Bahar geldi mi yine ne!!

  • Konbuyu başlatan senarist081
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Serbest Kürsü kategorisinde senarist081 tarafından oluşturulan Bahar geldi mi yine ne!! başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 2,016 kez görüntülenmiş, 1 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Serbest Kürsü
Konu Başlığı Bahar geldi mi yine ne!!
Konbuyu başlatan senarist081
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Harun
S

senarist081

Kullanıcı
30 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Duzce
Bizim buralara(Mudurnu) geç gelir bahar. Kışımız uzun sürer. Ekim ayının başında başlarız sobaları yakmaya, taaa mayısa kadar. Kazancımızın büyük bir kısmını kışın soğuğuna feda ederiz.Tonlarca odun, kömür alırız. Paltolar, kazaklar, hırkalar, botlar için harcadığımız parayla bütçemiz sarsılır. Ama dayanırız. " Dalga boyu aşmış nasıl olsa; ha bir karış, ha beş karış," atasözünden cesaret alırız.

Aylarca dört duvar arasına sıkışmaktan, kışı pencere arkasında geçirmekten bunalırız. Bakışlarımız donuklaşır, benzimiz sararır. Gözümüz yolda, kulağımız seste; bahardan bir işaret bekleriz, hacı yolu bekler gibi. O da nazlanır, bir türlü gelmek bilmez.Takvimler, baharın başlangıç tarihini her ne kadar 21 Mart olarak yazsa da; biz biliriz ki, onun gelmesi mayısı bulur. O nedenle, cemrelerin düşmesi bile; baharın gelişinin işareti değildir bizim için. Cemreler düşerken biz de odun - kömür derdine düşeriz. Kazma kürek yakmamak için, oduna- kömüre takviye yaparız. Biliriz ki kış, gücünü bizde dener. Bizi çok sever; çekip gitmez, minderi kaba gelen konuklar gibi. O nedenle Şubatta, Martta parlayan güneşe karşı tedbirli oluruz, cemreler düştü diye sevinmeyiz. Mart güneşi bizim için; " Eşek öldüren güneş, kadını dövdüren güneş," tir.

Nisan ayına girdik ama, ağaçlarımız daha yeni tomurcuk. Açmaya korkuyor gibiler. Gecenin, sıfırın altına düşen sıcaklığına karşı tedbir alıyorlar sanki. Ağaçlar, çiçekli bitkiler; pusuya yatmış, baharı bekliyorlar. Soğuklar biter bitmez, soyunacaklar kabuklarından, boy gösterecekler. Ama ne mümkün! Soğuklar fırsat mı veriyor!

Oysa nasıl özledik baharı! Bahçelerimizi, balkonlarımızı çiçeklerle donatmak için sabırsızlanıyoruz. Çiçeklerimiz, soğuğa az da olsa dayanıklı olan sardunyalarımız bile, şu mevsimde hâlâ içeride. Ilık bahar günleri geldiğinde; parka koşan çocuklar gibi dışarıya çıkaracağız onları. Çiçek deyip geçmeyin! Onlar, bizim yaşama sevincimiz. Çiçeklerimiz büyüyüp boy attıkça, renk renk açtıkça; içimiz aydınlanıyor. Bir canlıyı büyütüp, yaşatıyor olmanın sevinci dolduruyor içimizi.

Benim de var sardunyalarım. Kışa girerken, ellerim titreye titreye kopardım dallarını. Her birini küçük saksılara diktim. Onlarca hem de. Kendilerine en uygun ortamı bulmak için, evimin içinde gezdirip durdum kış boyu. O camdan bu cama; o köşeden şu köşeye taşıdım kedi yavrusunu taşır gibi. Sardunyalarımı kışın suladım, çiçek vitaminleriyle besledim.Tül perdenin arkasından alabildikleri zayıf güneşle büyüttüm. Şimdi onları bahçeye, balkonuma, evimin önündeki köprünün ahşap giydirmesinin üstüne dikeceğim. Onların çeşit çeşit renkleri içimi kıpırtadacak. Her renk sardunya, benim için ayrı bir anlam ifade ediyor.Tıpkı; halı ve kilimlerde olduğu gibi. Mavi- umut, kırmızı- aşk, yeşil - murat, sarı- hüsran vs.....Yeter ki bahar gelsin hele.

Bu sabah kuş sesleriyle uyandığımda, baharın gelmekte olduğuna inandım biraz. Cemreler düştü, gündüzler uzadı, kuşlar ötüşüyor.Yani bahar, müjdecilerini çoktan gönderdi. Kendisinin gelmesi yakındır.

Haydi bahar! Gözümüz yolda , bekliyoruz gelmeni....

O da ne! Sardunyamın tomurcuğu yırtmış kabuğunu, pembe rengiyle gülümsüyor bana penceremin kenarından. Aman Tanrım! İşte eflâtun sardunya, şu da kırmızı. Mor bir sardunya da, belirli belirsiz göz kırpıyor...Güneş, daha erken doğdu odama bugün. Evimin karşısındaki erik ağacının uçlarında çiçekler gördüm. İçim kıpırdadı. Canım kırlara gitmek istiyor. Bahar geldi mi ne!

1 / Nisan 2006 / Mudurnu
Kâmuran Esen

 
Üst