Ben evden kaçacağım!

  • Konbuyu başlatan Codex
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kişisel Gelişim Yazıları kategorisinde Codex tarafından oluşturulan Ben evden kaçacağım! başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 2,942 kez görüntülenmiş, 4 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kişisel Gelişim Yazıları
Konu Başlığı Ben evden kaçacağım!
Konbuyu başlatan Codex
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan dideM
Codex

Codex

Özgür Şahin
Site Kurucusu
14 May 2006
En iyi cevaplar
0
48
Çanakkale
www.kendinigelistir.com

http://www.kendinigelistir.com/ben-evden-kacacagim/

Çok telaşlı bir günde, kocamla evin içinde oradan oraya koşuştururken, dört buçuk yaşındaki oğlumuz Justin Carl’ı yaptığı yaramazlıklar nedeniyle sürekli azarlıyorduk. Bir süre sonra, kocam dayanamayıp, Justin’e köşede ayakta durma cezası verdi. Justin cezayı sessizce kabullendi, ama pek mutlu görünmüyordu. Birkaç dakika sonra, “Ben evden kaçacağım.” dedi.

Çok şaşırmıştım ve sözlerine çok öfkelenmiştim. “Öyle mi?” diye bağırdım. Ama arkamı dönüp bakınca, bana melek gibi göründü, o kadar küçük, masum ve mutsuzdu ki.

Yüreğim sızladı ve çocukken aynı şeyleri söylediğimi, kendimi çok yalnız hissettiğimi ve kimsenin beni sevmediğini düşündüğümü anımsadım. Aslında bu sözlerle çok daha fazla şey söylüyordu. İçinden ağlıyordu, “Beni görmezden gelmeyin, lütfen fark edin beni! Ben de önemliyim. Lütfen beni istediğinizi, bana gereksinim duyduğunuzu ve beni koşulsuz sevdiğinizi hissettirin bana.”

“Tamam Jussie, evden kaçabilirsin.” Diye fısıldadım, bir yandan giysilerini toplarken. “Evet, pijamaların gerekecek, palton …”

“Anneciğim,” dedi, “ne yapıyorsun?”

“Ayrıca benim paltomu ve geceliğimi de almalıyız.” Bütün bu giysileri bir çantaya yerleştirdim ve çantayı sokak kapısının önüne koydum. “Tamam Jussie, evden kaçmak isteğinden emin misin?”

“Evet, ama sen nereye gidiyorsun?”

“Eğer sen evden kaçıyorsan, annen de seninle geliyor, çünkü senin yalnız kalmanı istemem. Seni çok seviyorum, Justin Carl.”

Konuşurken birbirimize sarılmıştık. “Neden benimle gelmek istiyorsun?”

Gözlerinin içine baktım. “Çünkü seni seviyorum, Justin.. Sen gidince benim tüm yaşamım değişir. Bu yüzden eğer sen gidersen, ben de seninle gelirim.”

“Babam da gelir mi?”

“Hayır, babanın kardeşlerin Erickson ve Trevor ile kalması gerek. Biz burada yokken çalışmak ve onlara bakmak zorunda.”

“Fereddi (hamster) de bizimle gelebilir mi?”

“Hayır, Freddi’nin de burada kalması gerek.

Bir süre düşündükten sonra, “Anneciğim, biz de burada kalabilir miyiz?” dedi.

“Evet, Justin, kalabiliriz.”

“Anneciğim,”

“Evet, Justin?”

“Seni seviyorum.”

“Ben de seni seviyorum, tatlım. Hadi gel, mısır patlatalım. Bana yardım eder misin?”

“Ederim.”

O anda anneliğin en güzel yanlarından birinin, çocuğunun güven duygusunu ve benlik saygısını kazanmasına yardımcı olmak olduğunu anladım. Kollarımda tuttuğum değerli varlığın, kendisine sarılmamı istediğini, aynı kilden bir çamur parçası gibi, kendisine şekil verip, bir yetişkine çevirmemi beklediğini biliyordum. Anne olarak, çocuklarıma onları istediğimi, sevdiğimi ve onların benim için çok önemli Tanrı’nın birer armağanı olduklarını gösterme fırsatını kaçırmamam gerektiğini öğrendim.



Kaynak : kisiselbasari.com - İnternet
 
Ö

ölüdeniz

Kullanıcı
2 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
uzay boşluğu
Bu konuyla ilgili okuduğum güzel bir yazıyı paylaşmak istiyorum

ÇOCUĞA, KENDİNE GÜVEN DUYGUSU KAZANDIRILMALIDIR

İnsanın hayatı, ancak kendisine inandıktan sonra değişmeye başlar. Kendine inanan ve güvenen bir çocuk, bizzat kendini geliştirmeye uğraşır. Çünkü inanç ve güven, çocuğu harekete geçirir. Böyle bir çocuk, soru sormaktan, denemekten, araştırmaktan çekinmez, ayağına gelen fırsatları değil, onu bekleyen fırsatları kollar. Hayatı tanımakta, onun içinde dolaşmakta cesur davranır. Artık çocuk, kendi gelişme şartları üzerinde etkili bir rol oynamaktadır.

Düşüncelerine ve kararlarına hiç değer verilmeyen, şiddet gören, şakaları alaya alınan, her mazereti yalan, her girişimi ukalâlık, her sevinci şımarıklık kabul edilen bir çocuk, artık kendisine saygı duymaz. Çocuklarınızın önemsenmesini istiyorsanız, önce siz onları önemsemelisiniz.

Unutmamanız gereken bir nokta da çocuğun kendi istediği şeylere zaman ayırmak ihtiyacında olduğudur. Çocuğun bütün gün ne yapacağına anne babası karar verir, çocuk okuldan kursa, kurstan müzik dersine, oradan ailenin düşündüğü bir spora sürüklenip durursa bu ihtiyacı karşılanamaz.

Anne babasından duygusal yakınlık ve destek gören çocuklar, yetersizlik duygularını aşar ve güçlü bir kişilik kavramı oluştururlar. Çocuklar, küçük olmaları ve hayatta tecrübesiz bulunmaları nedeniyle, yetersizlik duygusuna kapılırlar. Anne babalar çocuğun duygusunu ve bu duyguya yol açan nedenleri değerlendirmedikleri için, ortaya birtakım çözümsüzlükler çıkar. Çocuklar çevrelerine ayak uydurabilmek, olayların üstesinden gelebilmek için büyüklere oranla çok güçsüz ve yetersizdirler. Buna inanmıyorsanız, şunu deneyin. Bir süre dizleriniz üzerinde yürüyün. Büyükler dünyasının koca devleri yanında kendinizi nasıl bulduğunuzu düşünün. Bu duyguyu bütün çocuklar yaşar. İşte bu nedenle, yetersizlik duygularını aşmak için bütün çocuklar anne babalarından, duygusal destek beklerler, onların kendilerini yüreklendirmesine ihtiyaç duyarlar. Çocuğun bu yetersizlik duygusundan sıyrılması için ona yapacağımız en büyük yardım, onun duygularını çok iyi anladığımızı kendisine aktarmaktır. Büyükler, çocuğun güvensizlik duygusunu çok iyi kavradıklarını ona anlattıkları ölçüde, çocuk bu güvensizlikten kurtulacaktır.

Çocuk, yeni bir sorun karşısında kendisini yetersiz bulduğu zaman önce bu güvensizlik duygusunu anladığınızı belirtin. Sonra da ona, bu işin üstesinden geleceğine inandığınızı ve onun yanında olduğunuzu anlatarak ona yardımcı olun. Bunu yapmanın çeşitli yolları vardır. Genellikle bunu, çocuğa yalnız olmadığı inancını vererek sağlayabilirsiniz. Size ne zaman ihtiyaç duysa, başını çevirip sizi yanında görebilmelidir. Ne var ki, sizi “yanında bulmak” kavramı, sizin fizik varlığınızı orada bulundurmaktan ibaret kalmamalıdır. Çocuk kendine güvenmediği bir konuda bir işe girişirken, siz yanında durabilirsiniz, ama kendinizi gerçekten bu konuya vermemişseniz, gerçekten ilgi göstermiyorsanız, çocuk bu uzaklığı algılayacak ve yalnızlık duyacaktır. Çocuk bu yakınlığı sadece hissetmemeli aynı zamanda görmelidir.

Anne babalar, çocuklarına somut sevgi gösterilerinde bulunarak da bu psikolojik desteği sağlayabilirler. Çocuğunuza sarılmanız, onu öpmeniz, kolunuzu boynuna dolamanız, “Korkma, ben yanındayım” fikrini, sözlerden çok daha etkili kılacaktır. Psikolojik destekleme konusunda anne babaların önemsemedikleri bir başka şey de şu iki sihirli kelimedir: “Seni seviyorum.” Kimi zaman anne baba, “Onu sevdiğimi davranışlarımla gösteriyorum, söze ne gerek var?” diye düşünebilir. O zaman kendimize şunu soralım: Eşimiz, davranışlarındaki yakınlıkla bize sevdiğini gösterse bununla yetinir miyiz acaba? Genellikle hayır. Çocuğumuz da aynı duyguları yaşar. O da bu iki kelimeyi duyma ihtiyacı içindedir. Yalnız burada dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta var. Çocuğumuza karşı gerçekten, içten yakınlık duymadığımız anlarda, sakın ona sarılmaya ya da “Seni çok seviyorum.” demeye kalkışmamalıyız. Çocuğa iyilik olsun diye ona sevgi göstermek zorunluluğunu duyarsak, çocuk bu davranışın sahteliğini derhal sezecektir. Bu da onu altüst eder. Çünkü davranışlarımız ve sözlerimizle ona, “Seni seviyorum” derken, içten içe, “Seni sevmiyorum.” demekte olduğumuzu algılayacaktır. Bu nedenle, çocuğumuza karşı gerçekten sıcak duygular içinde bulunmadığımız anlarda, ona sahte sevgi gösterilerinde bulunmayalım.
Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN
 
Ö

özlem1980

Kullanıcı
25 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
Ankara
çocuk yada büyük herkesin önemsenmeye önemsendiğini hissetmeye güvenmeye güvenilmeye ihtiyacı var ama çocukların daha çok çocuklukda bu duyguyu aileden ne kadar çok görür ve hissedersek bundan sonraki hayatımızda okadar güzel şekilleniyor.
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Bu öyküyü ne zaman okusam hep bir yaşanmışlığım gelir aklıma;
Kızım büyüme çağında, yani o malum büyüme sancılarını çekerken içine kapandı ve bu hali beni çok mutsuz etti, ne kadar bilinçli bir anne olmaya gayret etsemde.
Ama şans bu ya, o ara benim çok sıkıntılı olduğum bir dönem başladı ve kötü bir tesadüfle her ikimizde bunalıma girdik farklı nedenlerle.
Bir gün isyan etti, bağırmaya ve ağlamaya başladı;
"Ben ölmek istiyorum anne!"
Çocukca buldum ilk isyanını.
Ama bu isyan bir gün doruğa çıktı ve tam anlamıyla bir krize dönüştü.
Sokaktaydık!
Ağlıyordu.
Hızla elinden tutup kendime çektim;
"Tamam!" dedim, "ölmek mi istiyorsun? Tamam, şimdi ilk eczaneye girip 5 kutu ilaç alıyoruz! Ve 1 şişe su! Bir sen içeceksin bir ben!"
Nasıl bir kararlılıkla söyledim, nasıl bir kararlılıkkla baktım ki, ağlaması kesildi ama; "peki anne". dedi.
Eczaneye girdik ve gerçekten beş kutu ilaç aldım.
Parkta kuytu bir köşeye oturduk, avucuma boşalttım ilaçları, bir tane yuttum, "hadi" dedim, "sıra sende"...
İçti.
4.ilacı içerken elimi tuttu;
"Annecim ben seni çok seviyorum, biz bunların üstesinden gelebiliriz, sen iyileşebilirsin, bende mutlu olabileceğim şeyleri düşünürüm, bulurum..."
Sarıldım, alnından öptüm.


Üstteki yazıyı ben yazmış olsaydım aynı cümlelerle bitirirdim sanırım;

Anne olarak, çocuklarıma onları istediğimi, sevdiğimi ve onların benim için çok önemli Tanrı’nın birer armağanı olduklarını gösterme fırsatını kaçırmamam gerektiğini öğrendim.
Özgür ve Nihat her ikinizede çok teşekkürler.
 
D

dideM

Kullanıcı
5 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Çok şaşırmıştım ve sözlerine çok öfkelenmiştim. “Öyle mi?” diye bağırdım. Ama arkamı dönüp bakınca, bana melek gibi göründü, o kadar küçük, masum ve mutsuzdu ki.
Çocuğum olursa, benden yapmasını istemediğim bir şey istediğinde ona nasıl hayır diyeceğimi düşünürdüm hep, aynen bu cümledeki gibi onun küçük, masum ve savunmasız olduğu aklıma gelecek diye..

Düşüncelerine ve kararlarına hiç değer verilmeyen, şiddet gören, şakaları alaya alınan, her mazereti yalan, her girişimi ukalâlık, her sevinci şımarıklık kabul edilen bir çocuk, artık kendisine saygı duymaz. Çocuklarınızın önemsenmesini istiyorsanız, önce siz onları önemsemelisiniz.
Ve her zaman da bir çocuk büyütmenin, eğitmenin ne kadar zor olduğunu savunmuşumdur güzelliğinin yanı sıra.. Onun özgüvenini sağlamak en zor ve önemli kısmıdır belki de yetiştirmenin.. Burada cevabı gayet açık ve güzel verilmiş.

Özgür ve Nihat her ikinizede çok teşekkürler.
O0
 
Üst