aydın41'in Kaleminden

  • Konbuyu başlatan aydın41
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Özgün Kalemler kategorisinde aydın41 tarafından oluşturulan aydın41'in Kaleminden başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 4,639 kez görüntülenmiş, 17 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Özgün Kalemler
Konu Başlığı aydın41'in Kaleminden
Konbuyu başlatan aydın41
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Zynep
A

aydın41

Kullanıcı
29 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Hayallerinin Peşinden Koşmayanlara                                   
------------------------------------------------------
Gecenin bu saatinde hepiniz yatıyorsunuz ..Haklısınız yarın işi güç hayat mücadelesi başlayacak.Hepinize kolay gelsin.Hayatla mücadele etmek en zor iş,sen çabaladıkça o zorlaşır,yıldırmak ister seni,bilirki bigün pes edeceksin.Bu kadar emindir kendinden nedenmi çünkü kuralı o koyar da ondan.Sen çırpın dur der ben bildiğimi okurum,sen ne yaparsan yap benim istediğim gibi olur yaşantın der,bukadar güvenir kendine.Biz ne yaparız ona karşı gizliden gizliye hadi be sende yenecem seni deriz ama inanırmıyız dediğimize orası meçhul.İşte kaybettiğimiz nokta burası yani İNANÇSIZLIK,yanlış anlamayın dini anlamda söylemedim yapmak istediğimiz yani yenmek istediğimiz yaşantımıza karşı verdiğimiz mücadeleye olan inançsızlıktan bahsediyorum.Gerçekten inanıyormuyuz başarabileceğimiz,hayalini kurduğumuz,yapmak isteiğimiz şeylere bunu sorgulamak lazım.Eğer inancımız yüksekse neden yakınıyoruz hayatımızdan demekki başaramamışız(sadece yapamayanlar için geçerli bu cümle)Kalbimizin,benliğimizin bir yerlerinde kalmış inançsızlık,yeterince inanmamışız demekki yapabileceklerimize.Vucudumuzun bütün uzuvları yerinde,gayet sağlıklıyız ama ters giden birşeyler var ,hemen suçu buluruz şans ta kaderde.Oysa bir yanda elleri olmayan ayaklarıyla yemek yiyen yani ayak parmaklarığla kaşık tutarak yemek yiyen bir insan,aynı şekilde resim yapan bir insan,
gözleri görmediği halde kitap yazabilen bir insan,duymadığı halde şahane besteler yapabilen bir insan bunlar nasıl yaptı peki,bu insanların şansı çok mu iyidi,yada kaderleri.Evet dersen eğer ozaman yakınma hiç boş yere senin onlardan fazlan var.
Evet senin onlardan fazlan var ama inancın yok.Hayellerinin peşine düşmek nedemek bilmiyorsun demekki.Hayllerini gerçekleştirmek için ne kadar çaba harcıyorsun.Ne kadar zorluyorsun bunu sor kendine.En ufak bir zorlukta yılıyormusun ,yoksa devam mı diyorsun.Belkide bu yazdıklarımdan hiç bir şey anlamıyorsun,kendi kendine ne diyor bu yahu diyorsundur,sen öğle demeye devam et ve arkasına sığınacağın bir şeyler daha bul.Çünkü bu en kolayı.Hayatımız boyunca sığınacağımız bir yerler arar dururuz,bulamassak yaratırız.Ben yaptım elimden geleni ama olmadı demek ne güzel bir mazeret.Ne yaptın elinden gelen sadece kaçmak,sorunlarınla,yapamadıklarınla yüzleştinmi,neden yapamıyorum hatam nerde diye düşündünmü.Yoksa hala neden böyle oldum diye boş boş ağlıyormusun.Geçmiş geçmiştir sen önüne bakmalı ve bundan sonra ne yapmalıyım demelisin.Unutmaki başarısızlık başarının ilk adımıdır.

(((bir çoğumuz tutkularımızı izlemekten ve istediğimiz işleri yapmaktan korkarız.çünkü bu risk almayı ve başarısızlığa dayanabilmeyi gerektirir.ama tüm kalbinizle tutkunuzun izinden gitmek,aslında kendi başına bir başarıdır.en büyük yanlış hiç denememektir )))) demiş ROBYN ALLAN.


                                                                                                                                            Aydın
                                                                                                                                03.03.2008      02:15
 
S

syn

Kullanıcı
12 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Güzel...Güzel de...Bazen hergün öylesine bir önceki güne benziyor ki bu iş giderek benzinin bitmeden bir yolda ilerlemeye benziyor ve gidilen yol istenen yere çıkmıyor.Tükenense zamanla birlikte sen.Ve korkularımız...Bizi arabadan inmekten alıkoyan korkularımız...Bir de yorgun düşmüş biz...
 
A

aydın41

Kullanıcı
29 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Arkadaşım gidilen yol istenilen yere çıkmıyorsa,yanlış yol tercihi yapmışsın demekki.Doğru yolu bulmak gene senin elinde.Tabiki bazı şeyleri değiştirmek isterken yorulacaksın.Her şeyin bir bedeli var.Bu bedeli ödediğin zaman yerine geliyor.Katılımın için teşekkür ederim.
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
(((bir çoğumuz tutkularımızı izlemekten ve istediğimiz işleri yapmaktan korkarız.çünkü bu risk almayı ve başarısızlığa dayanabilmeyi gerektirir.ama tüm kalbinizle tutkunuzun izinden gitmek,aslında kendi başına bir başarıdır.en büyük yanlış hiç denememektir )))) demiş ROBYN ALLAN

bende şunu eklemek istedim bu yazıyı okuduğumda
" bebekler bile yürümeyi düşe kalka öğreniyorlar.Bu yüzden başarı bize keyif verdiği gibi,başarısızlıklarda yeni çözüm kapıları açmalı hayatımızda
 
A

aydın41

Kullanıcı
29 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Güzel bir örnekti verdiğin arkadaş teşekkür ederim.Dediğim gibi Başarısızlık Başarının ilk adımıdır.Tabi bu kavram kişiye göre değişir.Kimisi ilk başarısızlığında yılar ve bırakır,kimide bir daha diye devam eder.
 
A

aydın41

Kullanıcı
29 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Her şey istemekle başlıyor ,sebat etmek,sabırlı olmak,insanı mutlaka belli bir zaman sonra başarıya ulaştırıyor.
 
G

Gozde

Kullanıcı
9 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
Lüleburgaz
aydın41' Alıntı:
Her şey istemekle başlıyor ,sebat etmek,sabırlı olmak,insanı mutlaka belli bir zaman sonra başarıya ulaştırıyor.
ne kadar doğru ve güzel cümle.
herşey istemekle , sabır göstermekle başlar
seçimlerimizdir bizi olduğumuz yere getiren
iyi ya da kötü her olay bir kapı aralar sonunda
ve seçim bizim elimizdedir
hayatımın kontrolüm dışında olduğuna hiç bir zaman inanmadım sizde inanmayın
bazen şartlar zorlasa bile  ;)

teşekkürler  ::)
 
A

aydın41

Kullanıcı
29 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Asıl ben teşekkür ederim sana gözde katılımından dolayı.Evet kötü sonuçlanan bir olay belki bizim için yeni bir başlangıçtır.Bunu bilemeyiz.Belkide kötü sonuçlanan bir olayın peşinden başarıyı yakalayacağız.
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Sabır, hoşgörü, empati kurabilmek ve kurdurabilmeyi başarmak ve ilgisiz gelse bile tatlı dil.
Güzel kaleme almışsınız Aydın. Teşekkürler.
Doğuştan sabırlı ve hoşgörülü olduğum için (şaka gibi ama gerçek) pek zorlanmadım. Belki biraz da şanslıydım hayallerimi gerçekleştirebilmek adına. İşte bunu da galiba biraz tatlı dile borçluyum.
Bir de burada anmaktan gurur duyduğum sevgili Hocam Emre Kongar'a gerçekten minnetarım, öğrencisi olduğumuz dönemlerde bize aşıladığı yaşam görüşü konusunda. O sadece ekonomi anlatmazdı.:) Hatta derslerine şiirle başlayan nadir Profesörlerden biridir bile diyebilirim.
 
A

aydın41

Kullanıcı
29 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Katılımınız için teşekkür ederim zynep .Ne mutluki size değerli bir insanın öğrencisi olmuşsunuz.Zaten dersi sevdiren hocadır diye düşünüyorum.Hayatımızı sevdirende acısıyla tatlısıyla yaşadıklarımızdır herhalde.Tatlı dilin tabiki çok önemi var.Çok sinirli olduğunuz bir anda karşınızdaki kişi size tatlı dille birşeyler anlatmaya başladığında üzerinizdeki o sinirlilik hali birden kayboluyor.
 
S

syn

Kullanıcı
12 Ara 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Belki de burcumdan kaynaklanıyordur bilmiyorum çünkü o arabanın direksiyonunu bir yıl öncesinde çevirebiliyordum
buna inancım da vardı enerjim de ancak şimdi direksiyonun kontrolünü kaybettim şimdilik sanırım yine tek felsefeme döndüm yaşa ve öğren zaman gösterecek ...
 
A

aydın41

Kullanıcı
29 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Mühim olan şey direksiyonu bırakmamandır,zaman içerisinde sağa sola sapmalar olabilir,ama direksiyonu bırakmadığın sürece araba devrilmez.Senin yaşında birinin bu düşünceleri yaşaması normal panikleme sakın.
Bazı şeyleri dediğin gibi yaşayarak öğreneceksin.Herzaman mantığınla ve yüreğinle aldığın kararlar doğru
çıkmayabiliyor.
 
A

aydın41

Kullanıcı
29 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
ARKADAŞLARINIZI BOŞLAMAYIN ,ONLAR SİZİN DEĞERİNİZ ZOR GÜNLERİNİZDE YANINIZDA OLANLARDIR...BU YAZDIĞIM GERÇEK..OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM..



Adam, sabah erkenden evinden çıkmış, yolda ilerlerken bir aracın çarpmasıyla kendisini yerde bulmuş. Çevredekiler hemen adamı en yakın hastaneye götürmüşler.Adama acil müdahale edildikten sonra röntgen çekilip kırık yada çıkık olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğini söylemiş doktorlar.

Fakat adam "acelesi olduğu için buna izin veremeyeceğini" söylemiş.Hemşireler merakla adama "ne acelesi "olduğunu sormuşlar.
Adam "huzurevinde yatan bi arkadaşı olduğunu ve her sabah onunla kahvaltı yapmaya gittiğini "söylemiş. bunun üzerine hemşireler," arkadaşına haber verebileceklerini "söylediklerinde, adam" arkadaşım alzehmier hastası hiç bişey hatırlamıyor, hatta benim kim olduğumu bile bilmiyor" demiş.

Hemşireler hayrete düşerek adama "madem ki sizin kim olduğunuzu bile bilmiyor öyleyse neden her sabah onunla kahvaltı edebilmek için koşturuyorsunuz" demişler.

Adam hüzünlü bir sesle "AMA BEN ONUN KİM OLDUĞUNU ÇOK İYİ BİLİYORUM, YETMEZ Mİ?" demiş.

            Gelelim bu konunun ayrıntılarına.Bu yazıyı okurken aklımdan geçen ilk şey acaba bende yapabilir
miydim böyle bir davranışı oldu.Yada arkadaşım benim için yaparmıydı.Belki bir çoğunuz ben yapardım diyeceksiniz hemen.Peki arkadaşınız sizin için yaparmıydı?Ben işin içinden çıkamadım.Belki kızacaksınız bana
"hadi be ordan insan arkadaşı için fedakarlık yapmazmı" diye söyleneceksiniz ve sonra düşünmeye başlayacak
sınız.Düşüncelerinizde acaba kelimesi dolaşacak.
            Neyse bu yazdıklarımı unutun.Ben "size arkadaşınız için fedakarlık yaparmıydınız veya arkadaşınız
sizin için fedakarlık yaparmıydı" diye bir şey söylemedim unutun hepsini.
           
            Kendinize şunu sorun "BENİM KAÇ ARKADAŞIM VAR" sadece bunu sorun.Bütün arkadaşlarınızın isim
lerini,simalarını ve karakterlerini gözünüzde canlandırın.Acele etmeyin yeterince zamanınız var.sonuçları
nıda burada benimle paylaşırsanız sevinirim.Tabi bu sonuçları benimle ve diğer katılımcılarla paylaşmak ister
seniz ve samimi iseniz yalancıktan söylenmiş sözlerle sadece kendimizi kandırırız.Sonuçta var veya yok diye
ceksiniz.isterseniz adette söyleyebilirsiniz.

            Şunuda belirteyim fedakarlık konusu ciddi bir konu olacak.Yoksa arkadaşım hastaydı iki gün yanında kaldım veya ayağını kırmıştıda sırtımda taşıdım gibilerden olmayacak.Yapacağınız veya beklediğiniz fedakarlık belkide uzun zamansürecek cinsten olmalı.Hatta şöyle yapabiliriz yukarıda anlattığım olayı kendimize uyarlayalım,hah bu iyi işte.

              1.bölümde gözden geçireceğiniz arkadaşlarınız hasta olsun.Onların içinden seçin ve ben onun için
yapardım deyin.


              2.bölümdede siz hasta olun ve seçtiğiniz arkadaşlarınızı inceleyin ve o benim için yapardı deyin.

Diyecekcinizki sen niye yapmıyorsun.Bende yapacağım ve açıklayacağım merak etmeyin.Hadi bakalım kolay
gelsin.Samimi davranacağınıza eminim.   
           
 
A

alparslan

Kullanıcı
2 Ocak 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
bu çok karşılıksız sevgi isteyen birşey
ancak bunu büyük gönüller yapar

ben maalesef
:'(
 
A

aydın41

Kullanıcı
29 Mar 2008
En iyi cevaplar
0
0
istanbul
Samimiyetin ve katılımın için teşekkür ederim ama acele etme iyice düşün.
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
öncelikle paylaşımın için teşekkürler.

düşününce karar vermesi gerçekten zor ama ben düşündümde karşındaki arkadaşımın benim için buu fedakarlığı yapıp yapamayacağı kararını veremedim

Ama kendi adıma söyleyebilirim ki ben bu fedakarlığı seve seve yapardım.Çünkü ruhsal rahatlamanın değerni ve anlamını bilenlerdenim...
 
Z

Zynep

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
96 büyük depremi sanırım benim yaşıma yakın kişiler için bu konuya bir örnek olabilir.
O depremde kurtarma çalışmalarında bizzat günlerce bulunduğum için insanları tanımak, neyi neden, nereye kadar yaptıklarını anlamak için bir fırsattı pek çok insan için diyebilirim. Herkesin yardım amaçlı, fedakarca orada olduğunu düşünemiyorum ve üzülüyorum.
Ben mi?
Benim çevremde, benimle birlikte olan kişiler bilirler, gerçekten yapı olarak fazla fedakarım, hatta benden istenmediği halde, kendi şahsi programlarımı iptal ederek ya da birilerine verilmiş sözüm varsa, öncelikli olanı seçip, diğerlerine durumu açıklayarak, daha aciliyet gösteren konumda yer alırım.
Fazla fedakarlığın iyi bir şey olduğunu savunmuyorum ama! Bunu farklı bir mesajda açıklama hakkım saklı kalsın, ben konuya yanıt vermeye devam edeyim.
"Can" olarak bildiğim çok yakın bir dostumla bir süredir,mecburen, birbirimizden çok uzak farklı şehirlerdeyiz. Kendisinin olanakları kısıtlı ve bildiğim kendisini ziyaret edecek kişilere olan ihtiyacı. Maddi ve manevi tüm olanaklarımı seferber ederek, kendisini ziyarete gidiyorum haftalardır, ve tüm ihtiyaçlarını giderebilmesinde yardımcı olduğumu düşünüyorum.
Bense, kendisinin burada olmadığı dönemde karşılaştığım her zorlukta, sadece onun için "keşke burada olsaydı..." diye düşündüğüme göre, demek ki güvenilir ve gerçek dostum.
Soru "arkadaş" olarak sorulduğundan bu yanıtı verdim ama anlattığınız öykünün kahramanları bir aile.
Bunada çok net yanıtım; Ailemin her bir ferdi için ne zaman "aman" deseler yanlarındayım.
Bunu bildiklerinden olsa gerek:) çoğunlukla "aman koş" dediklerinde aranan benim.
Teşekkürler.
 
Üst