Atatürk'ün Başyaveri Salih Bozok'tan ...

  • Konbuyu başlatan GulsahToptas
  • Başlangıç tarihi

Konu hakkında bilgilendirme

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Mustafa Kemal Atatürk kategorisinde GulsahToptas tarafından oluşturulan Atatürk'ün Başyaveri Salih Bozok'tan ... başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 2,220 kez görüntülenmiş, 2 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Mustafa Kemal Atatürk
Konu Başlığı Atatürk'ün Başyaveri Salih Bozok'tan ...
Konbuyu başlatan GulsahToptas
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan seca
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
ATATÜRK'ün BAŞYAVERİ Salih Bozok anlatiyor
Tarihten bir yaprak... Atatürk' ün basyaveri Salih Bozok anlatiyor. Baskumandan, dusmandan kurtardigi Izmir' de gecirecegi ilk gecesinin tarif edilemez sevincini yasiyordu.
..........
İzmir' deki yeni evinde Mustafa Kemal Pasa ilk gecesini calisarak gecirdi.
Kendisi icin zengin bir sofra hazirlandigi halde hicbir yemege dokunmadan ufak tefekle karnini doyurdu ve gec vakitlere kadar calisti.
Ertesi sabah erkenden uyanmistik. Hafif bir kahvaltidan sonra vilayet konagina gittik ve dogruca Vali' nin odasina girdik. Vali, İngiliz Konsolosu ile konusuyordu.
Biz gelince Vali ayaga kalkti ve Konsolos ile Mustafa Kemal Pasa' yi tanistirdi.
Konsolos, iyi Turkce biliyordu.
Pasa Vali' ye sordu:konu nedir?
Vali anlatti:
-Sayin Konsolos, İngiliz tebasindan olan vatandaslar ile Rum, Ermeni, Yahudi gibi azinliklarin guven altinda bulunduklarini belirtir bir " guvence "istiyorlar. Ben kendilerine herkesin esit bicimde guven altinda olduklarini bildirdim.
Mustafa Kemal Pasa, Konsolos' un Türkce bildigini biliyordu, oyle oldugu halde ofkesini belirtmek icin sordu:
-Ee, peki daha ne istiyormus?
Bu soruya Konsolos Turkce cevap verdi.
-Tebamiz hakkinda hukumetinizden yazili teminat istiyorum!
Konsolos garip bir bicimde diklenmisti. .. Pasa' nin sesi havada kirbac gibi sakladi:
-Yunanlilar zamaninda kendi tebanizi daha emniyette mi goruyordunuz?
Konsolos gerisinde İngiliz devletinin bulundugunu belli eden bir kasilma ile:
-Evet , dedi. Yunanlilar burada iken tebamizi emniyette goruyorduk.
-Oyleyse buyrun tebanizla birlikte Yunanistan'a gidin, efendim!
Konsolos kendisinden umulmayacak bir cesaret gosterdi:
-Yani majestelerimin hukumetine savas mi aciyorsunuz?
Mustafa Kemal iyice ofkelenmisti fakat ofkesini tuttu ve Konsolos'a:
-Siz kiminle ve ne konustugunuzu biliyor musunuz?.. Ben Turkiye Buyuk Millet Meclisi Baskani ve Turk Ordulari Baskomutaniyim. Savas açmaya,baris yapmaya hakkim var.Siz kimsiniz!.. Hukumetiniz adina savas ve baris gorusmeleri yapmaya yetkili misiniz? Boyle bir yetkiniz varsa goruselim.
Yoksa (eliyle kapiyi gosterdi) buyurunuz efendim!..
O kasim kasim kasilan Konsolos, Mustafa Kemal Pasa' nin son cumlesi uzerine sapsari kesildi ve tek bir kelime soylemeden kapidan cikti gitti.
Mustafa Kemal Pasa arkasindan bir sure baktiktan sonra Vali' ye dondu:-Yuz vermeyin Vali Bey! Bunlar karsilarinda hala Babaili Hukumeti var saniyorlar.
Bir zirhlisi onunde pisacak, bir blofu onunde yelkenleri suya indirecek "devletcik" saniyorlar bizi!.. Kustahligin derecesine bakin, bana "Savas mi aciyorsunuz?" diye soruyor, barut kokan bir odada sorduguna bak!..
Savas halinde degil miyiz sanki!....................................kolarinda ve omuzlarindaki isaretlerden amiral rutbesinde oldugu anlasilan İngiliz Donanmasi Komutani, Hukumet Konagi' nin kapisindan girerek Mustafa Kemal Pasa' nin odasina dogruldu.Nazik, fakat ofkeli bir hali vardi.
Rusen Esref onune cikip ne istedigini sorunca:
-Baskomutan Mustafa Kemal Pasa ile gorusmek istiyorum!.. dedi.......Birlikte odaya girdiler kapi kapandi. Amiral once:
-Cok guc kosullar altinda bir savas kazandiniz, sizi asker olarak ictenlikle kutlarim.
Canakkale' deki basarinizi rastlantiya borclu olmadiginiz, kanitlanmis oldu.Buyuk bir askerle tanidigim icin memnunum, demis.
Mustafa Kemal Pasa cok hoslanmis bu sozlerden......
Amiral bir sure sonra konuya girmis:
-Ulkenin kontrolunuz altinda bulunan bolumunde bizim tebamiz ve sizin azinliklarinizdan Ermeniler, Rumlar var.Yeni askeri yonetim altinda bu insanlarin statusu nedir? Guven de midirler?..
-Hic kuskunuz olmasin Amiral!..Turkiye' deki butun insanlar gibi tebaniz ve sozunu ettiginiz azinliklar da TBMM Hukumeti' nin esit korumasi altindadir.Suc islemeyenler, kendilerini bu memlekette benim kadar güvende sayabilirler.
-Suc isleyenler?
-Suc isleyenler Sayin Amiral, dunyanin her yerinde oldugu gibi, ulkemizde de adaletin huzuruna cikarlar...Suclu iseler, cezalarini elbette cekeceklerdir...
-Fakat Pasa Hazretleri,fevkalade gunler gecirdik. Yunan ordusundan cesaret alan Rumlarin bazilari, simarikliklar yapmis olabilir. Bugun bu insanlar yerli halkin dusmanligi ile yuzyuzedirler. Ermeniler icin de baska acidan ayni seyleri soyleyebilirim. Biliyorsunuz, arkadaslarinin buyuk bir bolumu goce zorlandi ve onemlice bir bolumu de hayatini kaybettiler. Bu ruh tedirginligi icinde Yunan ordusu ile isbirligi yapmis, bazi Turklere zor gunler gecirtmis olabilirler. Bunlar, fevkalade gunlerin olaylaridir.
Bagislanmasi, hos gorulmesi gerekir. Eger bu kimseler, halkin husumetine birakilacak olursa, butun dunya aleyhinize kiyameti koparir!
Son cumleye kadar Amiral' i gulumseyerek dinleyen Mustfa Kemal Pasa, dunyanin koparacagi gurultu ile kendini tehdide girisince, sozunu bicak gibi kesmis:
-Su " Efendi Devlet" rolunu bir kenara koyunuz Amiral! Milletleri de tehdit etmekten vazgeciniz! Ingiltere ve muttefiklerinin kiyameti koparip koparmayacagini dusunmem! Bunlar memleketimin ic isleridir; kimsenin bu islere karismasina musaade etmem! Majestelerinin devleti memleketimizin azinliklari ile ugrasmaktan vazgecsinler! ..Kim bize saygi beslemezse, bizden saygi beklemeye hakki olmaz!..
Amiralin benzi kul gibi olmus:
-Ingiltere Hukumeti' nin tebasini her yerde koruma hakki, devletler hukuku teminati altindadir. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladigimiz Rum ve Ermenilerin guven icinde bulundurulmasini sadece rica ettik. Yoksa biz bu guvenligi saglayacak gucteyiz...
Iste o zaman Mustafa Kemal Pasa' nin tepesi iyice atmis:
-Arkaladiginiz Yunan ordusunun denizde yuzen leslerini herhalde gormus olmalisiniz! Turk ordusu asayisi saglayacak gucte oldugu gibi, limani (o donemde Ingiliz donanmasi Izmir limaninda bulunmaktaydi) bosaltacak guctedir de...İsterseniz, Turk' e ihanet eden tebanizin ve azinliklarinizin adaletten kacan sefillerini geminize doldurabilirsiniz!..Donanmanizin da en kisa zamanda limani terk etmesini istiyorum!
Mustafa Kemal Pasa' nin cumleleri, art arda Osmanli tokatlari gibi Amiralin yuzunde sakladikca, Amiral ne yapacagini sasmis ve en sonunda:
-Ingiltere' ye savas mi aciyorsunuz? demis.
Iste Pasa burada son sozunu soylemis:
- Savas acmak mi? Siz yoksa Sevr Antlasmasi' nin hala yururlukte oldugunu mu saniyorsunuz? Biz onu coktan yirttik... Karsimda oturusunuzu, sizi konuk saymama borclusunuz! Fakat goruyorum ki, nezaketimizi kotuye kullanmak egiliminiz var... Buna musaade edemem.
Bizim gozumuzde "Baris antlasmasi yapmamis" iki devletiz. Savas hukuku yururluktedir. Gemilerinizi derhal karasularimizdan cekmenizi size ihtar ediyorum!
Bir balmumu heykeline donmus Amiral..... ise gerine girdigi Mustafa Kemal Pasa' nin odasinda oturdugu sandalyede kuculdukce kuculmus ve sonunda kekeleyerek:
-Afedersiniz!.. demis ve yerlere kadar egilerek geri geri kapiya gidip disari cikmis.
......Rusen Esref hem dusunceli hem de guluyordu:
-Pasa, Amirali anasindan dogduguna pisman etti. "Kendisinin Turk topraklarinda bir savasci olarak bulundugunu " Pasa' dan ogrendigi zaman sapsari kesildi... Tutuklanacagini, tutsak edilecegini sandi.
Ince dudaklarini isiriyor, parmaklarini birbirine kenetlemis titriyordu.
Karsisinda Babiali Pasasi bulacagini saniyordu herhalde..."Ingiltere devletini kendi devletine esit goren " bir Pasa ile karsilastigi icin, ihtiyatsizlik edip karaya ciktigina kim bilir nasil lanet etmistir...
Aradan bir saat gecti gecmedi... Ingiliz gemisinden bir mufreze ve bir tegmen cikti. Amiralden - devleti adina- bir ultimatom getiriyordu, Baskomutan' a kendi eliyle verecekti. Pasa' ya bildirdim;
"Gelsin" dedi.
Tegmeni iceri aldim. Rusen Esref tecumanlik yapiyordu.Ingiliz caki gibi bir tegmendi. Pasa' nin karsisinda gosterisli bir selam verdi ve Rusen Esref araciligiyla ultimatomu Pasa' ya ulastirdi.Pasa:
-Peki tegmen! Hukumetimiz ultimatomunuzu inceler ve hukumetinize gereken karsiligi verir.Siz geminize donebilirsiniz............... Tegmen once disari cikacakmis gibi bir hareket yapti, sonra da Rusen Esref'e donup:
-Baskomutan ellerini opmeme müsaade buyururlar mi?
Rusen Esref, tegmenin dilegini Pasa' ya soyledi,Pasa:-Nereden icap etmis sor bakalim!.. dedi.
Tegmen:
-Asker olarak zaferlerine, insan olarak kendisine hayranim...Lutfetsinler...
Tegmen Pasa' nin elini optu, Pasa da tegmenin yanagini oksadi. Odayi bosalttik.
Az sonra Rusen Esref' i cagirdi:
-Metni okudunuz mu? Ne istiyorlar?..
-Pasam Amiral ile gorustuklerinizin yazi ile de pekistirilmesi isteniyor.
-Oyleyse Halide Hanim' i (Edip Adivar) bulunuz, hemen tercumesini yapsin ve metin olarak bana getirsin... Ote yandan bir kopyasini sifre ile Disisleri Baknligina gonderin gerekeni yapsinlar... Durumu, ordu komutani Nurettin Pasa' ya da bildiriniz. Gerekiyorsa benimle temas etsin........
Olay kisa bir sure icinde sehirde duyulmustu......Ingiliz ve Fransizlar, kendi devletlerinin uyrugunda olanlari gemilere bindirmeye baslamislardi. Nitekim birkac saat sonra da sessizce cekilip gittiler...



not:sesli kitap sitesinden alıntıdır.
 
G

GulsahToptas

Kullanıcı
17 May 2006
En iyi cevaplar
0
0
İstanbul
gulsaht.blogcu.com
Mahmut Sadi'nin bir ogrencilik anisi
Mahmut Sadi'nin bir ogrencilik anisi:
Yil 1923... Istanbul Universitesi'nde ogrenci oldugum siralar. Okul duvarinda bir ilan goruyorum. 'Avrupa'ya talebe yollanacaktir.'
'Allah Allah' diyorum, ulke yikik dokuk yil 1923... Avrupa'ya talebe! Luks gibi gelen bir sey, ama bir sansimi denemek istedim. 150 kisi icerisinde 11 kisi secilmisiz.
Benim ismimin yanina Ataturk 'Berlin Universitesi'ne gitsin' diye yazmis.
Zaman geldi. Sirkeci Gari'ndayim, ama kafam oyle karisIk ki gitsem mi, kalsam mi orada ben unutulur muyum, para yollarlar mi, gurbet ellerde ne yaparim?
Bir an gitmemeye karar verdim, dondum. O sirada bir muvezzi ismimi cagirdi:
'Mahmut Sadi, Mahmut Sadi, bir telgrafin var.'
Telgrafi actim aynen sunlar yaziyordu:
'Sizleri birer kivilcim olarak gonderiyorum; alevler olarak geri donmelisiniz.'
'Var mi boyle bir sey? 11 ogrencinin nerede, ne zaman, ne dusunebilecegini hesap edebilen bir lider, dunya lideri olmasin da ne olsun! Yil 1923, biz evimizde bir cocugumuzun huyunu degistiremiyoruz, bir huyunu. Tum ulkenin huyu degisiyor. Bununla ugrasan bir insan, yolladigi 11 ogrencinin nerede, ne zaman, ne dusunebilecegini hissedebiliyor.'

Mahmut Sadi devam ediyor:
'Gel de simdi gitme, git de orada calisma, don de bu ulke icin canini verme!' Diyor.


 
S

seca

Kullanıcı
1 Haz 2007
En iyi cevaplar
0
0
mersin
emeğine sağlık gülsah çok güzel bir paylasım olmus zevkle okudum ki bizzat atanın yaverinin ağzından cümleler...

ama en çok hoşuma giden kısmıda Atatürk'ün savas üzerine verdiği cevap oldu...çok duygulandırıcı gerçekten...

şimdi herşey çıkar üzerine ülkeler arasında ne yazıkki
 
Üst