Ay'da gerçekten yürüdük mü ?

  • Konbuyu başlatan Harun
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Araştırma Sonuçları kategorisinde Harun tarafından oluşturulan Ay'da gerçekten yürüdük mü ? başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 3,099 kez görüntülenmiş, 7 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Araştırma Sonuçları
Konu Başlığı Ay'da gerçekten yürüdük mü ?
Konbuyu başlatan Harun
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan dideM
H

Harun

Kullanıcı
29 Şub 2008
En iyi cevaplar
0
36
İstanbul
leftinthedark.wordpress.com
Yıllardır insanın Ay'a inişi ile şakalar yapılır, Türk astronotlar uzaya çıksa ne olur mailleri gönderilir, "Benim için büyük ama insanlık için küçük bir adım" lafı alakasız yerlerde sululuk yapmak için değiştirilir… Ancak işin şakaya gelir bir yanı yok arkadaşlar.

Bundan 35 yıl önce, 20 Temmuz 1969'da ilk kez bir insan Ay'a ayak bastı. Bunun yüzyılın en önemli birkaç olayından biri olduğu konusunda kimse bir şey söyleyemez. Neil Armstrong ve ardından Buzz Aldrin, Ay'da ilk yürüyen insanlar oldu. Aslında konu "insanlık için büyük bir adım" atmak değil, "Amerika için dev bir adım" atmak idi. O dönemde Amerika ile Sovyetler Birliği Soğuk Savaş içindeydi, uzay çalışmaları konusunda inanılmaz bir rekabet yaşanıyordu, üstelik Sovyetler uzaya insan göndererek Amerika'ya fena halde tozunu yutturmuştu. John F. Kennedy başkan seçilince bu konuda ne gerekiyorsa yapmaya karar verdi. Önce Almanya'dan Dr. Van Braun adlı bir bilimadamı ithal etti. Bunun sebebi astronotları aya taşıyacak roketlerin hazır olması ama onları uzaya taşıyacak büyük roketin yapılamaması idi. Nasa, bugün bile hala kullandığı roket teknolojisini geliştirdi ve 110 metrelik Apollo 8 V Saturn roketi hazırlandı. İlk aşama 3 astronotu Ay'ın yörüngesine sokup sağ salim geri göndermekti. 21 Aralık 1968'de gerçekleşen ve fırlatma ile başlayan görev başarılı oldu. Sırada Ay'a inecek Eagle aracı ile Neil Armstrong, Buzz Aldrin ve Michael Collins'i taşıyan Apollo 11 V Saturn roketi vardı. Fırlatma 16 Temmuz 1969'da, Cape Canaveral üssünden yapıldı.

Apollo 11 yörüngeye 19 Temmuz'da girdi, "Huzur Denizi" adı verilen iniş bölgesi belirlendi. Ay'a inen Eagle içinde 7 saat hazırlık yapıldı ve saat 22:56'da "insanlık için büyük o efsanevi adım" atıldı. 2,5 saat süren görev sırasında taş ve kum örnekleri toplandı, lazerli cihazlarla Ay ile Dünya arasındaki mesafe ilk kez kesin olarak ölçüldü, rüzgardan parçacıklar toplandı, dönemin başkanı Nixon ile konuşuldu, golf oynandı ve bir gece orada kalındı. Ekip ertesi gün yörünge modülünde kalan Michael Collins'in yanına döndü ve 24 Temmuz'da Pasifik Okyanusu'nda indiler.

Komplo başlıyor...

Şimdi buradan John F. Kennedy'nin başkan seçildiği döneme geri dönelim. Kendisinin bu konuda ne gerekiyorsa yapmaya karar verdiğini söylemiştik hatırlarsanız. 9 yıl boyunca yapılan bütün ölçümler, Ay'daki radyasyon oranının bütün çalışmalara rağmen oraya herhangi bir canlı göndermeyi imkansız hale getirdiğini gösteriyordu. Ancak Sovyetler Birliği'nin Amerika'ya nanik yaptığı da bir gerçekti. O halde mutlaka Ruslara dersleri verilmeliydi. Teorilerden bir diğeri de dikkatleri Vietnam Savaşı'ndan uzaklaştırmak ve Nasa'nın da 30 milyon dolarlık ödenek karşılığında istenenleri yapması. John F. Kennedy döneminde tasarlanan proje Nixon tarafından onaylandı ve Amerika'nın her türlü uzay komplosundan sorumlu Nevada'daki 51. Bölge'de bir set hazırlandı. Setin San Bernardino'daki askeri hava üssü olduğuna dair, astronotların serbest dalış yaparak birkaç saniyeliğine de olsa yer çekimini yok eden uçaklarda çekildiğine ya da ağır çekim ile uçarmış gibi gösterildiğine dair yorumlar da muhtelif, yani komplo teoricileri de kendi aralarında bölünmüş durumdalar. İki set de olası görünüyor, böyle gizli kapaklı işleri yapmak için dünyanın en korunaklı bölgelerini seçmek son derece mantıklı.

Komplocuların en önemli kozları ışık ve gölgeler. Uzayda bile olunsa ışık ve gölgelerin dünyadan o kadar da farklı olmaması gerektiğini düşünüyorlar. Uzmanlar komplo teorisyenlerinin iddalarına elbette bilimsel yanıtlar veriyorlar, ama normal insanlar olarak bizler kameraların teknik özellikleri, atmosferik koşullar, fizik yasaları gibi durumlardan bihaber olduğumuzdan komplolar çok mantıksız gelmiyor, belki de komplo teorisyenleri bizim meraklı ama cahil cühela olmamızdan faydalanıp arkamızdan kikirdiyorlar. Neyse efendim, biz komplolara dönelim.

O gölge de nesi?



Buzz Aldrin ile Neil Amstrong'un Ay yüzeyine bayrağı diktikleri resme bakalım. Yapılan açıklamada bu görüntülerin çekiminde iki adet 70'er milimetre flaşsız kamera kullanıldığı söylenmişti. Yani Ay resimlerinde sadece bir ışık kaynağı var, o da Güneş. Peki Güneş tek ışık kaynağı ise Buzz Aldrin'in gölgesi neden daha uzun? Ayrıca dikkatten kaçmayan bir nokta da iki gölgenin paralel olmaması. Bu konudaki resmi açıklama aslında tek ışık kaynağı olduğu konusunda ikna edici, ancak bir gölgenin diğerinden neden uzun olduğu yine soru işareti olarak kalıyor. Nasa'nın söylediği şey, "İki ışık kaynağı olsa her objenin iki gölgesi olurdu, gölgelerin birinin uzun olmasi ise optik yanılma". İlki mantıksız değil, ikincisine ise çocuklar bile kanmaz.

Şimdi de Buzz Aldrin'in Neil Armstrong'a poz verdiği, "Aydaki Adam" görüntüsü denince akla hemen gelen pozu inceleyelim. Bu resim hakkında birkaç iddia var. İlki Buzz'ın bize göre sol, ona göre sağ kolundaki gölgelerle ilgili. Deniyor ki Güneş tek ışık kaynağı olduğuna göre o kolun diğer kol tarafından tamamen gölgelenmesi, hiç görünmemesi gerekir. Aynı problem pek çok yerde daha var. Gölge içinde kalan astronotlar hiçbir zaman kapkara olmuyorlar, oysa gölgelerin zifiri karanlık olması gerekiyor. Karanlık bir odada tek taraftan gelen ışık altında gölgede durduğunuzu düşünün, aynı şey. Resim hakkındaki bir başka görüş de arka plandaki Ay yüzeyinin yavaş yavaş bulanıklaşarak ufka karışması. Bu, yeryüzünde olduğumuzda gayet normal, ama komplo teorisyenlerine göre Ay'ın atmosferi olmadığından yüzey ufka karışana kadar pırıl pırıl net görünmeli. Son olarak Buzz'ın kaskına yansıyan garip bir şekil var. Ne olduğu konusunda kimsenin fikri yok, ancak oraya yansıyan garip bir şeyler olduğu kesin. Bu konuda resmi bir açıklama olmaması da bizim gibi şüpheci teorisyenleri daha da kışkırtıyor.



Bir diğer popüler iddia yıldızlar hakkında. Astronotlar, yıldızların hayatlarında hiç görmedikleri kadar güzel bir manzara yarattığını söyledikleri halde neden hiçbir fotoğrafta yıldızlar görünmüyor? Hava karanlık, gözü alacak bir ışık kaynağı yok, görüntüyü kesecek bir atmosfer yok, peki niye, niye? Bu iddiaya karşı verilen cevap yıldızların orada olduğu, ama görülemeyecek kadar silik çıktıkları. Buna inanmak çok olası değil, özellikle astronotlar ne kadar parlak olduklarını söyledikten sonra. İki kişinin söyleyeceği bir yalan uyduracaksınız öncelikle dersinizi çalışmanız gerekir. Bu konudaki resmi açıklama teknik bir takım yutturmacadan ibaret gibi.

Nasa'ya göre tüm Ay yürüyüşleri sabah, Ay'ın en aydınlık olduğu zamanlarda yapıldı. Atmosfer bulunmadığından güneş ışınları direk ve parlak geliyordu, yani etraf çok aydınlıktı, buna bir de güneşin ışıklarını yansıtmak için yapılmış beyaz kıyafetlerin beklendiği şekilde işlerini yapıp parlaması eklenince fotoğraf çekmenin tek yolu diyaframı çok az açıp ışıklandırmayı kısa tutmaktı, bunu göz bebeğinin genişçe açılması yerine hemen açılıp kapanmasına benzetebiliriz. Mantıksız değil, ama şimdi saçmalamayalım, uzaydasınız, yıldızların görünmesi gerekiyor!




Buzz Aldrin'in Amerikan bayrağı önünde selam verdiği yine pek meşhur poza geldi sıra. Burada yıldızların görünmediği kapkara gökyüzünü açıkça görüyorsunuz. Bunu tartışmıştık, geçelim. Şimdi uzun adı Lunar Excursion Model olan LEM'e bakın, sağ tarafı gölge içinde olduğundan karanlıkta kalmış. Buraya kadar itirazımız yok, ancak alt yarıdaki Amerikan bayrağının sağ tarafının gölgeli kısımda pırıl pırıl olduğu gözünüze battı mı? Bu bayrağın da gölgede kalması gerektiğini açıklamamıza gerek yok herhalde.

Son komplo teorisi resmimiz belki de en ilginci. Resimlerdeki çarpılar dikkatiniz çekmiştir. Çekilen objeyi ya da yeri daha iyi ölçmek için kullanılan bu yardımcı çizgilere "crosshair" deniyor. Son resim daha büyük bir resmin ayrıntısı. Resmin solundaki crosshair'e dikkat edin şimdi, Lonar Rover adlı keşif aracının bir bölümünün arkasında kalmış! Makinenin objektifinde bulunan bir çizgi nasıl olur da resimdeki objenin arkasına geçer? Nasa'nın bu konuda iddiası diyaframın gereğinden fazla açılması sonucu gerçekleşen dengesiz ışıklandırmanın beyaz cisimleri olduğundan parlak göstermesi. Bunu bilemeyeceğiz, ama o metal alenen o artının üzerinde duruyor gibi görünüyor bize.

Burada uzun uzun anlatmayacağımız başka iddialar da var. Örneğin Ay'ın sıcaklığı. Ay'daki sıcaklığın 150 dereceye kadar çıkabildiği, bu sıcaklıkta film makaralarının yapışkan plastik toplara dönüşmesi gerektiği söyleniyor.

Bir diğer iddia Van Allen radyasyon kuşakları. Van Allen, Dünya'nın aşağı yukarı 30 km yukarısında yer alan bir radyasyon alanı. İddialar, bu alandan geçecek hiçbir canlının hayatta kalamayacağı, Sovyetler'in de bu yüzden Ay'a hiç insan göndermedikleri şeklinde. Ancak bütün kuşağı bir saatte geçecek yansıtıcı kaplamalı geminin içindeki insanlara zarar vermeden kuşaktan çıkabileceği Nasa'nın karşı iddiası. Açıkçası bizi aşan teknik bir konu, ukalalık yapmanın alemi yok.

Deli saçması bunlar!




Tabii ciddiye alınmayacak iddialar da var, örneğin hava olmadığı için bayrağın dalgalanmaması gerektiği gibi. Astronotlar bayrağı ellerinde hareket ettirirlerken kumaşın hareketlenmesi son dere doğal. Peki Ay'ın yüzeyi kuru olmasına rağmen neden astronotların ayak izleri ıslak kuma çıkar gibi net çıktı? Bunun cevabı Ay kumunun yapısında. Ay'daki kum bildiğimiz kumdan çok daha ince, pudramsı bir yapıda, dolayısıyla kolayca iz çıkabiliyor. Eagle'ın Ay yüzeyine devasa bir krater açması gerektiği de iddia ediliyor. Oysa Eagle, Ay'a inerken o kadar yavaşlamıştı ki, yüzeye uygulanan basınç santimetre kareye 200 gramdan azdı. Bu da krater açılmamasını açıklıyor. Peki kum o kadar inceyse etraf neden toz duman olmadı? Mutfağın zeminine bir paket un dökersek (Bize ve annenize kalsa dökmeyin, sadece okuyun) ve un tepeciğine üflesek her taraf un olur değil mi? Oysa Ay'da hava olmadığı için bu üfleme efekti de olmuyor, dolayısıyla kalkacak tek toz fiziksel olarak dokunulan tozlar. Onlar da kalkıyor zaten.

Böylece komplo teorilerinin sonuna geldik. Bu teorileri biz uydurmadık, herhangi birine özellikle katılıyor da değiliz. Sadece ilginç buluyoruz, çok mantıklı karşı iddiaları da ilginç bulduğumuz gibi. Bunların hepsi akla "ateş olmayan yerden duman çıkmaz" sözünü getirmiyor mu?

alıntı : iştegenç
-----------
 
S

spiritualsigns

Kullanıcı
20 Şub 2009
En iyi cevaplar
0
0
İzmir
Ben mars yüzeyinde yürüyüş yaptım.. yemin etsem başım ağrımaz... Aynı ortam yaratılmış resimleri bile paylaşabilirim... Marstan gelmiş kumlar taşlar aynı valla... bu ay ortamıda buna benzer birşey olmalı... Bak bu astronot discovery mekiğine de binmemiştir... ben bindim yeminle :)) hem kumanda panosunun önünde resimlerim var... Bende uzaya gittim marsta yürüdüm desem inanırlar :)))
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
Bu amerikalılar yokmu :d Adamlar biz yapmadık etmedik diyo inanmıyoruz. Yaptık ettik diyo yine inanmıyoruz.
Ağızları ile kuş tutsalar nafile valla.. Ay'a ayak bassalar nolur basmasalar nolur. Hem bir kurgu bile olsa harika bir kurgu denilebilir. Keza tüm dünya yemiş. Afiyet olsun.
Armstrong'u bana demeyin zaten o adam ay'da ya budhayı görüyo ya ezan duyuyo.
Belkide ay diye  sahra' ya ayak basmışlardır.
 
E

ebruliyn

Kullanıcı
29 Nis 2008
En iyi cevaplar
0
0
Armstrong'u bana demeyin zaten o adam ay'da ya budhayı görüyo ya ezan duyuyo.
Belkide ay diye  sahra' ya ayak basmışlardır.
Çok iyiydi ya  ;D
 
H

Harun

Kullanıcı
29 Şub 2008
En iyi cevaplar
0
36
İstanbul
leftinthedark.wordpress.com
Korsan' Alıntı:
Bu amerikalılar yokmu :d Adamlar biz yapmadık etmedik diyo inanmıyoruz. Yaptık ettik diyo yine inanmıyoruz.
Ağızları ile kuş tutsalar nafile valla.. Ay'a ayak bassalar nolur basmasalar nolur. Hem bir kurgu bile olsa harika bir kurgu denilebilir. Keza tüm dünya yemiş. Afiyet olsun.
Armstrong'u bana demeyin zaten o adam ay'da ya budhayı görüyo ya ezan duyuyo.
Belkide ay diye  sahra' ya ayak basmışlardır.
;D ;D
valla bana hiç inandırıcı gelmiyor o yıllarda aya gidildiği.komploya da gerek yok, ben sadece teknolojik olarak inanmıyorum gidilebileceğine. hadi gittin, geri nasıl geldin be adam  ;D

Amerika ne derse inanmayacaksın çünkü senin duymak istediğin şeyi söyler hep.
 
D

dideM

Kullanıcı
5 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Hem bir kurgu bile olsa harika bir kurgu denilebilir. Keza tüm dünya yemiş.
Yenmesi biraz da normal. Kimse orayla ilgili bir şey bilmiyor, dolayısıyla insanlara ilginç geliyor ve yemek istiyorlar. :)
 
K

korsan

Kullanıcı
18 Kas 2007
En iyi cevaplar
0
36
Gaziantep
dideM' Alıntı:
Hem bir kurgu bile olsa harika bir kurgu denilebilir. Keza tüm dünya yemiş.
Yenmesi biraz da normal. Kimse orayla ilgili bir şey bilmiyor, dolayısıyla insanlara ilginç geliyor ve yemek istiyorlar. :)
Ama konuda rusların, amerikalılara nanik yaptığı söylenio :d Yani halklar olmasada bazı devletler orası hakkında bişeler bilio. Hoş nanik yapan ruslarda yemiş ya. hehe Nerden nereye bu günde "Mir" de beraber nanikleşiolar :d
Yani o dönem için bende zor diye düşünüyorum ya. Hatta bu konuyu kısmen ele alan bir film izlemiştim. Adamları ay diye bir çöle götürüolar. Sonrada mekik düştü deyip adamları öldürmeye koyuluyorlar. Malum amerikan filmi halkı bilgilendiricek baş rol oyuncusu kurtulup kendi enazesine katıldımmı işler değişio :d

Yanı kısaca adamlar kim ne yer ne içer bilio, ona göre menü çıkarıolar.
Bknz: vietman, somali, ırak, afganistan, 11 eylül,  vs vs vs yemedikmi :d 7 ik.
 
D

dideM

Kullanıcı
5 Eyl 2007
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
Yanı kısaca adamlar kim ne yer ne içer bilio, ona göre menü çıkarıolar.
Bknz: vietman, somali, ırak, afganistan, 11 eylül,  vs vs vs yemedikmi :d 7 ik.
hehe doğru valla, diyecek bişey yok!
 
Üst