bunu okuyun arkadaşlar

  • Konbuyu başlatan çakır
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Serbest Kürsü kategorisinde çakır tarafından oluşturulan bunu okuyun arkadaşlar başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 4,604 kez görüntülenmiş, 18 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Serbest Kürsü
Konu Başlığı bunu okuyun arkadaşlar
Konbuyu başlatan çakır
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Zynep
Ç

çakır

Kullanıcı
22 Eki 2007
En iyi cevaplar
0
0
samsun
Ormandaki karıncalar müthiş bir düzen ve saadet içinde yaşayıp duruyorlarmış:ta ki kötü fil ormana musallat oluncaya kadar. Filin en büyük zevki karınca ezmekmiş. Günün belli saatlerinde ormana geliyor ezebildiği kadar karınca eziyor,keyif yapıyor,sonrada gidiyormuş. Karıncalar bu mezalim karşısında gerçekten,çok hiddetlenmişler. Bir gün karıncaların şefi karınca liderlerinin ulu ağacın altında toplanmasını istemiş,gerçekten sabah yüzlerce koloni lideri,şefin yanında toplanmışlar.

Uzunca bir sessizlikten sonra,şef konuşmuş “Arkadaşlar,başımıza gelen felaketi biliyorsunuz. Ne öneriyorsunuz?” diye sormuş. Kimi liderler “Ormanı terk edelim “,kimisi “Saklanalım” kimisi de “rüşvet verelim” derken şef “Arkadaşlar ormanımıza file bırakmayacağız,savaşacağız,herkes,tüm karıncalar silahlanıp,iki gün sonra sabah burada toplanacağız” diye konuşunca,tüm liderler “savaş!savaş!savaş” nidalarıyla toplantıdan ayrılmışlar.

Büyük gün gelip çattığında ormanın her yerinden irili ufaklı,siyah beyaz tüm karıncalar sürüler halinde toplanmaya başlamışlar. Her taraftan karıncalar akın ediyormuş,milyonlarca karınca,ellerinde iğneler,sopalar taşlar ve herkes şefin tırmandığı kayanın altına toplanmış. Şef onlara hedefi anlatmış,tüm karıncalar “Zafer!Zafer” çığlıkları atarken birden uzaktan uzak’tan bir filin ayak sesleri duyulmuş gümp gümp gümp’ karıncalar saklanıp beklemeye başlamışlar. Fil bırak karınca ezmeyi karınca göremediği diye için sinirle meydana girmiş. Bir anda şefin “hücum!” komutunu duyan karıncalar file saldırmışlar. Filin üzeri bir anda milyonlarca karınca ile dolmuş. Isırıyorlar,vuruyorlar,iğne batırıyorlarmış. Fil şaşkınlığını atınca yere bir sağ ayağını vurmuş,bir sol ayağını vurmuş üstünde hiç karınca kalmamış. Karıncalar bir daha saldırmışlar file. Fil bir sol ayağını vurmuş yere,bütün karıncalar yerde. Sadece tek bir zayıf çelimsiz karınca son anda filin boğazına tutunmuş,düştü,düşecek sallanmaya başlamış. Tüm karıncalar filin etrafında toplanmışlar ve bağırmaya başlamışlar

“BOĞ ONU BOĞ!BOĞ ONU BOĞ! diye

Küçük karıncayı motive etmişler
^^sonucu ne olmus arkadaşlar sizce^^
 
A

ayben

Kullanıcı
16 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
karıncada azmetmiştir sonuçta bi amacı vardı oraya geldiği zaman savaşı bırakmamıştır bence canı pahasınada olsa file dersini vermiştir ;)
 
Ç

çakır

Kullanıcı
22 Eki 2007
En iyi cevaplar
0
0
samsun
arkadaşlar teşekkür ederim..bence bu azmın zaferi desek..karar vermek yapmanın yarısıdır desek oluyor sanırım...sizce...
 
H

hacer

Kullanıcı
18 Eki 2007
En iyi cevaplar
0
0
kocaeli
çakır' Alıntı:
arkadaşlar teşekkür ederim..bence bu azmın zaferi desek..karar vermek yapmanın yarısıdır desek oluyor sanırım...sizce...
bilgi paylaştıkça çoğalır çok teşekkürler
 
A

aslı hemşire

Kullanıcı
22 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
karabük
bunu okuyun arkadaşlar
« Yanıtla #5 : 22 Kasım 2007, 15:36:57 Prş » 

--------------------------------------------------------------------------------
arkadaşlar teşekkür ederim..bence bu azmın zaferi desek..karar vermek yapmanın yarısıdır desek oluyor sanırım...sizce...


evet başarmanın yolu akıllıca verilmiş bi  karar aşamasıyla olur. teşekkürler
 
S

su perisi

Kullanıcı
4 Ocak 2007
En iyi cevaplar
0
0
Yapamayacagımız hedefler olsada gözümüzü korkak alıştırmamak  gerek,bogar heralde karınca  :D
 
Ö

ölüdeniz

Kullanıcı
2 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
uzay boşluğu
Arkadaşım bu güzel paylaşımı neden sadece bir kısmını alıntı yaptın anlayamadım.


Sağlam planlar yapmalıyız

Ormandaki karıncalar müthiş bir düzen ve saadet içinde yaşayıp duruyorlarmış: ta ki kötü fil ormana musallat oluncaya kadar. Filin en büyük zevki karınca ezmekmiş. Günün belli saatlerinde ormana geliyor ezebildiği kadar karınca eziyor, keyif yapıyor, sonra da gidiyormuş.
Karıncalar bu mezalim karşısında gerçekten, çok hiddetlenmişler. Bir gün karıncaların şefi karınca liderlerinin ulu ağacın altında toplanmasını istemiş, sabah yüzlerce koloni lideri, şefin yanında toplanmışlar.
Savaş, savaş, savaş!..
Uzunca bir sessizlikten sonra, şef konuşmuş "Arkadaşlar, başımıza gelen felaketi biliyorsunuz. Ne öneriyorsunuz?" diye sormuş. Kimi liderler "Ormanı terk edelim", kimisi "Saklanalım" kimisi de "rüşvet verelim" derken şef "Arkadaşlar ormanımızı file bırakmayacağız, savaşacağız, herkes, tüm karıncalar silahlanıp, iki gün sonra sabah burada toplanacağız" diye konuşunca, tüm liderler "savaş! savaş! savaş" nidalarıyla toplantıdan ayrılmışlar.
Zafer… zafer… zafer!..
Büyük gün gelip çattığında ormanın her yerinden irili ufaklı, siyah beyaz tüm karıncalar sürüler halinde toplanmaya başlamışlar. Her taraftan karıncalar akın ediyormuş, milyonlarca karınca, ellerinde iğneler, sopalar taşlar ve herkes şefin tırmandığı kayanın altına toplanmış. Şef onlara hedefi anlatmış, tüm karıncalar "Zafer! Zafer" çığlıkları atarken birden uzaktan uzak’tan bir filin ayak sesleri duyulmuş gümp gümp gümp’ karıncalar saklanıp beklemeye başlamışlar. Fil bırak karınca ezmeyi karınca göremediği diye için sinirle meydana girmiş. Bir anda şefin "hücum!" komutunu duyan karıncalar file saldırmışlar. Filin üzeri bir anda milyonlarca karınca ile dolmuş. Isırıyorlar, vuruyorlar, iğne batırıyorlarmış. Fil şaşkınlığını atınca yere bir sağ ayağını vurmuş, bir sol ayağını vurmuş üstünde hiç karınca kalmamış. Karıncalar bir daha saldırmışlar file. Fil bir sol ayağını vurmuş yere, bütün karıncalar yerde. Sadece tek bir zayıf çelimsiz karınca son anda filin boğazına tutunmuş, düştü, düşecek sallanmaya başlamış. Tüm karıncalar filin etrafında toplanmışlar ve bağırmaya başlamışlar
"BOĞ ONU BOĞ! Diye
Umut etmekten öteye gidemezsiniz
Bu hikayeden çıkaracağımız en önemli ders; eğer başarıya ulaşmak için sağlam planlar yapmazsanız, başarıyı umut etmekten öteye gidemezsiniz.
Karıncadan alınacak ibret
Hükümdar Timur hapse düşer bir gün, ve umudunu yitirir. Allah’ın işi bu ya, karıncayla karşılaşır, yada karınca azmini Timur’un gözüne sokar!
Bir buğday tanesidir karıncanın hikâyesi. Kendinden kat kat büyük bir buğday tanesini yuvasına ulaştırmak için her gün çabalar durur, defalarca defalarca dener. Yorulunca yuvasına gider biraz dinlenir, sabah kalkıp bakar Timur, karınca yine buğdayın peşindedir… Saymaya karar verir Timur, kaç kez düşürüp kaç kez tekrar kaldırmaya çalıştığını…
Bini geçer, yorulur saymaktan azmini, umudunu. Karınca hiç yorulmaz yıkılıp doğrulmaktan. Bir sabah ne görsün, şaşar kalır hükümdar, karıncanın sırtında bir buğday tanesi var… Timur karar verir o sabah, karıncanın taklitçisi olmaya.
O kararında ne kadar sadık olabilmiş bizi bağlamaz ama bu hikâye bir yol açsın dileriz tükenmiş umutlara…Bir sabah gerçekten gücüm kalmadığını anladığımda kalkar kalkmaz gözümün çarpacağı bir yere küçük bir not iliştiririm.
Ey Kalbim!
Ne olur karıncayı unutma!
Karıncanın sahibini ise asla unutma!…
Tek çare bu mu?
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı, belki üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, üzerindeki toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm diye eşeği yuttu kuyu. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı. Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek ve hayvanı kuyuya gömmek.
Ağızları açık kaldı
Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık kalakaldı.
Kıssadan hisse;
Hayat, bazen zorluklarla çıkar karşımıza Üstümüzü toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır. Kör kuyuda olsak bile !
Siyah ve beyaz köpek
İyilik ve kötülük insanın içindedir. Hangisi daha çok beslenirse o galip gelir. Bunu bize en iyi anlatan hikaye:
Yaşlı adam kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine. Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.
Neyin simgesi?
"Onlar" dedi, "benim için iki simgedir evlat." "Neyin simgesi" diye sordu çocuk. "İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları." Çocuk, sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi: "Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?" Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa: "Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem o!"
Beş maymunun hikayesi
Kafese  beş maymunu koyarlar, ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde çok soğuk suyla ıslatılır, bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar, bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır. Suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınıp yerine yeni bir maymun koyulur, ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler. Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer, bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır, diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur. Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır.
Neden mi?
Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmelidir.

MİLLİ GAZETE
 
R

roze

Kullanıcı
31 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Kayseri
Mesajdan sonra gördüm :)
Çok güzelmiş, teşekkürler Nihat abi ;)
 
Üst