Biyolojik Saatlerimiz....

  • Konbuyu başlatan GulsahToptas
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kişisel Gelişim Yazıları kategorisinde GulsahToptas tarafından oluşturulan Biyolojik Saatlerimiz.... başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 2,118 kez görüntülenmiş, 0 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kişisel Gelişim Yazıları
Konu Başlığı Biyolojik Saatlerimiz....
Konbuyu başlatan GulsahToptas
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan GulsahToptas
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com


Düşüncelerimizle algılıyor, yaşamımızı programlıyor, bu arada bedenimizi dinlemeyi de öğreniyoruz…


Ya da onunla sadece işler yolunda gitmediği zaman ilgileniyoruz. Oysa, bedenimiz kendi ritmi, kendi kuralları ile yaşamaya ve bizi yaşatmaya adamıştır kendini. İşte buna bilim adamları “biyolojik saat” diyorlar.

İnsaloğlu beden ile zaman arasındaki bağı hep aramıştır,  Ancak XVlll yüszyıolda kronobiyoloji incelenmeye başlamış, 1960 larda da bilim olarak adı konmuş. Bedenimizi dinlemek, onun 24 saatlik programını göz önüne almak, sağlıklı yaşamak ve genç kalmak anlamına da geldiğinden önem taşır.

Bedenimiz bizim uykuya daldığımız gece karanlığında, gün ışığından daha iyi, daha sağlıklı çalışır. Çünkü kendini onararak yenilenmek ve beslenmek için organizmanın derin uyku halini, yani gece yarısını bekler. Çünkü gün boyu yapacak çok işi var bedenimizin, beynin emirlerine uyarak yapacağı o kadar çok şey var ki… BU arada kendi ritmini korumak,  tüm silahlarını yerinde kullanmak ve doğru ya da yanlış bizim yaşam biçimimize ayak uydurmak zorunda.

Hep genç kalmak ve güzel görünmek isteriz. Bize sunulan bütün olanaklara rağmen, eğer bedenimizle barışamazsak, onu hırpalar eskitiriz.

Bir günde biyolojik saatimizin işleyişi bellidir ve herkes için de bu düzen geçerli olmalıdır. Gece yarısından başlayalım; çünkü belli bir coğrafyada yaşanıyorsa uykuya daldığımız saatler, günün bittiği karanlığın başladığı saatler olmalıdır, gece yarısı saatleri (ülke değişikliği nedeniyle uyku saatlerinin değişmesi de bedeni sarsar)

Gece yarısından sonra beden uykuya programlanmıştır. Ama en iyisi, bedeni dinlemek ve uyku hissedildiğinde istirahate çekilmektir. Diyelim ki gece yarısı uyuduk! İşte o zaman, vücut saatini ayarlayan melatonin hormonu salgılanmaya başlıyor. Sağlığımız için çok önemli bir hormon olan melatonin, karanlığı seviyor, o yüzden uzmanlar özellikle çocukların karanlıkta uyutulmalarından yana. Mutluluk hormonu da denen melatonin salgılanması sabaha karşı, 3’den sonra düşmeye başlar. Mutluluk hormonu diyoruz, zira melatonin azalması endişe hissi, kararsızlık ve depresyonlara yol açabiliyor.

Uykuda beden sıcaklığı düşer ve bu, sabaha karşı, 4’den sonra en düşük seviyeye ulaşır. Aslında bu saatler beden için onarım saatleridir.

Derken sabah 05 sularında erkeklik hormonu çoğalır, ardından kortizon hormonunun salgılanmasıyla beden uyanmaya başlar, metabolizma hareketlenir, melatonin salgılanması ise 07’den sonra durur…

Artık bedenimiz de beynimizle birlikte günlük aktivitelerine başlar: Saatler 9’u gösterdiğinde beden güçlenmeye başlamıştır, sonraki saatlerde beyin daha hızlı çalışır ve öğlen saatlerinde bedende açlık duygusu ile yeme ihtiyacı duyulur. Öğlen yemeklerinde bedenin, ona ihtiyacı kadar enerji verecek besinlerle beslenmesi gerekir. Yemekten sonra sindirim nedeniyle kan dolaşımı bu sisteme yöneldiği için bedende yorgunluk hissi hakim olur. Ancak sindirim sonrasında, öğleden sonraki saatlerde beden formda olur, verimlilik artar.  Verimlilik açısından günün en iyi saatleri ise öğleden sonra 4 ila 6 arasıdır.İdeal spor saatleri…

Sonraki saatler kan basıncının yükseldiği, beden sıcaklığının arttığı saatlerdir. Melatonin salgılanması daha geç saatlerde başlıyor. Gece yarısına doğru beden dinlenmeye çekiliyor.

Gece ve cilt bakımı…

Gece organizmanın istirahate çekilip  yavaşladığı uyku saatlerinde cilt kendisiyle ilgilenmeye başlar.  Zarar görmüş hücrelerini elden geçirip, savunma sistemini onararak denge kurar ve enerjisini toplar. Bu sayede geceleri hücre bölünmesi on misli artar, gece yarısından sonra saat 01.00’de bölünme doruğa ulaşır. Yaşlı hücreler cilt yüzeyine itilirler ve genç hücreler de cildin üzerinde yeni bir koruyucu tabaka oluşturmaya başlarlar. Üstelik cilt gece yarısından sonra hormonlar tarafından daha iyi sulanıyor, ciltte kılcal kan dolaşımı da aynı şekilde bu dönemde canlanıyor. Çünkü gündüz biz hareket halindeyken kan dolaşımı kalp ve hayati önemi olan organlara yönelir.  Biz uykuya daldığımızda ise, bu organlar da istirahate çekilir. Dolayısıyla  kan dolaşım sistemi de cildi sulamaya yönelir.

Kozmetik araştırmacılarının yaptığı çalışmalar da cildin uygulanan ürünlerden en fazla sabahın dördünde yararlandığını ortaya çıkarmış. Görüldüğü gibi, cilt en çok gece yarısı ile sabahın saat 05.00’i arasında kendisine verilenlerden yararlanıyor.

Cildin kendisini yenilemesi için beslenmeye ihtiyacı var ve bizim verdiğimiz besinlerden en fazla yararlandığı gece saatlerinde onu desteksiz bırakmamak için gece bakım ürünlerine yönlenmeliyiz; bunlar da amino-asitlerden, vitaminlerden ve aktif maddelerden yana zengin gece kremleridir. 

Cildin bu ürünlerden yararlanması için, önce günün kirlerinden arındırılmalı, gözeneklerine kadar temizliği yapılmalı, ardından hafif masajla gece kremi dekolteye kadar yayılarak cilde yedirilmeli.

Sonraki aşama, iyi bir uykudur. Çünkü cilt sakin bir ortam ister yenilenmek için. Uykusuzluk da cildin kendisini yenilemesinde olumsuz rol oynar. Cilt gece kendisiyle yeterince ilgilenemezse ertesi sabah soluk, cansız bir görünüm alır. Sürekli uykusuzluk ise soluk ve sağlıksız bir cilt ortaya çıkarır.


KuralDışı sitesinden / Aydan Sümercan
 
Üst