Blair Cadısı

  • Konbuyu başlatan syn
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Sinema kategorisinde syn tarafından oluşturulan Blair Cadısı başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 10,220 kez görüntülenmiş, 1 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Sinema
Konu Başlığı Blair Cadısı
Konbuyu başlatan syn
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan syn
S

syn

Kullanıcı
12 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul


Bugün izlemiş bulundum.

Filmin konusu : "The Blair Witch Project"i farklı kılan en temel özelliklerinin başında bu filmin yapım sürecinin perdeye aynen yansıması gelir. Filmin açılış sahnesinde yer alan bir tanıtım kartından 1994 Ekim ayında gençlerden oluşan üç kişilik bir film ekibinin Maryland'deki Black Hills Ormanlarında zorlu bir yolculuğa çıktığını öğreniriz. Amaçları yörede dilden dile dolaşan Blair Cadısı efsanesini konu alan bir belgesel çekmektir. Üç kişilik ekipten bir daha hiç haber alınamaz. Ancak aradan bir yıl geçtikten sonra onların çektiği birtakım görüntüleri içeren malzemeler bulunur. Ormanda bulunan görüntü malzemesinin kurgulanmış versiyonu perdede izlediğimiz filmin kendisini oluşturur. Filmin hemen başında seyirciye verilen bu bilgiler, daha ilk andan itibaren seyirciler üzerinde tedirgin edici bir etki yapar. Ormanda birşeylerin yolunda gitmediği bellidir ve seyircinin tedirginliği böylelikle daha en başta garanti altına alınmıştır. ( alıntı )

Filmin özelliğinin yapım sürecinin perdeye aynen aktarılmasından olsa gerek sıkıcı geldi . Ama bana ilginç gelen yaşanan olayların gerçek bir hikayeden uyarlanması . Blair Cadısı efsanesinin çıkış noktasını merak ediyorsanız bir göz atın derim .  ;)

Uzak Tarih

Yaygın olarak Blair Witch başlığı altında incelenen, ve aslında cadının kendisinden çok daha geniş bir çerçeveye sahip olan olaylar, günümüzde  Burkittsville diye bilinen bir bölgede geçer. Kuzey Washington'da yer alan bu bölge, geniş bir orman ve ormanın dışına yakın bir bölgede kurulmuş olan küçük bir kasabadan ibarettir.


Tüm olayların geçtiği bölgede, yazılı tarih başlamadan önce bir kızılderili kabilesi yaşıyordu. Salishan diye adlandırılan bu kabile, kendilerine has bir dil kullanıyor ve "ilkel" denebilecek çerçevede bir hayat sürüyordu. Kabilenin insanları doğaüstü güçlere inanıyorlardı. Aralarında gerekli özelliklere sahip olan ve gerekli aşamalardan geçmiş kimselerin bu güçlerle temasa geçebiliyordu.

Kızılderililere göre, ormanda barınan çok kötü ve çok büyük bir güç vardı. Hecaitomix adı verilen bu karanlık ve bedenden bağımsız varlık, normal insanların asla nail olamayacağı birçok güce sahipti. Kızılderililer, kendisine ve gücüne saygı duyduğu için onların orman civarında yaşamasına izin veriyordu.


Hecaitomix, dünyaya ve ormana ne zaman geldiği kesin olarak bilinmeyen karanlık bir varlıktır. Zamanın sınırlarına tabi değildir; geçmişte, şimdide ve gelecekte aynı anda vardır. Hecaitomix'in bu özelliği, hüküm sürdüğü ormana da hakimdir. İnsan silüetine benzeyen ve Twana (Tuadhu) adı verilen büyülü ahşap figürler doğru kullanıldığında, orman içerisinde değişik zaman ve mekanlara gitmek mümkün olmaktadır. Aynı figürler, Hecaitomix veya etkisindeki varlıklar tarafından ormandaki kişileri şaşırtmak/ele geçirmek/kontrol etmek amacıyla da kullanılmaktadır.

1634 - 1824

1634 yılında beyazların ortaya çıkmasıyla birlikte söz konusu bölgede The Blair Town kurulur. Küçük ve mütevazi bir yer olan Blair Town, klasik bir Amerikan kasabasının özelliklerini taşır.

1785 yılında, Elly Kedward olayı yaşanır. Edward Kelly adıyla da anılan Elly Kedward, mistik konularda uzmanlaşmış bir simyacı ve Elizabethan okültistti. Bu tarihlerde büyüyle uğraştığından şüphe duyulan herkes cadı damgası yediği ve idam edildiği için, çalışmalarını gizlice sürdürüyordu. Bu gizlilik, günün birinde bir grup çocuğun Elly Kedward'ın kanlarından aldığını söylemesiyle bozuldu. Cadılıkla suçlanan Elly Kedward, mahkemece idama mahkum edildi. Soğuk kış gecesinde, bir arabaya bağlanarak ormanın ortasına bırakılan Elly Kedward'ın cesedi, ertesi gün olması gerektiği yerde bulunamadı.

1786 Kasımı'nda, Elly Kedward'ın yakalanmasından tam bir sene sonra, kendisini suçlayan çocuklar ve ormana götüren kişiler (kısaca idamına karışmış olan herkes) bir anda ortadan kayboldular. Olayı "cadının laneti" diye yorumlayan kasaba halkı, korku ve panik içerisinde Elly Kedward'ın adını bir daha ağızlarına almamaya yemin ederek kasabayı terk eder.

Gerçekte, olayların arkasında ormanda hakimiyetini sürdüren Hecaitomix vardır. Elly Kedward'ın gücünü ve intikam arzusunu kendi hesabına kullanmayı planlayan Hecaitomix, kadının kontrolünü ele geçirir. Belki bir anlaşma, belki de cadının güçlü arzusu sonucu, idamın birinci yıldönümünde olaya aktif olarak karışan çocuk ve yetişkinler, ruhları Hecaitomix'in karanlık egemenliğinde tutsak olmak üzere ele geçirilirler.

Bu sırada, olanları duyan bir cadı avcısı, Jonathan Prye, kasabaya gelir ve şerif, papaz ve Ashgaya adlı yaşlı bir Salishan şamanının yardımıyla Hecaitomix'in gücünü bir süreliğine de olsa kırmayı başarır.

1809 Kasımı'nda, The Blair Witch Cult adındaki el yazması kitap ortaya çıkarılır. Çok kötü ve hırpalanmış durumda olan kitabın çok küçük bir kısmı okunabilmiştir. Okunabilmiş parçalar;


. . .was the Shape of the Prisoner, which was whipped with Iron Rods, to compel her thereunto.

. . .about Sun Rise, he was in his Chamber assaulted by the Shape of this Prisoner : which look'd on him, grinn'd at him, and very much hurt him with a Blow on the side. . .and. . .Shape walked in the Room where he was, and a Book strangely flew out of his Hand, into the. . . six or eight Foot from him.

. . .he wak'd on a Night, and saw plainly a Woman between the Cradle and the Bed-side, which look'd upon him. He rose, and it vanished : tho' he found the doors all fast. . .he saw the same Woman, in the same Garb again ; and said, In God's Name, what do you come for? He went. . .The Child in the Cradle gave a great Screech, and the Woman disappeared. Blood was. . .
.
.
.​
                                                                                       
1824 - 1903

1824 yılında, terk edilmiş Blair kasabasının bulunduğu bölgeye  Burkittsville adında (günümüzde hala varolan) yeni bir kasaba kurulur. Kasaba ilk kurulduğunda, 194 kişilik nüfusuyla oldukça küçük bir yerleşim birimi olma özelliğini taşır.
1825 Ağustos'unun bir günü, Burkittsville halkından 12 kişilik bir grup olağan işlerini yapmak üzere ormana giderler. Ne var ki, bu gezi bir trajediyle sonuçlanacaktır. Tappy East Creek diye anılan yerde, 10 yaşındaki  Eileen Treacle'yi sudan aniden fırlayan bir yaşlı kadın eli yakalamış ve nehre çekmiştir. Olaya kendi gözleriyle şahit olan 11 kişinin tüm aramalarına rağmen, Eileen'in bedeni bulunamamıştır.

Eileen'in kayboluşundan sonraki 13 gün boyunca, nehir nereden geldiği belli olmayan yağlı ahşap figürleri (Twana'lar) ile kaplı kalır. Kasaba halkı olaya mantıklı bir açıklama getiremez. Çubuklardan yayılan yağlar nedeniyle nehir suyu "içilebilir" olma özelliğini uzun bir süre için kaybeder.
886 yılı Mart ayında, Robin Weaver adlı 8 yaşındaki kız çocuğu ortadan yok olur.

Robin Weaver, kasabanın biraz dışındaki bir çiftlikte büyükannesiyle birlikte yaşayan bir kızdır. Büyükannesi gibi, kendisinin de hisleri çok güçlüdür. Tüm kasabanın sevdiği bir kızdır.


5 kişilik bir arama ekibi, Robin'i bulmak üzere ormanın derinliklerine doğru yola çıkarlar ve geri dönmezler. Hem Robin, hem de Robin'in peşinden giden ekip için iyice endişelenen kasaba halkı, yeni ekipler oluşturup ormana yollarlar, ancak bir ekip dışında hiçbiri birşey bulamaz.

Ormana yollanan ekiplerden bir tanesi, Coffin Rock adı verilen yerde, kaybolan ekibi korkunç bir halde bulur. Adamlar, elleri ve ayaklarından şeytan yıldızı oluşturacak şekilde birbirlerine bağlanmış, bağırsakları dışarı dökülmüş ve vücutlarına garip şekiller kazınmış bir halde dev bir kayanın üzerinde yatmaktadır. Gördükleri manzara karşısında şok geçiren ekip, hızla kasabaya koşup gördüklerini anlatırlar. Kasaba halkı Coffin Rock'a geldiğinde, cesetleri olması gereken yerde bulamazlar.

Olaylardan bir süre sonra, Robin Weaver kendiliğinden kasabaya geri döner ve olaylar hakkında hiçbirşey anlatmaz. Robin Weaver kaybolmadan bir süre önce, halen devam etmekte olan iç savaşta yaralanmış bir asker, Lazarus, Robin ve babanesinin evine ulaşmış ve orada kendine gelmiştir. Uyanmadan önce rüyasında Robin'i görmüştür; Robin, kendisine ormandaki yaşlı bir kadının kendisini çağırdığını ve oraya gitmek zorunda olduğunu söylemiştir. Kendisini hayatını kurtarması karşılığında Robin'in büyükannesine karşı sorumlu hisseden Lazarus, küçük kızı karanlığın etkisinden kurtarmak üzere ormana gider. Büyükannenin sezgilerine güvenen Lazarus, ormana giden arama ekiplerinden özellikle uzak durur.

Daha önce Jonathan Prye'a yardım eden Ashgaya adlı şaman, Lazarus'a da yardım eder. Lazarus, geçirdiği sayısız tehlikeden sonra Robin'e ulaşır. Robin, bir Schnellgeist tarafından parçalanan ve bir tür ritüel için uygun şekilde hazırlanan bir grup adamın ortasında durmaktadır. Hecaitomix'in karanlığının hükmettiği varlıklardan biri, bu ritüelin sayesinde Robin'in bedenini ve ruhunu ele geçirip maddesel boyuta direkt geçiş yapmayı planlamaktadır. Lazarus, şamanın direktifleri doğrultusunda gerekenleri yapar ve Robin'i kurtarır.
 
S

syn

Kullanıcı
12 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
                                                                                1903 - 1941
         
Burkittsville'deki olaylarda önemli bir role sahip olacak olan Rustin Parr, 1903 yılında doğar. Rustin 9 yaşındayken, kardeşi Dale bir av kazasında ölür ve ailesi, olaylardan ve ortamdan uzaklaşmak amacıyla Burkittsville'ye taşınır.

Çok küçük yaşlardan itibaren psikolojik sorunları olan Rustin Parr'ın kardeşini kafasına sopayla vura vura öldürdüğü söylenmektedir. Rustin'in problemi bir çocuk olduğunu bilen ve iki çocuğunu birden kaybetmek istemeyen ailesi, olayın bir av kazası olduğunu söyleyerek yaşadıkları yerden derhal uzaklaşırlar.

Parr ailesi'nin 1913 yılında kasabaya taşınmasının ardından Rustin Parr, 1925 yılında ormanın içlerinde bir ev inşa eder. Nehrin kıyısında bulunan 3 katlı ev, kasabadan 4 saatlik yürüyüş mesafesi uzaklığındadır. Rustin, amcasının dükkanında çalışmaya birkaç sene daha devam eder, ancak zaman geçtikçe, kasabaya daha az gelmeye başlar. Teyzesinin ölmesi ve amcasının Baltimore'a taşınması üzerine, insanlardan zatep çok hoşlanmayan Rustin'in kasabaya gelmek için pek sebebi kalmaz.

Rustin, o günden itibaren tüm zamanını ormandaki evinde geçirmeye başlar. Ormanın ve hayvanların arasında huzurlu bir yaşam sürmeye devam eder. Sadece yılda 2 kez, erzak almak üzere kasabaya inmektedir.
1940 - 1941 yılları arasında, kasabadaki 8 çocuk birer birer kaybolur.

Emily Hollands, 13 Kasım 1940 ; Kyle Brody, 5 Aralık 1940 ; Terra Shelly; 8 Ocak 1941 Steven Thompson ; Michael Guidry, 5 Mart 1941;  Eric Norris, 13 Mart 1941 ; Julie Forsyth, 2 Nisan 1941; Margaret Lowell, 20 Mayıs 1941

25 Mayıs 1941 tarihinde Rustin Parr, beklenmedik bir anda kasaba meydanına gelir ve "I'm finally finished!" diye bağırır. Yakalanan Rustin Parr, gözaltına alınır. Bu sırada, kaybolan 2. çocuk olan Kyle Brody ortaya çıkar. Verdiği ifadeyi gözönüne alan polis, Rustin Parr'ın evine girer ve bodrum katında diğer 7 çocuğun cesedini bulur. Cesetler, bağırsakları deşilmiş ve vücutlarına çeşitli ritüalistik desenler kazınmış haldedir. Benzer desenler, evin duvarlarında da yer almaktadır.

Öldürülen 7 çocuğun hiçbirinin birbirini tanımıyor, ancak kurtulan tek çocuk olan Kyle'ın hepsini tanıyor olması ilginç bir noktadır. Babasından dayak yiyerek büyümüş ve küçük hayvanlara işkence eden rahatsız bir çocuk olan Kyle'ın, ölen çocukların her biriyle geçmişte küçük veya büyük problemleri olmuştu.

Olayların ardından Kyle, kendisinden önce kaçırılmış olan Emily'nin nasıl ve nerede kaçırıldığı konusunda polise ayrıntılı ifadeler vermiştir. Yani Kyle, Emily'nin kaçırılmasına şahit olmuş, ancak kendisi kaçırılana kadar aradan geçen 22 gün boyunca konu hakkında hiçbirşey söylememiştir.



17 Temmuz 1941 tarihinde, Rustin Parr'ın mahkemesi gerçekleştirilmiştir. Kyle Brody'nin mahkemede verdiği ifade, Rustin Parr'ın suçlu bulunması ve idam edilmesinin temelini teşkil etmiştir:
Rustin Parr, suçunu inkar etmek bir yana, şöyle bir açıklama getirmiştir:

"Bir süredir evimde yalnız kalıyordum. Zaman içinde, rüyalarımda yaşlı bir kadının hayaleti belirmeye başladı. Bana bazen anladığım, bazen de anlamadığım bir dilde birşeyler söyleyip duruyordu. Bir süre sonra, yaşlı kadının silüetini ormanda görmeye başladım. Evimin penceresinden baktığımda onu görüyordum. Dışarı çıkıp peşinden koştuğumdaysa ortadan kaybolmuş olduğunu görüyordum.

Yaşlı kadın hayaleti, bana gittikçe daha da yaklaşmaya başladı. Artık gündüz veya gece, evimin içinde ve etrafımda geziniyor, benimle sürekli konuşuyordu - anladığım veya anlamadığım dillerde. Bir süre sonra, bana bir takım emirler vermeye başladı. Kafamın içindeki sesi o kadar dominanttı ki, karşı koymak mümkün değildi. Verdiği emirler, en başta bir hafta mahzende uyumak gibi aptalca şeylerdi. Zaman geçtikçe başka şeyler istemeye başladı - tanımadığım bir alfabede duvarlara birşeyler yazmak gibi.

Biraz daha zaman geçtikten sonra hayalet, benden çocuk kaçırmamı istedi. Bunu yapmak istemedim. Çocukları severim ve onlara zarar vermek istemiyordum. Kadın, bana dediklerini yapmazsam peşimi hayatım boyunca bırakmayacağını ve kafamın içini o korkunç sesiyle dolduracağını söyledi. Bana hiçbir şans bırakmadı. Dediklerini yaptım. Çocukları kaçırdım. Mahzende, vücutlarına bana yapmamı söylediği şeyleri yaptım.

Çok, çok pişmanım. Çok üzgünüm. Ama, en sonunda bu kabus ve kafamın içini dolduran o korkunç ses bittiği için huzurluyum."


Rustin Parr, 22 Kasım 1941 tarihinde asılarak idam edilir. Evi ise, kızgın kasaba halkı tarafından yakılarak yerle bir edilir.


Rustin Parr'ın idamından sonra, doğaüstü kötü güçlerle savaşan gizli bir örgütün üyesi olan Doc Holliday, olayın ayrıntılarını araştırmak üzere kasabaya gelir. Ashgaya adlı şaman Holliday'e yardım eder ve Holliday olayların arkasında yer alan gerçekleri ortaya çıkarır.

Ashgaya'dan aldığı Twana'nın yardımıyla zaman içinde bir kayma da yaşayan Holliday, Rustin Parr'ın evinin duvarlarını ve mahzenini ev yakılmadan önceki haliyle inceleme şansını elde eder. Her yer, Rustin'in herhangi bir şekilde öğrenmiş olması imkansız olan Transitus Fluvii (ölü bir cadı alfabesi) dilinde yazılmış yazılarla doludur.

Bu çok ilginçtir, çünkü Rustin Parr İngilizce okuma yazması bile olmayan biridir.

Holliday, geçmişte Blair Cadısı'ın idamı ardından kasabaya gelmiş olan cadı avcısı Jonathan Prye ile de karşılaşır ve ondan bir takım faydalı bilgiler alır.

                                                (Ve işte filmde bahsi geçen 3 kişi )  1994 - 1997   

20 Ekim 1994 tarihinde, Montgomery College öğrencisi olan 3 kişi, Michael Williams, Joshua Leonard ve  Heather Donahue Blair Cadısı hakkında bir belgesel hazırlamak üzere Burkittsville'ye gelirler.


Michael Williams
23 Ocak 1973 tarihinde Washington'da dünyaya gelen Michael Williams, Louis ve Lorraine çiftinin oğludur. 5 yaşındayken anaokulunda en iyi ressam ödülünü alan Mike, o günden beri Rockville lisesinde "Okulun En Başarısız Çocuğu" sıfatından başka hiçbirşey kazanamamıştır.

Üniversitenin kendisi için uygun bir ortam olmadığına karar veren Mike, 19 yaşında St. Petesburg'a "The Old Kensico" adlı teknenin yapımında çalışmaya gider. Teknenin kaptanı, Mike'ın üniversiteye gitmeyi denemesi gerektiğini düşündüğü için 3 ay sonra onu işten atar ve evine geri gönderir.

Kaptanın sözünü dinleyen Mike, Montgomery College'a gitmeye başlar; bir yandan da kız arkadaşı Jeniffer'ın babasının benzin istasyonunda çalışır. Mike, aynı zamanda üniversitenin radyosunda arkadaşı Phil ile "The Whisky Hour" adlı bir program hazırlamaktadır. 22 yaşına gelmiş olan Mike, programda yakalamış olduğu başarının keyfini sürmektedir.

Bu süre zarfında Sound Editing konusunda dersler alan Mike, Joshua Leonard ile tanışır. Birbirini seven Mike ve Josh, iyi arkadaş olur ve gelecek planları yapmaya başlarlar. Benzin istasyonu için bir reklam filmi çeken ikili, ortaya başarılı bir iş çıkarır.

Mike, 1994 yılının Ağustos sonuna kadar Josh'tan haber alamaz. Sonunda Josh, yeni bir projeyle ortaya çıkar ve Heather Donahue ile Blair Witch hakkında bir belgesel çekmeyi planladığını ve kendilerine katılıp katılmayacağını sorar. Mike, teklifi kabul eder.

Joshua Leonard
Joshua, film kariyerine 9 yaşında yerel spor müsabakalarını ve aile toplantılarını görüntüleyerek başlar. Lise yıllarında, kendi TV Show'u olan "MD. Skunk"un senarist ve yönetmenliğini yapar; program, kısa sürede Rockville geçnliğinin favorisi haline gelir. Program, kaykay teknikleri, punk rock konserleri, araba yarışları gibi konular içermektedir.

Joshua, ilerleyen yıllarda Montgomery College'e gider ve orada birçok çekim tekniği öğrenir. O yıllarda, en son TCI firmasında çalışmaktaydı ve Laugh Factory Comedy Club And Restaurant için çektiği "Nuns With Guns" adlı spotu henüz bitirmişti.

Heather Donahue
Heather Donahue Upper Darby'de doğmuş, ve kısa süre sonra Baltimore'a büyükannesinin yanına yerleşmiştir. Heather, büyükannesinden civarda dolaşan savaş hayaletleri ve cadıların hikayelerini dinleyerek büyümüştür.
Büyüdükten sonra dinlediği hikayelerin kökenlerini araştırmaya karar veren Heather, Rockville'de yer alan Montgomery College'e gider ve filmcilik üzerine eğitim almaya başlar. Birçok düğün ve organizasyonda kameramanlık yaparak para biriktiren Heather, Blair Witch efsanesi hakkında bir belgesel hazırlamak için gerekli hazırlıklara başlar.


25 Ekim 1994 tarihinde, Joshua'nın arabası Black Rock Road'da boş bir şekilde bulunur. Bunun üzerine polis arama çalışmalarını başlatır. Ancak, helikopterlerin ve köpeklerin de katıldığı 10 günlük operasyon sonuçsuz kalır. Heather'ın annesi Angie, iyice endişelenerek Buck Buchanan adlı bir dedektiften yardım ister.

5 Kasım 1994 tarihinde, 33.000 saatlik arama sonuçsuz kalır ve polis ekipleri geri çağırılır. 3 gencin tek bir izi bile bulunamamıştır. Bunun üzerine Heather'ın annesi Angie, kişisel çabalarıyla arama çalışmalarını sürdürür. Birkaç ay süren bu çalışmalar da sonuçsuz kalır.16 Ekim 1995 tarihinde, Marylan Üniversitesi Antropoloji bölümünden profesör David Mercer ve öğrencileri, bir araştırma yapmak üzere ormana gider. Ekip, ormanda, 100 yıllık bir kulübenin kalıntılarının altında bir çanta bulur. Çantada, Heather'ın günlüğünün yanı sıra film kutuları, kasetler 2 kamera vardır.

Bu çantanın, 100 yıllık bir kulübenin altına, kulübeye hiçbir zarar verilmeden gömülmüş olması mümkün değildir. Olayda Hecatomix'in karanlığı ve Twana'ların rolü olduğu tahmin edilmektedir.

15 Aralık 1995 tarihinde, bulunan belgeler gençlerin ailelerine gösterilir. Ancak, deliller herhangi bir suçlama için yetersiz olduğundan, 1 Mart 1996 tarihinde dava tekrar kapanır. 6 Ekim 1997 tarihinde Heather'ın annesi, kulübenin altında bulunan kalıntıları ve kasetleri  Haxan Films adlı film şirketine verir. Söz konusu kasetler, "Blair Witch" filminin temelini teşkil edecektir.
Not: Bu filmin yapımcıları, senaryonun kurgu olduğunu dile getirmiştir...''

Kerem Köseoğlu 'nun yazısından alıntıdır





 
Üst