Biyografilerin Kisisel Gelisimdeki Yeri

  • Konbuyu başlatan FrancoTirador
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kitap Önerileri kategorisinde FrancoTirador tarafından oluşturulan Biyografilerin Kisisel Gelisimdeki Yeri başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 1,859 kez görüntülenmiş, 0 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kitap Önerileri
Konu Başlığı Biyografilerin Kisisel Gelisimdeki Yeri
Konbuyu başlatan FrancoTirador
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan FrancoTirador
F

FrancoTirador

Kullanıcı
4 Şub 2009
En iyi cevaplar
0
0
www.oyununhilesi.com
Herkese merhaba,

Benim, okumaktan en hoslandigim kitap turlerinden biri biyografilerdir. Aslinda tarih kitaplarinin genelini severim ama biyografilerin yeri, ozellikle de son 1-2 yildir, ayri benim icin. Son bir kac ay icerisinde once John Lee Anderson’un Che Guevara biyografisini, daha sonra Maynard Solomon’un “Mozart”‘ini ve Lord Kinross’un “Ataturk” biyografilerini okudum. Hepsi de gercekten super kitaplardi. Ozellikle de ilgilenenlere kesinlikle tavsiye ederim.

Kisisel gelisime merak sarmaya basladiktan sonra, biyografileri okurken olaylara daha farkli bir gozle bakmaya basladim. Eskiden biyografileri, genelde anlattigi kisilerin hayatlari ya da o hayatlar cercevesinde, donemin kosullarini ogrenmek icin okurken, kisisel gelisim konusunda ilerledikce, okudugum biyografilerde anlatilanlari kendi hayatim icin de kullanabilecegimi farkettim.

Biyografiler genelde tarihte iz birakmis ve basarili kimselerin hayatlarini anlatirlar. Istisnalar tabi ki vardir ama genel olarak durum boyledir. Iste Che Guevara gibi, Mozart gibi ya da Ataturk gibi kendi alanlarinda basarili olmus ve dunyada iz birakmis insanlarin hayatlarini okurken, cogunun belirli ortak ozelliklere sahip olduklarini ve bu ozellikler sayesinde diger insanlarin aralarindan siyrilip, buyuk liderler ya da buyuk sanatcilar olduklarini farkettim. Farkettigim bir baska sey de, tum bu ozelliklerin aslinda o biyografileri yazilan insanlara mahsus olmadigiydi. Tabi ki Mozart gibi ya da Ataturk gibi “dahilerin” hic bir insanda olmayan ozel “yetenekleri” vardi. Fakat bu “yetenekleri” bir kenara koyarsak, biyografileri yazilan insanlarda bulunan “ozelliklerin” hepsi aslinda herkeste bir nebze olan olgulardi fakat o insanlar bu ozellikleri cok etkin bir sekilde kullanabilmislerdi. Tum bunlari dusunurken vardigim nokta su oldu: Biyografiler aslinda genel olarak “Nasil basarili olunur?” sorusuna cesitli cevaplar veriyordu ve bu cevaplari ozumseyip uygulamak benim elimdeydi. Eger bu cevaplari iyi bir sekilde kavrayip hayatima uygulamayi basarirsam, biyografilerini okudugum insanlarin yaptigi hatalara bakip, onlarin bu hatalardan ne gibi dersler cikardigini farkederek hayatimda karsima cikan engellere ona gore yaklasabilirsem, benim de hedeflerime ulasmamam icin hic bir neden yoktu. Bu sekilde artik biyografiler bana hayatimda mukemmel bir kilavuz olmaya basladilar.

Bana kalirsa biyografi okumak gercekten onemli. Fakat okurken yalnizca ne olup bittigiyle ya da biyografisi yazilan insanin neler basardigiyla ilgilenmemeliyiz. Anlatilan karakterin yasadigi surece konsantre olup ve onun bu surecte nasil davrandigini, ne gibi reaksiyonlar verdigini ve neleri yanlis yaptigini analiz etmeye calismaliyiz ve bu yaptiginiz analizden cikardigimiz sonuclari, kendi hayatimizdaki hedeflere ulasmak icin kullanmaliyiz.
 
Üst