Bire 10 veren "Cin Fikirli" işler!

  • Konbuyu başlatan Codex
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde İş Dünyası Yazıları kategorisinde Codex tarafından oluşturulan Bire 10 veren \"Cin Fikirli\" işler! başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 2,602 kez görüntülenmiş, 1 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı İş Dünyası Yazıları
Konu Başlığı Bire 10 veren \"Cin Fikirli\" işler!
Konbuyu başlatan Codex
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan ayben
Codex

Codex

Özgür Şahin
Site Kurucusu
14 May 2006
En iyi cevaplar
0
48
Çanakkale
www.kendinigelistir.com
The Banker dergisinin hazırladığı ve 100'e 1000 veren cin fikirli işler listesi bu haftaki Ekonomist Dergisi'nde yayınlandı.Araştırmada başlangıç sermayesi son derece küçük olmasına rağmen alınan sonucun ne kadar şaşırtıcı olduğu gözler önüne serilirken, doğru zamanda fırsatları görmenin ve riski göze almanın önemi de vurgulanıyor. Sınırsız getiri potansiyelleri olan cin yatırım kararlarını bulabileceğiniz en cazip 10 alanın belirtildiği araştırmada bu alanların yüksek riskler taşıdıklarına da dikkat çekiliyor. İşte gelecek vaadeden yatırım alanları...

Yeni gelişen ilaçlarla ilgili araştırmalar

İlaç endüstrisi; basit kimyasal bileşimlerden yapılan geleneksel ilaçların yerlerini karmaşık biyo ilaçlara bırakmasıyla, önemli bir devrim aşamasına gelmiş durumda. İlaçlar bir gün pekâlâ insanların genetik kodlarına ve tıbbi sağlık durumlarına göre özel olarak üretilir hale gelebilir. Burada asıl sorun ise tıbbi açıdan faydalı olabilecek moleküler bileşimlerin bulunması ve belirli koşullara uyum gösterebilecek genetik helezonların tanımlanması çabasının, doğası gereği başarı şansının milyonda bir olmasıdır. Bu yüzden de çığır açacak yeni bir ilaca hangi ilaç araştırmasının önderlik edeceğini kestirmek, samanlıkta iğne aramaktan farksızdır. Günümüzdeki ilaçların çoğu yaklaşık 500 kadar moleküler gruplanmaya kilitlenmiştir. İnsan genlerinin yeni bir ilaca karşı nasıl tepki vereceğiyle ilgili araştırmaların, binlerce çok daha kullanışlı aktif moleküler bileşimlerin keşfedilmesine önderlik edeceği umuluyor. Yani eğer girişiminizi riske atabilecek kadar hazırlıklıysanız o zaman yeni ilaç araştırmalarına yatırım yapmaktan daha iyi bir iş bulamazsınız. Örneğin, merkezi sinir sistemindeki anormallikleri tedavi etmekte kullanılan terapatik bileşenlerin geliştirilmesinde uzmanlaşmış, Geneva merkezli Addex Pharmaceuticals, 2002’nin Mayıs ayında kurulmuştu. Sadece beş yıl sonra, 2007 Mayıs’ında SWX Swiss Exchange’de halka ilk arzını gerçekleştirdiğinde, piyasa değerini 111 milyon dolara yükseltmeyi başardı.

Biyomaddeler ve ilgili medikal cihazlar

Hastalıklarla mücadele etme yöntemlerimizi değiştiren medikal hizmetler sektöründeki bir diğer segment de ameliyatlarda kullanılan biyolojik maddelerle ilgili araştırmalardır. Kısaca biyomadde olarak bilinen bu biyo uyumlu maddeler, canlı insan dokularının naklinde kullanılırlar. Bu doğal ya da sentetik maddeler, kendilerine benzer kompozisyonlara sahip canlı insan dokularının özelliklerini ve kompozisyonlarını taklit ederler ve çoğunlukla medikal cihazlar ile gerçek insan dokusu arasında bir köprü kurulması amacıyla kullanılırlar. İnsan eliyle yapılan cihazlar, atıl implant’ların (yani nakledilen organ veya dokuların) biyomaddeler ile kaplanmasıyla, artık insan biyolojisiyle daha etkin bir şekilde iletişim kurmaya başladılar. Araştırmacılar, medikal cihazlara biyoaktif bir yüzey kazandırabilmek için atıl maddelerle eşleşebilecek özel proteinler geliştirdiler. Örneğin, suni kalçaların dış kaplamalarında daha şimdiden bu türden bir biyomadde kullanılıyor. İnsan eliyle yapılan bir malzeme olan kalsiyum hidroksilapatit de suni kalçalarda kemiklerin yerine kullanılarak, cerrahların canlı kemiklere insan eliyle yapılan implant’ları yerleştirmesine yardımcı oluyor. Gelecek 10 yıl içerisinde, biyomaddelerin geliştirilmesiyle ilgilenen şirketler, dünyanın en hızlı büyüyen şirketleri olabilirler. Ameliyatlarda kullanılan insan eliyle yapılmış dokular alanında uzmanlaşmış ve Nasdaq endeksine dahil bir biyomadde şirketi olan LifeCell, sadece bu yıl bile toplam gelirlerini yüzde 35 oranında artırmayı başardı. Ancak biyomaddelerin ticarete konu olacağı günler, henüz tam olarak gelmedi, çünkü çalışmaların çoğu şimdilik araştırma safhasında.

Uzay turizmi

Her ne kadar fütüroloji uzmanları, 1950’lerden beri ticari uzay gezileri için ‘eli kulağında deseler de ticari uzay gezisi pazarı, halen bir avuç milyarderle kısıtlı (Rus malı bir Soyuz uzaygemisiyle uluslararası bir uzay istasyonuna gitmenin bedeli, şu anda 30 milyon dolar civarlarında). Word ile Excel’in yaratıcısı ve Microsoft’un kurucu ortaklarından Charles Simonyi, geçen nisan ayında dünyanın beşinci uzay turisti olma şansını yakaladı. Ancak şu anda uzay turizmi pazarını daha geniş kitlelere ulaştırmaya karar verdiğini açıklayan birkaç grup var. Eski bir NASA araştırmacısı olan Eric Anderson tarafından 1997’de kurulmuş Space Adventures, daha şimdiden 120 milyon dolar değerinde uzaya uçuş bileti satmış ve iki adet uzay limanına 500 milyon dolarlık yatırım yapmış durumda. Aya ilk özel yolculuğu 2009’da gerçekleştirmeyi planlıyor. Şimdilik takriben 30 civarında şirket, bir şekilde kendi aralarında birleşmiş durumda ve ticari uzay yolculuğunun geliştirilmesi çalışmalarını ortaklaşa yürütüyorlar. Aralarında Japon Spacetopia, James Benson’ın Benson Space Company ve 2004 Eylül’ünde düşük fiyatlı uzay uçuşları sunma planları olduğunu duyuran Richard Branson’un Virgin Galactic’i de var. Branson, oğlu ve diğer direktörleriyle birlikte, 5 Aralık’ta, Virgin Galactic’in yörüngeden çıkmasını sağlayacak SpaceShipTwo’nun uçurulmasıyla ilgili bir uzay eğitim kursunu tamamladı. Virgin Galactic, kendi web sitesinde (www.virgingalactic.com) 2009 uçuşları için rezervasyon kabul etmeye başladı bile. 2007 Kasım itibariyle, saatte ortalama 2 bin 500 mil hızla gidecek ve 85 mil yüksekliğe ulaşacak SpaceShipTwo uçuşları için hemen hemen 200 bilet satılmış durumda.


e-Ödeme şirketlerinin hisselerini almak

Internet ekonomisinin baş döndürücü bir hızla büyümesiyle birlikte internet dolandırıcılığı da olağanüstü boyutlarda artarak, yıllık 3 milyar dolara çıktı. Bu durumda dolayısıyla PayPal ve CyberSource gibi güvenli ödeme sistemleri sunan hizmet şirketlerine olan talebin patlamasına yol açtı. PayPal, kurulduğu tarihin üzerinden henüz dört yıl bile geçmeden internet üzerinden açık arttırma yapan eBay tarafından 2002’de 1.5 milyar dolar bedelle satın alındı. PayPal’ın şu anda 150 milyondan fazla müşterisi var. Yarısı Dow Jones Industrial Average Endeksine dahil olan yaklaşık 220 bin şirketle birlikte Google ve Yahoo! da CyberSource isimli bir şirketin ödeme servislerini kullanıyor. Genel müdürlük binası, Kaliforniya, Mountain View’da bulunan CyberSource, 2007’de ABD’nin en hızlı büyüyen şirketlerinden biriydi ve hisselerinin fiyatı geçen eylül ayında 11 doların biraz üzerindeyken, Aralık’ta 16 dolara yükseldi. CyberSource, 1 Kasım 2007’de satın aldığı Authorize.net ile birlikte 2006’da e-ticaret alanında toplam değeri 65 milyar dolar eden 1.1 milyar alışveriş işlemini inceledi. CyberSource 2007’nin son çeyreğinde 8 milyon dolar net kâr elde edeceğini tahmin ediyor. CyberSource ayrıca British Airways, Hewlett-Packard, Londra Metrosu, Home Deposit gibi dünya çapında 190’dan fazla piyasada faaliyet gösteren ve müşterileri olan blue-chip şirketleriyle de sözleşme imzalamış durumda. İlk web tabanlı ödeme sistemini henüz 2003’te piyasaya sürmüş bir şirket için hiç de fena sayılmaz, değil mi?

Alternatif yakıt teknolojileri

Yakıt pilleri, genellikle yakıt olarak hidrojen kullanan kimyasal reaksiyonlarla, elektrik ve ısı üretirler. Enerjiyi, klasik motorların tersine yakıtı yakmaksızın sadece kimyasal reaksiyonlarla üretirler. Bu hem çok daha verimlidir, hem de çok daha temiz. Bu kimyasal reaksiyonların yan ürünü olarak ise ortaya hava kirliliği yerine sadece su buharı, ısı ve oksijen çıkar. Gerçi halen geliştirme aşamasında olmalarına rağmen yakıt pilleri bir gün arabalarımızda olduğu kadar evlerde hatta fabrikalarda bile birer enerji kaynağı olarak kullanılabilecekler. Geçmişte kilometre taşı denilebilecek gelişmelerin arasında Virent Energy Systems’in 2006’da piyasaya sunduğu, (bir şeker türevi olan) hidrojene şeker ile suyun karıştırılmasından hidrojen üretilmesini sağlayan düşük maliyetli bir yöntem sayılabilir. Bu şirket, eğer başarılı olurlarsa, kendi teknolojilerinin hidrojen tabanlı ekonomilerde ileriye doğru atılmış önemli bir adım olacağını ümit ediyor. Virent daha kurulduğu 2002 yılında bile pek çok yatırımcının ilgisini çekmişti. Aslında Virent halen sadece 50 kişi istihdam eden, genel merkezi ABD, Wisconsin, Madison’da olan küçük bir şirket. Şirkete bugüne kadar girişim sermayesi ve taahhüt fonları aracılığıyla 40 milyon dolardan fazla sermaye girişi sağlanmış. Diğer kilometre taşı sayılabilecek gelişmelerin arasında, Berlin merkezli bir şirket olan Staxon’un 2006’da lanse ettiği ve diğer sistemlere de entegre edilebilecek ucuz yakıt pilleri var. Aynı yıl Vancouver merkezli Angstrom Power, “micro-hydrogen” markasıyla, hidrojen yakıt pili teknolojisi kullanan küçük cihazlar satmaya başladı. Angstrom lanse edildikten sonraki altı yıl içinde bisiklet farları ve mobil telefonlar gibi küçük cihazlarda kullanılmak üzere uygun yakıt pilleri geliştirdi ve geçen eylül ayında 18 milyon dolar değerinde girişim sermayesi aldı. Geçen yıl Purdue Üniversitesi’nden araştırmacılar, istenildiğinde alüminyum ve galyum alaşımları kullanılarak sudan hidrojen elde edilmesine izin veren bir yakıt üretme sistemi geliştirdiklerini duyurdular. Bu alaşım, sudaki oksijenle etkileşime girerek neden olduğu reaksiyonda, hidrojen atomlarının özgür kalmasını sağlıyor ve suyu bileşenlerine çözüştürüyordu. Bu, istenildiğinde hidrojen üretme işlemi sayesinde gazın depolanması veya nakliyatına gerek kalmıyor ve hidrojenle çalıştırılan ekonomiler yaratılmasının önündeki iki önemli engel aşılmış oluyordu.

Güneş enerjisi

Sadece günümüzde dünyada tüketilen enerji miktarı bile göz önüne alınsa, güneş enerjisinin potansiyelinin ne kadar uçsuz bucaksız olduğu rahatlıkla anlaşılabilir. İnsanoğlunun tüm ihtiyaçları için gerekli enerji miktarı yarım zettajoule (1 zettajoule = 1021 joule) iken, dünyada elimizin altında duran kullanmadığımız güneş enerjisi toplamı, bu rakamın yedi katından fazladır. Güneş enerjisi kullanımının gelecek vaat eden yollarından biri de fotovoltaj pilleri kullanarak güneşten gelen ışığı doğrudan elektriğe dönüştürmektir. Gerçi ilk fotovoltaj pili (faydalanabileceği enerjinin sadece yüzde 1’ini depoluyordu) 1800’lerin sonunda icat edilmiş olsa da güneş enerjisi üretiminin ticari anlamda ciddi gelişimi için 1970’lerdeki petrol şokuna kadar beklenmesi gerekti. 1980’lerdeki ekonomik çöküntüyle birlikte güneş enerjisi tekrar hızlı bir gelişim sürecine girdi. Delaware Üniversitesi’nin desteklediği bir araştırma ekibi, ultra-yüksek-performanslı kristalleşmiş silikondan yapılmış güneş pilleri kullanarak, standart bir ortamdaki güneş ışığından yüzde 42.8 oranında verimlilik elde edebilen bir güneş piliyle dünya rekoru kırdılar. Şu anda dünyanın tüm kıtalarında sayıları giderek artan ülkedeki yerel yönetimler, güneş enerjisi kullanımı için dikkate değer oranlarda vergi iadeleri ve teşvikler sağlıyorlar. Bu ülkelerde ayrıca fotovoltaj pillerinin kurulum maliyetini beş ile 10 yıl arasında değişen sürelerde çıkartmak da mümkün. Silikon Vadisi merkezli SunPowers, ürettiği yüksek verimlilikli güneş sistemleri ile son birkaç yıl içinde en hızlı büyüyen güneş enerjisi şirketlerinden biri oldu. Morgan Stanley, 2007 Kasım’ında bu şirkete kendi güneş teknolojisini ticarileştirmesi için 190 milyon dolar vermeyi kabul etti.

Mobil bankacılık

Önümüzdeki beş ile 10 yıl içerisinde, mobil ağların banka ağlarına olan bağlantılarında yaşanacak sofistike gelişmelerle birlikte perakende bankacılık işlemlerinin büyük bir kısmının mobil telefonlara kayacağı tahmin ediliyor. Bu gelişme, özellikle de gelişmekte olan ülkelerde bankacılık hizmetlerine erişimi kolaylaştırarak, bankacılığın çehresini değiştirebilir. Mevcut belirlemelere göre bugün kişisel ödemelerin yüzde 80’i nakit yapılıyor ve tüm perakende bankacılık ürünlerinin yüzde 80’i banka şubelerinde satılıyor. Bu işlemlerden bazıları internet üzerine geçirildi ancak sırada bekleyen en önemli adım, alışveriş işlemlerinin cep telefonları ya da benzer bir el cihazıyla başlatılabilmesinde. Her bir cihazın içinde sahibinin güvenlik detaylarının yazılı olduğu entegre bir devre (çip) vardır. Benzer bir teknoloji zaten taşımacılık sektöründe, yolculuğun sefer numarasını, süresini ve zamanını kaydeden ve bu verilere uygun olarak banka hesaplarını güncelleyen ‘akıllı elektronik bilet’ formunda da kullanılmakta. Bir Alman kasabası olan Hanau’daki otobüsler şu anda, yolcuların son bir ayda en çok kullandıkları bilet ücretlendirme tarifesinden yola çıkarak, yolcuların bilet ücretlerini otomatikman bankadaki hesaplarından düşebilecek bir teknolojiyi test ediyorlar. Telefonlar çok yakın bir zamanda kredi kartı olarak da kullanılabilecek ve tıpkı Londra’daki banliyö yolcularının Oyster kartlarına 90 sterlinlik yüklemeler yapması gibi mal ve hizmet alışverişlerindeki temassız ödemelerde de kullanılabilecek. Kart sahibinin Oyster kredileri, Londra’daki her otobüs, metro, tramvay veya demiryolunu kullandıklarında otomatik olarak kart üzerindeki hesabından düşülüyor. Hızla değişen ödemeler endüstrisinden para kazanmak isteyen şirketler arasında Giesecke& Devrient (G&D) de var. G&D, uzun yıllardır klasik banknot kağıdı ve banknot baskısı alanında önder şirketlerden biriydi ancak çok yakın bir geçmişte akıllı kartlar ve ödeme sistemleri geliştirme alanında da lider bir konuma yükseldi. Bugün kart şirketlerine çip teknolojileri satan ve fiyatı düşük harcamaların ödemesinde kullanılmak üzere tüketicilere ‘e-cüzdan’ sunan küresel endüstri standartlarının geliştirilmesinde de başı çeken lider şirketlerden biridir. Müthiş bir büyüme potansiyeli barındıran diğer bir şirket de cep telefonları için yeni ödeme teknolojileri geliştiren lider şirketlerden biri olan Almanya’daki Orga Systems’dır. Bu şirket henüz 2003 yılında kurulmuş olmasına rağmen aralarında Ukrayna ve Kazakistan gibi uzak bölgelerde bulanan cep telefonu operatörlerinin de bulunduğu 40’dan fazla kablosuz sinyal taşıma hizmeti veren şirketle sözleşme yapmış durumda.

Gelişmekte olan piyasalardaki gayrimenkuller

Kosta Rika’nın güney sahilleri başkent San Jose’ye araba ile beş saatlik bir mesafede ancak Dominical’da yapılması planlanan bir havaalanı ile yabancı yatırımcılar için el değmemiş kumsallara bakan bereketli ormanlarla kaplı yemyeşil tepelerde ev sahibi olmak oldukça cazip bir hale geliyor. Buradaki yerleşim planı dahilinde satın alınabilecek en küçük alan olan bin feet karelik bir arsanın fiyatı 55 bin dolardan başlıyor ve bir feet kare başına inşaat maliyeti de 75 dolar civarlarında (1 feet = 30 cm, 1 feetkare de 0.9 metrekare ediyor ). Mülk sahibi olma peşinde koşan yabancılar, özellikle de Birleşik Devletler’in (BD) emekli vatandaşları, Kosta Rika ile giderek daha fazla ilgilenir olmalarına rağmen fiyatlar hala oldukça düşük seviyelerde. Kırsal alanlardaki küçük evleri 7 bin 500 dolara satın almanız işten bile değilken, modern, üç yatak odalı, üç banyolu, garajlı ve bir dönüm arsası olan evleri 140 bin dolardan ucuza kapatmanız da mümkün. 250 bin doların altına 1.5 dönüm arsalı, göl manzaralı ahşap bir ev ya da şelale ve sıcak su kaynakları olan 7.5 dönümlük bir arsa da alabilirsiniz. Uluslararası gayrimenkul simsarlarının radar ekranlarına yavaş yavaş Bulgaristan, Mısır ve Hindistan dışında Orta Amerika’daki Panama ve Belize gibi ülkeler de girmeye başlıyor.

Biyometrik tanımlama sistemleri

Artan göç dalgaları ve uluslararası terörizm korkuları yüzünden kimlik tanımlama gitgide önemini artırdığından, günlük yaşamın her alanındaki güvenliğin önemi de aynı paralellikte artıyor. Japon bankaları daha şimdiden, bankamatiklerdeki müşterilerin avuç içlerindeki damarları kızılötesi bir ışınla tarayabilen bir teknoloji kullanmak için kolları sıvadılar bile. Çeşitli biyometrik ölçümler kullanan kimlik tanımlama sistemleri, ABD, İngiltere, Almanya, Avustralya, İsrail, Hong Kong, Malezya, Tayland ve diğer pek çok ülkede aşama aşama hayata geçirilmeye başlanıyor. Geçen yıl Uganda’nın Posta Bankası, nüfusun şu ana kadar bankacılık sistemine hiç erişme şansı bulamamış yüzde 90’ını, ülkenin perakende bankacılık sektörüyle kucaklaştıracağı umulan bir biyometrik kimlik kartı projesine başladığını duyurdu. Biyometrik kimlik kartları ve diğer güvenlik çözümleri geliştiren şirketler arasında Giesecke & Devrient, Precise Biometrics, ActivIdentity Corporation, Oberthur Cards, Nanoident Biometrics and Fidelica Microsystems bulunuyor.

Geleceğin teknolojileriyle ilgilenen fonlar

Yüzde bin kazanç elde etmenin en kesin yolu küçük şirketlere yatırım yapmaktır. Ancak burada en büyük marifet, halka açıklık oranı en düşük seviyedeyken doğru şirketi ilk keşfedenler kervanına katılabilmektedir. Geleceğin teknolojilerinde uzmanlaşmış yatırım fonları, her ne kadar şimdiye değin astronomik kazançlar elde edemedilerse de sınırsız yukarı gitme potansiyeli taşıyan şirketlerin bulunup çıkartılmasında gerekli olan ayak işi hizmetlerini gayet iyi sunarlar. Örneğin Munder Future Technology Fund isimli fon, borsada oldukça yüksek iniş çıkışlar gösterebilen ve derinliği olmayan, geleceğin teknoloji şirketleri üzerine konsantre olmuş durumdadır. Gerçi Munder fonu piyasaya çıktığı 1999’dan bu yana, her yıl ortalama yüzde 5 ya da yüzde 10’luk mütevazı artışlar yaşadı ama yatırım yaptığı şirketlerin hemen hepsi de daha gelişme çağlarının ilk aşamalarında olan genç şirketler. Bu nedenle yatırımcıların aldıkları fonları uzunca bir süre ellerinde tutmayı göze almaları ve fonlarının yatırım yaptığı şirketlerin kurumsal birer dev haline gelme şanslarını artırmaları gerekir. Munder fonu, IBM ve Microsoft gibi teknoloji devlerinin yanı sıra (dijital indirme teknolojileri tedarikçisi) Digital River, ileri dijital hafıza üreticisi Micron Technology ve yüksek teknoloji ürünlerine cam ve seramik bileşenler üreten Corning gibi teknoloji sektörünün gelecek vaat eden şirketlerinin hisselerini de satın alıyor.



Kaynak: Milliyet


 
Üst