı senaryosuna gelince,senaryoda bölümler ne kadar az olursa maliyeti de o kadar düşer bu durum yapımcıların işine geliyor..Biraz da bölümleri çoktu ona da bağlıyorum..Ben de stratejimi değiştirip Sadece Kuruluş ve Yükselme Dönemi padişahlarına yer vererek,hem kurguda,hem de bölümlerde azaltmaya gittim..Birkaç ay içinde tekrardan kaldığım yerden devam etmeyi düşünüyorum..Hiç bir zaman yılmadım,öyle bir yapım yok benim..Başladığım hiç bir işi yarım bırakma gibi bir adetim de yoktur.. :)
 
M

MENEKŞE1

Kullanıcı
22 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
GİRESUN
ben seneryo yazmadım hürem sulatnın oynucanıda biliyorum hatta hüremi gülven ergende oynamıştı ve performansıda hoşuma gitmişti ben hürrem hakkında yazılarım var onu günümüze uyarladım yılmamaman güzel hatta seneryon için tabi okuyup sponsor bile olabilirim hatta bulabilirimde
 
S

senarist081

Kullanıcı
30 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Duzce
Teşekkürler,düşünmen yeter..Sitede bir senarist varken olduk iki tane.. ;D
 
C

crnkcclr

Kullanıcı
25 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
sizi hayranlıkla okudum :)

yılmamanız en doğru tavır olur...
sadece bu alanda değil sanatın her alanında yeterli duyarlılığa sahip bir toplum değiliz...
ama herkes gibi vazgeçen olursanız
herkes gibi olursunuz...

eğer istiyorsanız, yüreğiniz ise bunu söyleyen mutlaka olacaktır....
 
S

senarist081

Kullanıcı
30 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Duzce
crnkcclr' Alıntı:
sizi hayranlıkla okudum :)

yılmamanız en doğru tavır olur...
sadece bu alanda değil sanatın her alanında yeterli duyarlılığa sahip bir toplum değiliz...
ama herkes gibi vazgeçen olursanız
herkes gibi olursunuz...

eğer istiyorsanız, yüreğiniz ise bunu söyleyen mutlaka olacaktır....
Teşekkürler.. ;)
 
Üst